WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 05 Haziran 2026

YARGITAY 10. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

10. Hukuk Dairesi         2024/3337 E.  ,  2024/4449 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1239 E., 2024/109 K.
KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Susurluk Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
SAYISI : 2020/361 E., 2022/135 K.

Taraflar arasındaki rücuan tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın, davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili, 23.10.2014 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu vefat eden kazalının hak sahiplerine kazalıya bağlanan gelirin davalıdan rücuan tazmin edilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili 02.09.2016 havale tarihli cevap dilekçesinde; müvekkili şirketin adresinin Mithatpaşa Cad. No:14 Yenişehir/Ankara olup dava dilekçesinde beyan edilen adres olmadığını, bu nedenle yetkili mahkemenin Ankara İş Mahkemeleri olmakla yetkiye bu yönden itiraz ettiklerini, davacı vekilinin dilekçesinde Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu uyarınca iş kazası ve meslek hastalığı durumlarında işverenin kastı, ihmail veya tedbirsizliği olduğunu ve ...'na karşı işverenin sorumluluğu olduğunu iddia ettiğini, Kurum Rehberlik ve Teftiş Başkanlığı müfettişinin inceleme raporuna atıf yapıldığını, söz konusu raporun dosyaya ibraz edilmediği gibi taraflarına tebliğ edilmediğini, tek taraflı olarak hazırlanan raporu kabul etmemekle birlikte raporun taraflarına tebliğ edilmediğinden ve inceleme şansları olmadığından itiraz ve beyanda bulunma hakları saklı tuttuklarını, davacının müvekkilinin teşekkülünün kusurlu olduğunu iddia etmiş ise de olayda müvekkili şirketin ve istihdam ettiği şahısların herhangi bir kusur, ihmal veya tedbirsizliğinin olmadığını, kazanın bizzat müteveffanın kendi kusur, ihmal ve tedbirsizliği sonucu meydana geldiğini, bu nedenle şirketleri aleyhine açılan huzurdaki davanın reddini talep ettiklerini, olay Susurluk Şeker Fabrikası'nda şerbet tasviye koyulaştırma ustası olarak çalışan ... işçi ... ...'ın 23.10.2014 tarihinde 09:20 civarında tephirler arkasında yatar halde bulunmasıyla ortaya çıktığını, olay günü saat 09:20 civarında ... işçinin yerde yatar vaziyette bulunmadan 2 dakika önce şerbet tasviye-koyulaştırma usta yardımcısı ... Uysal ile görüştüğünü ve akabinde yine ... Uysal tarafından bulunduğunu, ancak her ne kadar Susurluk Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2014/2124 soruşturma numaralı dosyasında yüksekten düşerek yaralandığı beyan edilmiş ise de ... ...'ın neden yerde yattığının tespit edilemediğini, müteveffanın düşmüş ise başka bir işçiden darbe alıp almadığı, kalp krizi geçirip geçirmediği, bir hastalık nedeniyle bayılma sonucu mu bulunduğu yerde olduğu, olayın gerçekleşme ve müteveffanın bulunma süresi içinde herhangi bir tanık olmadığından olayın gerçekleşme koşullarının bilinmemesine rağmen Başsavcılık tarafından böyle bir yorum yapılmış olmasını kabul etmediklerini, bu belirsizlik durumunda müvekkilinin kusur, ihmal ve tedbirsizliğinden söz edilemeyeceğini, ... işçinin Susurluk Şeker Fabrikasında tasviye ve koyulaştırma kısmında usta olarak çalışan daimi işçi olduğunu ve bu işin eğitiminin aldığını, ağır ve tehlikeli işlerde çalışabileceğine dair belgesinin mevcut olduğunu, ... işçinin iş sağlığı ve güvenliği eğitimini 17-18 Nisan 2014 tarihinde, işbaşı eğitimini 28-31 Mart 2014 tarihinde aldığını, ayrıca 26-27 Mart 2014 tarihlerinde ve yine daha önce 14-15 Nisan 2011 tarihinde fabrikada eğitim aldığını, ek olarak Balıkesir Valiliği İl Sağlık Müdürlüğü'nce 9-10 Mart 2014 tarihinde Susurluk Şeker Fabrikası İlk Yardım Eğitim Merkezi tarafından düzenlenen ilk yardım eğitim programını başarıyla bitirerek ilk yardımcı olmaya hak kazandığını, bunların yanında 3-5 Nisan 2007 tarihlerinde Kastamonu Şeker Fabrikasında düzenlenen şeker üretiminde verimlilik ve kaliteyi etkileyen faktörler eğitiminde başarılı olduğu gibi 17-31 Mart 2010 tarihlerinde Türkiye Şeker Fabrikaları A.Ş. Genel Müdürlüğü'nün işbirliğiyle açılan Susurluk Mesleki Eğitim Merkezindeki 61 saatlik şerbet koyulaştırma kursunu da başarıyla tamamlayarak sertifika aldığını, tüm bu hususlar dikkate alındığında müvekkilinin iş güvenliği ve işçi sağlığını koruma açısından hiçbir ihmali, güvenlik tedbirsizliği ve hatası bulunmadığını, tüm iş güvenliği eğitiminin işçiye verilmiş olup işçinin kendi ihmali ve tedbirsizliği sonucu vefat ettiğini, müvekkili şirket tarafından olayla ilgili İş Güvenliği ve İşçi Sağlığını Koruma Tüzüğüne göre bütün emniyet tedbirlerini aldığını, çalışanların tüm koruma ekipmanlarının tam olduğunu, çalışanlara tüm gerekli eğitimlerin verildiğini, tüm bu hususlar düşünüldüğünde müvekkili şirketin dava konusu olayda hiçbir kusur, ihmal ve tedbirsizliğinin bulunmadığını, kazanın bizzat ... işçisinin kendi kusur ve ihmali sonucu gerçekleştiğini, ... işçi ... ...'ın çalışma esnasında kendi şahsi güvenliğini korumada gerekli dikkat ve özeni göstermediğini, kendisine Susurluk Şeker Fabrikasınca 22/08/2014 tarihinde kişisel koruyucu verildiğini, çalışma sahasında ve makineler üzerinde gerekli yerlerde ikaz levhaları konulduğunu, tüm bunlara rağmen ... işçinin kendisine verilen talimatlara uymadığı gibi tedbirsiz davrandığını, kaldı ki işyerinde çalışan işçilerin işçi sağlığı ve iş güvenliği kurallarına uymaları ve varsa çalışma şartlarından kaynaklanabilecek tehlikeler ve korunma yolları hakkında dikkatli davranmaları ve şahsi güvenliklerini tehlikeye atmamaları gerektiğinin de diğer bir husus olduğunu, tüm bunlara aykırı davranan müteveffanın kendi dikkatsizliği, tedbirsizliği ve ihmali sonucu meydana geldiği düşünüldüğünde davanın reddini talep ettiklerini, müvekkilince gerekli eğitimlerin verildiğini, gerekli uyarıların asılı olduğunu, gerekli ekipmanın müteveffaya verildiğini, işyerinde işyeri güvenlik amiri uzmanı bulunduğu düşünüldüğünde müvekkilinin herhangi bir sorumluluğunun da olmadığını, davaya ilişkin olarak Ankara 11. İş Mahkemesi'nin 2015/1637 Esas sayılı dosyası ve başlatılan soruşturma ile açılan Susurluk Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2015/326 Esas sayılı dosyasının celbini ve söz konusu dosyaların bekletici mesele olarak kabulünü talep ettiklerini belirterek celbedilecek dosyalar ile toplanacak tüm deliller uyarınca müvekkilinin kusur, ihmal, tedbirsizliği veya sorumluluğu olmadığı tespit edileceğinden davanın reddine karar verilmesini, dava masrafları ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "Dosya kapsamından, SGK Rehberlik ve Teftiş Başkanlığı'nın 18.09.2015 tarih ve 405306/12/İR/12 sayılı inceleme raporunda, kazanın meydana gelmesinde davalı işverenin %70, ölen sigortalının %30 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği, mahkemece alınan 03.05.2017 tarihli kusur raporunda davalı işverenin %70, sigortalının %30 oranında kusurlu olduklarının bildirildiği, ölen sigortalının hak sahiplerince anılan iş kazası nedeniyle açılan manevi tazminat davası nedeniyle Ankara 34. İş Mahkemesi’nin 2016/732 E. 2017/725 K. sayılı, temyiz incelemesinden geçerek kesinleşen dava dosyasında hükme esas alınan ve kusur raporunda ise davalı işverenin %90, sigortalının %10 oranında kusurlu olduklarının kabul edildiği, davada alınan kusur raporu ile sigortalının hak sahipleri tarafından iş kazası nedeniyle açılan tazminat dosyasında hükme esas alınan kusur raporları arasındaki çelişki giderilmesi için iş kazasının gerçekleştiği iş kolu ile iş güvenliği alanında A sınıfı uzman kişilerden seçilecek 3 kişilik bilirkişi kurulundan alınan raporda davalı işverenin % 90 sigortalının ise % 10 oranında kusurlu olduğu belirtilmiş ve bu kusur oranları doğrultusunda alanında uzman Bilirkişi ... Sakarya tarafından sunulan hesap raporuna denetime elverişli ayrıntılı değerlendirme içermesi nedeniyle mahkememizce itibar edilmiştir.

Tüm bu nedenlerle taleple bağlı kalınarak davacı Kurum sigortalısı olan ... ...'ın vefatı üzerine hak sahiplerine bağlanan 358.074,18 TL'ye tahsis onay tarihi olan 18.01.2016 tarihinden tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı taraftan tahsili ile davacı kuruma ödenmesine" karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; kazanın, Kurum sigortalısının kendi kusuru sonucu meydana geldiğini, davalı işverenin herhangi bir kusurunun olmadığını, ceza dosyasında davalı şirket çalışanlarının da beraat ettiğini, ceza davasında alınan kusur raporu ile bu dosyada alınan kusur raporları arasında çelişki olduğunu, kusur raporuna göre düzenlenen hesaplamaları da kabul etmediklerini, hesap raporunda Kurumun yaptığı ödemelerin belirtilmediğini, itirazlarının değerlendirilmediğini, davanın reddi gerektiğini ileri sürmüştür.

C. Gerekçe ve Sonuç
1-Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "somut olayda; BAM kaldırma kararı sonrasında düzenlenen ve iş kazasının meydana gelmesinde; davalı işverenin %90, Kurum sigortalısının %10 oranında kusurlu olduğunu belirten ve hükme esas alınan kusur raporunun, iş kazasının meydana geldiği alandan seçilen ve aynı zamanda işçi sağlığı ve iş güvenliği uzmanı bilirkişiler tarafından ve ilgili mevzuat hükümlerine uygun olarak düzenlendiği, gerekçeli, hüküm tesisine elverişli ve yeterli olduğu, kusur aidiyet ve oranlarının dayanakları açıkça belirtilmek suretiyle tespit edildiği, ölen sigortalının hak sahipleri tarafından açılan maddi ve manevi tazminat davası nedeniyle Ankara 34. İş Mahkemesinin 2016/732 E. 2017/725 K. sayılı kesinleşen kararında hükme esas alınan kusur oranları ile de uyumlu bulunduğu anlaşıldığından mahkemece anılan rapora itibar edilerek kusur oranlarının belirlenmesinde isabetsizlik görülmemiştir.

2- 5510 sayılı Kanun'un 21/1 inci maddesinde; sigortalıya veya hak sahiplerine yapılan ya da ileride yapılması gereken harcama ve ödemeler yönünden herhangi bir sınır öngörülmemişken; bağlanan gelirler yönünden, gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değeri toplamına, sigortalı veya hak sahibinin işverenden isteyebilecekleri tutarlarla sınırlı olmak üzere hükmedilebileceği öngörülmüştür. Bunun bir gerçek zarar hesabını gerektireceği açıktır. Gerçek zarar hesabı, tazminat hukukuna ilişkin genel ilkeler doğrultusunda yapılmalıdır. Sigortalı sürekli iş göremezlik durumuna girmişse bedensel zarar hesabı, ölüm halinde ise destekten yoksun kalma tazminatı (818 sayılı BK 45 ve 46, 6098 sayılı TBK 54 ve 55. maddeleri) hesabı dikkate alınmalıdır.
...
Somut olayda; mahkemece, hükme esas alınan 25.02.2022 tarihli hesap raporunun anılan ilkelere uygun olarak düzenlendiği, hüküm tesisine elverişli ve yeterli bulunduğu, gerçek zararla peşin değerli gelirin karşılaştırıldığı ve bunlardan daha düşük olan gelirin hükme esas alındığı anlaşıldığından bu hususlara yönelik istinaf nedenleri de yerinde görülmemiştir.

Sonuç olarak; dosya kapsamı, mevcut delil durumu, istinaf edenin sıfatı, istinaf nedenleri ve yukarıda belirtilen ölçütlere göre yapılan inceleme sonucu ilk derece mahkemesince verilen kararda isabetsizlik görülmediğinden yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun esastan reddine" karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili, kusur ve hesaba itirazla verilen kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, 23.10.2014 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu vefat eden kazalının hak sahiplerine kazalıya bağlanan gelirin rücuan tazmini istemine ilişkin olup davanın yasal dayanağı, olay tarihinde yürürlükte bulunan ve 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 21'inci maddesidir.

2. İlgili Hukuk
5510 sayılı Kanunun “İş Kazası ve Meslek Hastalığı İle Hastalık Bakımından İşverenin ve Üçüncü Kişilerin Sorumluluğu” başlıklı 21 inci maddesine göre; İş kazası ve meslek hastalığı, işverenin kastı veya sigortalıların sağlığını koruma ve iş güvenliği mevzuatına aykırı bir hareketi sonucu meydana gelmişse, Kurumca sigortalıya veya hak sahiplerine bu Kanun gereğince yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değeri toplamı, sigortalı veya hak sahiplerinin işverenden isteyebilecekleri tutarlarla sınırlı olmak üzere, Kurumca işverene ödettirilir. Anılan madde ile davalıların Kurumun rücu alacağından sorumluğu ancak kusurunun varlığı halinde mümkündür.

Kusur raporlarının, 5510 sayılı Kanun'un 2 nci ., 4857 sayılıKanun'un 77 nci ve İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğünün 2 vd maddelerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir. 4857 sayılı Kanun'un 77 nci maddesi; “İşverenler işyerlerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için gerekli her türlü önlemi almak, araç ve gereçleri noksansız bulundurmak, işçiler de iş sağlığı ve güvenliği konusunda alınan her türlü önleme uymakla yükümlüdürler. İşverenler, işyerinde alınan iş sağlığı ve güvenliği önlemlerine uyulup uyulmadığını denetlemek, işçileri karşı karşıya bulundukları mesleki riskler, alınması gerekli tedbirler, yasal hak ve sorumlulukları konusunda bilgilendirmek ve gerekli iş sağlığı ve güvenliği eğitimini vermek zorundadırlar...” düzenlemesini içermektedir. Anılan düzenleme, işçiyi gözetim ödevi ve insan yaşamının üstün değer olarak korunması gereğinden hareketle; salt mevzuatta öngörülen önlemlerle yetinilmeyip, bilimsel ve teknolojik gelişimin ulaştığı aşama uyarınca alınması gereken önlemlerin de işveren tarafından alınmasını zorunlu kılmaktadır. İş kazasının oluşumuna etken kusur oranlarının saptanmasına yönelik incelemede; ihlal edilen mevzuat hükümleri, zararlı sonuçların önlenmesi için koşulların taraflara yüklediği özen ve dikkat yükümüne aykırı davranışın doğurduğu sonuçlar, ayrıntılı olarak irdelenip, kusur aidiyet ve oranları gerekçeleriyle ortaya konulmalıdır.

3. Değerlendirme
1.Eldeki davada, Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda davalı işverenin % 90, sigortalının % 10 oranında kusurlu olduğunun tespiti üzerine davanın kabulüne karar verilmiş ise de verilen karar eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olup yapılan kusur incelemesi yetersiz bulunmuş olup alınan bilirkişi raporunun oluşa uygun olmayacak şekilde soyut nitelikte olduğu anlaşılmaktadır.

Mahkemece, öncelikle kazanın ne şekilde meydana geldiği açık ve net olarak ortaya konulmalı, sigortalı şerbet koyulaştırma ustası olup iskeleden düşme sonucu öldüğü kabul edildiğine göre bu iskeleye neden çıktığı üzerinde durulmalı, yaptığı ve yapacağı iş nedeniyle iskeleye çıkmasını gerektirecek bir durum olup olmadığı, ceza dosyasında dinlenilen vardiya sorumlusu ... ...'ın ifadesinde geçen arızanın ne olduğu, bu arızanın kazalının yaptığı işle ilgili olup olmadığı, arıza ile ilgili olarak sigortalının herhangi bir yetkisi ve görevi olup olmadığı araştırılmalıdır. Bunun için Mahkemece, ceza dosyası celbedilmeli, tazminat dosyası celbedilip buradaki tanık beyanları ve bilirkişi raporu incelenmeli, gerekirse mahallinde keşif yapılmak suretiyle olay tereddütsüz şekilde ortaya konulup somut olaya uygun işçi sağlığı ve iş güvenliği ile iş kazasının vuku bulduğu iş kolunda uzman iş güvenliği uzmanlarından oluşan bilirkişi heyetinden; kusur oran ve aidiyeti konusunda yeniden rapor alınarak hasıl olacak sonuca göre hüküm kurulması gerekirken hatalı kusur raporuna dayanılarak hüküm tesisi hatalıdır.

Bu maddi ve hukuki olgular göz ardı edilerek eksik araştırma ve inceleme sonucu yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.

VI. KARAR
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden ilgiliye yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

25.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.