WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 12 Temmuz 2026

YARGITAY 10. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

10. Hukuk Dairesi         2024/337 E.  ,  2024/1391 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
EK KARAR TARİHİ : 11.12.2023
KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 5. İş Mahkemesi
SAYISI : 2019/22 E., 2022/118 K.

Taraflar arasındaki Kurum işleminin iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; ... babasından dolayı yetim aylığı aldığını, 06.09.2018 tarihinde muayene olmaya gittiğinde sağlık harcamalarının SGK tarafından karşılanmadığını öğrendiğini, 11.09.2018 tarihinde SGK Antalya İl Müdürlüğünden kendisine şifahen sigortalılığının iptal edildiğinin söylendiğini, davacının 19.09.2018 tarihinde davalı Kuruma başvurup iptal gerekçesinin bildirilmesini talep ettiğini, davalı Kurum tarafından Kurum denetmenlerince düzenlenen raporda boşandığı eşi ile birlikte yaşadığının tespit edildiğinin ifade edildiğini, müvekkilinin 13.06.2013 tarihinde eşinden boşandığını, davacının müşterek haneden ayrılarak oğlu ....'a ait ... Korutürk Mah. .... Rehberi Cad. No:23/5 ..../Ankara adresinde ikamet etmeye başladığını, sonra resmi adres olarak oğlunun adresini bildirdiğini, davacının evliliği devam ederken eski eşi ...'a ait ..... .... Cad. 357/26 ..../Ankara adresindeki iş yerinde terzi olarak çalıştığını, boşandıktan sonra da bir süre ücretle çalışmaya devam ettiğini, kısa bir süre sonra işten ayrıldığını, 3 tane müşterek çocukları olduğunu, eski eşiyle çocukları hakkında konuşmak amacı dışında hiçbir zaman bir araya gelmediklerini ve fiili birlikteliğinin söz konusu olmadığını ileri sürerek, davacının davalı Kurumca kesilen yetim aylığının kesilme tarihi itibariyle yasal faizi ile tekrar bağlanarak ödenmesini, davacının sigortalılık haklarından yararlandırılmasını, kesilme tarihi itibariyle davacının davalı Kuruma borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile toplanan deliller, dosya kapsamından dosya arasına alınan adres kayıtları incelendiğinde davacı ve eşinin boşandıktan sonra farklı adresleri beyan ettikleri, seçim kayıtları incelendiğinde de davacı ve eşinin boşanma sonrasında farklı adreslerde farklı okullarda ve farklı sandıklarda oy kullandıkları, abonelik kayıtları celp edildiğinde davacı adına elektrik, doğalgaz, su aboneliğinin olmadığı, eski eşi adına abonelik kurulan adreslerin ise davacının bildirdiği adresler olmadığı, yapılan emniyet araştırmasında davacının boşandıktan sonra eşiyle bir arada yaşamadıklarının ifade edildiği, dosyada dinlenen tanıkların beyanlarında davacı ve eşinin boşandıktan sonra ayrı yaşadıklarını bir araya gelmediklerini ifade ettikleri, tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde her ne kadar davalı Kurum tarafından davacı ve eski eşi Haydar Atabay'ın boşanma sonrasında fiilen birlikte yaşamaya devam ettikleri tespiti yapılarak bağlanan yetim aylığı kesilmiş ise de dosya kapsamı ve toplanan deliller birlikte değerlendirildiğinde davacı ve eski eşinin boşandıktan sonra birlikte yaşadığına dair her türlü tereddütten uzak bir şeklide mahkemede kanaat oluşmadığı ve davalı Kurumun yetim aylığının kesilmesine ilişkin yapmış olduğu işlemin hukuka uygun olmadığı kanaatine varıldığı gerekçesi ile davanın kabulü ile davalı Kurum tarafından kesilen yetim aylığının yeniden bağlanmasına, ve kesilme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmemiş aylıkların davacıya ödenmesine, davacının kesilen yetim aylığından dolayı davalı Kuruma borçlu olmadığının tespitine, asıl uyuşmazlığı çözer şekilde ihtiyati tedbir kararı verilemeyeceğinden davacı vekiline ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davalı Kurum vekili istinaf dilekçesinde; Kurum işleminin yerinde olduğunu ileri sürerek, kararı istinaf etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya kapsamına göre; davacının ...'dan 13.06.2013 tarihinde boşandığı, davacıya eşinden boşandıktan sonra babasından dolayı ölüm aylığı almaya başladığı, Kurum denetmeni tarafından düzenlenen 02.05.2018 tarihli raporda incelemenin yapıldığı adrese davacı ve eski eşin 2011 yılında evli iken taşındıkları, dinlenen tanık beyanlarından birkaç yıl birlikte yaşadıklarının belirtildiği, bu dönemin de evli oldukları döneme denk geldiği, boşanma tarihinden sonraki resmi kayıtlarda adreslerinin farklı olduğu, seçim kayıtlarının da incelenmesinde mahkemenin davanın kabulüne ilişkin kararında vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından davalı Kurum vekilinin istinaf isteminin 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı Kurum vekili; istinaf dilekçesi ile benzer sebeplerle eksik incelemeye dayalı kararın bozulmasını istemiştir.

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, boşandığı eşiyle birlikte yaşamadığını belirterek yetim aylığının kesilmesine ilişkin olarak tesis edilen işlemin iptali istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
Davanın, yasal dayanağı 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 56 ncı maddesinin ikinci fıkrasıdır. Fıkrada “Eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen eş ve çocukların, bağlanmış olan gelir ve aylıkları kesilir. Bu kişilere ödenmiş olan tutarlar, 96 ncı madde hükümlerine göre geri alınır.” düzenlemesine yer verilmiştir. Anılan madde 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe girmiştir.

5510 sayılı Kanun'un 56 ncı maddesinin ikinci fıkrası, daha önceki sosyal güvenlik kanunlarında yer almayan, boşanılan eşle fiilen (eylemli olarak) birlikte yaşama olgusu, gelir-aylık kesme nedeni olarak düzenlendiği gibi, eylemli olarak birlikte yaşama, aynı zamanda gelir-aylık bağlama engeli olarak da benimsenmiştir. Burada, eylemli olarak birlikte yaşama olgusunun/durumunun tanımlanması, hukuki sınır ve çerçevesinin çizilip ortaya konulması önem arz etmektedir. Taraflar arasında hangi hukuki sebep ve maddi vakıaya dayanmış olursa olsun sona ermiş evlilik birliğinin hak ve yükümlülüklerinin sürdürüldüğü beraberlikler veya kesinleşmiş yargı kararına bağlı olarak gerçekleşmiş boşanmanın var olan-olası sonuçlarını ortadan kaldırıcı/giderici nitelikteki birliktelikler madde kapsamında değerlendirilmeli, ortak çocuk-çocuklar yönünden, boşanma kararına bağlanan veya bağlanmayan kişisel ilişkilerin yürütülmesini sağlamaya yönelik olarak, eşlerin belirli aralıklarda ve günlerde zorunlu şekilde bir araya gelmeleri durumunda ise kanun koyucunun bu türden ilişkinin varlığının gelir-aylık bağlanmaması veya kesilmesi nedeni olarak öngörmediği kabul edilmeli, boşanılan eşle kurulan-yürütülen ilişkinin, eylemli olarak birlikte yaşama kavramı kapsamında yer alıp almadığı dikkatlice irdelenerek saptama yapılmalıdır.

Anılan 56 ncı maddede, oldukça yalın olarak “eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen” ibareleri yer almakta olup, kanun koyucu tarafından örneğin; “sosyal güvenlik kanunları kapsamında ölüm aylığına hak kazanmak amacıyla eşinden boşanan”, “hak sahibi sıfatını haksız yere elde etme amacıyla eşinden boşanan”, “gerçek boşanma iradesi söz konusu olmaksızın (muvazaalı olarak) eşinden boşanan” veya bunlara benzer ifadelere yer verilmemiş, sade olarak kaleme alınan metinle uygulama alanı genişletilmiştir. Maddede boşanma amacına-saikine yönelik herhangi bir düzenlemeye yer verilmediğinden, gerek Kurumca, gerekse yargı organlarınca uygulama yapılırken; eşlerin boşanma iradelerinin gerçekliğinin-samimiliğinin araştırılıp ortaya konulması söz konusu olmamalı, boşanmanın muvazaalı olup olmadığına ilişkin herhangi bir araştırma-irdeleme ve boşanma yönündeki kesinleşmiş yargı kararının geçerliliğinin sorgulaması yapılmamalı, özellikle, kesinleşmiş yargı organının verdiği karara dayanan “boşanma” hukuki durum ve sonucunun eşlerin gerçek iradelerine dayanıp dayanmadığının araştırılmasının bir başka organın yetki ve görevi içerisinde yer almadığı, kaldı ki, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nda “anlaşmalı boşanma” adı altında hukuki bir düzenlemenin de bulunduğu dikkate alınmalıdır. Şu durumda sonuç olarak vurgulanmalıdır ki, boşanma tarihi itibarıyla gerçek-samimi boşanma iradelerine sahip olan (evlilik birliği temelinden sarsılan) veya olmayan tüm eşlerin, maddenin yürürlük tarihi olan 01.10.2008 tarihinden itibaren her ne sebeple olursa olsun eylemli olarak birlikte yaşadıklarının saptanması durumunda gelirin-aylığın kesilmesi zorunluluğu bulunmaktadır.

Gelirin-aylığın kesilme tarihi ile Kurumun geri alım (istirdat) hakkının kapsamına ilişkin olarak; eylemli birlikte yaşama olgusunun gerçekleşme-başlama tarihi esas alınarak bu tarih itibarıyla gelir-aylık kesme veya iptal işlemi tesis edilip ilgiliye, anılan tarihten itibaren yapılan ödemeler yasal dayanaktan yoksun-yersiz kabul edilmeli, ancak, söz konusu madde 01.10.2008 günü yürürlüğe girdiğinden, eylemli birliktelik daha önce başlamış olsa dahi maddenin yürürlük günü öncesine gidilmemeli, başka bir anlatımla 01.10.2008 tarihi öncesine ilişkin borç tahakkuku söz konusu olmamalı, böylelikle açıklığa kavuşturulacak yersiz ödeme dönemine ilişkin olarak 5510 sayılı Kanun'un 96 ncı maddesine göre uygulama yapılmalıdır. İnceleme konusu 56 ncı maddede, “eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle” ibareleri yer aldığından, birden fazla evlilik ve doğal olarak birden fazla boşanmanın gerçekleşmiş olması durumunda, boşanılan herhangi bir eşle eylemli olarak birlikte yaşama durumunda madde hükmünün uygulanacağı gözetilmelidir.

Sonuç olarak; 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 56 ncı maddesinin ikinci fıkrasına dayalı açılan bu tür davalarda eylemli olarak birlikte yaşama olgusunun tüm açıklığıyla ve özellikle taraflar arasındaki uyuşmazlık konusu dönem yönünden ortaya konulması önem arz etmektedir. Bu aşamada, özellikle Anayasa'nın 20, 5510 sayılı Kanun'un 59, 100, 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun'un 28, 45, 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu'nun 3, 45 – 53, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 32, 01.10.2011 günü yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 6, 24 – 33, 189, 190, 191, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 6, 19, 20 nci maddeleri ve diğer ilgili mevzuat hükümleri göz önünde bulundurulmak suretiyle yöntemince araştırma yapılmalı, tarafların göstereceği tüm kanıtlar toplanmalı, bildirilen ve dinlenilmesi istenilen tanıkların ifadeleri alınmalı, davacı ile boşandığı eşinin yerleşim yerlerinin saptanmasına ilişkin olarak; muhtarlıktan ikametgah senetleri elde edilmeli, ilgili Nüfus Müdürlüklerinden sağlanan nüfus kayıt örnekleri ile yerleşim yeri ve diğer adres belgelerinden yararlanılmalı, adres değişiklik ve nakillerine ilişkin bilgilere ulaşılmalı, özellikle ilgili Nüfus Müdürlüğü’nden adres hareketleri, tarihleriyle birlikte istenilmeli, ilgililerin su, elektrik, telefon aboneliklerinin hangi adreste kimin adına tesis edildiği saptanmalı, seçmen bilgi kayıtları getirtilmeli, varsa çalışmaları nedeniyle resmi-özel Kurum ve kuruluşlara verilen belgelerde yer alan adresler dikkate alınmalı, boşanan eşler 4857 sayılı Kanun hükümleri kapsamında yer almakta iseler adlarına ödeme yapılabilecek özel olarak açılan banka hesabı bulunup bulunmadığı belirlenmeli, boşanan eşlerin kayıtlı oldukları bölge-bölgeler yönünden kapsamlı Emniyet Müdürlüğü-Jandarma Komutanlığı araştırması yapılmalı, anılan mahalle-köy muhtar ve azalarının tanık sıfatıyla bilgi ve görgülerine başvurulmalı, böylelikle “boşanılan eşle eylemli olarak birlikte yaşama” olgusunun gerçekleşip gerçekleşmediği, toplanan kanıtlar ışığı altında değerlendirildikten sonra elde edilecek sonuca göre karar verilmelidir.

3. Değerlendirme
1.Dosya kapsamından, davacı ile eşi ...'ın 13.06.2013 tarihinde boşandıkları, davacıya 26.06.2013'ten itibaren babasından ötürü ölüm aylığı bağlandığı, davacının eski eşi ile birlikte yaşadığı hususunda davalı Kuruma isimsiz olarak yapılan ihbar üzerine Kurum denetmenleri tarafından inceleme başlatıldığı, Kurumun 02.05.2018 tarihli raporunda davacının boşandığı eşi ile birlikte yaşadığının tespit edildiğinin belirtilmesi üzerine aylığının kesildiği ve 26.06.2013-25.09.2018 tarihleri arasında ödenen aylıkların da borç tahakkuk ettirilerek davacıdan istendiği, Kurum işleminin iptali amacıyla huzurdaki davanın açıldığı, Mahkemece Kurumca ölüm aylığının iptal edilmesi ve yapılan ödemelerin geri alınması yönündeki işlemin usul ve yasaya aykırı olduğu değerlendirilerek davanın kabulüne karar verildiği görülmüştür.

2.Somut uyuşmazlıkta, davacı ile boşandığı eşinin fiilen birlikte yaşama olgusunun varlığına ilişkin mahkeme kabulü eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olup, hatalı değerlendirme ile hüküm kurulmuştur. İnceleme konusu davaya ilişkin olarak eldeki kayıtlar incelendiğinde; davalı Kurumca davacı hakkında başlatılan inceleme kapsamında 12.12.2017 tarihinde yapılan çevresel araştırma kapsamında davacının ikamet ettiği apartman sakinleri ile yapılan görüşmede davacı ile boşandığı eşinin beraber yaşadıklarını ifade ettiklerine dair Kurum denetmenlerince tutanak tutulduğu, ancak bu kişilerin bir kısmının mahkeme huzurunda beyanlarının alındığı, tarafların beraber yaşayıp yaşamadıkları hususlarında yeterli araştırma yapılmaksızın sonuca gidilmiştir.

3.Yapılacak iş; Kurum denetmenlerine beyanda bulunduğu anlaşılan tüm tutanak tanıkları belirlenerek bu kişilerin beyanlarına başvurulmalı, tarafların tüm adres kayıtlarına göre bu adreslerde birlikte yaşayıp yaşamadıkları kolluk marifetiyle araştırılmalı, söz konusu adreslerdeki komşular tespit edilerek ifadelerine başvurulmalı, bütün adreslerde mahalle muhtar ve azaları dinlenerek bilgi ve görgülerine başvurulmalı, varsa davacının eski eşinin çalışmaları nedeniyle resmi/özel kurum ve kuruluşlara verilen belgelerde yer alan adresler dikkate alınmalı, dosya kapsamındaki tüm bilgi ve belgeler değerlendirilerek boşanılan eşle eylemli olarak birlikte yaşama olgusunun gerçekleşip gerçekleşmediği toplanan kanıtlar ışığında şüphe bırakmayacak şekilde ortaya konularak hüküm kurulmalıdır.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurularının esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

15.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.