WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 05 Haziran 2026

YARGITAY 10. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

10. Hukuk Dairesi         2024/3625 E.  ,  2024/4201 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2023/44 E., 2023/424 K.
KARAR : Kısmen kabul

Taraflar arasındaki iş kazasının ve sürekli iş göremezliğin tespiti davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece İlk Derece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı, davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I.DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının davalı işyerinde palet taşıma işinde görevlendirildiği, paletlerin 80-90 kilo civarında olduğu, davacının bu paletleri tek başına kaldırdığı, 2017 yılının Kasım ayında davacının paleti taşıma esnasında belinin kırıldığı ve yere yığıldığı, bunun üzerine işverenin davacının babasını arayıp davacıyı hastaneye götürmesini söylediği, film çekildiği ve belde kırık olduğunun tespit edildiği, davacının davalı işverene ait işyerinde iş kazası geçirdiği iddiasıyla davacının, davalı işyerinde geçirdiği iş kazasının ve neticesinde oluşan maluliyetin tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II.CEVAP
1.Davalı işveren vekili cevap dilekçesine özetle; belirtilen tarihte veya başka bir tarihte davacının belinin kırılmasına sebep olacak iş kazasının yaşanmadığı, davacının işe başlamadan önce bel rahatsızlığı sebebiyle ameliyat geçirmiş olduğu hususunun şirketçe bilinmesi halinde davacı ile çalışmış olduğu işe yönelik olarak hizmet sözleşmesinin kurulamayacağı, ağır ve tehlikeli işler sınıfında yer alan şirkette bel ve eklem rahatsızlığı bulunan ve bu husustan dolayı daha önceki süreçte ameliyat geçirmiş olan kişinin üretim sahasında çalışabilmesini mümkün olmadığı, davacı tarafın şirkette işe girmeden önce var olan bel rahatsızlıkları sebebiyle oluşan mevcut durumu fırsat bilerek ve davalı şirketi sözleşmede esaslı hataya düşürerek haksız kazanç peşinde koştuğu, davalı şirkette, davacının belinin kırılmasına yol açacak bir iş kazasının meydana gelmediği savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

2.Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; zamanaşımı itirazlarının bulunduğu, Kurum kayıtlarında yapılan araştırmada davacının dava konusu kazasına ilişkin herhangi bir kayıt bulunmadığı, davacının Kuruma bu konuda herhangi bir başvurusunun bulunmadığı savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III.İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk Derece Mahkemesi tarafından 12.12.2019 tarihli ve 2018/256 Esas, 2019/474 Karar sayılı ilamı ile davacı tanıkları ... ve ..., davacının, iş yerinde yanlarına gelip belinin ağrıdığını söylediği ve o gün hastaneye gittiğini beyan ettikleri, bunun yanında tüm tanık beyanlarında davacının ağır paletleri kaldırmak suretiyle belini ya da omurgasını incitmeye müsait bir iş yaptığı, buna göre davacının işyerinde iddia edildiği gibi bir kazanın gerçekleşmiş olmasının mümkün olduğu, davacı tanık beyanları ve davacının mesai saatleri içerisinde hastaneye müracaat etmesi birlikte değerlendirildiğinde davacının iddia ettiği şekilde çalıştığı esnada omurgasından yaralanacak şekilde iş kazası geçirdiğinin sabit görüldüğü, ayrıca davacı hakkında tüm tedavi evrakları temin edilerek adli tıp uzmanı, beyin ve sinir cerrahi uzmanı doktor ve iş güvenliği uzmanından oluşan bilirkişi kurulundan heyet raporu aldırıldığı, raporda, davacının bel ve omurgasındaki önceki rahatsızlıklarının 2017 yılında tespit edilen ve 2018 yılı ocak ayında ameliyat edilen rahatsızlığı ile ilgisinin olmadığı, iş kazasına konu 2017 yılında tespit edilen rahatsızlığının akut nitelikte olduğu, önce ile bağının olmadığı belirtildiği, tedavi ve evrakları ve dosya kapsamı ile uygun olan bilirkişi raporundaki bu görüş de benimsenerek davanın kabulüne ve iş kazasının tespitine karar vermek gerektiği, bu kaza nedeniyle oluşan maluliyet oranının belirlenmesi için öncelikle iş kazasının tespitine ilişkin kararın kesinleşmesi gerektiği, ayrıca maluliyet tespit işlemlerinin, 5510 sayılı Kanun uyarınca öncelikle SGK tarafından yerine getirilmesi gerektiği, lbu aşamada maluliyetin tespiti talebinin ön şart yokluğundan usulden reddine karar vermek gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davacının davalı şirkette çalışırken 14.09.2017 tarihinde omurga kemiklerinden yaralanma sonuçlanan iş kazası geçirdiğinin tespitine, maluliyet tespitine ilişkin talebin usulden reddine karar verilmiştir.

IV.İSTİNAF
1.İlk Derece Mahkemesinin 12.12.2019 tarihli ve 2018/256 Esas, 2019/474 Karar sayılı karasına karşı süresi içinde davalılar vekilleri istinaf isteminde bulunmuşlardır.

2. Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi tarafından 25.05.2022 tarihli 2020/1193 Esas, 2022/1200 Karar sayılı kararla tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, İlk Derece Mahkemesi hakiminin objektif, dosyadaki verilerle çelişmeyen tespitleri ile karar gerekçesine ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre kararın usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

V.BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesinin 25.05.2022 tarihli 2020/1193 Esas, 2022/1200 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Dairemizce 27.10.2022 tarihli ve 2022/9709 Esas, 2022/13242 Karar sayılı ilamla aşağıdaki gerekçeyle Bölge Adliye Mahkemesi kararı kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur:

"...Eldeki dava dosyasında, 01.08.1991 doğumlu olan davacının 26.12.2016-30.06.2018 tarihleri arasında geçen hizmetinin davalı işyerince Kuruma bildirilmiş olduğu, davacının Marmara Üniversite Pendik Eğitim ve Araştırma Hastahanesine 14.09.2017 tarihinde bel ağrısı şikayeti ile gittiği, 22.01.2018 tarihli hastahane kaydında 'hasta olan davacının yakınlarından alınan bilgiye göre davacının daha önceden THNP nedeniyle opere edildiğinin' belirtildiği, davacının davalı işyerinde iş kazası geçirdiği yönünde Kuruma yapmış olduğu başvurusu sonucu Kurum tarafından 14.09.2018 tarih ve 213 sayılı ünite/komisyon kararı ile davacının sunmuş olduğu belgelere göre 5510 sayılı 13. maddesi kapsamında iş kazası tespitinin yapılamadığının davacıya bildirildiği, davacının tedavi gördüğü hastahane kayıtlarının getirtildiği, buna göre 02.02.2011 - 02.10.2018 tarihleri arasında davacının bir çok hastahaneye giriş-çıkış kaydının bulunduğu, duruşmalarda davacı ve davalı bordrolu tanıkların dinlendiği anlaşılmaktadır.

Somut olayda, meydana gelen olayın, 5510 sayılı Kanunun 13. maddesi uyarınca iş kazası tanımı kapsamında sayılması için bunun sigortalıyı hemen veya sonradan bedenen ve ruhen zarara uğratması gerekir. Davalı işyerinde paketleme bölümünde çalışan davacının kaza olayı tarihinde ağır kaldırma sonucu bel ağrısı şikayeti ile hastahaneye gittiği, davacıda omurga kırığı olduğunun ilgili sağlık kuruluşunca sonradan tespit edildiği anlaşılmakla Mahkemece kaza olayının iş kazası olduğuna karar verilmiş ise de davalı işyerinde olay tarihinde herhangi bir düşmenin, çarpmanın gerçekleştiği yönünde herhangi bir iddiada bulunulmadığına göre, paket taşırken bel kırığı oluşup oluşmadığı hususunun tıbben belirlenip sonucuna göre karar verilmesi gerekmektedir.

Bu doğrultuda Mahkemece yapılması gereken iş, davacının kaza olayı tarihinden önceki ve sonraki ortopedi ve travmatoloji, beyin ve sinir cerrahisi, fiziksel tıp ve rehabilitasyon bölümlerindeki tedavilerine ilişkin tüm tedavi evrak ve raporları dikkate alınarak paket taşıma ile bel kırığı oluşması arasında nedensellik bağının bulunup bulunmadığı, davacının olaydan önceki hastahane kayıtları ile belirlenen hastalıklarının bel kırığına neden olup olmayacağı yönünde uzman bir doktordan rapor alınmalı, elde edilecek sonuç değerlendirilmek suretiyle bir karar verilmelidir.

Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, eksik inceleme ve araştırma sonucu verilen karar usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir..."

B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesi tarafından yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tanık beyanları ve davacının mesai saatleri içerisinde hastaneye müracaat etmesi birlikte değerlendirildiğinde davacının iddia ettiği şekilde çalıştığı esnada omurgasından yaralanacak şekilde iş kazası geçirdiği sabit görüldüğü, ayrıca davacı hakkında tüm tedavi evrakları temin edilerek adli tıp uzmanı, beyin ve sinir cerrahi uzmanı doktor ve iş güvenliği uzmanından oluşan bilirkişi kurulundan heyet raporu aldırıldığı, raporda, davacının bel ve omurgasındaki önceki rahatsızlıklarının 2017 yılında tespit edilen ve 2018 yılı ocak ayında ameliyat edilen rahatsızlığı ile ilgisinin olmadığı, iş kazasına konu 2017 yılında tespit edilen rahatsızlığının akut nitelikte olduğu, öncesi ile bağının olmadığı belirtildiği, Yargıtay bozma sonrası ise ortopedi ve travmatoloji, beyin ve sinir cerrahı ve nöroloji uzmanlarından oluşan 3 kişilik bilirkişi heyetinden rapor alınmış ve arada illiyet bağının kurulabildiği anlaşıldığı, tedavi ve evrakları ve dosya kapsamı ile uygun olan bilirkişi raporundaki bu görüş de benimsenerek davanın kabulüne ve iş kazasının tespitine karar vermek gerektiği, bu kaza nedeniyle oluşan maluliyet oranının belirlenmesi için öncelikle iş kazasının tespitine ilişkin kararın kesinleşmesi gerektiği, maluliyet tespit işlemleri, 5510 sayılı Kanun uyarınca öncelikle SGK tarafından yerine getirilmesi gerektiği, bu nedenlerle bu aşamada maluliyetin tespiti talebinin ön şart yokluğundan usulden reddine karar vermek gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile, davacının davalı şirkette çalışırken 14.09.2017 tarihinde omurga kemiklerinden yaralanma ile sonuçlanan iş kazası geçirdiğinin tespitine, maluliyet tespitine ilişkin talebin usulden reddine karar verilmiştir.

VI.TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır.

B. Temyiz Sebepleri
1.Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; zamanaşımı itirazları bulunduğu, hak düşürücü sürenin geçtiği, iş kazası bildirimi yapılmadığı, Kurum işlemlerinde hukuka aykırılık bulunmadığı iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur.

2.Davalı işveren vekili temyiz dilekçesinde özetle; bozma ilamı doğrultusunda mevcut bel kırığının iddia edilen olaydan kaynaklanıp kaynaklanmadığının araştırılmadığı, davalı işyerinde bir inceleme yapılmadığı, bilirkişi raporlarıyla davacının mevcut kırıklarının yaptığı iş veya ani bir hareket sonrası olduğunun kesin bir ifadeyle söylenmediği, daha önce de bel rahatsızlığı olduğu, davanın ispat edilemediği iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur.

C.Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, davacının 14.09.2017 tarihinde geçirdiği kazanın iş kazası olduğunun ve sürekli iş göremezliğin tespiti tespitine ilişkindir.

2.İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 13 üncü maddesi ilgili hükümlerdir.

3. Değerlendirme
1.Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen ilk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

22.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.