10. Hukuk Dairesi 2024/40 E. , 2024/1514 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/827 E., 2023/1878 K.
KARAR : Esastan Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 5. İş Mahkemesi
SAYISI : 2019/299 E., 2022/69 K.
Taraflar arasındaki ölüm aylığının kesilmesine dair Kurum işleminin iptali ile aylığın yeniden bağlanması, ödenmeyen aylıkların yasal faizi ile tahsili ve borçlu olmadığının tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I.DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının, davalı Kurumdan yetim aylığı aldığını, boşandığı eşi ile fiilen birlikte yaşadığının tespit edildiği gerekçesiyle aylığının kesildiğini, davacının ve eşinin, davacının babasının vefatından 6,5 yıl önce boşandığını, bu boşanmanın anlaşmalı olarak değil, çekişmeli olarak görüldüğünü, davacı ve eski eşinin farklı yerlerde ikamet ettiğini, eski eşinin ara sıra eski konuta gelmesinin tek sebebinin ... olan kızının sahipsiz olmadığını göstermek olduğunu, davalı Kurum tarafından yeterli araştırmanın yapılmadığını ileri sürerek, dava konusu Kurum işleminin iptali ile kesilen yetim aylığının kesilme tarihi itibariyle yasal faizi ile birlikte ödenmesine ve Kuruma borçlu olunmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
II.CEVAP
Davalı SGK Başkanlığı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddini istemiştir.
III.İLK DERECE MAHKEME KARARI
Toplanan deliller, dosya kapsamı ve tanık beyanları birlikte değerlendirildiğinde; davacı ve eski eşi ...'in 1991 yılında boşandıkları, davacıya babasının vefatından sonra yetim aylığı bağlandığı, davalı Kurum tarafından yapılan denetim neticesinde davacının eski eşi ile boşansa da fiilen birlikte yaşadığının tespit edilmesi gerekçesi ile yetim aylığının kesildiği, davacı tarafından açılan işbu dava ile Kurum işleminin hukuka aykırı olduğu belirtilerek iptalinin istendiği, inceleme raporu ve ekindeki ifade tutanaklarında ...'in imzalı beyanında, ...'i binaya girip çıkarken gördüğünü, resmi olarak evli olup olmadıklarını bilmediğini, 8 numaradan uzun süre aidat alamadığı için ihtar çektiğini, bu durum üzerine Saadet Hanım ve ... Bey'in dükkanını basıp hakaret ettiklerini belirttiği, ...'ın 06.05.2019 tarihli imzalı ifadesinde ...Mah. Samsun Cad. ...et Sok. No:41/6 adresinde yaşadığı ve apartman yöneticisi olduğu, 35 yıldır aynı adreste ikamet ettiği, 7 numarada ...'in kardeşi ...'ın ikamet ettiğini, 4-5 yıl önce annesinin vefat ettiğini, vefat etmeden evvel annesi ile birlikte yaşadığını, ...'in bu adreste ikamet etmediğini, birkaç kez ... adına evrak geldiğini, bu adresi kendi adresi olarak göstermiş olduğunu, ancak ...'in burada ikamet etmediğini beyan ettiği, ...'in sıklıkla Mamak adresinde bulunan başta ... Eczanesi olmak üzere Mamak ve Altındağ'daki eczanelerden alışveriş yaptığı, müşterek çocukların velayetinin babaya verilmiş olmasına rağmen, davacı ve tanıkların beyanlarından ...'in kızını görmek için davacının evine gelip gittiğini ifade ettikleri hususları ile dosyada mevcut diğer bilgi ve belgeler dikkate alındığında, Kurum denetmeni tarafından düzenlenen tutanağın aksi ispatlanana kadar geçerli resmi bir belge olup somut olayda davacının boşandıktan sonra eski eşi ile birlikte yaşamadığının her türlü tereddütten uzak bir şekilde ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV.İSTİNAF
A.İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
B.İstinaf Sebepleri:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; salt denetmen raporu ile karar verildiğini, toplanan delillere ve tanık beyanlarına itibar edilmediğini, tanık beyanlarının açıkça lehe olduğunu, neden itibar edilmediğinin gerekçede açıklanmadığını, denetmen raporunun hatalı ve subjektif olduğunu, Mahkemece eksik inceleme ve araştırma ile karar verildiğini belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir.
C.Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Kurum kontrol memurlarınca tutulan tutanağın somut verilere dayalı olması, tanıkların birlikte yaşamayı doğrulamaları, MEDULA kayıtları nazara alındığında, Kurum kontrol memurlarınca düzenlenen raporun aksinin ispatlanamadığı, Kurum işleminde isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V.TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; istinaf sebepleri doğrultusunda hükmün temyizen bozulmasını istemiştir.
C.Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacının boşandığı eşi ile birlikte yaşadığı gerekçesiyle aylığının kesilmesi işleminin iptali ile kesilen aylığın yeniden bağlanması, ödenmeyen aylıkların yasal faizi ile tahsili ve borçlu olmadığının tespitine ilişkindir.
2.İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri,
2.Davanın, yasal dayanağı 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 56 ncı maddesinin ikinci fıkrasıdır. Fıkrada “Eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen eş ve çocukların, bağlanmış olan gelir ve aylıkları kesilir. Bu kişilere ödenmiş olan tutarlar, 96 ncı madde hükümlerine göre geri alınır.” düzenlemesine yer verilmiştir. Anılan madde 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
3.5510 sayılı Kanun'un 56 ncı maddesinin ikinci fıkrası, daha önceki sosyal güvenlik kanunlarında yer almayan, boşanılan eşle fiilen (eylemli olarak) birlikte yaşama olgusu, gelir-aylık kesme nedeni olarak düzenlendiği gibi, eylemli olarak birlikte yaşama, aynı zamanda gelir-aylık bağlama engeli olarak da benimsenmiştir. Burada, eylemli olarak birlikte yaşama olgusunun/durumunun tanımlanması, hukuki sınır ve çerçevesinin çizilip ortaya konulması önem arz etmektedir. Taraflar arasında hangi hukuki sebep ve maddi vakıaya dayanmış olursa olsun sona ermiş evlilik birliğinin hak ve yükümlülüklerinin sürdürüldüğü beraberlikler veya kesinleşmiş yargı kararına bağlı olarak gerçekleşmiş boşanmanın var olan-olası sonuçlarını ortadan kaldırıcı/giderici nitelikteki birliktelikler madde kapsamında değerlendirilmeli, ortak çocuk-çocuklar yönünden, boşanma kararına bağlanan veya bağlanmayan kişisel ilişkilerin yürütülmesini sağlamaya yönelik olarak, eşlerin belirli aralıklarda ve günlerde zorunlu şekilde bir araya gelmeleri durumunda ise kanun koyucunun bu türden ilişkinin varlığının gelir-aylık bağlanmaması veya kesilmesi nedeni olarak öngörmediği kabul edilmeli, boşanılan eşle kurulan-yürütülen ilişkinin, eylemli olarak birlikte yaşama kavramı kapsamında yer alıp almadığı dikkatlice irdelenerek saptama yapılmalıdır.
4.Anılan 56 ncı maddede, oldukça yalın olarak “eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen” ibareleri yer almakta olup, kanun koyucu tarafından örneğin; “sosyal güvenlik kanunları kapsamında ölüm aylığına hak kazanmak amacıyla eşinden boşanan”, “hak sahibi sıfatını haksız yere elde etme amacıyla eşinden boşanan”, “gerçek boşanma iradesi söz konusu olmaksızın (muvazaalı olarak) eşinden boşanan” veya bunlara benzer ifadelere yer verilmemiş, sade olarak kaleme alınan metinle uygulama alanı genişletilmiştir. Maddede boşanma amacına-saikine yönelik herhangi bir düzenlemeye yer verilmediğinden, gerek Kurumca, gerekse yargı organlarınca uygulama yapılırken; eşlerin boşanma iradelerinin gerçekliğinin-samimiliğinin araştırılıp ortaya konulması söz konusu olmamalı, boşanmanın muvazaalı olup olmadığına ilişkin herhangi bir araştırma-irdeleme ve boşanma yönündeki kesinleşmiş yargı kararının geçerliliğinin sorgulaması yapılmamalı, özellikle, kesinleşmiş yargı organının verdiği karara dayanan “boşanma” hukuki durum ve sonucunun eşlerin gerçek iradelerine dayanıp dayanmadığının araştırılmasının bir başka organın yetki ve görevi içerisinde yer almadığı, kaldı ki, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nda “anlaşmalı boşanma” adı altında hukuki bir düzenlemenin de bulunduğu dikkate alınmalıdır. Şu durumda sonuç olarak vurgulanmalıdır ki, boşanma tarihi itibarıyla gerçek-samimi boşanma iradelerine sahip olan (evlilik birliği temelinden sarsılan) veya olmayan tüm eşlerin, maddenin yürürlük tarihi olan 01.10.2008 tarihinden itibaren her ne sebeple olursa olsun eylemli olarak birlikte yaşadıklarının saptanması durumunda gelirin-aylığın kesilmesi zorunluluğu bulunmaktadır.
5.Gelirin-aylığın kesilme tarihi ile Kurumun geri alım (istirdat) hakkının kapsamına ilişkin olarak; eylemli birlikte yaşama olgusunun gerçekleşme-başlama tarihi esas alınarak bu tarih itibarıyla gelir-aylık kesme veya iptal işlemi tesis edilip ilgiliye, anılan tarihten itibaren yapılan ödemeler yasal dayanaktan yoksun-yersiz kabul edilmeli, ancak, söz konusu madde 01.10.2008 günü yürürlüğe girdiğinden, eylemli birliktelik daha önce başlamış olsa dahi maddenin yürürlük günü öncesine gidilmemeli, başka bir anlatımla 01.10.2008 tarihi öncesine ilişkin borç tahakkuku söz konusu olmamalı, böylelikle açıklığa kavuşturulacak yersiz ödeme dönemine ilişkin olarak 5510 sayılı Kanun'un 96 ncı maddesine göre uygulama yapılmalıdır. İnceleme konusu 56 ncı maddede, “eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle” ibareleri yer aldığından, birden fazla evlilik ve doğal olarak birden fazla boşanmanın gerçekleşmiş olması durumunda, boşanılan herhangi bir eşle eylemli olarak birlikte yaşama durumunda madde hükmünün uygulanacağı gözetilmelidir.
6.Aynı Kanun'un 59 uncu maddesinin başlığı Kurumun denetleme ve kontrol yetkisi olup maddeye göre; "bu Kanun'un uygulanmasına yönelik işlemlerin denetimi, Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurları eli ile yürütülür ...", maddenin 2 nci fıkrasında "Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurlarına görevleri sırasında tespit ettikleri Kurum alacağını doğuran olay ve bu olaya ilişkin işlemler, yemin hariç her türlü delile dayandırılabilir. Bunlar tarafından düzenlenen tutanaklar aksi sabit oluncaya kadar geçerlidir..." şeklinde düzenlenmiştir.
7.Sonuç olarak; 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 56 ncı maddesinin ikinci fıkrasına dayalı açılan bu tür davalarda eylemli olarak birlikte yaşama olgusunun tüm açıklığıyla ve özellikle taraflar arasındaki uyuşmazlık konusu dönem yönünden ortaya konulması önem arz etmektedir. Bu aşamada, özellikle Anayasa'nın 20, 5510 sayılı Kanun'un 59, 100, 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun'un 28, 45, 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu'nun 3, 45 – 53, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 32, 01.10.2011 günü yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 6, 24 – 33, 189, 190, 191, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 6, 19, 20 nci maddeleri ve diğer ilgili mevzuat hükümleri göz önünde bulundurulmak suretiyle yöntemince araştırma yapılmalı, tarafların göstereceği tüm kanıtlar toplanmalı, bildirilen ve dinlenilmesi istenilen tanıkların ifadeleri alınmalı, davacı ile boşandığı eşinin yerleşim yerlerinin saptanmasına ilişkin olarak; muhtarlıktan ikametgah senetleri elde edilmeli, ilgili Nüfus Müdürlüklerinden sağlanan nüfus kayıt örnekleri ile yerleşim yeri ve diğer adres belgelerinden yararlanılmalı, adres değişiklik ve nakillerine ilişkin bilgilere ulaşılmalı, özellikle ilgili Nüfus Müdürlüğünden adres hareketleri, tarihleriyle birlikte istenilmeli, ilgililerin su, elektrik, telefon aboneliklerinin hangi adreste kimin adına tesis edildiği saptanmalı, seçmen bilgi kayıtları getirtilmeli, varsa çalışmaları nedeniyle resmi-özel Kurum ve kuruluşlara verilen belgelerde yer alan adresler dikkate alınmalı, boşanan eşler 4857 sayılı Kanun hükümleri kapsamında yer almakta iseler adlarına ödeme yapılabilecek özel olarak açılan banka hesabı bulunup bulunmadığı belirlenmeli, boşanan eşlerin kayıtlı oldukları bölge-bölgeler yönünden kapsamlı Emniyet Müdürlüğü-Jandarma Komutanlığı araştırması yapılmalı, anılan mahalle-köy muhtar ve azalarının tanık sıfatıyla bilgi ve görgülerine başvurulmalı, böylelikle “boşanılan eşle eylemli olarak birlikte yaşama” olgusunun gerçekleşip gerçekleşmediği, toplanan kanıtlar ışığı altında değerlendirildikten sonra elde edilecek sonuca göre karar verilmelidir.
3.Değerlendirme
1.İnceleme konusu eldeki davada, her ne kadar Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş ise de, uyuşmazlık konusu dönemde davacı ve boşandığı eşinin birlikte yaşayıp yaşamadıkları hususunda yeterli araştırma yapılmaksızın sonuca gidildiğinden, hüküm eksik inceleme ve araştırmaya dayalıdır.
2.Mahkemece yapılacak iş; öncelikle davacıya ... babasından bağlanan ölüm aylığına ilişkin tahsis dosyası getirtilmeli, borç tahakkuk dönemi belirlenmeli, uyuşmazlık konusu dönemde davacı ve boşandığı eşine ait adreslerde birlikte yaşayıp yaşamadıkları kolluk marifetiyle ayrıntılı araştırılmalı, söz konusu adreslerdeki komşular, mahalle muhtar ve azaları dinlenerek bilgi ve görgülerine başvurulmalı, ilgililerin telefon (GSM) abonelikleri ile banka kayıtları getirtilmeli, MEDULA sisteminde kayıtlarda görülen adresler ilgili sağlık kuruluşlarından araştırılmalı, bu kapsamda uyuşmazlık konusu dönemde aynı hastanelerde muayene olup olmadıkları, tedavi görüp görmedikleri tespit edilmeli, böylelikle; dosya kapsamındaki tüm bilgi ve belgeler değerlendirilerek, boşanılan eşle eylemli olarak birlikte yaşama olgusunun gerçekleşip gerçekleşmediği, toplanan kanıtlar ışığında şüphe bırakmayacak şekilde ortaya konulduktan sonra hüküm kurulmalıdır.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgilisine iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
20.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!