10. Hukuk Dairesi 2024/3852 E. , 2024/4238 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/2197 E., 2023/2028 K.
KARAR : Esastan Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 33. İş Mahkemesi
SAYISI : 2019/338 E., 2023/246 K.
Taraflar arasındaki hizmet tespiti ve prime esas kazanç tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalılar vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf taleplerinin esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalılar vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I.DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının davalılara ait iki ayrı ev iş yerinde 01.12.2006 - 31.08.2012 tarihleri arasındaki hizmetlerinin tespiti ile prime esas kazançlarının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II.CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; 4857 sayılı İş Kanunu hükümlerini ev hizmetlerinde çalışan davacı için uygulanamayacağını, iş kanunu kapsamı dışında bırakılan bu hizmetleri gören kimselerle, bunları çalıştıranlar arasındaki hukuki ilişkilerde Borçlar Kanununun hizmet akdine ilişkin hükümlerinin uygulanması gerektiğini, bu tip işlerde uyuşmazlığın İş Mahkemesinde değil, Görevli Hukuk Mahkemesinde çözümlenmesi, davanın görev nedeni ile reddi ve görevli hukuk mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerektiğini, davacının sürekli olarak nitelendirilebilecek bir çalışmasının da mevcut olmadığını, haftanın 1-2 günü ihtiyaç olduğunda çağırıldığını, sürekli çalışma şartını taşımadığını, bu sebeple de Kanun kapsamında sayılamayacağından Kuruma bildirilmesinin de mümkün olmadığını beyanla davanın reddini istemiştir.
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; 506 sayılı Kanun'un 79/1 maddesine göre çalıştırılan işçilerin sigorta primleri hesabına esas tutulan kazançlar toplam prim ödeme gün sayıları ile sigorta primlerini gösteren kayıt belgelerin Kuruma bildirilmesinin işverene ait bir yükümlülük olduğunu, Kurumun dava açılmasına sebebiyet vermediğini, 506 sayılı Kanun'un 2 nci ve 6 ncı maddelerinde belirlendiği üzere sigortalılığın oluşumu yönünden çalışma olgusunun varlığının zorunlu olduğunu, Kurum ile davacı arasında bir hizmet akdi ilişkisinin mevcut olmadığından prim ödetilmesinde Kurumun sorumluluğunun söz konusu olmadığını, davaların kamu düzenine ilişkin olduğunu beyanla davanın reddini istemiştir.
III.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen karar ile davanın kabulü ile davacının 01.12.2006-31.08.2012 tarihleri arasında ayda 30 gün 5510 sayılı Kanun'un 4/1-a maddesi kapsamında prime esas alt kazançla çalıştığının tespitine karar verilmiştir.
IV.İSTİNAF
A.İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekileri tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
B.İstinaf Sebepleri:
1.Davalılar vekili İstinaf Sebepleri
Kararın hukuka aykırı olduğunu, davacının iddialarının gerçeği yansıtmadığını, tanık beyanlarının yeterli görüldüğü gerekçesi hukuka aykırı olduğunu, görgüye dayalı bilgileri olmayan diğer tanık anlatımlarının hükme esas alınmaması gerektiğini beyanla kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
2.Davalı Kurum vekili İstinaf Sebepleri
Kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacı tarafça açılan davanın haksız olduğunu, Kurumca yapılan işlemlerde bir hata bulunmadığını, yasal mevzuata uygun olduğunu beyanla kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
C.Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; tüm dosya kapsamı, dinlenen tanık beyanları bir bütün olarak değerlendiriliğinde davacının hüküm altına alınan şekilde çalışmasının sabit olduğu, dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden Kanun'a aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla istinaf taleplerinin esastan reddine karar verilmiştir.
V.TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalılar vekili; davanın görevsiz mahkemede açıldığını görev itirazında bulunduklarını, davacının davalı ev iş yerinde süreklilik arz etmeyen hizmetlerinin bulunduğunu tanık beyanları ile ve yazılı delillerle de ispat edildiğini, davacının şüpheden uzak delillerle sürekli çalıştığını ispat edemediğini beyanla temyiz talebinde bulunmuştur.
Davalı Kurum vekili; istinaf sebeplerini tekrarla temyiz talebinde bulunmuştur.
C.Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava; davacının davalılara ait iki ayrı ev iş yerinde 01.12.2006 - 31.08.2012 tarihleri arasındaki hizmetlerinin tespiti ile prime esas kazançlarının tespiti istemine ilişkindir.
2.İlgili Hukuk
Hizmet tespiti yönünden davanın yasal dayanağı; 506 sayılı Kanun'un 79 uncu maddesi, 5510 sayılı Kanunun 86'ncı maddesidir. Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin davalar, kamu düzenine ilişkin olduğundan, özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, ... insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde re’sen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır.
İlgili Kanunlarda hizmet tespiti davasında ispat yönteminin ne şekilde olması gerektiğine dair herhangi bir açıklama bulunmadığından, kamu düzenine ilişkin bu tür davalarda taraflar her türlü delile dayanabileceği gibi mahkemece kendiliğinden araştırma ilkesine göre delil toplanabilir ve inceleme yapılabilir. Bu davaların kamu düzenine ilişkin olduğu da gözetilerek davacının iş yerinde eylemli olarak çalışıp çalışmadığı yeterli ve gerekli bir araştırmayla hiç bir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak sağlıklı bir biçimde belirlenmelidir. Bu nedenle fiili çalışma olgusunun somut şekilde ispatlanabilmesi için sadece taraf delilleriyle yetinilmeyip mahkemece resen araştırma yapılmalıdır.
Davanın yasal dayanaklarından olan 506 sayılı Kanun'un “Prime Esas Ücretler” başlığını taşıyan 77 nci maddesinin 1 inci fıkrası ile 5510 sayılı Kanun'un “Prime Esas Kazançlar” başlıklı 80 inci maddesinin 1. fıkrasında, sigortalıların prime esas kazançlarının nasıl belirleneceği açıklanmıştır. 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun; 288 inci maddesinde, bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri belir bir tutarı geçtiği takdirde, senetle kanıtlanması gerektiği, bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri, ödeme veya borçtan kurtarma (ibra) gibi herhangi bir sebeple belirli bir tutardan aşağı düşse bile senetsiz kanıtlanamayacağı bildirilmiş, 289 uncu maddesinde, 288 inci madde uyarınca senetle kanıtlanması gereken konularda yukarıdaki hükümler hatırlatılarak karşı tarafın açık muvafakati durumunda tanık dinlenebileceği, 292 nci maddesinde de, senetle kanıtlanması zorunlu konularda yazılı bir delil başlangıcı varsa tanık dinlenebileceği açıklanarak delil başlangıcının, dava konusunun tamamen kanıtlanmasına yeterli olmamakla birlikte, bunun var olduğunu gösteren ve aleyhine sunulmuş olan tarafça verilen kağıt ve belgeler olduğu belirtilmiştir. 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 200 ve 202 nci maddelerinde de bu düzenlemeler korunmuştur.
Kuruma ödenmesi gereken sigorta primlerinin hesabında gerçek ücretin/kazancın esas alınması gerekmekte olup hizmet tespiti davalarının kamusal niteliği gereği, çalışma olgusu her türlü kanıtla ispatlanabilmesine karşın ücret konusunda aynı genişlikte ispat serbestliği söz konusu değildir ve değinilen maddelerde yazılı sınırları aşan ücret alma iddialarının yazılı delille kanıtlanması zorunluluğu bulunmaktadır. Ücret tutarı maddede belirtilen sınırları aştığı takdirde, tespiti gereken gerçek ücretin; hukuksal geçerliliğe sahip olarak düzenlenmiş bulunmaları kaydıyla, sigortalının imzasını içeren aylık ücreti gösteren para makbuzları, banka kayıtları, ticari defter kayıtları, ücret bordroları gibi belgelerle kanıtlanması olanaklıdır. Yazılı delille ispat sınırının altında kalan miktar için tanık dinlenebileceği gibi, tespiti istenen miktar sınırı aşsa dahi varlığı iddia edilen çalışmanın öncesine ve sonrasına ait yazılı delil başlangıcı sayılabilecek belgeler bulunuyorsa tanık dinlenmesi mümkündür. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 20.10.2010 gün ve 2010/10-480 Esas - 2010/523 Karar, 20.10.2010 gün ve 2010/10-481 Esas - 2010/524 Karar, 20.10.2010 gün ve 2010/10-482 Esas - 2010/525 Karar, 19.10.2011 gün ve 2011/10-608 Esas - 2011/649 Karar, 19.06.2013 gün ve 2012/10-1617 Esas - 2013/850 Karar sayılı ilamlarında da aynı görüş ve yaklaşım benimsenmiştir.
3.Değerlendirme
Dava hizmet tespiti ve prime esas kazanç tespiti davasıdır. Davacı, davalılara ait Bilkent ve Alacaatlı'da iki ayrı ev iş yerinde 01.12.2006 - 31.08.2012 tarihleri arasındaki hizmetlerinin tespiti ile prime esas kazançlarının tespitini talep etmiştir. Mahkemece tanık beyanlarına dayanılarak davanın kabulüne, hizmet tespiti yönünden talep edilen tüm dönem yönünden kabul kararı verilirken, prime esas kazanç yönünden sadece prime esas alt kazançla çalıştığının tespiti şeklinde karar verilmiştir.
Mahkemece yapılan tahkikat eksik olup hüküm kurmaya yeterli değildir. Bilkent semtindeki ev iş yerinde re'sen tespit edilen tanıklar dinlenmiş olsa da, Alacaatlı semtinde Rönesans Neva Konakları'nda re'sen araştırma yapılmamış, tanıklar tespit edilmemiş ve dinlenmemiştir. Ayrıca dinlenen tanıklardan Leman Bıyık'ın 1999 yılında davalıya ait ev iş yerinde çalıştığını beyan etmesi karşısında bu husus araştırılmamış, iki ayrı çalışanın aynı anda aynı iş yerinde ne şekilde çalıştığı üzerinde durulmamıştır.
Mahkemece bu çelişkiler giderilmeli, Alacaatlı semtindeki ev iş yerinde komşu iş yeri tanıkları tespit edilerek dinlenilmelidir.
Ayrıca, davacı asgari ücret üzerinden bir ücret ile çalıştığının tespitini talep etmiş olmasına rağmen asgari ücretle çalıştığının kabul edildiği halde davanın kabulü şeklinde hüküm kurulması hatalı olup bu hususlar gözetilmeksizin verilen karar eksik araştırma ve hatalı değerlendirmeyle verilmekle bozmayı gerektirmiştir.
VI.KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1-Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı davalılar vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgililere iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
22.04.2024 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!