10. Hukuk Dairesi 2024/3617 E. , 2024/4199 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2018/170 E., 2023/251 K.
KARAR : Kısmen Kabul
Taraflar arasındaki hizmet tespiti davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı, davacı vekili ile davalı ... ve Fer'i müdahil Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I.DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının muris ... tarafından işletilen Kardeşler Konfeksiyonda 1980 - 1989 yılları arasında önce ortacı, kısa bir süre sonra makinacı unvanıyla kesintisiz olarak çalıştığı, davacının 1980 - 1989 yılları arasında muris ...' ın şahıs şirketi olarak işlettiği konfeksiyonda çalışmış olmasına rağmen bu çalışmanın önemli bir kısmının davalıların murisi tarafından SGK ya bildirilmediği iddiasıyla davacının davalı işverene ait işyerinde 1980-1989 yılları arasında aralıksız olarak çalıştığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II.CEVAP
1.Davalı ... cevap dilekçesinde özetle; öncelikle huzurdaki davada yetkili mahkemenin Bakırköy İş Mahkemeleri olduğu, davanın esasına yönelik ise muris ...' ın annesi olduğu, 1982-1987 yılları arasında Kardeşler Konfeksiyon adli işyerini işlettiği, davacının söz konusu konfeksiyon tekstil işleri yaptığından işlerin yoğun olduğu dönemlerde çalıştırıldığı ve bu dönemlerde de sigorta primlerinin çalıştığı dönem için yatırıldığı, sürekli ve düzenli çalışan biri olmayıp geçici personel olduğu savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
2.Fer'i müdahil Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu' nun 86 ncı maddesine göre, "Aylık prim ve hizmet belgesi işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları kurumca tespit edilemeyen sigortalılar, çalıştıklarını hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak beş yıl içerisinde iş mahkemesine başvurarak, alacakları ilam ile ispatlayabilirlerse, bunların mahkeme kararında belirtilen aylık kazanç toplamları ile prim ödeme gün sayıları dikkate alınır" hükmünün bulunduğu, ayrıca söz konusu davalı işyerinin 506 sayılı Kanun kapsamında olup olmadığının araştırılması gerektiği savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III.MAHKEME İLK KARARI
Mahkeme tarafından 03.03.2016 tarihli ve 2015/239 Esas, 2016/35 Karar sayılı kararla dava, davacının davalılar murisi yanında 1980-1989 yılları arasında aralıksız çalıştığının tespiti talebine ilişkin olup davanın 07.01.2015 tarihinde açıldığı, 5 yıllık hak düşürücü sürenin geçmiş olduğu gerekçesiyle davanın hak düşürücü süre nedeni ile reddine karar verilmiştir.
IV.BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Mahkemenin 03.03.2016 tarihli ve 2015/239 Esas, 2016/35 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay (kapatılan) 21. Hukuk Dairesi tarafından 22.03.2018 tarihli ve 2016/12366 Esas, 2018/2645 Karar sayılı ilamla aşağıdaki gerekçeyle Mahkeme kararı bozulmuştur:
"...Dava, davacının davalıya ait işyerinde 1980-1989 yılları arasında aralıksız olarak çalıştığını ve bildirilmeyen sürelerin tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, yapılan yargılama sonucunda 5 yılık hak düşürücü sürenin geçtiğinden bahsedilerek davanın reddine karar verilmiş ise de bu sonuç usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Kanun'un 79/10. ve 5510 sayılı Kanun'un 86/8 inci maddelerine göre Yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar, çalıştıklarını hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak alacakları ilam ile ispatlayabilirlerse, bunların mahkeme kararında belirtilen aylık kazanç toplamları ile prim ödeme gün sayıları nazara alınır. Yasa'da yer alan 5 yıllık süre hak düşürücü olup mahkeme tarafından kendiliğinden nazara alınması gerektiği gibi davacının aynı işyerinde çalışmasını sürdürmesinin veya 5 yıllık hak düşürücü süre içerisinde tekrar aynı işyerine girerek çalışmasının, hak düşürücü sürenin işlemesine engel olmayacağı ve hak düşürücü sürenin, kesilmesi ve durmasının mümkün bulunmadığı hukuksal gerçeği de ortadadır.
İşverenin, çalıştırmış olduğu sigortalılara ait hangi belgeleri Kuruma vermesi gerektiği Kanun'un 79/1 inci maddesinde açıkça ifade edildiği üzere yönetmeliğe bırakılmıştır. Atıf yapılan Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği'nin dördüncü kısmında işverence verilecek belgeler düzenlenmiştir. Bunlar, aylık sigorta primleri bildirgesi (SSİYön.Madde16) , dört aylık sigorta primleri bordrosu (SSİYön. Madde 17), sigortalı hesap fişi (SSİY. Yön. Madde 18) vs.dir. Yönetmelikte sayılan bu belgelerden birisinin dahi verilmiş olması halinde artık Kanun'un 79/10 (eski 8) maddesinde yer alan hak düşürücü süreden söz edilemez. Yargıtay uygulamasında anılan maddenin yorumu geniş tutulmakta; eğer sayılan belgelerden birisi işveren tarafından verilmişse burada Kurumun işçinin çalışmasından haberdar olduğu ve artık hizmet tespiti davası için hak düşürücü sürenin varlığından söz edilemeyeceği kabul edilmektedir.
Maddede belirtildiği üzere yönetmelikle tespit edilen belgelerin (işe giriş bildirgesi) verilmesi durumunda hak düşürücü süreden bahsedilemeyeceği gibi çalışmaların sigorta müfettiş raporu ile saptanması durumunda da hak düşürücü sürenin geçtiğinden sözedilemeyeceği açıktır. Davacıya ödenen ücretten sigorta primi kesilen hallerde, davacının iş ve sosyal sigorta mevzuatının öngördüğü sigorta hak ve yükümlülüklerini yerine getirmesi nedeniyle Kurumun Yasa'dan kaynaklanan denetim ve inceleme görevini yapmaması karşısında hak düşürücü sürenin işlemeyeceği kabul edilmelidir.
Davacının sigortalı çalışmalarının Kuruma kısmen bildirildiği hallerde, eksik bildirimlere yönelik olarak açılan davada hak düşürücü süre işlemeyecektir. (Hukuk Genel Kurulunun 23.06.2004 gün ve 2004/21-369 E, 2004/371 K. sayılı kararı )
Halen yürürlükte olduğu şekliyle dava açma süresi beş yıl olup, hak düşürücü süredir. 506 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihte beş yıl olan hak düşürücü süre 20.06.1987 tarih ve 3395 sayılı Kanun'un beşinci maddesiyle on yıla çıkarılmışken, 01.06.1994 tarih ve 3995 sayılı Kanunun 3 üncü maddesiyle tekrar beş yıla indirilmiştir.
Somut olayda, davacının adının ... ... olduğu, 1997 yılında mahkeme kararı ile ... adını aldığı, 1989 yılında evlenerek ... soyadını aldığı, konfeksiyon konulu işyerinin kanun kapsamında olduğu, davacının makinacı olarak çalıştığı, dönem bordolarının verildiği, bordro tanığın dinlendiği, işe giriş bildirgesinin dosyada bulunmadığı,işveren tarafından Kurum'a verilen 1985/2, 3, 1986/1, 2, 3, 1987/1, 2, 3, 1988/1, 2, 3, 1989/1, 2. dönem bordrolarda davacı ... ...'nin adının bulunduğu anlaşılmıştır.
Yapılacak iş; işin esasına girilerek, Kurum'dan işe giriş bildirgesini getirtmek, dinlenen tanık beyanını denetlemeye yeter sayıda bordo tanıklarını dinlemek, davanın nitelikçe kamu düzenini ilgilendirdiği nazara alınıp araştırma genişletilerek tüm deliller birlikte değerlendirilip sonucuna göre karar vermekten ibarettir..."
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkeme tarafından yukarıda tarih ve sayısı belirtilen karar ile dosya kapsamı, toplanan deliller, aldırılan 12.06.2023 tarihli bilirkişi ek raporu hep birlikte değerlendirildiğinde davacının 1980-1989 yılları arasında kardeşler konfeksiyon unvanlı (...) nezdinde aralıksız olarak çalıştığı ancak çalışmalarının SGK ya eksik bildirildiği Kuruma bildirilmeyen hizmet süresinin tespitini talep ettiği, davacının çalışmaları davalı işveren tarafından SGK ya kısmen bildirildiğinden hak düşürücü sürenin geçmediği, iş yerinin 01.10.1982 tarihinden itibaren faal ve kapsamda olduğu, SGM işlem dosyaları, iş yeri sicil kaydı, iş yeri faaliyetine dair kayıtlar, fiili çalışmayı doğrulayan tanık beyanları kapsamında davacının dava konusu yaptığı dönemde,davalı işveren nezdinde kuruma bildirilen dışında 01.10.1984 - 30.06.1989 tarihleri arasında aşağıda belirtilen süre ve ücret karşılığında fiili olarak çalıştığını kanıtladığı kanaatine varılmakla davanın kısmen kabulü ile 506 sayılı yasanın 60 g maddesi uyarınca 18 yaşından önce geçen çalışmalarının prime esas gün sayısına eklenmesi gerektiğinin tespitine, kanıtlanamayan fazlaya yönelik istemin ise reddine dair aşağıdaki hüküm kurulduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile, davacının 396024 sicil numaralı kardeşler konfeksiyon unvanlı (...) işyerinde; 01.10.1984 - 31.09.1985 tarihleri arasında 180 gün, 01.10.1985 - 30.06.1987 tarihleri arasında 380 gün, 01.07.1987 - 30.06.1988 tarihleri arasında 155 gün, 01.07.1988 - 30.06.1989 tarihleri arasında 120 gün, prime esas asgari kazançla çalıştığının 506 sayılı Kanun'un 60g maddesi uyarınca 18 yaşından önce geçen çalışmalarının prime esas gün sayısına eklenmesi gerektiğinin tespitine, fazlaya yönelik istemin reddine karar verilmiştir.
V.TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ile davalı ... ve Fer'i müdahil Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davalı ... temyiz dilekçesinde özetle; davacının iddiaları asılsız olup ispat edilemediği, eksikliklerin giderilmediği iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Fer'i müdahil Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; hak düşürücü süreye uğrayan dönemler hüküm altına alındığı, tanıkların tanıklık yapabilecek nitelikte olmadığı, cevap dilekçesinin nazara alınmadığı, Kurum lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur.
3. Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının 9 yaşından itibaren çalışmaya başladığı, okul çıkışlarında ve tatillerde çalıştığı, tanık beyanlarının bu hususu doğruladığı iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur.
C.Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, davacının davalılar murisi nezdinde hizmet akdine dayalı olarak 1980 - 1989 yılları arasında tam ve kesintisiz çalıştığının tespiti davasıdır.
2.İlgili Hukuk
1. Anayasa'nın 60 ıncı maddesi şöyledir:
"Herkes, sosyal güvenlik hakkına sahiptir. / Devlet, bu güvenliği sağlayacak gerekli tedbirleri alır ve teşkilatı kurar."
2. 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 31.05.2006 tarih ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun Geçici 7 inci maddesinin 1 inci fıkrası uyarınca, anılan Kanunun yürürlük tarihine kadar 506, 1479, 2925, 2926, 5434 sayılı Kanunlar ile 506 sayılı Kanun'un Geçici 20 nci maddesine göre oluşturulan sandıklara tabi sigortalılık başlangıçları ile hizmet sürelerinin tabi oldukları Kanun hükümlerine göre değerlendirileceği ve genel olarak Kanunların geriye yürümemesi kuralı karşısında, davanın yasal dayanağı davaya konu sürede yürürlükte olan 506 sayılı Kanun'un mülga 2, 6 ve 79 uncu maddeleridir.
3. 506 sayılı Kanun'un mülga 2 inci maddesinin 1 inci fıkrası şöyledir:
"Bir hizmet akdine dayanarak bir veya birkaç işveren tarafından çalıştırılanlar bu kanuna göre sigortalı sayılırlar."
4. 506 sayılı Kanun'un mülga 6 inci maddesi şöyledir:
"Çalıştırılanlar, işe alınmalariyle kendiliğinden 'Sigortalı' olurlar. / Sigortalılar ile bunların işverenleri hakkında sigorta hak ve yükümleri sigortalının işe alındığı tarihten başlar. / Bu suretle sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamaz ve vazgeçilemez. / Sözleşmelere, sosyal sigorta yardım ve yükümlerini azaltmak veya başkasına devretmek yolunda hükümler konulamaz.."
5. 506 sayılı Kanun'un mülga 79 uncu maddesinin ilgili fıkrası şöyledir:
"...Yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar, çalıştıklarını hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 (10 yıl 01.06.1994 tarih ve 3995 sayılı Kanunun 3 üncü maddesi ile 5 yıl olarak değiştirilmiştir) yıl içerisinde mahkemeye başvurarak alacakları ilam ile ispatlayabilirlerse, bunların mahkeme kararında belirtilen aylık kazanç toplamları ile prim ödeme gün sayıları nazara alınır..."
3. Değerlendirme
1.506 sayılı Kanun kapsamında sigortalılık niteliği, anılan Kanunun 2 nci maddesine göre hizmet akdinin kurulması ve 6 ıncı maddesi gereğince çalışmaya başlanması ile edinilir. 5510 sayılı Kanun kapsamında sigortalılık niteliği ise, anılan Kanunun 4 üncü maddesinin 1 inci fıkrasının (a) bendine göre hizmet akdi ile bir veya birden fazla işveren tarafından çalıştırılmakla ve 7 nci maddesinin 1 inci fıkrasının (a) bendi uyarınca çalışmaya başladıkları tarihten ibaren edinilir. Söz konusu sigortalılık niteliği anılan Kanun'un 9 uncu maddesinin 1 inci fıkrasının (a) bendi uyarınca hizmet akdinin sonlandığı tarihte sona erer.
2. Anayasa'nın 60 ıncı maddesinde yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin davalar kamu düzeni ile ilgili olduğundan özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmeleri zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, ... insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip gerek görüldüğünde kendiliğinden araştırma yapılarak delil toplanabileceği açıktır.
3. Somut olayda; 11.07.1971 doğumlu davacı ... (tashih öncesi ...) ...'ın, 20.05.2010 tarihinde vefat eden davalılar murisi ...'a ait konfeksiyon iş yerinden 01.10.1984 - 31.10.1986 ve 01.03.1987 - 30.06.1989 tarihleri arasında, dönemde 45 - 80 gün arasında değişen sürelerde kısmi 506 sayılı Kanun kapsamında sigortalı bildirimleri bulunmaktadır. Davacı, söz konusu çalışmanın 1980 yılından itibaren tam ve kesintisiz nitelikte olduğunu iddia ederek eksik sürelerin tespitine karar verilmesini dava etmiştir.
4. Mahkeme tarafından, 506 sayılı Kanun'un 60/g maddesi nazara alınarak davacının 01.10.1984 - 30.06.1989 tarihleri arasında çalıştığının tespitine karar verilmiştir. Ne var ki beyanları hükme esas alınan ve çalışmaları davacının bildirimleri ile uyumlu şekilde kısmi olarak bildirilen tanıklar kendi bildirimlerinde eksik bulunmadığını beyan ettikleri gibi davacının çalışmasının tam süreli olduğuna ilişkin herhangi bir beyanda da bulunmamışlardır. Dolayısıyla söz konusu beyanlar esas alınarak davacının tam süreli çalıştığının tespitine karar verilmesi hatalıdır.
5. Mahkemece, davalılar murisine ait iş yerinin kapsamı, kapasitesi, yapılan işlerin niteliği, bildirilen kaç işçi olduğu, kimlerin hangi tarih aralığında çalıştığı ile yaptıkları işlerin niteliği araştırılmalıdır. Pek çok sigortalı çalışan olduğu anlaşılan iş yerinden davacının çalışmasını bilebilecek durumda olan tarafsız nitelikte çalışanlar yöntemince saptanarak daha önce dinlenen tanıklar dahil olmak üzere tanık sıfatıyla dinlenmeli, tanıkların ve giderek davacının kısmi bildirimlerinin sebebi üzerinde durulmalı, davacının davaya konu dönemde çalışma şekli hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip; deliller hep birlikte değerlendirilip takdir edilerek, varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmelidir.
6. Mahkemece, açıklanan maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin eksik araştırma ve inceleme neticesinde yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması, usul ve Kanun'a aykırı olup, bozma nedenidir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Mahkeme kararının BOZULMASINA,
Temyiz harcının istek halinde ilgilisine iadesine,
Dosyanın kararı veren Mahkemeye gönderilmesine,
22.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!