10. Hukuk Dairesi 2024/3257 E. , 2024/6883 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2023/315 E., 2024/49 K.
KARAR : Kısmen kabul
Taraflar arasındaki 5434 sayılı Kanun kapsamında geçen fiili hizmet zammı süresi dikkate alınarak, yaşlılık aylığı tahsisi ve aylıkların yasal faizleri ile davalı Kurumdan tahsili gerektiğinin tespiti davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının Türk Silahlı kuvvetleri bünyesinde subay (pilot) olarak çalıştığı, 15.01.1990 - 14.03.2008 tarihleri arasında Türk Hava Kuvvetlerinde subay olarak görev yaptığı, bu görevden sonra özel bir hava yolu şirketinde çalışmaya devam ettiği, hizmetlerinin birleştirilmesi ve yıpranmaya tabi fiili hizmet süresi tespit edilerek sigorta başlangıç tarihli ve yaş haddinden geriye çekilerek emeklilik tarihinin tespit edilmesi için Kuruma müracaat ettiği, Kurum tarafından fiili hizmet zammının hesaplanarak süresine eklendiğini hizmet başlangıcının geriye eksik çekildiğini yaş haddinden indirim yapılmadığı iddiasıyla fiili hizmet zammının sigorta başlangıç tarihinden geri çekilmesine bulunacak emeklilik yaş haddinden de düşülerek 3 yıl 10 ay 15 günlük fiili hizmet zammı süresinin tamamının sigorta başlangıç tarihinden ve yaş haddinden indirilmesine ve bu sebeple yaşlılık aylığı başvurusunun yapıldığı tarih olan 09.02.2018 tarihini takip eden 01.03.2018 tarihinden itibaren emekli sayılarak yaşlılık aylığına hak kazandığının tespitine, birikmiş aylıkların her bir aylığa hak kazanıldığı tarihten itibaren faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının 15.01.1990 - 14.03.2008 tarihleri arasında Türk Hava Kuvvetlerinde subay olarak görev yaptığı, 4/c kapsamında bu tarihten sonra 4/a kapsamında sigortalı olduğunu hizmetlerinin birleştirilmesi halinde fiili hizmet zammının eklenmesinin söz konusu olmadığı, yaş haddinden indirilecek sürenin yarısı olduğu, dava tarihinden sonra ki bir tarihin emeklilik tarihi olarak tespitinin mümkün olmadığı savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesi tarafından 20.05.2019 tarihli ve 2018/70 Esas, 2019/166 Karar sayılı karar ile yapılan yargılama sonunda taraf beyanları, davacının sicil dosyası, Kurum evrakları, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde 21.12.1971 doğumlu davacının sigorta başlangıç tarihi 19.01.1990 olup 3 yıl 10 ay 15 günlük fiili hizmet zammı süresi kadar geriye götürüldüğünde bu süre sigorta başlangıç tarihine kadar yaş, süre ve prim gün sayısından düşüleceği, davacının 3 yıl 10 ay 15 gün fiili hizmet zammı süresinin tamamının yaş haddinden indirilmesi ve hizmet başlangıç tarihinden geri çekilmesi suretiyle hesap bilirkişi raporunda belirtilen hesaplamalar, somut olaya uygun olduğundan davacının 09.02.2018 tarihli tahsis talebine göre bu tarihi takip eden 01.03.2018 tarihinden itibaren yaşlılık aylığına hak kazandığının tespiti ile bu tarihten itibaren hak kazandığı aylıkların yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesi gerektiği gerekçesiyle açılan davanın kabulü ile davacının 3 yıl, 10 ay, 15 gün fiili hizmet zammı süresinin yaş haddinden indirilmesi ve hizmet başlangıç süresinin buna göre geriye çekilmesi ile 08.02.2018 tarihinde yaşlılık tahsis talebine hak kazandığının tespitine, bu tarihi talep eden ay başından itibaren (01.03.2018 tarihinden itibaren) yaşlılık aylığına hak kazandığının tespitine, davacının yaşlılık aylığına hak kazandığı tarihten itibaren yasal faizi ile birlikte ödenmesi gerektiğinin tespitine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin 20.05.2019 tarihli ve 2018/70 Esas, 2019/166 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi tarafından 17.11.2021 tarihli, 2019/1763 Esas, 2021/1883 Karar sayılı kararı ile davacının tahsis talep tarihi itibariyle sigortalılık süresi ve prim gün sayısı koşulunu sağladığı, davacının 21.12.1971 doğumlu olup 50 yaşını 21.12.2021 tarihinde ikmal etmekte ise de fiili hizmet süresi zammının tamamı 3 yıl 10 ay 15 gün kadar yaş geriye çekileceğinden 06.02.2018 tarihinden itibaren yaşlılık aylığına hak kazanacağı, davacının tahsis talep tarihi 09.02.2018 tarihi olduğundan, takip eden aybaşı olan 01.03.2018 tarihinden itibaren yaşlılık aylığına hak kazandığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V.BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. İlk Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemenin 17.11.2021 tarihli, 2019/1763 Esas, 2021/1883 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizce 29.03.2022 tarihli ve 2022/1797 Esas, 2022/4545 Karar sayılı ilamla aşağıdaki gerekçeyle Bölge Adliye Mahkemesi kararı kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur:
"...mahkemece, 2829 sayılı Kanun kapsamında hizmetleri birleştirilen ve 506 sayılı Kanun kapsamında tahsis koşulları uyuşmazlık konusu olan, davacının 5434 sayılı Kanun'un 32 nci vd. maddeleri hükümlerince hak kazandığı 'fiili hizmet zammının' tahsis koşullarından olan yaş haddinden indirilmesine ilişkin kabul, 506 sayılı Kanun'un Ek 39'uncu maddesi karşısında yerinde ise de, 5434 sayılı Kanun'da yer alan 'fiili hizmet zammının', iştirakçilerin görev yaptıkları süreler boyunca ve tam kesenek vermek suretiyle geçirdiği sürelere ilişkin olarak yapılan ek bir zam niteliğinde olduğu ve fiili hizmet süresine eklenmesi gerektiği, buna göre eklenen bu hizmetin, iştirakçilerin fiili hizmet süresini, emeklilik ikramiye miktarını ve emekli aylığı bağlama oranını artırdığı ve yaş haddinden de 8 yıla kadar indirim sağladığı, 5434 sayılı Kanun'un 11 inci kısmında 35 vd. maddelerinde ayrıca düzenlenmiş olan 'itibari hizmet' sürelerinin de, istekle emekliye ayrılmak için gerekli olan, kadınlarda 20, erkeklerde 25 hizmet yılının hesabı ve emekli ikramiyesinin hesaplanmasında bu sürenin dikkate alınmayacağı, ancak keseneklerin iadesinde, toptan ödeme yapılmasında ödenecek paranın ve aylık bağlanmasına hak kazanılması halinde bağlanacak aylığın oranının artmasına etki ettiği dikkate alınarak, 5434 sayılı Kanun'un 32.vd. maddelerinde düzenlenmiş 'fiili hizmet zammının', 506 sayılı Kanun'daki ve içtihadı birleştirme kararı gereğince sadece sigortalılık süresine eklenmesi gereken 'itibari hizmet' süresinden farklı bir kavram olduğu açıkça anlaşılmakta olduğundan, bu sürenin 506 sayılı Kanun kapsamında tahsise esas sigortalılığın başlangıç tarihinden geriye çekilmesi mümkün değildir. Başka bir deyişle, 5434 sayılı Kanun kapsamında hak kazanılan 'fiili hizmet zammının' kişilerin fiili hizmetine eklenmesi gerektiği söylenebilir ise de, birleşen hizmetler sonrasında, 506 sayılı Kanun'un 60 ıncı ve geçici 81 inci maddesindeki yaşlılık aylığı bağlanmasına ilişkin koşullar bakımından uygulama yapılırken, sigortalılık süresi yönünden, kişinin sigortalılık başlangıç tarihiden geriye doğru ekleme yapılması ile sigortalılık başlangıç tarihinin geriye çekilmesi suretiyle, ek bir sigortalılık süresine veya başkaca bir uygulama yapılmasına imkân vermediği hususu dikkate alınmalı ve buna göre tahsis koşulları yeniden irdelenmeli, sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, mahkemece yazılı şekilde hüküm tesisi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Kabule göre de; aylıkların geç ödenmesi nedeniyle işleyen faizler bakımından, 5510 sayılı Yasa’nın 42. maddesinin 'Kurum, sigortalıya veya hak sahiplerine bağlanacak gelir, aylık veya toptan ödemeleri, gerekli belgelerin ve incelemelerin tamamlandığı tarihten itibaren en geç üç ay içinde hesap ve tespit ederek sonuçlarını yazı ile bildirir.' hükmü uyarınca, Kurum'un, yaşlılık aylığı tahsis tarihini takip eden 3 aylık sürenin sonundan itibaren faiz alacağı ile sorumlu tutulacağı nazara alındığında, mahkemece bu durumun dikkate alınmaması ve infazda tereddüt uyandıracak şekilde karar verilmesi de, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
.."
B.İlk Derece Mahkemesince İlk Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesi tarafından 19.01.2023 tarihli ve 2022/95 Esas, 2023/12 Karar sayılı karar ile davacının sigortalılık başlangıç tarihinin 15.01.1990 olduğu, dava konusu tahsis talebi tarihi (08.02.2018) itibariyle sigortalılık süresi ve prim ödeme gününe ilişkin yasal koşullar yerine getirilmekle birlikte 21.12.1971 doğumlu olan davacı yönünden yaş koşulunun sağlanmamış olduğu ve tahsis talep tarihine göre davacının yaşlılık aylığına hak kazanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
C. İkinci Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemenin 19.01.2023 tarihli ve 2022/95 Esas, 2023/12 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizce 13.06.2023 tarihli ve 2023/5443 Esas, 2023/6805 Karar sayılı ilamla aşağıdaki gerekçeyle İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur:
"..Mahkemece bozmaya uyulmuş ise de, bozma gereklerinin yerine getirilmediği anlaşılmakta olup, tahsis yapılmasına ilişkin davalarda, Kuruma başvuruda bulunulduğu tarih veya dava tarihi itibarıyla tümüyle oluşmayan tahsis koşullarının yargılama aşamasında gerçekleşmesi durumunda, özellikle, Anayasa’nın 141 inci maddesindeki, davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasının, yargının görevi olduğunu belirten hüküm, 6100 sayılı Kanunun 'Usul ekonomisi ilkesi' başlıklı 30 uncu maddesinde yer alan, hâkimin, yargılamanın kabul edilebilir süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlü olduğu yönündeki düzenleme, sosyal koruma, dayanışma, sosyal denkleştirme ve zorunluluk ilkelerine dayanan sosyal sigortalar, bireyin onuru ile kişiliğinin geliştirilmesi için kaçınılmaz ekonomik, sosyal ve kültürel hakların doyurulması temeline dayanan sosyal güvenlik hukukunun ilkeleri dikkate alındığında, bütün şartların yerine getirildiği tarihi izleyen aybaşından itibaren aylığa hak kazanıldığının tespitine ilişkin hüküm kurulması, kuşkusuz, yargılama aşamasında gelir/aylık bağlama koşulları gerçekleşen sigortalı yönünden tahsis talep günü itibarıyla şartlar oluşmamakla Kurumun dava açılmasına sebep olan herhangi bir haksız işleminin de söz konusu bulunmadığı gözetilerek yargılama giderlerinin taraflar arasında paylaştırılıp vekil ile temsil olunan davalı Kurum yararına da avukatlık ücreti belirlenmesi gereği de bozma sonrası yapılacak yargılamada dikkate alınmalı ve buna göre bir karar verilmelidir.
Eldeki dava bakımından, öncelikle bozmaya uygun şekilde uygulama yapılmalı ve davacının tahsis koşullarını aşamalarda gerçekleştirip gerçekleştirmediği hususu irdelenmeli sonucuna göre davacının dava sürecinde 07.02.2020 tarihi itibari ile koşulları sağlayıp sağlamadığı hususu belirlenmeli ve davacının talebi de gözetilerek bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
.."
D.İlk Derece Mahkemesince İkinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesi tarafından yukarıda tarih ve sayısı belirtilen karar ile dava konusu tahsis talebi tarihi (08.02.2018) itibariyle, 21.12.1971 doğumlu olan davacı yaşının 46 yıl 1 ay 18 gün olduğu, 15.01.1990 - 15.03.2008 tarihleri arasında 7413 gün 5434 sayılı Kanun kapsamında prim gün sayısının bulunduğu, fiili hizmet süresi zammının 3 yıl 10 ay 15 gün (1395 gün) olduğu, 15.01.1990 sigorta başlangıç tarihi ile 23.05.2002 kanunun dikkate aldığı tarih birlikte gözetildiğinde, davacının yaşlılık aylığı tahsis koşullarının, 506 sayılı Kanun'un Geçici 81/B-ı bendine göre, 25 yıl sigortalılık süresi, 52 yaş ve 5525 prim ödeme günü şeklinde olduğu, tahsis tarihi itibariyle davacı yaş koşulu dışındaki şartları taşıdığı, yaş koşulunun ise 21.12.2023 tarihinde gerçekleşeceği, davacının yaşından 3 yıl 10 ay 15 gün olan fiili hizmet zammı düşüldüğünde yaş koşulunu 06.02.2020 tarihinde tamamladığı, bu nedenle, takip eden 01.03.2020 tarihinden itibaren yaşlılık aylığına hak kazandığı, öte yandan, tahsis yapılmasına ilişkin eldeki davada, Kuruma başvuruda bulunulduğu tarih veya dava tarihi itibarıyla tümüyle oluşmayan tahsis koşullarının yargılama aşamasında gerçekleşmesi durumunda, konuya ilişkin yasal mevzuat ve Yüksek Mahkeme'nin yerleşik içtihadı gözetilerek yargılama giderlerinin taraflar arasında paylaştırılıp vekil ile temsil olunan davalı Kurum yararına da avukatlık ücreti belirlenmesi gereğinin de bozma sonrası yapılacak yargılamada dikkate alınması ve buna göre bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davacının 3 yıl 10 ay 15 gün fiili hizmet süresinin, yaş haddinden indirilmesi gerektiğinin, yaş haddinden indirilmesi neticesinde emeklilik tarihinin (emekliliğe hak kazanıldığı tarihin) 06.02.2020 olduğunun, davacının emekliliğe hak kazandığı 06.02.2020 tarihini takip eden ay başından (01.03.2020) tarihinden itibaren 506 sayılı Kanun kapsamında yaşlılık aylığı bağlanması ve 01.06.2020 tarihinden itibaren başlamak üzere hak edilen yaşlılık aylıklarına yasal faiz işletilmesi gerektiğinin tespitine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
VI.TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının Kuruma başvuru tarihinde 46 yaşında olduğu ve tahsis koşullarını taşımadığı, Kurum işlemlerinin yerinde olduğu iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur.
C.Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, 5434 sayılı Kanun kapsamında geçen fiili hizmet zammı süresi dikkate alınarak, yaşlılık aylığı tahsisi ve aylıkların yasal faizleri ile davalı Kurumdan tahsili gerektiğinin tespiti davasıdır.
2.İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun Geçici 7 ile 40; 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu'nun 31 ilâ 36 ve Geçici 205; 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun Geçici 81, Ek 5, Ek 6, Ek 39 ve Geçici 81 ile 2829 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumlarına Tabi Olarak Geçen Hizmetlerin Birleştirilmesi Hakkında Kanun'un 4 ve 8 inci maddeleri ilgili hükümlerdir.
3. Değerlendirme
1.Temyiz olunan nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen kararın, bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı Kurum vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
24.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!