10. Hukuk Dairesi 2024/376 E. , 2024/3382 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/112 E., 2023/943 K.
KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Mersin 1. İş Mahkemesi
SAYISI : 2019/42 E., 2020/105 K.
Taraflar arasındaki hizmet tespitine ilişkin davadan dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı ve fer'i müdahil Kurum vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ve fer'i müdahil Kurum vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili, müvekkilinin ... Diyabet Merkezi unvanlı 1061032.033 işyeri sicil numaralı davalı işyerinde 01.10.1999-03.02.2011 tarihleri arasında kesintisiz çalıştığını fakat davalı işyeri tarafından sigorta başlangıcının Sosyal Güvenlik Kurumuna 01.09.2001 tarihinde bildirilmesinden dolayı hak kaybına uğradığını bu nedenle davacının 01.10.1999-03.02.2011 tarihleri arasındaki kesintisiz olarak devam eden ve Sosyal Güvenlik Kurumuna bildirilmeyen hizmet sürelerinin tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili, davacının davalı işyerine 30.12.1999 tarihli kendi el yazısı ile yazmış olduğu dilekçesinde, 'Şeker hastası olması sebebiyle davalı derneğe ait hastanede bir süre kalmak istediğini, ileride hastalığının düzelip iyileştiğinde müsaade edilirse hastanede çalışmak istediğini ve bu konuda abisinin de izin verdiğini' beyan ederek abisi ile birlikte dilekçeyi imzaladığını, bu nedenle çalışmaya başladığı tarihin dilekçenin yazılmış olduğu tarihten önce olmasının mümkün olamayacağını, davacının davalı işyerinde 01.09.2001 tarihli işe başladığını buna ait davacı tarafından imzalanmış işe giriş bildirgesinin de mevcut olduğu, tüm açıklanan bu denelerle hukuki dayanaktan yoksun ve gerçek dışı beyanlarla açılan işbu davanın reddine, yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Fer'i müdahil Kurum vekili, davacı ile davalı işyeri arasında her ne kadar 01.10.1999-03.02.2011 tarihleri arasında geçen çalışmaların tespiti hususunda talepte bulunulsa da Kurumun mevcut kayıtlarından davacının kendi imzasını taşıyan işe giriş bildirgesi ile davalı işyerinde çalışmaya başladığını, davalı işyerinde 2001 yılında 150 gün, 2002 yılında 360 gün, 2003 yılında 360 gün, 2004 yılında 360 gün, 2005 yılında 360 gün, 2006 yılında 250 gün, 2007 yılında 360 gün, 2008 yılında 360 gün, 2009 yılında 360 gün, 2010 yılında 360 gün, 2011 yılında 33 gün çalıştığını ve bu günleri Kuruma bildirildiğini, 506 sayılı Kanun'un 79/10 uncu maddesi hükmünce kuruma bildirilmeyen hizmetlerin sigortalı hizmet olarak değerlendirilmesine ilişkin davanın tespiti istenilen hizmetin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içinde açılmasının gerektiğini, bu nedenle hak düşürücü süre yönünden reddinin gerektiğini, hizmet tespitine yönelik açılmış bulunan davaların kamu düzeninin ilgilendirdiğini, dolayısıyla da özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiğini, çalışma olğusunun hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak şekilde tespit edilebilmesi için çalışıldığı iddia edilen hizmete ilişkin belgelerin mevcut olup olmadığının, hizmetin geçtiği iddia edilen yıllarda işyerinin gerçekte var olup olmadığının 506 sayılı Kanun kapsamında ve kapsamına alınacak nitelikte bulunup bulunmadığının, çalışma konusu işin niteliğinin devamlılık gösterip göstermediğinin, tanık ifadelerinin inandırıcılığı ve tanık beyanlarının işyeri kapsam ve niteliğinin dikkate alınarak değerlendirilmesini belirterek açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "... 05.12.2019 tarihli duruşmada davacı asıl isticvap edilmiş. Davacının abisi olan ... yeniden dinlenmiş. Türk Diyabet Cemiyetinden kayıtlar istenmiş ise de, vekilince 19.12.2019 tarihli dilekçe ile müzekkereye verilen cevapta 1999-2000-2001 yıllarına ait kayıtlara ulaşılamadığının bildirildiği görülmüş. Sağlık Bakanlığından Teftiş Kurulunun 25.06.2001 tarihli tutanak ve ekleri istenmiş. Dinlenen tanıkların HC dosyaya kazandırılmış ve bir kısım bordro tanıklarınında beyanları alınmıştır.
Tüm bu eksikliklerin giderilmesi kapsamında yeniden yapılan inceleme ile; davacının isticvabı ve abisinin talimat ile alınan beyanı, dinlenen tanıklar kapsamında, davacının ilgili Kurumda tedavi gördüğü, ekonomik durumunun iyi olmaması nedeni ile Kurumun çalış ve tedavi ol teklifinde bulunduğu, davacı tarafça da bu durumun kabul edildiği, davacının tanıklarca da teyit edilen beyanı doğrultusunda 01.10.1999 da çalışmaya başladığı, 30.12.1999 tarihli iş ve çalışmak istediği talebine ilişkin dilekçeyi ise çalışmaya başladıktan 2-3 ay kadar sonra ilgili hastane tarafından imza ettirildiği, bu hususta yaşı ve okuması olmaması nedeni ile abisinin de olurunun alındığı, davacı asılın Sağlık Bakanlığı teftişi ile yapılan denetim evraklarında gönderilen tomar halindeki belgelerde (listede 71.sırada) sigortasız çalıştırılan hizmetli olarak isminin yazıldığı anlaşılmakla; bu bilgiler kapsamında dosya içerisindeki tanık beyanları, belgelerin birbiri ile tutarlı ve uyumlu olarak davacının davalı işyerinde 01.10.1999-01.08.2001 tarihleri arasında çalışmasına rağmen sigortasının yapılmamış olduğu, 01.08.2001-03.02.2011 tarihleri arasındaki çalışmasının sigortaya bildirildiği tespitleri ile; davacının sigortaya bildirilmeyen 01.10.1999-01.08.2001 tarihlerine yönelik talebinin kabulü ile 01.08.2001-03.02.2011 tarihleri arasındaki talebinin sigorta kaydının olması nedeniyle hukuki yarar olmadığından reddine" karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ve fer'i müdahil Kurum vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı Kurum vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel Mahkeme kararının usul ve yasalara açıkça aykırı olduğunu, istinafa konu kararda "davacının davalı işyerinde 01.10.1999-01.08.2001 tarihleri arasında asgari ücret ile kesintisiz olarak çalıştığının tespitine, diğer hizmetleri ile birleştirilmesine," dair karar verildiği, bu kararın gerçeği yansıtmadığı, davacının bu tarihlerde diğer davalı şirkette çalıştığının ispatına yönelik olarak dosyada Yargıtay tarafından aranan nitelikte tanık anlatımları bulunmadığını, Yargıtay, tanık konusunda özel bir duyarlılık göstermekte ve tanığın aynı dönemde aynı iş yerinde davacı ile birlikte çalışmış kayıtlı (sigortalı) işçilerden olmasını istediğini, dosyada dinlenen davacı tanıkları davacının yakın akraba ve arkadaşları olup davacının lehine beyanlarda bulunduğunu, ayrıca dosyada dinlenen tanıklardan ... davacının abisi olup Yargıtay tarafından aranan nitelikte tanık olmadığı, davacı tanıklarının ifadeleri kamu düzenini de ilgilendiren bu tür hizmetin tespiti için yeterli olmadığını, hal böyle iken; davacının yakın akraba ve arkadaşları olan tanık anlatımlarına itibar edilmesinin yerinde olmadığını, bu nedenlerle davacının başka bir delille desteklenmeyen davasının reddi gerekir iken kısmen kabulü yönünde karar verilmesinin yerinde olmadığını, bu nedenlerle yerel mahkeme kararının ortadan kaldırılmasını talep etmiştir.
Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel Mahkeme tarafından bordro tanığı ...'ın, önceki celselerde hazır edilip dinlenmesine ilişkin ara kararlar kurulmamış gibi hareket edilmesi, tanığın dinlenilmesinden vazgeçildiyse buna ilişkin ara karar kurulmamasının açıkça hukuka aykırı olduğunu, Mahkemenin aydınlatma yükümlülü dolayısıyla kayıtların ilgili yerlerden istenilmesi taleplerinin dikkate alınmadığı, Yerel Mahkemenin eksik ve hatalı inceleme sonucu karar verdiğini, 19.12.2019 tarihli ara karar cevabı içeren dilekçelerinde açıkça belirttikleri üzere, müvekkil cemiyete ait hastane kayıtlarında yalnız davacının kayıtlarına değil o yıllara ait hiçbir kayda ulaşılamadığını, dosya içerisinde yer alan davacının ve abisinin imzalı beyanlarını içeren dilekçede 30.12.1999 tarihinde, hastanede iyileşene kadar kalma ve iyileştiği takdirde müsade edilirse çalışma iradesi gösterildiği, dinlenen tanık beyanları ile hangi belgelerin ne şekilde uyumlu olduğu gerekçede belirtilmediğini, buna rağmen tanık beyanları doğrultusunda karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, bordro tanıklarından hiçbiri doğrudan görgüye dayalı bilgi sahibi olmadığı, bilgi sahibi olanların da çelişkili beyanları bulunduğu, tanıkların bir kısmı hatırlamadığını beyan etmesine rağmen net tarih verdiği, bu durum açıkça beyanlardaki çelişkiyi gösterdiği, yerel mahkeme tarafından beyanları arasında çelişki bulunan, görgüye dayalı bilgisi olmayan bordro tanıklarının beyanları hükme esas alınarak karar verildiği, bu durumun açıkça hukuka aykırı olduğunu, huzurda görülen dava hizmet süresinin tespiti davası olduğu, davacı ve tanıklar beyanlarında davacının işe başlama tarihinin 1999 tarihinde olduğunu ısrarla ifade ettikleri, oysa ki sigorta giriş bildirimi ve diğer işyeri ilgili evraklarından da görüleceği üzere davacının müvekkil şirkette çalışmaya başlama tarihi tam olarak 01.09.2001 olduğunu, burada müvekkilin ve tanıkların ifadelerinin gerçeği yansıtmadığı davacının bizzat imzalı ve kendi beyanını içeren davalı müvekkile verdiği dilekçesinden sabit olduğunu, ilgili dilekçede yer alan hususlar davacı ve davacının abisi tarafından alınan beyanlarında kabul edildiği, davacı asil ... 05.12.2019 tarihli celsede, dilekçede yer alan imzanın kendisine ait olduğunu açıkça beyan ettiği, cevap dilekçesi ile birlikte sundukları beyanların kaleme alınış tarihi 30.12.1999 tarihi olduğunu, bu sebeple karara dayanak olan bordro tanıklarının vermiş olduğu ifadelerin; tanıkların celseden önce davacı ile bir araya gelip söz konusu 1999 tarihini planlayarak konuşmuş olduklarını ve beyanların bu yönde taraflı bir şekilde sunulduğunu gösterdiği, hakikatin bu olmadığı, davacının bizzat kendi kendisiyle tamamen çeliştiği kendi el yazılı ve imzalı beyanı, davacının özlük dosyası ve davacıya ait sigortalı işe giriş bildirgesi ile sabit olduğunu, davacının sigorta girişi işe giriş bildirgersinde yer aldığı gibi 01.09.2001 tarihinde yapılmıştır. Davacının çalışmaya başlaması için şeker hastalığının kontrol altına alınmasının beklenildiği, işe başlandığının iddia edildiği tarihten 3 ay sonra henüz daha tedavi için müvekkile ait hastaneye gelen davacının müvekkil şirkette 01.10.1999 tarihinden itibaren çalışmasının mümkün olmadığını, eksik ve hatalı değerlendirme ile usul ve yasaya aykırı şekilde verilen Yerel Mahkeme kararının hatalı olduğunu, bu nedenlerle Yerel Mahkeme kararının ortadan kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "... Somut olayda, davacının 01.10.1999-03.02.2011 tarihleri arasında davalıya ait iş yerinde kesintisiz olarak çalıştığını ileri sürdüğü, tespit istenen dönemde davacının ilk işe giriş bildirgesinin 01.09.2001 tarihinde Kuruma bildirildiği, davanın hak düşürücü süre içerisinde açıldığı, dinlenen davacı, Dairemiz ortadan kaldırma kararı sonrasında dinlenen, tespit istenen dönemde davalı iş yerinde çalışan ve işten ayrılmış olan tanıkların davacının davalı iş yerinde tam zamanlı olarak çalıştığını doğruladıkları, Mahkemece gerçek çalışma olgusunun somut ve inandırıcı bilgilere dayalı şekilde değerlendirildiği, hak düşürücü sürenin söz konusu olmadığı, davalı ve feri müdahil vekilinin istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı, mahkeme kararının isabetli olduğu anlaşılmıştır.
Bu açıklamalar altında davalı vekilinin ve fer'i müdahil Kurum vekilinin istinaf talepleri isabetsiz olup tarafların iddia ve savunmalarına, dosya kapsamına, hükmün dayandığı deliller ve Kanuni gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde isabetsizlik görülmemesine göre davalıların ve fer'i müdahil Kurum vekilinin tarafından yapılan istinaf taleplerinin Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine" karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ve fer'i müdahil Kurum vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili, istinaf dilekçesinde öne sürdüğü gerekçelerle kararın bozulması ile davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Fer'i müdahil Kurum vekili, istinaf dilekçesinde öne sürdüğü gerekçelerle kararın bozulması ile davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, hizmet tespitine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.Hizmet tespitine ilişkin talebin yasal dayanağı 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun geçiş hükümlerini içeren Geçici 7 nci maddesi gereğince 506 sayılı Kanun'un 79/10 uncu ve 5510 sayılı Kanun'un 86/9 uncu maddeleri olup Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin bu tür davalar kamu düzeni ile ilgili olduğundan özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmeleri zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip gerek görüldüğünde kendiliğinden araştırma yapılarak delil toplanabileceği açıktır.
2. Bu tür davalarda Mahkemece yapılacak iş, davacıyla ilgili varsa tüm belge ve kayıtlar işverenden istenilmeli, çalışmanın gerçekleştiği ileri sürülen işyerinin Kurum nezdinde bulunan dosyası, işverence hazırlanması gerekli ücret ödeme bordroları, puantaj kayıtları ve diğer kayıtlar getirtilmeli, dönemsel sigorta primleri bordrosuyla veya aylık prim ve hizmet belgesiyle bildirimleri yapılan sigortalılar tanık sıfatıyla dinlenilmeli, Kurum müfettişlerince inceleme yapılıp yapılmadığı sorulmalı, inceleme yapılmışsa belgeler getirtilmeli, aynı çevrede faaliyet yürüten ve davacının çalışmasını bilebilecek durumda olan tarafsız nitelikte başka işverenler ve bordrolu çalışanlar yöntemince saptanarak tanık sıfatıyla dinlenilmeli, işçilik alacaklarına ilişkin dava dosyasının varlığı araştırılarak celbedilmeli ve işçilik hakları davasında dinlenen tanıkların anlatımları ile bu dosyada bilgi ve görgüsüne başvurulan tanıkların anlatımları karşılaştırılmalı, varsa çelişki giderilmeli, yargılama sürecinde dinlenen tanık anlatımlarının değerlendirilmesinde, iş yerinin kapsamı, kapasitesi ve niteliği nazara alınmalı, işin mevsimlik olduğu anlaşılırsa dönemleri belirlenmeli, bu dönemde davacı ile işveren arasındaki sözleşmenin askıda olduğu ve mevsimlik dönemlerde hak düşürücü sürenin işlemeyeceği gözönünde bulundurulmalı; böylelikle; çalışmanın varlığı, başlangıç ve bitiş tarihleri, mevsimlik mi, sürekli mi olduğu, yapılan işin kapsam ve niteliği de nazara alındığında kısmi çalışma mümkün olduğundan kısmi ve kesintili olup olmadığı yöntemince araştırılmalıdır.
3. Değerlendirme
Eldeki dava, davacının, davalı işyeri nezdinde 01.10.1999-03.02.2011 tarihleri arası çalıştığının tespiti istemine ilişkin olup davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de Mahkemece verilen hükmün eksik araştırma ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı olduğu anlaşılmaktadır.
Somut olayda, davacının davalıya ait işyerlerinde 31.06.2001-03.02.2011 tarihleri arasında geçen çalışmalarının Kurum'a bildirildiği anlaşılmakla uyuşmazlık konusu dönem 01.10.1999-30.06.2001 dönemine ilişkindir.
Davacı tarafından Hastane Başhekimliği'ne hitaben yazılan 30.12.1999 tarihli dilekçede, "...şeker hastası olmam nedeniyle sürekli insülin kullanma zaruretim vardır. Bu nedenle hem tedavim hem de insülin kullanımını öğrenmem için hastanenizde belirli bir süre kalmak istiyorum. İleride iyileştiğim zaman müsaade edilirse hastanede çalışmak istiyorum" ibarelerinin yer aldığı, dilekçedeki imzanın inkar edilmediği, aynı dilekçede imzası olan abisi ... tarafından da bu durumun teyit edildiğinin anlaşılması karşısında bu tarih öncesinde çalışmanın kabul edilmesi mümkün değildir ancak davacının iyileştiği tarihten sonra çalıştığı kabul edilebilir. Mahkemece yapılması gereken iş, davacının hastanede tedavi gördüğüne ilişkin tedavi evrakları celbedilerek davacının hangi tarihte iyileştiği araştırılmalı, bu imzalı belge (dilekçe) de değerlendirilmek ve yine imzalı 31.06.2001 tarihli işe giriş bildirgesi de dikkate alınmak suretiyle öncelikle bildirim yapılan dönem öncesinde çalışma varsa bu durum tereddütsüz şekilde ortaya konularak karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ve hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi hatalıdır.
Bu maddi ve hukuki olgular göz ardı edilerek eksik araştırma ve inceleme sonucu yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
VI. KARAR
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgiliye iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
28.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!