WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 14 Haziran 2026

YARGITAY 10. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

10. Hukuk Dairesi         2024/3943 E.  ,  2024/6874 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2023/203 E., 2023/357 K.
KARAR : Kabul

Taraflar arasındaki 5434 sayılı Kanun kapsamında hak kazanılan fiili hizmet süresi nedeniyle yaşlılık aylığı bağlanması ve yasal faiziyle birlikte tahsili gerektiğinin tespiti davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının 03.04.1971 tarihinde doğmuş olup 15.04.1989 – 14.03.2007 tarihleri arasında Türk Hava Kuvvetlerinde muvazzaf subay olarak görev yaptığı ve Türk Hava Kuvvetlerinde görev yaptığı, işbu 17 yıl 11 aya istinaden yıpranma payı olarak 3 yıl, 10 ay, 15 günlük fiili hizmet zammının (FHZ) mevcut olduğu, davacının bu görevinden sonra SSK'ya bağlı sigortalı olarak 3401200808853 sigorta sicil numarasıyla özel bir hava yolu şirketinde pilot olarak çalışmaya başladığı, 4/a kapsamındaki ilk işe giriş tarihinin 28.02.2008 tarihi olduğu, emeklilik tahsis talebinde bulunmak amacıyla SGK'ya başvuru ile kamu görevlisi olarak hizmet sürelerinin (4/c) ve özel sektör sigortalılık sürelerinin (4/a) birleştirilmesini talep ettiği, bunun üzerine Kamu Görevlileri Daire Başkanlığına yazı yazılarak davacının 4/c'ye tabi hizmetlerinin bildirilmesinin istendiği ve ilgili dairenin 02.10.2018 tarihli yazısında davacının 4/c kapsamında 17 yıl 11 aylık hizmet süresi ve 3 yıl, 10 ay, 15 günlük fiili hizmet süresi zammı olmak üzere toplamda 21 yıl, 9 ay, 15 günlük hizmet süresi olduğunun bildirildiği, davacının 21.01.2019 tarihinde emeklilik ve yaşlılık aylığı tahsis talebiyle davalı Kuruma başvurduğu, ancak söz konusu talebinin emeklilik için gerekli şartları taşımadığından bahisle davalı Kurumun 19.02.2019 tarihli 51171429 sayılı yazısıyla reddedildiği, bu red kararının usul ve kanunlara aykırı olduğu, davacı bakımından büyük hak kayıplarına yol açtığını o tarihte yürürlükte bulunan 506 sayılı Kanun'un Ek 39 uncu maddesi uyarınca fiili hizmet zammı süresinin tamamının yaş haddinden indirilmesinin gerektiği, yine ilgili mevzuat uyarınca fiili hizmet zammı süresinin tamamının hizmet başlangıç tarihinden de geriye çekilmesi gerektiği, 03.04.1971 tarihinde doğan davacının yaş haddinden 3 yıl, 10 ay, 15 günlük FHZ indirimi yapılarak doğum tarihinin 18.05.1967 tarihi olarak kabul edilmesi, yine hizmet başlangıç tarihinin ise 15.04.1989 tarihinden 3 yıl, 10 ay, 15 gün geriye çekilerek 30.05.1985 tarihi olarak kabul edilmesi gerektiği ve hizmet başlangıç tarihi 30.05.1985 tarihi olarak esas alındığında davacının emeklilik şartlarının 49 yaş, 25 sigortalılık yılı, 5300 prim gün sayısı olduğu, davalı Kurumun davacının emeklilik için yaş şartını yerine getirmediğinden bahisle tahsis müracaatını reddetmiş ise de davacının müracaat tarihi itibariyle 53 yıl 28 gün yaşı, 35 yıl, 16 gün hizmet yılı, 11768 prim gün sayısı bulunduğu, müracaat tarihi itibariyle emeklilik için aranan şartları yerine getirmiş olduğu, diğer yandan davalı Kurum tarafından düzenlenen 19.02.2019 tarihli 51171429 sayılı yazıda davacının 3 yıl, 10 ay, 15 günlük fiili hizmet zammı süresi hizmet başlangıç tarihi olan 15.04.1989 tarihinden 432 gün eksik bir şekilde geriye çekilerek hizmet başlangıç tarihinin 12.08.1986 tarihi olarak belirtildiği, oysa Kamu Görevlileri Daire Başkanlığının 02.10.2018 tarihli cevabi yazısı ile de sabit olduğu üzere fiili hizmet zammı süresinin (FHZ) 3 yıl, 9 ay, 15 gün olduğunu ve bu sürenin tamamının hizmet başlangıç tarihi hesabına dahil edilmesi gerektiği iddiasıyla davacının 3 yıl, 10 ay, 15 günlük FHZ süresinin tamamının hizmet başlangıç tarihinden ve emeklilik yaş haddinden indirilerek müracaat tarihini izleyen ay başı olan 01.02.2019 tarihinden itibaren emekli sayıldığının ve emeklilik aylığına hak kazandığının tespitine, hak kazanılan aylıkların hak kazanılan tarihten itibaren yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; 6552 sayılı Kanun'un 64 üncü maddesi gereği hizmet tespiti dışındaki davalarda dava açmadan önce Kuruma müracaat edilmesinin zorunlu olduğu ve bu zorunluluğun da dava şartı olduğu, davacının Kuruma müteaddit kereler emeklilik için başvuruda bulunduğu, ancak emeklilik için gerekli koşulları taşımadığından tahsis talebinin reddedildiği, davacının 5434 sayılı Kanun'un mülga 32 nci maddesi kapsamındaki hizmetlerinin sigortalılık süresine ve ödeme gün sayısına ilave edildiği, fiili hizmet süresinin yaştan geriye götürülmediği, 5434 sayılı Kanun'un ek 21 inci maddesiyle yapılan düzenlemenin esas olarak 657 sayılı Kanun'un 40 ıncı maddesi kapsamında devlet memuru olarak atananlar ile 926 sayılı Kanun'un 68 inci maddesinin (a) bendi kapsamında astsubay olarak naspedilenlerin bu görevlerde geçen 18 yaş altı hizmet sürelerine yönelik olduğu ve böylelikle atama ve nasp tarihleri aynı olan kamu görevlileri arasında eşitlik sağlanmasının amaçlandığı, 5434 sayılı Kanun'un 12 inci maddesinin 1 inci fıkrasında geçen 18 yaşını doldurmuş olma şartının tek istisnasının aynı Kanun'un ek 21 inci maddesi olduğu, 5434 sayılı Kanun'un 21 inci maddesinde yer alan düzenlemenin 18 yaş altında geçen sürelere yönelik olmadığı, 5434 sayılı Kanun'un 119 işaretli fıkrasının j bendindeki değişikliklerin nasp tarihleri aynı olan subay ve astsubayların emeklilik hakları yönünden eşitsizliklerin giderilmesine yönelik olduğu, 21 inci maddesinde yapılan düzenlemenin 11.07.1978 tarihinden sonra geçen söz konusu öğrencilik sürelerinin geriye yönelik olarak borçlanmak suretiyle daha sonraki bir tarihte değerlendirilmesine dair 5434 sayılı Kanun'da ve bu şekilde bir uygulamanın nasıl yapılacağına dair bir düzenleme bulunmadığı, 5434 sayılı Kanun'un ek 21 inci maddesi kapsamında hak sahipliği doğabilmesi için astsubay okulu bittikten sonra kazai rüşt kararı almaları ve astsubay olarak atanmalarının zorunlu olduğu, astsubay olarak atanmadan ve 21 inci madde kapsamında hak sahipliği doğmadan sadece kazai rüşt kararı alması sebebiyle astsubay sınıfı öğrenciliği döneminde 18 yaş dolmadan iştirakçilik ilişkisinin kurulmasına imkan kazandırmayacağı, iştirakçilik ilişkisi kurulmadan da 18 yaş dolmadan önceki okul döneminde aylık kesenek ve tahakkukun yapılamayacağı, 11.07.1978 tarihinden bugüne kadar 18 yaş altı askeri öğrencilik süreleri için kesenek ve prim tahsilatı yapılmadığı dikkate alındığında ilgililer için kazai rüşt kararı alıp astsubay olarak atandıktan sonra bitirmiş olduğu okulu öğrencilik döneminde geçen ve 18 yaş altı süreler için uygulama yapılmasının geriye doğru borçlanma uygulaması yapılması sonucunu doğuracağı ancak 5434 sayılı Kanun'da böyle bir düzenleme bulunmadığından da bu şekilde statüleri sona erdiğinden 5434 sayılı Kanun'un 15/1-c bendinin uygulanamayacağı savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesi tarafından 09.02.2021 tarihli ve 2021/509 Esas, 2021/21 Karar sayılı karar ile davacının 3 yıl, 10 ay, 15 günlük fiili hizmet zammının hem sigortalılık başlangıcını hem de yaş koşulunu geriye götürecek şekilde uygulanması yönünden davacının sigortalılık başlangıç tarihinin 15.04.1989 tarihinden 3 yıl, 10 ay, 15 gün geriye götürülerek 30.05.1985 tarihi olacağı, 506 sayılı Kanun'un Geçici 81 inci maddesinin B-C bentlerine istinaden emeklilik şartlarının 24.05.1985 - 23.11.1986 tarihleri arasında işe başlayan erkek sigortalılar bakımından 25 yıl sigortalılık süresi, 5300 gün prim ödeme şartı ve 49 yaş şartı olduğu ve ayrıca 5434 sayılı hizmetlerinden sonra 506 sayılı Kanun kapsamında 3902 gün hizmetinin bulunduğu dikkate alındığında 2829 sayılı Hizmetlerin Birleştirilmesi Hakkındaki Kanun hükümleri çerçevesinde 1260 gün şartını da yerine getirdiği, 03.04.1971 doğumlu olan davacı bakımından 3 yıl, 10 ay, 15 günlük fiili hizmet zammının yaştan da düşürülmesiyle doğum tarihinin 18.05.1967 tarihi olacağı, buna göre 49 yaşını 18.05.2016 tarihinde doldurmuş olacağı ve sigortalılık başlangıcının 15.04.1989 tarihi olmasına göre 25 yıllık sigortalılık süresini de 15.04.2014 tarihinde doldurmuş olacağı, yine 5300 gün prim ödeme gün şartını da toplam 11747 prim ödeme gün sayısı bulunmasına göre tamamlamış alacağından davacının 21.01.2019 tarihli yaşlılık aylığı tahsis talebini izleyen 01.02.2019 tarihi itibariyle yaşlılık aylığına müstehak olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile, davacının fiili hizmet zammı süresi olan 3 yıl 10 ay 15 günlük fiili hizmet süresinin hem sigortalılık başlangıcı hem de yaş koşulunu geriye götürecek şekilde uygulanmasına ve 21.01.2019 tarihli tahsis talebine istinaden 01.02.2019 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı almaya hak kazandığının tespitine, 01.02.2019 tarihinden sonra birikmiş aylıkların hak kazanıldığı tarihten itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin 09.02.2021 tarihli ve 2021/509 Esas, 2021/21 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. Gerekçe ve Sonuç
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi tarafından 30.11.2022 tarihli, 2021/12 Esas, 2022/2889 Karar sayılı kararı ile 23.05.2002 tarihine kadar davacının 2 yıl 5 ay öğrencilik, 10 yıl 8 ay 8 gün muvazzaf subaylık ve bu süreyle orantılı olarak (2 yıl 8 ay 2 gün) fiili hizmet zammı süresi bulunduğu, 23.05.2002 tarihindeki tüm hizmetinin 15 yıl 9 ay 10 gün olduğu ve 506 sayılı Kanun'un Geçici 81 inci maddesinin B bendinin (f) alt bendine göre 25 yıl sigortalılık süresi, 49 yaş ve 5300 gün primi bulunması halinde yaşlılık aylığına hak kazanacağı, 03.04.1971 doğumlu davacının 49 yaşını 03.04.2020 tarihinde dolduracağı, 5434 sayılı Kanun'un 205/son ve 506 sayılı Kanun'un Ek 39 uncu maddesi gereğince fiili hizmet süresi zammının tamamının yaş haddinden indirilmesi gerektiği, buna göre 18.05.2016 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı koşullarını sağlayacağı, 21.01.2019 tarihli yaşlılık aylığı tahsis talep tarihinde yaşlılık aylığına hak kazandığı, tahsis talebine Kurumca aynı ay içinde red cevabı verildiğinden Kurumun, tahsis talebinin reddedildiği tarihi takip eden aybaşından itibaren faiz alacağından sorumlu olduğu, bir an için fiili hizmet zammı süresinin 506 sayılı Kanun'un Geçici 81 inci maddesine göre aylık bağlama koşullarının belirlenmesi sırasında dikkate alınamayacağı düşünülse bile bu durumda 23.05.2002 tarihinde davacının sigortalılık süresi 13 yıl 1 ay 8 gün olup bu durumda 51 yaş ve 5450 gün prim ödeme gün koşulunun tamamlanması halinde yaşlılık aylığına hak kazanacakları bu durumda da 03.04.1971 doğumlu olan davacının 51 yaşını dolduracağı 03.04.2022 tarihinden tüm fiili hizmet zammı süresi olan 3 yıl 10 ay 15 günlük süreyi düştüğümüzde 18.05.2018 tarihinde 51 yaş koşulunu tamamlayacağı açıktır. Hal böyle olunca 21.01.2019 tahsis talep tarihinde davacının aylık bağlama koşullarına sahip olduğu, istinaf kanun yoluna başvuran taraf ve istinaf sebepleri dikkate alınarak yapılan istinaf incelemesine göre, her ne kadar davacının 3 yıl 10 ay 15 günlük fiili hizmet zammı süresinin tamamının hizmet başlangıç tarihinden de indirilerek karar verilmesi hatalı ise de yukarıda yer alan gerekçede açıklandığı üzere İlk Derece Mahkemesi kararının sonucu (yaşlılık aylığı başlangıç tarihi) itibariyle usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V.BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemenin 30.11.2022 tarihli, 2021/12 Esas, 2022/2889 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Dairemizce 03.03.2023 tarihli ve 2023/2066 Esas, 2023/1974 Karar sayılı ilamla aşağıdaki gerekçeyle Bölge Adliye Mahkemesi kararı kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur:

"...mahkemece, 2829 sayılı Kanun kapsamında hizmetleri birleştirilen ve 506 sayılı Kanun kapsamında tahsis koşulları uyuşmazlık konusu olan, davacının 5434 sayılı Kanun'un 32 nci vd. maddeleri hükümlerince hak kazandığı 'fiili hizmet zammının' tahsis koşullarından olan yaş haddinden indirilmesine ilişkin kabul, 506 sayılı Kanun'un Ek 39'uncu maddesi karşısında yerinde ise de, 5434 sayılı Kanun'da yer alan 'fiili hizmet zammının', iştirakçilerin görev yaptıkları süreler boyunca ve tam kesenek vermek suretiyle geçirdiği sürelere ilişkin olarak yapılan ek bir zam niteliğinde olduğu ve fiili hizmet süresine eklenmesi gerektiği, buna göre eklenen bu hizmetin, iştirakçilerin fiili hizmet süresini, emeklilik ikramiye miktarını ve emekli aylığı bağlama oranını artırdığı ve yaş haddinden de 8 yıla kadar indirim sağladığı, 5434 sayılı Kanun'un 11 inci kısmında 35 vd. maddelerinde ayrıca düzenlenmiş olan 'itibari hizmet' sürelerinin de istekle emekliye ayrılmak için gerekli olan, kadınlarda 20, erkeklerde 25 hizmet yılının hesabı ve emekli ikramiyesinin hesaplanmasında bu sürenin dikkate alınmayacağı, ancak keseneklerin iadesinde, toptan ödeme yapılmasında ödenecek paranın ve aylık bağlanmasına hak kazanılması halinde bağlanacak aylığın oranının artmasına etki ettiği dikkate alınarak, 5434 sayılı Kanun'un 32.vd. maddelerinde düzenlenmiş 'fiili hizmet zammının', 506 sayılı Kanun'daki ve içtihadı birleştirme kararı gereğince sadece sigortalılık süresine eklenmesi gereken 'itibari hizmet' süresinden farklı bir kavram olduğu açıkça anlaşılmakta olduğundan, bu sürenin 506 sayılı Kanun kapsamında tahsise esas sigortalılığın başlangıç tarihinden geriye çekilmesi mümkün değildir. Başka bir deyişle, 5434 sayılı Kanun kapsamında hak kazanılan 'fiili hizmet zammının' kişilerin fiili hizmetine eklenmesi gerektiği söylenebilir ise de, birleşen hizmetler sonrasında, 506 sayılı Kanun'un 60 ıncı ve geçici 81 inci maddesindeki yaşlılık aylığı bağlanmasına ilişkin koşullar bakımından uygulama yapılırken, sigortalılık süresi yönünden, kişinin sigortalılık başlangıç tarihiden geriye doğru ekleme yapılması ile sigortalılık başlangıç tarihinin geriye çekilmesi suretiyle, ek bir sigortalılık süresine veya başkaca bir uygulama yapılmasına imkân vermediği hususu dikkate alınmalı ve buna göre tahsis koşulları yeniden irdelenmeli, sonucuna göre bir karar verilmelidir.

Eldeki dava bakımından ise Mahkemece, davacı hakkında fiili hizmet zammı süresinin yaş haddinden indirilmesi gerektiğine ilişkin kabul ve uygulama yapılması yerinde ise de, davacının hak ettiği fiili hizmet zammının sigortalılık süresine ilavesi ile bu aşamadan sonra tahsis şartlarından olan yaş şartının belirlenmesi suretiyle yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.

Kabule göre de aylıkların geç ödenmesi nedeniyle işleyen faizler bakımından, 5510 sayılı Kanun'un 42 nci maddesinin 'urum, sigortalıya veya hak sahiplerine bağlanacak gelir, aylık veya toptan ödemeleri, gerekli belgelerin ve incelemelerin tamamlandığı tarihten itibaren en geç üç ay içinde hesap ve tespit ederek sonuçlarını yazı ile bildirir.' hükmü uyarınca, Kurum'un, yaşlılık aylığı tahsis tarihini takip eden 3 aylık sürenin sonundan itibaren (örneğin 01.01.2019 tarihine göre 01.04.2019 tarihinden) faiz alacağı ile sorumlu tutulacağı nazara alındığında, mahkemece bu durumun dikkate alınmaması ve infazda tereddüt uyandıracak şekilde karar verilmesi de, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
.."

B.İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesi tarafından yukarıda tarih ve sayısı belirtilen karar ile 2829 sayılı Kanun gereği, 506 sayılı ve 5434 sayılı Kanunlar kapsamındaki sigortalı hizmetleri birleştirilen davacının aylığa hak kazanma koşullarının tespitinde 3 yıl, 10 ay, 15 günlük fiili hizmet zammı süresinin yaş haddinden indirilmesi sonucunda sigortalılık başlangıç tarihi 15.04.1989 tarihi olan davacının 506 sayılı Kanun'un Geçici 81/B-j maddesine göre tahsis şartlarının 25 yıl sigortalılık süresi, 51 yaş, 5450 primi ödenmiş gün sayısı olduğunun dikkate alınarak 03.04.1971 doğumlu davacının 51 yaşını doldurduğu 03.04.2022 tarihinden 3 yıl, 10 ay, 15 günlük fiili hizmet zammı süresinin düşülmesiyle 18.05.2018 tarihinde yaşını doldurarak emeklilik şartlarını doldurduğu, davacının yaşlılık aylığı tahsis tarihinin 21.01.2019 olduğu, takip eden ay başı olan 01.02.2019 itibaren davacının yaşlılık aylığına hak kazandığı, 5510 sayılı Kanun'un 42 nci maddesi doğrultusunda Kurum'un, yaşlılık aylığı tahsis tarihini (01.02.2019) takip eden 3 aylık sürenin sonu olan 01.05.2019 tarihinden itibaren faiz alacağı ile sorumlu tutulacağı gerekçesiyle davanın kabulü ile davacının 506 sayılı Kanun'un geçici 81 inci maddesi gereğince belirlenen yaş haddinden, fiili hizmet zammı süresinin indirilmesiyle yaşlılık aylığı koşullarının tamamlandığı, davacının 21.01.2019 tarihli tahsis talebine istinaden 01.02.2019 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı almaya hak kazandığının tespitine, hak edilen aylıkların 01.05.2019 tarihi başlangıç kabul edilerek her bir aylık için hak kazanılan tarihlerden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesi gerektiğinin tespitine karar verilmiştir.

VI.TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; cevap dilekçesini tekrarla davacının tahsis talebinde bulunmasına imkan bulunmadığı, davacının tahsis koşullarını taşımadığı iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur.

C.Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, 5434 sayılı Kanun kapsamında hak kazanılan fiili hizmet süresi nedeniyle yaşlılık aylığı bağlanması ve yasal faiziyle birlikte tahsili gerektiğinin tespiti davasıdır.

2.İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun Geçici 7 ile 40; 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu'nun 31 ilâ 36 ve Geçici 205; 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun Geçici 81, Ek 5, Ek 6, Ek 39 ve Geçici 81 ile 2829 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumlarına Tabi Olarak Geçen Hizmetlerin Birleştirilmesi Hakkında Kanun'un 4 ve 8 inci maddeleri ilgili hükümlerdir.

3. Değerlendirme
1.Temyiz olunan nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen kararın, bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı Kurum vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

24.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.