WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 04 Haziran 2026

YARGITAY 10. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

10. Hukuk Dairesi         2024/3886 E.  ,  2024/6866 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1658 E., 2023/2657 K.
KARAR : Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 5. İş Mahkemesi
SAYISI : 2018/20 E., 2022/219 K.

Taraflar arasındaki hizmet tespiti davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili, davalı şirket vekili ve fer'i müdahil Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı şirket ve fer'i müdahil Kurum vekillerinin istinaf başvurularının kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I.DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; muris ...'in, davacının eşi ve çocuklarının babası olduğunu, murisin Cezayir Ülkesine gidiş uçak masraflarının davalı şirket tarafından karşılandığını, 17.03.2017 tarihinde davalı şirketin Cezayir Devletinin Oran şehrindeki işyerinde çalışmaya başladığını, 30.03.2017 günü davalı şirkete ait bina inşaatında çalışırken Oran Üniversitesi Tıp Fakültesinin ölüm raporunda da belirtildiği üzere yüksekten düşme suretiyle geçirmiş olduğu iş kazası sonucu da vefat ettiğini, Cezayir Büyükelçiliği tarafından düzenlenen 31.03.2017 tarihli cenaze nakil belgesinde ölüm sebebinin iş kazası olarak belirtildiğini ve cenaze naklini ... Firmasının üstlendiğini, teslim edilecek kişi olarak belirtilen ...'in de ... firması çalışanı olduğunu, davalı şirket tarafından çalışması Kuruma bildirilmeyen muris ...'in davalı nezdinde 17.03.2017-30.03.2017 tarihleri çalıştığının tespitine karar verilmesi talep ve dava etmiştir.

II.CEVAP
Davalı ... Şti. vekili cevap dilekçesinde özetle; görev, yetki, husumet, hak düşürücü süre, derdestlik, zamanaşımı itirazlarının olduğunu, müvekkili şirketin Cezayir'de hiçbir projesi, temsilciliği, mülkiyeti, çalışması bulunmadığını, müteveffanın şirket nezdinde hiçbir çalışması olmadığını beyanla, davanın reddini talep etmiştir.

Fer'i müdahil Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddini istemiştir.

III.İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk Derece Mahkemesi tarafından; davacıların murisi ...'in davalı firma nezdinde çalışmak için gittiği Cezayir'de meydana gelen iş kazası sonucu 30.03.2017 tarihinde vefatı ile sona ... 17.03.2017-30.03.2017 tarihleri arasındaki çalışmasının tespiti amacı ile açılan davada, muris ...'in 16.03.2017 tarihinde İstanbul Atatürk Havalimanından çıkış yaptığı, ...'e ait hizmet döküm cetvelinin incelenmesinde, müteveffanın 31.01.2014 tarihinden sonra Kuruma bildirilmiş bir çalışmasının bulunmadığı, 01.09.1998-31.01.2014 tarihleri arasında farklı inşaat şirketleri işverenliğinde çalışmalarının olduğu ancak, uyuşmazlık konusu dönemde davalı şirket veya diğer herhangi bir sigortalı çalışma bildiriminin bulunmadığı, ... ile davalı firma .... veya başka bir firma arasında imzalanmış herhangi bir Yurtdışı Hizmet Akdi iş sözleşmesine rastlanılmadığı, Cezayir Büyükelçiliği Cenaze Nakil Belgesinde; Ölüm sebebinin “İş Kazası”, cenaze naklini üstlenen firmanın ... olduğu, teslim edilecek kişinin ... olduğunun belirtildiği, ....'nin 2017/1-2017/4 arası dönem bordrolarının gönderildiği, bordrolarda ... ..., ..., ..., ... ..., ... ..., ..., ... isimli çalışanların bulunduğu, ... ...'in çalışanlar arasında yer almadığı, davalı şirketin eski çalışanı tanık ...'ün şirketin o dönemde Cezayir'de iş aldığının ve Türkiye'den işçi gönderdiğini beyan ettiği, ... ile birlikte davalı şirkete bağlı olarak Cezayir'de çalışmaya gittiklerini ifade eden ... ve ... ...'in ifadesinde; müteveffanın 12.03.2017 tarihinden kazanın olduğu 30.03.2017 tarihine kadar çalıştığını, kendilerinin de davalı şirkete bağlı olarak çalıştıklarının ifade ettiği, taşeron firma olduğunu iddia eden tanık İmam ... ...'in ifadesinde asıl işverenin ... Kösen olduğunu beyan ettiği hususlarının birlikte değerlendirilmesinden davacıların murisinin davalı firma tarafından Cezayirde çalışmak üzere yurt dışına götürüldüğü ve orada meydana gelen kaza nedeni ile vefat ettiği tarihe kadar davalı bünyesinde çalıştığı yönünde oluşan kanaatle davanın kabulüne, davacıların murisi ...'in .... de 17.03.2017-30.03.2017 tarihleri arasında hizmet akdi ile ve asgari ücret ile çalıştığının tespitine karar verilmiştir.

IV.İSTİNAF
A.İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili, davalı şirket vekili ve fer'i müdahil Kurum vekili istinaf yoluna başvurmuştur.

B.İstinaf Sebepleri:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece verilen acgari ücret ile çalıştığının tespitine ilişkin kısmın hükümden çıkartılarak 6.000,00 TL ücret ile çalıştığının tespitine yazılması gerektiğini belirterek, kararın düzeltilmesini istemiştir.

Davalı ... İnş. A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece verilen kararın hukuka aykırı olduğunu, davacı murisinin şirket çalışanı olmadığını, Cezayir Ülkesi ile Türkiye arasında Sosyal Güvenlik Sözleşmesi bulunmadığını, müteveffanın şirket bünyesinde değil, Cezayir firması olan Sarl ... firmasında çalışırken kaza geçirdiğini kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kaldırılmasını, davanın reddini istemiştir.

Fer'i müdahil Kurum vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece verilen kararın Mahkemece verilen kararın yerinde olmadığını, eksik inceleme ve değerlendirme sonucunda hüküm kurulduğunu belirterek, kararın kaldırılmasını, davanın reddini istemiştir.

C.Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Cezayir ile Türkiye arasında akdedilmiş sosyal güvenlik sözleşmesi bulunmadığı, Türkiye İş Kurumu tarafından da davacıların murisi ile davalı şirket arasında imzalanan yurt dışı hizmet akdi bulunmadığının bildirildiği, ayrıca davacının Cezayir' de çalışma vizesinin de bulunmadığı anlaşılmakla, davacıların murisi ile davalı şirket arasında geçici olarak yurt dışına götürüldüğüne dair bir kanıt bulunmadığı, cenaze naklini üstlenen ... firmasının ise Cezayir'de kurulan bir şirket olduğu nazara alındığında, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin davanın kabulüne karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olduğundan, davalı ve fer'i müdahil Kurum vekilinin istinaf talebinin kabul edilerek, İlk Derece Mahkemesinin kararının kaldırılmasına, dosyada mevcut deliller hüküm kurmak için yeterli olduğundan delil toplanmasına ve duruşma açılmasına gerek olmaksızın davanın reddine karar vermek gerektiği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı ve fer'i müdahil Kurum vekillerinin istinaf başvurularının kabulüne, Ankara 5. İş Mahkemesinin 2018/20 E., 2022/219 K., sayılı kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir.

V.TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacıların murisinin 17.03.2017 tarihinde davalı şirketin Oran/Cezayir'deki işyerinde çalışırken 30.07.2017 günü geçirdiği iş kazası nedeniyle vefat ettiğini, gerek ölüm raporunda, gerekse Cezayir Büyükelçiliği tarafından düzenlenen cenaze nakil belgesinde, gerekse cenazenin ülkeye girişinde düzenlenen birçok belgede ölüm nedeninin iş kazası olduğunun belirtildiği, cenaze nakil belgesine göre naklini davalı ... Construction firmasının üstlendiğini cenazeyi teslim alacak kişi olarak belirtilen ...'in de ... firmasının çalışanı olduğunu, dinlenen tanık beyanlarından müteveffanın davalı şirket nezdinde çalıştığının ifade edildiğini, cenazenin ülkeye girişinde düzenlenen bir çok belgede ölüm nedeninin iş kazası olarak belirtildiğini, ...'in 16.03.2017 tarihinde İstanbul'dan Cezayir'e gidiş uçak biletinin firmanın personeli olan ... isimli şahıs tarafından Cezayir’den satın alındığını, ... ... tarafından davacı müvekkilin hesabına yatırılan 25.000 TL için ... ...'ın ifadesinde ...'i tanımadığını bahse konu parayı ... adına gönderdiğini ama hangi maksatla gönderildiğini bilmediğini, babasının ... Grup firması ile ticari ilişkileri olması nedeniyle benzer şekilde para transferlerini birçok kez yaptığını beyan ettiği gerekçeleriyle usul ve esas açıdan yasalara aykırı olan kararın temyizen incelenmesini talep etmiştir.

C.Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, muris ... davalı şirket nezdinde hizmet akdine dayalı olarak 17.03.2017-30.03.2017 tarihleri arasında kesintisiz çalıştığının tespiti davasıdır.

2.İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 86 ncı maddesi ilgili hükümlerdir.

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup dosyada yer alan tüm bilgi ve belgelerin incelenmesinde verilen hükmün yerinde olduğu anlaşılmakla temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin ilgilisinden alınmasına,

Üye ...'ın muhalefetine karşı, Başkan ... ve Üyeler ..., ... ve ...'ün oyları ve oy çokluğuyla

24.06.2024 tarihinde karar verildi.

KARŞI OY GEREKÇESİ
1. Çoğunluk ile ... uyuşmazlık, “davalının üstlendiği sözleşme kapsamında yurt dışı işyerinde çalışan ve iş kazası sonrası ölen sigortalının primi de ödenmeyen bu hizmetinin mirasçılar tarafından tespitinin isteyip istemeyeceği, yabancılık unsuru taşıyan bu uyuşmazlıkta 5510 sayılı kanunun uygulanıp uygulanmayacağı” noktasında toplanmaktadır.

2. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda “ davacıların murisinin davalı firma tarafından Cezayirde çalışmak üzere yurt dışına götürüldüğü ve orada meydana gelen kaza nedeni ile vefat ettiği tarihe kadar davalı bünyesinde çalıştığı" gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.

3. Kararın istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince “İşverenin baştan beri yurt dışında faaliyet göstermesi halinde, bu işveren yanında işe başlanması ve orada çalışma yapılması halinde 5510 sayılı Kanunun 10. maddesinin uygulama imkânının bulunmadığı, geçici olarak götürülmeyip yurt dışında o ülkenin mevzuatına göre kurulmuş ve faaliyet gösteren, Türkiye'de işyeri bulunmayan işverenler yanında, doğrudan yurt dışındaki iş nedeniyle işe alınan Türk işçileri o ülke mevzuatına tabi olacakları ve 4/1-a maddesi kapsamında sigortalı sayılamayacakları, davacıların murisi ile davalı şirket arasında geçici olarak yurtdışına götürüldüğüne dair bir kanıt bulunmadığı, cenaze naklini üstlenen ... firmasının ise Cezayir'de kurulan bir şirket olduğu nazara alındığında, davanın reddi” gerekçesi ile davalı ve fer'i müdahil kurumun istinaf isteminin kabulüne ve davanın reddine karar verilmiştir.

4. Verilen kararın davacı mirasçılar vekili tarafından temyizi üzerine çoğunluk görüşü ile onanmasına karar verilmiştir.

5. Hizmet tespit davası, yalnızca yurt içi hizmetler bakımından değil yurt dışında geçen hizmet sürelerinin tespiti amacı ile de açılabilir. Uygulamada uzun vadeli sigortalı kolları için açılsa da davanın açılacağı sigorta dalları bakımından herhangi bir ayrım yapılmamaktadır(SÖZER, ... ...: Türk Sosyal Sigortalar Hukuku, 3. Bası, İstanbul 2017 s: 478-479).

6. Yurt dışı işyerinde çalışan işçinin sosyal güvenlik hakkı:
6.1. Sosyal Güvenlik Hakkının niteliği: Anayasa’nın 60. Maddesi uyarınca “Herkes, sosyal güvenlik hakkına sahiptir. Devlet, bu güvenliği sağlayacak gerekli tedbirleri alır ve teşkilatı kurar”. Belirtmek gerekir ki; Sosyal devlet olmanın bir gereği ve sonucu, sosyal güvenlik hakkının tüm bireylere sağlanması ve güvence altına alınmasıdır. Sosyal güvenlik hakkı vazgeçilmez bir anayasal haktır ve kamu düzenindendir.

6.2. Sosyal devlet; bireylere belirli bir sosyal güvenlik hakkı ve asgari gelir düzeyi öngören, sağlık ve refah hizmetlerinden serbestçe yararlanma ve belirli bir yaşa kadar eğitim olanağı sunan, bir takım sosyal riskleri önleyici tedbirler alan devlet anlayışıdır. Sosyal devlet olmanın bir gereği ve sonucu da, sosyal güvenlik hakkının tüm bireylere sağlanması ve güvence altına alınmasıdır. Dolayısıyla, hukuk kuralı uygulanırken anayasada güvence altına alınan en ... haklardan biri olan sosyal güvenliğin esas ilkelerinden (sosyal güvenliğinin kapsamının ve uygulama alanının kişiler ve riskler açısından genişletilmesi) hareket ederek sigortalı lehine yoruma başvurulması yanlış olmayacaktır. Bu kapsamda, yorum yöntemi seçilirken tek bir yorum yönteminden hareket etmek yerine; bu hukuk dalının genel niteliği ve amacı da göz önüne alınarak yoruma başvurmak daha sağlıklı sonuçlar verecektir. Değişik tarihlerde verilen yargı kararlarına bakıldığında; sigortalı lehine yorum ilkesinin uygulamaya geçirildiği görülmektedir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 1990 yılında verdiği bir kararda (Y.H.G.K 14.2.1990 E. 1989/10-391 K. 1990/83); "Kanunun çok açık olmasına karşın yine de kuşkulu bir durumun varlığı iddia edildiği taktirde şüphenin sigortalının lehine yorumlanacağı ise iş ve sosyal güvenlik hukukunun ... ilkelerindendir" diyerek bunu vurgulamıştır(Prof. Dr. ... ... Barın, Türk Sosyal Güvenlik Hukuku’nda Sigortalı Lehine Yorum İlkesi. Internatıonal Conference On Eurasıan Economıes 2016 s: 236 vd).
6.3. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar Ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 5/g maddesi uyarınca “Ülkemiz ile sosyal güvenlik sözleşmesi olmayan ülkelerde iş üstlenen işverenlerce yurt dışındaki işyerlerinde çalıştırılmak üzere götürülen Türk işçileri 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı sayılır ve bunlar hakkında kısa vadeli sigorta kolları ile genel sağlık sigortası hükümleri uygulanır. Bu sigortalıların uzun vadeli sigorta kollarına tabi olmak istemeleri halinde, 50 nci maddenin ikinci fıkrasındaki Türkiye’de yasal olarak ikamet etme şartı ile aynı fıkranın (a) bendinde belirtilen şartlar aranmaksızın haklarında isteğe bağlı sigorta hükümleri uygulanır. Bu kapsamda, isteğe bağlı sigorta hükümlerinden yararlananlardan ayrıca genel sağlık sigortası primi alınmaz.(Ek cümle: 13/2/2011-6111/24 md.) Bu bent kapsamında yurt dışındaki işyerlerinde çalışan sigortalıların, bu sürede ödedikleri isteğe bağlı sigorta primleri 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalılık sayılır”. Madde çok açık olup, kamu düzeninden olan ve vazgeçilmez hak olan sosyal güvenlik hakkının, yabancılık unsuru taşıyan iş ilişkilerinde de Türk uyruklu sigortalı açısından korunduğudur. Bu hüküm gereğince Türkiye ile sosyal güvenlik anlaşması olmayan ülkelerde çalışmaya götürülen işçilerin sigortalı sayılacağı tespiti yapılmıştır. Türkiye ile sigortalının çalıştığı ülke arasında sosyal güvenlik sözleşmesi olmayan sigortalının sosyal güvenlik hakkı, hükümde açıklandığı gibi önemli iki unsura bağlanmıştır. Bunlardan birincisi Türk mevzuatına göre kurulmuş işverenin yurt dışında iş üstlenmesi, ikincisi ise bu işverenin sigortalıyı(işçiyi) yurt dışındaki işyerine çalıştırmak üzere götürmesidir.

6.4. Aynı kanunun 10. Maddesine göre ise “4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendinde sayılan sigortalıların işverenleri tarafından geçici görevle yurt dışına gönderilmeleri, (c) bendinde sayılan sigortalıların mevzuatlarında belirtilen usûle uygun olarak yurt dışına gönderilmeleri veya (b) bendinde sayılanların sigortalılığa esas çalışması nedeniyle yurt dışında bulunmaları halinde, bu görevleri yaptıkları sürece, sigortalıların ve işverenlerin sosyal sigortaya ilişkin hak ve yükümlülükleri devam eder”. Bu hükmün 5/g ile ilgisi bulunmamaktadır. 4. Madde işyeri Türkiye içinde olan ve sigortalılığı devam edenleri kapsamaktadır. Burada zaten yabancılık unsuru içeren sözleşmeden de sözedilemez. Oysa yurt dışındaki işyerinde çalışmak üzere sözleşme imzalandığında, bir yabancılık unsuru vardır ve MÖHUK kuralları geçerlidir. ... ve vazgeçilmez hak olan sosyal güvenlik hakkı, kamu düzenindendir. MÖHUK.’un 5. Maddesi uyarınca kamu düzeni olan yabancılık unsurlu uyuşmazlıkta Türk Hukukunun uygulanması gerekir.

7. İş ve Sosyal Güvenlik Hukukunun emredicilik yönü ve işçinin korunması ilkesi uyarınca yabancılık unsuru taşıyan uyuşmazlıklarda Türk vatandaşı olan işçinin kamu düzeni de dikkate alınarak yurt dışına gönderilmesinde gönderen kişi yada şirketin yurt dışındaki yabancı şirket ile organik bağı delillendirildiğinde Türk İş Hukuku uygulanmakta ve organik bağ içinde olan Türkiye’de kişi veya kişiler işçinin işvereni kabul edilerek sorumlu tutulmaktadır(Y. 9. HD. 22.01.2018 gün ve 2017/28074 E, 2018/916 K).

8. Dosya içeriğine göre davacılar murisinin Sosyal Güvenlik Kurumlarından izin alınmadan davalının üstlendiği ve organik bağ içinde Cezayir ülkesi mevzuatına göre kurulan şirket ile iş sözleşmesi kapsamında Cezayir ülkesine götürüldüğü, sözleşmede davalının burada üstlendiği işyerlerinde çalışacağının kararlaştırıldığı, davacılar murisinin 30.03.2017 tarihinde iş kazası geçirdiği, cenazesinin davalı şirketin temsilcisi tarafından teslim alınarak ülkeye getirildiği, ayrıca mirasçılarına iş kazasından dolayı davalı tarafından destekten yoksun kalma tazminatı adı altında ödeme yapıldığı anlaşılmaktadır. Yurt dışına götüren davalı şirket işyerini Türkiye’de kayıt altına almıştır. 5510 sayılı Kanun döneminde kayıt dışı çalıştıran davalı işveren olup, hizmetin tespitinde davacının hukuki yararı vardır. Kararın bozulması gerektiğini düşündüğümden onama görüşüne katılınmamıştır.