10. Hukuk Dairesi 2024/365 E. , 2024/1405 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/1761 E., 2023/1419 K.
KARAR : Esastan Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Derik Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
SAYISI : 2022/154 E., 2023/106 K.
Taraflar arasındaki hizmet tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı ve fer'i müdahil Kurum vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı ve fer'i müdahil Kurum vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili, müvekkilinin 02.07.1988-29.06.1992 tarihleri arasında Mardin İli .... İlçesi ....Barajında ... İnşaat Limited Şirketinde şoför olarak çalıştığını, müvekkilinin 2018 yılında E-devlet üzerinden yaptığı sorgulamada sigorta primlerinin eksik yatırıldığını öğrendiğini, sigorta sicil kartında da anlaşılacağı üzere müvekkilinin belirtilen tarihlerde davalı şirket bünyesinde kesintisiz olarak çalışmasına rağmen davalı şirket tarafında sadece belirli günler arasında sigorta primlerinin yatırıldığı, aynı baraj inşaatında benzer işlerde çalışan ve primleri yatırılmayan işçiler için Derik Asliye Hukuk Mahkemesinde açılmış olan 2012/26 Esas 2016/159 Karar sayılı kararında davalı şirketin yatırması gereken primleri yatırmadığı tespit etmiş olup verilen Mahkeme kararı Yargıtay tarafından onandığını ve kesinleştiğini, bu nedenle müvekkilinin çalıştığı dönemler olan 02.07.1988-29.06.1992 tarihleri arasında davalı şirkette kesintisiz ve sürekli çalıştığının tespiti ile belirtilen tarihlerdeki eksik gün ve primlerinin tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı şirket vekili, Borçlar Kanunu'nun 125 inci maddesine göre her dava 10 senelik zamanaşımına tabi olduğunu, davacının dilekçesinde açıkça çalışmış olduğu tarihler yazılmış olmamasına rağmen anlaşıldığı kadarıyla 90’lı yılların başına ilişkin çalışmaların tespitinin talep edildiğini, tarihin üzerinden 30 yıla yakın zaman geçmiş olduğu, 10 yıllık dava zamanaşımı süresinin dolduğunu, bu nedenle huzurdaki davanın zamanaşımı nedeniyle de reddine karar verilmesi gerektiği, davacı; 02.07.1988 tarihinden 29.06.1992 tarihine dek müvekkilin işverenliğinde çalıştığını iddia ile hizmet tespiti talep ettiğini, davacı tarafça 26 yılı aşkın süre önce gerçekleştiği iddia edilen bir çalışmaya dair talepte bulunulması, hak düşürücü sürenin bariz olarak geçtiğini ortaya koyduğunu, Yargıtay Kararları ve Kanun hükmüne göre davanın 5 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılması gerekirken bu süre geçtikten sonra açılmış olması hukuka açıkça aykırılık oluşturduğunu, her ne kadar belirtilen tarihlerde müvekkilin işverenliğinde çalıştığını iddia etmişse de işbu dönemlere ilişkin iddia edilen fiili çalışma olgusunun nasıl gerçekleştiğine dair hiçbir destekleyici bilgi veya belge sunulmadığını bu nedenle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Fer'i müdahil Kurum vekili, davacı tarafından açılan dava hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davacı hizmet tesbiti talebinde bulunmuş ise de hak düşürücü süre geçtikten sonra dava açıldığını, bundan dolayı hak düşürücü süre yönünden davanın reddini talep ettiklerini, hizmet tespiti davalarının 5 yıllık hakdüşürücü süreye tabi olduğunu, bu süre geçtikten sonra davanın açıldığını, ayrıca hizmetin geçtiği iddia edilen davalı işyerinden davacının ücret bordrolarının ve özlük dosyasının da dosyaya celbi gerektiğini, yazılı belgelerle hizmetin ispat edilmesinin gerektiğini, yazılı belgenin bulunduğu durumlarda sadece tanık beyanlarına dayalı olarak karar verilmesi mümkün olmadığını, davalı yanında fer'i müdahilliklerinin kabulü ile hakdüşürücü süre ve zamanaşımı yönünden davanın reddine; davanın esasına girildiği takdirde ise davanın esastan reddine yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "... Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; tarafların beyan ve anlatımları, dinlenen tanık beyanları, DSİ cevabi yazısı, kolluk araştırması ve SGK kayıtlarından anlaşıldığı üzere; davalı şirketin baraj inşaatını yüklendiği ve 29.06.1992 yılına kadar baraj inşaatının yapımına devam ettiği, geçici kabulün yapılması ile birlikte 29.06.1992 tarihinden itibaren baraj inşaatında fiilen herhangi bir çalışmanın olmadığı, davacı asilin davalı Kurum nezdinde 01.12.1987 tarihinde işe başladığı, sigorta bildirimlerinin ara dönemlerde yapıldığı ve 1988 yılına kadar bildirimlerin devem ettiği anlaşılmıştır.
Her ne kadar işbu davada tanık sıfatıyla beyanda bulunan bir kısım tanıklar 1994 yılına kadar çalıştıklarını beyan etmiş iseler de 29.06.1992 yılı itibariyle geçici kabul ile birlikte işin sona erdiği ve fiilen baraj inşaatının devam ettiğine dair dosyaya yansıyan somut bir delilin olmadığı, davacı vekilinin dava dilekçesinde belirtmiş olduğu Mahkememize ait işbu dava ile benzer mahiyette aynı işverene karşı açılan hizmet tespiti davalarındaki emsal kararlar da incelendiğinde; baraj inşaatının bitimi ile birlikte iş akitlerinin sona erdiğinin kabul edildiği ve tanık sıfatıyla dinlenen ...'un işbu davada 1994 yılına kadar çalıştığını beyan etmesine rağmen Mahkememizce yapılan önceki yargılamalarda tanık sıfatıyla alınan beyanlarında 1992 yılına kadar çalıştığını beyan ettiği, bu haliyle tanığın beyanlarının çelişkili olduğu ve dosyadaki somut bilgiler ışığında tanığın beyanlarının itibar edilebilir olmadığı, davacı işçinin iş akdinin baraj inşaatının bitiminden önce feshedildiğine yahut dönemlik / mevsimlik olarak çalıştırıldığına dair dosyaya yansıyan bir delilin olmadığı, tanık beyanları ve davalı Kurum tarafından yapılan sigortaya yapılan işe giriş çıkış bildirimler nazara alındığında, davacının iddiasını ispatladığı ve davacının belirtilen işe giriş tarihinden itibaren işin sona erdiği tarihe kadar davacının kesintisiz ve asgari ücretle çalıştığı kabul edilmiştir.
Davacı sigortalıya ilişkin olarak işe giriş bildirgesi Kuruma verildiğinden hak düşürücü sürenin sözkonusu olmadığı, karar kaldırma ilamındaki eksiklikler de ikmal edilerek yeteri kadar kamu tanığının da dinlendiği anlaşıldığından, davacının talebi ile bağlı kalınarak davacının 07.01.1988-29.06.1992 tarihleri arasında ... İnşaat Ltd. Şirketi isimli işyerinde kesintisiz ve sürekli olarak asgari ücretle çalıştığının tespitine Kuruma bildirilen sürelerin dışlanmasına, yatırılmayan sigorta primlerinin davalı şirket tarafından ödenmesine ilişkin talebin işbu davanın tespit davası olduğu ve eda hükmü içermeyeceği nazara alınarak reddine" karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ve fer'i müdahil Kurum vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı işveren vekili, davanın beş yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmadığını, mahkemece eylemli çalışma olgusunun yeteri kadar araştırılmadığını, salt tanık ifadeleri üzerine karar verildiğini, tanıkların husumetli ve akraba vasfını haiz olduğunu, SGK ve işveren kayıtlarının gerçeğe uygun olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesine ait kararın kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Fer'i müdahil Kurum vekili, davanın beş yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmadığını, baraj inşaatının mevsimlik iş olmasına rağmen kesintisiz kabul edilmesinin hatalı olduğunu, Kurumun kendisini vekil ile temsil ettirmesine rağmen lehine vekalet ücretine hükmedilmediğini belirterek kararı istinaf etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında "... Dosya kapsamına göre, davacı adına davalılara ait iş yerinden bir kısım çalışmaların SGK ya bildirildiği; 6883 ve 6946 sicil numaralı iş yerlerinin davalı işverenliğe ait olduğu; Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün 27.05.2019 tarihli yazısına göre Dumluca Baraj İnşaatının 26.09.1992 tarihinde teslim edildiği, davalı iş yerinden ilk defa 01.07.1988 işe giriş tarihli bildirgenin SGK Başkanlığına verildiği, istinaf kararından sonra kamu tanıkları İsmail Bedirhanoğlu'nun, ...'nın ve Turan Bedirhanoğlu'nun dinlenildiği; yargılama aşamasında dinlenilen tüm tanıkların beyanları, mevcut evrak ve Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleşen emsal dosyalar dahilinde İlk Derece Mahkemesi kararının usule ve yasaya uygun olduğu anlaşılmakla, davalı vekili ve fer'i müdahil Kurum vekilinin istinaf istemlerinin 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 inci maddesi uyarınca esastan reddine" karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ve fer'i müdahil Kurum vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı Kurum vekili, istinaf dilekçesinde öne sürdüğü gerekçelerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Fer'i müdahil Kurum vekili, istinaf dilekçesinde öne sürdüğü gerekçelerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370, 371 inci; 506 sayılı Kanun'un 79/10'uncu maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup dosyada yer alan tüm bilgi ve belgelerin incelenmesinde verilen hükmün yerinde olduğu anlaşılmakla davalı ve fer'i müdahil Kurum vekillerinin temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden ilgiliye yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
15.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!