10. Hukuk Dairesi 2024/3729 E. , 2024/4180 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1610 E., 2023/2577 K.
KARAR : Esastan Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Eskişehir 3. İş Mahkemesi
SAYISI : 2021/225 E., 2022/122 K.
Taraflar arasındaki Kurum işleminin iptali, davalı Kuruma borçlu olmadığının tespiti, ölüm aylığının kesildiği tarihten itibaren yasal faiziyle birlikte tahsili ile yeniden bağlanması istemine ilişkin asıl davadan, birleşen alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl davanın kabulüne, birleşen davanın reddine dair karar verilmiştir.
Kararın asıl dava davalısı Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, asıl dava davalısı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1.Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde; davacının boşandığı eşi ile fiili olarak birlikte yaşama olgusunun bulunmadığını beyanla Kurum işleminin iptalini, bu işlem nedeniyle davacının davalı Kuruma borçlu olmadığının tespitini, davacının kesilen aylıklarının yeniden bağlanılmasını ve biriken aylıkların faizi ile tekrar ödenmesini talep ve dava etmiştir.
2.Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde davalının 05.11.2010 tarihinde boşandığı 01.11.2014 aylık başlangıç tarihi ile ölüm aylığı bağlandığını, davalının boşandığı eşi ile birlikte yaşadığı tespit edildiğinden bağlanan aylıkların kesilerek ödenen aylıkların borç çıkarıldığı belirterek, davalıya ödenmiş olan 67.695,28 TL aylık ve 3.550,00 TL ... ikramiyelerinin davalıdan tahsilini; talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
1.Asıl davada davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; davacı hakkında Kurum Denetmenleri Servisi tarafından hazırlanan raporda; davacının eski eşinden boşanmış olmasına rağmen fiilen birlikte yaşadıkları hususunun tespit edildiğini, Kurumun Denetmenler Servisi tarafından hazırlanan rapordaki tespitlere dayalı olarak da Kurum tarafından, davacının ... babasından almakta olduğu aylığın, eşiyle birlikte yaşadığı tespit edilmesi üzerine 5510 sayılı Kanun'un 56 ncı maddesine istinaden kesildiğini, açıklanan sebeplere binaen, davacının davasının reddine karar verilmesini talep etmiştir.
2.Birleşen davada davalı vekili cevap dilekçesinde; Kurum işleminin yerinde olmadığından bahisle davacının davasının reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl davanın kabulüne, Kurumun, davacının boşandığı eşi ile birlikte yaşadığı iddiası ile aylığının kesilmesine ve borç tahakkukuna ilişkin işlemlerinin iptaline, davacının davalı Kuruma borçlu olmadığının tespitine, davacının kesilen aylığının kesildiği tarihten itibaren yeniden bağlanmasına ve ödenmeyen aylıkların dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte davalı Kurumdan tahsili ile davacıya verilmesine, birleşen davanın reddine dair karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde, asıl dava davalısı Kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı Kurum vekili; Yerel Mahkeme kararının kaldırılarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile her ne kadar denetmence ifadesine başvurulan tanıklar Kadir’in eşi ile birlikte yaşadığını beyan etmiş iseler de bu kişilerin davacının ismini bilmediği ayrıca Kadir’in çocuğu olup olmadığı hakkında da bilgi sahibi olmadıklarını beyan etmiş oldukları nazara alındığında bu tanıkların birlikte yaşamaya dair görgüye dayalı bilgilerinin bulunmadığı anlaşılmış, Mahkemece tanık olarak beyanına başvurulan kişilerin davacının boşandığı eşi ile birlikte yaşamadığını beyan etmiş olmaları, yapılan kolluk araştırmasında da birlikte yaşamadıklarının tespit edilmiş olması, davacı ve boşandığı eşinin mernis adreslerinin farklı olması bir bütün olarak değerlendirildiği gerekçesi ile davalı Kurum vekilinin istinaf isteminin 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde, asıl dava davalısı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuşlardır.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı Kurum vekili istinaf gerekçeleri ile İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacının boşandığı eşi ile fiilen birlikte yaşadığına ilişkin tespit içeren sosyal güvenlik denetmen raporunun aksinin toplanan delillerle ortaya konulup konulmadığı noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
1.Davanın, yasal dayanağı 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 56 ncı maddesinin ikinci fıkrasıdır. Fıkrada “Eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen eş ve çocukların, bağlanmış olan gelir ve aylıkları kesilir. Bu kişilere ödenmiş olan tutarlar, 96 ncı madde hükümlerine göre geri alınır.” düzenlemesine yer verilmiştir. Anılan madde 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe girmiştir. 5510 sayılı Kanun'un 56 ncı maddesinin Anayasaya aykırı olduğu gerekçesiyle iptali istemiyle Anayasa Mahkemesine yapılan 2009/86 Esas numaralı başvurunun, 28.04.2011 tarihinde verilen karar ile reddedilmiştir.
2.5510 sayılı Kanunu'nun 56 ncı maddesinin ikinci fıkrası, daha önceki sosyal güvenlik kanunlarında yer almayan, boşanılan eşle fiilen (eylemli olarak) birlikte yaşama olgusu, gelir-aylık kesme nedeni olarak düzenlendiği gibi, eylemli olarak birlikte yaşama, aynı zamanda gelir-aylık bağlama engeli olarak da benimsenmiştir. Burada, eylemli olarak birlikte yaşama olgusunun/durumunun tanımlanması, hukuki sınır ve çerçevesinin çizilip ortaya konulması önem arz etmektedir. Taraflar arasında hangi hukuki sebep ve maddi vakıaya dayanmış olursa olsun sona ermiş evlilik birliğinin hak ve yükümlülüklerinin sürdürüldüğü beraberlikler veya kesinleşmiş yargı kararına bağlı olarak gerçekleşmiş boşanmanın var olan-olası sonuçlarını ortadan kaldırıcı/giderici nitelikteki birliktelikler madde kapsamında değerlendirilmeli, ortak çocuk-çocuklar yönünden, boşanma kararına bağlanan veya bağlanmayan kişisel ilişkilerin yürütülmesini sağlamaya yönelik olarak, eşlerin belirli aralıklarda ve günlerde zorunlu şekilde bir araya gelmeleri durumunda ise kanun koyucunun bu türden ilişkinin varlığının gelir-aylık bağlanmaması veya kesilmesi nedeni olarak öngörmediği kabul edilmeli, boşanılan eşle kurulan-yürütülen ilişkinin, eylemli olarak birlikte yaşama kavramı kapsamında yer alıp almadığı dikkatlice irdelenerek saptama yapılmalıdır.
3.Anılan 56 ncı maddede, oldukça yalın olarak “eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen” ibareleri yer almakta olup kanun koyucu tarafından örneğin; “sosyal güvenlik kanunları kapsamında ölüm aylığına hak kazanmak amacıyla eşinden boşanan”, “hak sahibi sıfatını haksız yere elde etme amacıyla eşinden boşanan”, “gerçek boşanma iradesi söz konusu olmaksızın (muvazaalı olarak) eşinden boşanan” veya bunlara benzer ifadelere yer verilmemiş, sade olarak kaleme alınan metinle uygulama alanı genişletilmiştir. Maddede boşanma amacına-saikine yönelik herhangi bir düzenlemeye yer verilmediğinden, gerek Kurumca, gerekse yargı organlarınca uygulama yapılırken; eşlerin boşanma iradelerinin gerçekliğinin-samimiliğinin araştırılıp ortaya konulması söz konusu olmamalı, boşanmanın muvazaalı olup olmadığına ilişkin herhangi bir araştırma-irdeleme ve boşanma yönündeki kesinleşmiş yargı kararının geçerliliğinin sorgulaması yapılmamalı, özellikle, kesinleşmiş yargı organının verdiği karara dayanan “boşanma” hukuki durum ve sonucunun eşlerin gerçek iradelerine dayanıp dayanmadığının araştırılmasının bir başka organın yetki ve görevi içerisinde yer almadığı, kaldı ki 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nda “anlaşmalı boşanma” adı altında hukuki bir düzenlemenin de bulunduğu dikkate alınmalıdır. Şu durumda sonuç olarak vurgulanmalıdır ki, boşanma tarihi itibarıyla gerçek-samimi boşanma iradelerine sahip olan (evlilik birliği temelinden sarsılan) veya olmayan tüm eşlerin, maddenin yürürlük tarihi olan 01.10.2008 tarihinden itibaren her ne sebeple olursa olsun eylemli olarak birlikte yaşadıklarının saptanması durumunda gelirin-aylığın kesilmesi zorunluluğu bulunmaktadır.
4.Gelirin-aylığın kesilme tarihi ile Kurumun geri alım (istirdat) hakkının kapsamına ilişkin olarak; eylemli birlikte yaşama olgusunun gerçekleşme-başlama tarihi esas alınarak bu tarih itibarıyla gelir-aylık kesme veya iptal işlemi tesis edilip ilgiliye, anılan tarihten itibaren yapılan ödemeler yasal dayanaktan yoksun-yersiz kabul edilmeli, ancak, söz konusu madde 01.10.2008 günü yürürlüğe girdiğinden, eylemli birliktelik daha önce başlamış olsa dahi maddenin yürürlük günü öncesine gidilmemeli, başka bir anlatımla 01.10.2008 tarihi öncesine ilişkin borç tahakkuku söz konusu olmamalı, böylelikle açıklığa kavuşturulacak yersiz ödeme dönemine ilişkin olarak 5510 sayılı Kanun'un 96 ncı maddesine göre uygulama yapılmalıdır. İnceleme konusu 56 ncı maddede, “eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle” ibareleri yer aldığından, birden fazla evlilik ve doğal olarak birden fazla boşanmanın gerçekleşmiş olması durumunda, boşanılan herhangi bir eşle eylemli olarak birlikte yaşama durumunda madde hükmünün uygulanacağı gözetilmelidir.
5.Aynı Kanun'un 59 uncu maddesinin başlığı Kurumun denetleme ve kontrol yetkisi olup maddeye göre; "bu Kanun'un uygulanmasına yönelik işlemlerin denetimi, Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurları eli ile yürütülür ...", maddenin 2 nci fıkrasında "Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurlarına görevleri sırasında tespit ettikleri Kurum alacağını doğuran olay ve bu olaya ilişkin işlemler, yemin hariç her türlü delile dayandırılabilir. Bunlar tarafından düzenlenen tutanaklar aksi sabit oluncaya kadar geçerlidir..." şeklinde düzenlenmiştir.
6.Sonuç olarak; 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 56 ncı maddesinin ikinci fıkrasına dayalı açılan bu tür davalarda eylemli olarak birlikte yaşama olgusunun tüm açıklığıyla ve özellikle taraflar arasındaki uyuşmazlık konusu dönem yönünden ortaya konulması önem arz etmektedir. Bu aşamada, özellikle Anayasa'nın 20, 5510 sayılı Kanun'un 59 uncu, 100 üncü, 298 sayılı Seçimlerin ... Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun'un 28 inci, 45 inci, 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu'nun 3 üncü, 45 – 53 üncü, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 32 nci, 01.10.2011 günü yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 6 ncı, 24-33 üncü, 189 uncu, 190 uncu, 191 inci, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 6 ncı, 19 uncu, 20 inci, maddeleri ve diğer ilgili mevzuat hükümleri göz önünde bulundurulmak suretiyle yöntemince araştırma yapılmalı, tarafların göstereceği tüm kanıtlar toplanmalı, bildirilen ve dinlenilmesi istenilen tanıkların ifadeleri alınmalı, davacı ile boşandığı eşinin yerleşim yerlerinin saptanmasına ilişkin olarak; muhtarlıktan ikametgah senetleri elde edilmeli, ilgili Nüfus Müdürlüklerinden sağlanan nüfus kayıt örnekleri ile yerleşim yeri ve diğer adres belgelerinden yararlanılmalı, adres değişiklik ve nakillerine ilişkin bilgilere ulaşılmalı, özellikle ilgili Nüfus Müdürlüğü’nden adres hareketleri, tarihleriyle birlikte istenilmeli, ilgililerin su, elektrik, telefon aboneliklerinin hangi adreste kimin adına tesis edildiği saptanmalı, seçmen bilgi kayıtları getirtilmeli, varsa çalışmaları nedeniyle resmi-özel Kurum ve kuruluşlara verilen belgelerde yer alan adresler dikkate alınmalı, boşanan eşler 4857 sayılı Kanun hükümleri kapsamında yer almakta iseler adlarına ödeme yapılabilecek özel olarak açılan banka hesabı bulunup bulunmadığı belirlenmeli, boşanan eşlerin kayıtlı oldukları bölge-bölgeler yönünden kapsamlı Emniyet Müdürlüğü-Jandarma Komutanlığı araştırması yapılmalı, anılan mahalle-köy muhtar ve azalarının tanık sıfatıyla bilgi ve görgülerine başvurulmalı, böylelikle “boşanılan eşle eylemli olarak birlikte yaşama” olgusunun gerçekleşip gerçekleşmediği, toplanan kanıtlar ışığı altında değerlendirildikten sonra elde edilecek sonuca göre karar verilmelidir.
3. Değerlendirme
1.İncelenen dava dosyasında; davacının 05.11.2010 tarihinde boşandığı, 14.10.2014 tarihinde vefat eden babasından dolayı davacıya 01.11.2014 tarihinde aylık bağlandığı, CİMERe gelen birlikte yaşama dair ihbar üzerine, Kurumun 07.06.2021 tarihli raporunda davacının boşandığı eşi ile birlikte yaşadığının tespit edildiğinin belirtilmesi üzerine aylığının kesildiği ve ödenen aylıkların da borç tahakkuk ettirilerek davacıdan istendiği, Mahkemece nüfus müdürlüğü kayıtlarının, MEDULA kayıtlarının, denetim dosyası içeriğinin getirtildiği, emniyet araştırması yaptırıldığı ve dinlenen tanık anlatımları ile de asıl davacının davasının kabulüne karar verildiği, fiili birlikteliğin olmadığının ve Kurum işleminin iptaline dair karar verildiği anlaşılmakla verilen karar eksik inceleme ve araştırmaya dayalıdır.
2.Mahkemece yapılması gereken iş, davacının eski eşi ile boşandıktan sonra çocuklarının küçük olması nedeni ile bir süre 2-4 ay kadar daha beraber kaldıklarına dair beyan vermesi hususu göz önünde tutulmakla; Kurum denetmeni tarafından 13.09.2019 tarihli denetmen raporu ekinde tutulan tutanakların aksi sabit oluncaya kadar geçerli olacağı gözetilerek, denetmene ifade veren tanıklar Zeytinlik Bitimi Karatepe sokak Numara 10 da ikamet eden ...'in imzasız beyanında eski eş ...'i tanığını, Zeytinlik de eşi ile birlikte yaşadığını, hurdacılık yaptığını belirtmesi, Organgazi Muhtarı ...'ün aynı ifadede de bulunması karşısında denetmen raporunda belirtilen adreslerde, ifadeleri alınan diğer tanıkların da ifadelerine başvurulmalı, ifadeler de çelişki olması karşısında çelişkiyi giderecek şekilde soru sorulmalı; yine ihtilaf konusu dönem içerisinde denetim raporunda tespit edilen adreslerinde, birlikte yaşama olgusunun gerçekleşip gerçekleşmediği ve bu adreslerde kimlerin yaşadığı kolluk vasıtasıyla araştırılarak ve muhtar, komşu, kapıcı, yönetici gibi ifadesine başvurulmayan kişiler tespit edilerek dinlenilmeli, davacı ve eski eşin MERNİS kayıt sisteminden alınan adreslerinde iş bu adreslerin maliklerinin, kiracılarının kimler olduğu araştırılmalı, bu adresler ayrı ayrı abonelik bilgileri sorgulanmalı; davacı ile eski eşin 18.12.2019 tarihli medula kayıtlarında aynı tarihte acil servise başvurmaları hususu değerlendirilmeli ve birlikte yaşama olgusu yukarıda açıklanan düzenlemeler ışığında da araştırılarak elde edilecek sonuca göre bir karar verilmelidir.
VI. KARAR
Açıklanan nedenlerle,
1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
18.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!