10. Hukuk Dairesi 2024/3783 E. , 2024/3843 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/1156 E., 2023/1907 K.
KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 19. İş Mahkemesi
SAYISI : 2018/112 E., 2021/189 K.
Taraflar arasındaki hizmet tespiti davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın fer'i müdahil Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, fer'i müdahil Kurum vekili ile davalı TRT vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I.DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının 01.07.1997 tarihinden bu yana davalı işyerinde kesintisiz ve fiili olarak çalışıyor olduğu ve aldığı son net ücretin 4.583,67 TL olduğu, davacının TRT nezdindeki çalışmalarının Türk Sanat Müziği radyosunda başlamış olduğu ve halen program yapımcısı olarak görevine devem ettiği, davacının çalışmalarının bir hizmet akdine bağlı olduğu halde davalı şirket tarafından 01.07.1997-17.06.2002 tarihleri arasındaki çalışmalarının Kuruma bildirilmemiş olduğu,17.06.2002 tarihinden sonra sigorta girişi yapılmış ise de dönem dönem işten çıkış bildirgesi verildiği daha sonra tekrar işe girişi yapıldığı, davacı taraf davalı işverenden çalışmalarına ilişkin belgeler istemiş ise de, davalı işyeri tarafından davacının davalı işyerinde çalıştığı kabul edilmekle beraber belgelerin saklama sürelerinin dolması sebebiyle imha edildiğinin bildirildiği, davacının sigortasız çalıştırıldığı dönemlerde Kurum tarafından yapılan denetimlerde davalı işyerine para cezaları kesildiği halde davalı işveren tarafından giriş beyannamelerinin verilmediği, davacının davalı işyerinde ilk sigorta bildirimin 17.06.2002 tarihinde yapılmış olduğu iddiasıyla 01.07.1997 - 17.06.2002, 31.12.2002 - 15.01.2003, 12.12.2003 - 19.01.2004, 14.12.2004 - 07.03.2005, 30.12.2005 - 25.01.2006, 25.12.2006 - 24.01.2007 ve 24.12.2007 - 04.02.2008 tarihleri arasındaki çalışmalarının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiş; duruşmadaki beyanında taleplerinin eksik bildirilen günlerin tespiti olup ücret araştırması yapılmasına bu sebeple gerek bulunmadığını beyan etmiştir.
II.CEVAP
1.Fer'i müdahil Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; Kurum tarafından yapılan işlemlerde Kanun ve yasalara aykırı bir işlem bulunmadığı, Kurumun dava açılmasına sebebiyet vermediği savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
2.Davalı TRT vekili cevap dilekçesinde özetle; yetki ve görev itirazları olduğu, davacının üslendiği edimlerin istisna akdi niteliği taşıması sebebiyle uyuşmazlığın İş Mahkemesinde değil genel Mahkemelerde görüşmesi gerektiğin ve davanın hak düşürücü sürenin geçtiği savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III.İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk Derece Mahkemesi tarafından; yazılı kayıtlar haricinden çalışma iddiası yönünden bildirilen ve tespit olunan tanıkların beyanları alındığı, dinlenen ve kayıtlı çalışmaları dolayısıyla beyanlarına itibar edilen tanıklar anlatımlarında davacının 1997 yılında TRT İstanbul Radyosunda çalışmaya başladığı ve istisna akdi olarak adlandırılan yöntemle görevlendirildiğini ifade ettikleri, tanık anlatımları ile davacının 1997 yılından itibaren davalı iş veren yanında çalıştığının doğrulandığı, tanıklardan ...'in 25.10.1982 tarihinden, ...'ın 15.09.1989, ...'in 25.09.1989 tarihinden itibaren hizmet bildirimlerinin bulunduğu anlaşıldığından beyanlarına itibar edildiği, her ne kadar tanık anlatımları ile istisna akdinden bahsedilmiş ise de bu yönde her hangi bir kayıt tespit olunamadığı, davacının hizmet akdine bağlı sigortalı olarak 01.07.1997 tarihinden itibaren kesintisiz çalıştığı kanaatine varıldığı, davacı tarafın sürenin tespiti yönünden talepte bulunduğu prime esas kazanç yönünden herhangi bir talebinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davacının 01.07.1997 - 31.01.2008 tarihleri arasında davalı TRT İstanbul Bölge Müdürlüğü unvanlı 30082.34.35 sicil numaralı işyerinden Kuruma bildirilenler haricinde 01.07.1997 - 31.05.2002 tarihleri arasındaki kazançları yönünden prime esas kazanç taban ücretleri altında kalamadan asgari ücretle, 17.06.2002 - 31.01.2008 tarihleri arasındaki kazançları yönünden aynı dönemlerde Kuruma bildirilen kazançlar üzerinden Kuruma, 01.07.1997 - 31.07.1997 tarihleri arasında 30 gün ve günlük 1,23 TL kazançla, 01.08.1997 - 31.12.1997 tarihleri arasında 150 gün ve günlük 1,23 TL kazançla, 01.01.1998 - 30.06.1998 tarihleri arasında 180 gün ve günlük 1,67 TL kazançla, 01.07.1998 - 31.07.1998 tarihleri arasında 30 gün ve günlük 2,10 TL kazançla, 01.08.1998 - 30.09.1998 tarihleri arasında 60 gün ve günlük 2,10 TL kazançla, 01.10.1998 - 31.12.1998 tarihleri arasında 90 gün ve günlük 2,34 TL kazançla, 01.01.1999 - 30.06.1999 tarihleri arasında 180 gün ve günlük 3,11 TL kazançla, 01.07.1999 - 31.12.1999 tarihleri arasında 180 gün ve günlük 3,79 TL kazançla, 01.01.2000 - 31.03.2000 tarihleri arasında 90 gün ve günlük 4,00 TL kazançla, 01.04.2000 - 30.06.2000 tarihleri arasında 90 gün ve günlük 5,00 TL kazançla, 01.07.2000 - 31.07.2000 tarihleri arasında 30 gün ve günlük 5,00 TL kazançla, 01.08.2000 - 31.12.2000 tarihleri arasında 150 gün ve günlük 5,00 TL kazançla, 01.01.2001 - 31.03.2001 tarihleri arasında 90 gün ve günlük 5,00 TL kazançla, 01.04.2001 - 30.06.2001 tarihleri arasında 90 gün ve günlük 7,00 TL kazançla, 01.07.2001 - 31.07.2001 tarihleri arasında 30 gün ve günlük 7,00 TL kazançla, 01.08.2001 - 31.12.2001 tarihleri arasında 150 gün ve günlük 7,00 TL kazançla, 01.01.2002 - 31.03.2002 tarihleri arasında 90 gün ve günlük 7,40 TL kazançla, 01.04.2002 - 31.05.2002 tarihleri arasında 60 gün ve günlük 9,26 TL kazançla, 01.06.2002 - 30.06.2002 tarihleri arasında 16 gün ve günlük 10,92 TL kazançla, 01.12.2002 - 31.12.2002 tarihleri arasında 13 gün ve günlük 10,92 TL kazançla, 01.07.2003 - 31.12.2003 tarihleri arasında 92 gün ve günlük 15,27 TL kazançla, 01.01.2004 - 31.01.2004 tarihleri arasında 3 gün ve günlük 18,32 TL kazançla, 01.12.2004 - 31.12.2004 tarihleri arasında 30 gün ve günlük 14,81 TL kazançla, 01.01.2005 - 31.01.2005 tarihleri arasında 30 gün ve günlük 16,29 TL kazançla, 01.02.2005 - 28.02.2005 tarihleri arasında 22 gün ve günlük 21,48 TL kazançla, 01.12.2005 - 31.12.2005 tarihleri arasında 14 gün ve günlük 20,13 TL kazançla, 01.01.2006 - 31.01.2006 tarihleri arasında 9 gün ve günlük 20,64 TL kazançla, 01.12.2006 - 31.12.2006 tarihleri arasında 19 gün ve günlük 21,65 TL kazançla, 01.01.2007 - 31.01.2007 tarihleri arasında 8 gün ve günlük 22,74 TL kazançla, 01.12.2007 - 31.12.2007 tarihleri arasında 20 gün ve günlük 37,43 TL kazançla, 01.01.2008 - 31.01.2008 tarihleri arasında 19 gün ve günlük 38,31 TL kazançla olmak üzere toplam 2.065 gün daha sigortalılığının tespitine karar verilmiştir.
IV.İSTİNAF
A.İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde fer'i müdahil Kurum vekili istinaf yoluna başvurmuştur.
B.İstinaf Sebepleri:
Fer'i müdahil Kurum vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının davaya konu dönemde istisna akdi kapsamında çalıştığı, hak düşürücü süre yönünden yeterli değerlendirme yapılmadığı ve davacının talebinden fazlasına hükmedilmiş olmasının hukuka aykırı olduğu iddiasıyla İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
C.Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davaın davacının 01.07.1997 ile 31.01.2008 tarihleri arasındaki sigortalılık süresinin tespiti istemine ilişkin olduğu, davalı TRT Kurumuna ait 30082.34.35 sicil numaralı TRT İstanbul Bölge Müdürlüğü ünvanlı iş yerinin 20.03.1965 tarihinde Kanun kapsamına alındığının ve halen faaliyetine devam ettiğinin bildirildiği, davacıya ait hizmet cetveli incelendiğinde tespite konu dönemde 17.06.2002 ile 31.10.2008 tarihleri arasında kısmi olarak hizmet bildirimi yapıldığı çalışmanın blok çalışma niteliğinde olduğu değerlendirilerek hak düşürücü sürenin mevcut halde söz konusu olmayacağı kanaatine varıldığı, davalı işveren tarafından düzenlenmiş 03.07.2017 tarih ve 1337 sayılı yazı ibraz edilmiş olup, ilgili yazıda üzerinde davalı iş yerinin adının ve aralarında davacının adının ve işe giriş tarihi olan 01.07.1997 tarihinin de yazılı bulunduğu davalı iş yerinde çalışan işçilerin isimlerinin ve işe giriş tarihlerinin yazılı olduğu belgenin, yine Türkiye Gazeteciler Cemiyeti tarafından davacının TRT'de yaptığı radyo programından dolayı 2000 yılında davacıya verilen ... belgesi ile davalı TRT tarafından davacının 14.02.2001 tarihinde 233 sayılı yazı ile tebrik edildiğine dair belgenin sunulmuş olduğu, aynı yazıda davalı TRT'nin binasında sergilenmekte olan TRT İstanbul çalışanları 1990-2000 ibaresini taşıyan, davacının da içinde yer aldığı fotoğraf ile davacının davalı iş yerindeki çalışmalarına ilişkin belgelerin saklama sürelerinin dolduğu ve imha edildiğine ilişkin davalı iş yerinin cevabı yazısının sunulmuş olduğu ve bu yazıda davacının işe giriş tarihinin 1997 yılı olarak gösterildiği tespit edildiği, bununla birlikte davalı iş yerinin kamu kurumu olması nedeni ile davacının Kuruma eksik bildirilmiş dönemlerde neden giriş- çıkış yapıldığına dair herhangi bir kayıt ve belge sunulmadığı da görüldüğü, yazılı kayıtlar haricinde çalışma iddiası yönünden bildirilen ve tespit olunan tanıkların beyanları alındığı, dinlenilen ve kayıtlı çalışmaları dolayısıyla beyanlarına itibar edilen tanıklar anlatımlarında davacının 1997 yılında TRT İstanbul Radyosunda çalışmaya başladığını ve istisna akdi olarak adlandırılan yöntemle görevlendirildiğini ifade ettikleri, tanık anlatımları ile davacının 1997 yılından itibaren davalı işveren yanında çalıştığının doğrulandığı, tanıklardan ...'in 25.10.1982, ...'ın 15.09.1989, ... 'in de 25.09.1989 tarihinden itibaren hizmet bildirimlerinin bulunduğu anlaşıldığından beyanlarına itibar edildiği, davacı tanıklarından ... ile ... davacının istisna akdi ile sigortasız çalıştığını beyan etmiş iseler de; dosya kapsamında buna ilişkin herhangi bir kayıt tespit edilemediği, dinlenilen kayıtlı tanıkların beyanları ve tüm dosya kapsamına göre davacının çalışmalarının sürekli olduğu, işverenin emir ve talimatı altında çalıştığı, kurum tarafından bir kısım çalışanlar ile istisna akdi yapılmış olsa da hizmet akdi ile çalıştıklarının belirlendiği, Mahkeme kararının yerinde olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V.TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde fer'i müdahil Kurum vekili ile davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Fer'i müdahil Kurum vekili istinaf sebepleri doğrultusunda temyiz isteminde bulunmuştur.
2.Davalı işveren vekili temyiz dilekçesinde özetle; davanın hak düşürücü süre içinde açılmadığı, davacı ile aralarında hizmet akdi bulunmayıp istisna akdi ilişkisi bulunduğu, tanık anlatımları ile davanın ispat edilemeyeceği iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur.
C.Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, davacının davalı nezdinde hizmet akdine dayalı olarak 01.07.1997 - 04.02.2008 tarihleri arasındaki tam ve kesintisiz çalıştığının tespiti davasıdır.
2.İlgili Hukuk
1. Anayasa'nın 60 ıncı maddesi şöyledir:
"Herkes, sosyal güvenlik hakkına sahiptir. / Devlet, bu güvenliği sağlayacak gerekli tedbirleri alır ve teşkilatı kurar."
2. 6100 sayılı Kanun'un 194 üncü maddesi şöyledir:
"(1) Taraflar, dayandıkları vakıaları, ispata elverişli şekilde somutlaştırmalıdırlar.
(2) Tarafların, dayandıkları delilleri ve hangi delilin hangi vakıanın ispatı için gösterildiğini açıkça belirtmeleri zorunludur."
3. 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 31.05.2006 tarih ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun Geçici 7 inci maddesinin 1 inci fıkrası uyarınca, anılan kanunun yürürlük tarihine kadar 506, 1479, 2925, 2926, 5434 sayılı Kanunlar ile 506 sayılı Kanun'un Geçici 20 nci maddesine göre oluşturulan sandıklara tabi sigortalılık başlangıçları ile hizmet sürelerinin tabi oldukları kanun hükümlerine göre değerlendirileceği ve genel olarak kanunların geriye yürümemesi kuralı karşısında, davanın yasal dayanağı davaya konu sürenin 506 sayılı Kanun'un mülga 2, 6 ve 79 uncu maddeleridir.
4. 506 sayılı Kanun'un mülga 2 inci maddesinin 1 inci fıkrası şöyledir:
"Bir hizmet akdine dayanarak bir veya birkaç işveren tarafından çalıştırılanlar bu kanuna göre sigortalı sayılırlar."
5. 506 sayılı Kanun'un mülga 6 ncı maddesi şöyledir:
"Çalıştırılanlar, işe alınmalariyle kendiliğinden 'Sigortalı' olurlar. /Sigortalılar ile bunların işverenleri hakkında sigorta hak ve yükümleri sigortalının işe alındığı tarihten başlar. /Bu suretle sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamaz ve vazgeçilemez. /Sözleşmelere, sosyal sigorta yardım ve yükümlerini azaltmak veya başkasına devretmek yolunda hükümler konulamaz.."
6. 506 sayılı Kanun'un mülga 79 uncu maddesinin ilgili fıkrası şöyledir:
"...Yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar, çalıştıklarını hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 (10 yıl 01.06.1994 tarih ve 3995 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesi ile 5 yıl olarak değiştirilmiştir) yıl içerisinde mahkemeye başvurarak alacakları ilam ile ispatlayabilirlerse, bunların mahkeme kararında belirtilen aylık kazanç toplamları ile prim ödeme gün sayıları nazara alınır..."
7.22.04.1936 tarihli ve 818 sayılı Mülga Borçlar Kanunu'nun ilgili 313 üncü maddesinin 1 inci fıkrası şöyledir:
"Hizmet akdi, bir mukaveledir ki onunla işçi, muayyen veya gayri muayyen bir zamanda hizmet görmeği ve iş sahibi dahi ona bir ücret vermeği taahhüt eder."
8.22.05.2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanunu'nun ilgili 8 inci maddesinin 1 inci fıkrasının ilgili ilk cümlesi şöyledir:
"İş sözleşmesi, bir tarafın (işçi) bağımlı olarak iş görmeyi, diğer tarafın (işveren) da ücret ödemeyi üstlenmesinden oluşan sözleşmedir."
3. Değerlendirme
1.506 sayılı Kanun kapsamında sigortalılık niteliği, anılan Kanun'un 2 nci maddesine göre hizmet akdinin kurulması ve 6 ncı maddesi gereğince çalışmaya başlanması ile edinilir.
2. Anayasa'nın 60 ıncı maddesinde yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin davalar kamu düzeni ile ilgili olduğundan özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmeleri zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, ... insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip gerek görüldüğünde kendiliğinden araştırma yapılarak delil toplanabileceği açıktır.
3. 506 sayılı Kanun kapsamında sigortalı niteliğini kazanmanın koşulları başlıca üç başlık altında toplanmaktadır. Bunlar: çalışma ilişkisinin kural olarak hizmet akdine dayanması, işin işverene ait yerde yapılması, kanunda açıkça belirtilen sigortalı sayılmayacak kişilerden olunmaması şeklinde sıralanabilir. Sigortalı olabilmek için bu koşulların bir arada bulunması zorunludur. Bu nedenle dava konusu olayda öncelikle "hizmet aktinin varlığı" araştırılmalıdır.
4. 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 313 üncü maddesinin ilk fıkrasında hizmet sözleşmesi işçinin muayyen veya gayri muayyen bir zamanda hizmet görmeyi ve iş sahibi ona bir ücret vermeyi taahhüt ettiği bir sözleşme olarak tanımlanmıştır. Bu tanımda sadece hizmet ve ücret unsurlarına yer verilmişken, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 8 inci maddesinde, “bağımlılık” unsuruna da yer verilmiştir. Hizmet akdi, her şeyden önce bir iş görme edimini zorunlu kılar. Bu sözleşmeyle sigortalıya yüklenen borç, işveren yararına bir iş görmek, hizmet sunmaktır. Bağımlılık ve bu kapsamda ele alınması gereken zaman unsuru, hizmet akdinin ayırt edici özelliğidir.
5. Bağımlılık, iş ve sosyal güvenlik hukuku uygulamasında ... bir ilke olup, bu unsur, hizmetini işverenin gözetimi ve yönetimi altında yapmayı ifade eder. Ne var ki iş hukukunun dinamik yapısı, ortaya çıkan atipik iş ilişkileri, yeni istihdam modelleri, bu unsurun ele alınmasında her somut olayın niteliğinin göz önünde bulundurulmasını zorunlu kılmaktadır. Bazı durumlarda, taraflar arasında sıkı bir bağımlılık ilişkisi bulunmasa da, işverenin iş organizasyonu içinde yer alınmaktaysa bu unsurun varlığının kabulü gerekecektir. Önemli yön, işverenin her an denetim ve buyurma yetkisini kullanabilecek olması, çalışanın, edimi ile ilgili buyruklara uyma dışında çalışma olanağı bulamayacağı nitelikte teknik ve hukuki bir bağımlılığın bulunmasıdır. Genel anlamda bağımlı çalışma, işverenin belirleyeceği yerde ve zamanda, işverence sağlanacak teknik destek ve işverenin denetim ve gözetiminde yapılan çalışmadır. İşverenin yönetim (talimat verme) hakkı karşısında işçinin talimatlara uyma (itaat) borcu yer alır. Bir işin görülmesi süreci içinde işçinin faaliyeti, çalışma şekli, yeri, zamanı ve işyerindeki davranışları düzenleyen talimatlar veren işveren onu kişisel bağımlılığı altında tutar. Bu sözleşmede var olan otorite/bağımlılık ilişkisi taraflar arasında kaçınılmaz olarak bir hukuki hiyerarşi yaratır. Bu nedenle hizmet akdinde bağımlılık hem işçinin kişiliğini ilgilendirmekte hem de bir hukuki bağımlılık niteliği taşımaktadır.
6. Somut olayda; davacının, davalı işverene ait iş yerinden 17.06.2002 - 31.12.2002, 15.01.2003 - 12.12.2003, 19.01.2004 - 14.12.2004, 07.03.2005 - 30.12.2005, 25.01.2006 - 25.12.2006, 24.01.2007 - 24.12.2007 ve 04.02.2008 - 30.09.2013 tarihleri arasında 5510 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesinin 1 inci fıkrasının (a) bendi kapsamında; 01.10.2013 tarihinden itibaren 5510 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesinin 1 inci fıkrasının (c) bendi kapsamında sigortalı bildirimleri bulunmaktadır. Davacı davalıya ait iş yerindeki çalışmasının 01.07.1997 tarihinden itibaren kesintisiz devam ettiğini iddia ederek eksik sürelerin tespitine karar verilmesini dava etmiştir.
7. İlk Derece Mahkemesi tarafından davacının 01.07.1997 tarihinde itibaren 30.09.2013 tarihine kadar davalı ... nezdinde hizmet akdine tabi kesintisiz çalıştığı halde 17.06.2002 tarihine kadar hiç sigortalı bildirimi yapılmadığı, anılan tarihten sonra bir kısım bildirimleri yapılmış ise de her yılın ilk aylarında eksik bildirimleri olduğu kabul edilerek hüküm kurulmuştur. Ne var ki yapılan araştırma ve inceleme, hüküm kurmaya yeterli ve elverişli değildir. Davacının uzun yıllar öncesine dayanan çalışmasının ne zaman başladığı, Kuruma bildirilen ve sözleşme süreleri dışında çalışıp çalışmadığı, çalışmasının niteliği ve süresi ile ilgili olarak sadece yetersiz soyut tanık beyanları ile hüküm kurulması hatalıdır.
8. Mahkemece; 6100 sayılı Kanun'un 194 üncü maddesinde düzenlenen somutlaştırma kapsamında davacının beyanı alınmalı, işe girdiği tarihten itibaren davalı işveren nezdindeki görevleri, kimlerle ne programlar yaptığı, bu programların ve görevlerin süresi belirlenmeli, davalı TRT'den bu programların arşiv kayıtları istenmelidir. Söz konusu programlar için sözleşme yapılıp yapılmadığı, davacının isminin söz konusu program jeneriklerinde ve sözleşmelerinde yer alıp almadığı, programların topluca çekilip çekilmediği, hangi bölümlerin hangi tarihte çekildiği, davacının programlarındaki görevleri ile çalıştığı süre karşılaştırılarak tanık beyanları bu kapsamda denetlenmelidir.
9. Öte yandan; davacının çalışmalarının geçtiğini ileri sürdüğü işyeri bir kamu kuruluşu olduğu ve kamu kuruluşlarındaki çalışanların hizmetlerinin kayıtlara geçirilmesinin ve ücret ödemelerinin belgelere dayandırılmasının esas olduğu göz önünde tutularak, Kuruma hizmet bildirilmeyen dönemlerdeki ücret belgeleri ve bu dönemde davacıya ücret ödenip ödenmediği, ödeme yapılmışsa kim tarafından ödendiğinin araştırılması gerekir. Ücret ve bordrolar bulunamıyorsa o dönem mutemet ve ödeme yetkilileri dinlenmeli ve ücret araştırılmalıdır. Ücret ödemeleri ile arşiv kayıtları nazara alınarak davacının 2002 - 2013 döneminde Aralık - Mart aylarında herhangi bir program yapıp yapmadığı denetlenmelidir. Ayrıca varsa TRT giriş çıkış kayıtları araştırılmalı uyuşmazlık konusu hizmet akdine dayalı fiili çalışma, hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip; deliller hep birlikte değerlendirilip takdir edilerek varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmelidir.
10. Mahkemece, açıklanan maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin eksik araştırma ve inceleme neticesinde yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
15.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!