WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 05 Haziran 2026

YARGITAY 10. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

10. Hukuk Dairesi         2024/323 E.  ,  2024/3445 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/2691 E., 2023/1847 K.
KARAR : Kabul
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 18. İş Mahkemesi
SAYISI : 2018/282 E., 2019/426 K.

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen Bağ-Kur sigortalılık tespiti ve yaşlılık aylığı bağlanabileceğinin tespiti istemine ilişkin davada verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı Kurum tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; 04.06.1992 tarihinde iş yeri açarak vergi kaydının başladığını, iş yerinin 01.11.1999 tarihine kadar faaliyet gösterdiğini, vergi kaydı olan dönemde zorunlu Bağ-Kur sigortalısı sayılması gerektiğini belirterek sigortalılık başlangıç tarihinin vergi kaydı başlangıç tarihi olan 01.06.1992 tarihinden itibaren tespitine ve bu primler ödenince emekli olabileceğinin tespitine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı SGK vekili; davadan önce Kuruma başvuru zorunluluğu bulunduğunu, davacının sigorta başlangıç tarihine ilişkin talebinde hukuki yarar bulunmadığını, davacının iddiaları bakımından Kurum kayıtları esas olup iddianın resmi ve yazılı delillerle ispatlanması gerektiğini belirterek, davanın reddini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda 19.11.2019 tarih ve 2018/282 Esas 2019/426 Karar sayılı ilamı ile davanın kabülü ile davacının, 01.06.1992 vergi kaydı başlangıç tarihinde Bağ-Kur'a tabi 4/1-b kapsamında kendi nam ve hesabına çalıştığının, 01.06.1992 -01.11.1999 ve 01.04.1999- 03.10.2000 (dahil ) zorunlu Bağ-Kur hizmetinin tespiti ile Bağ-Kur hizmet süresine ilişkin borçların ödenmesi ve davalı Kurum kayıtlarında aylık bağlanmasına başkaca engel hal bulunmaması halinde bağ kur prim borçlarını ödediği tarihten sonra, yaşlılık aylığı bağlanması başvurusu yapması halinde başvuru tarihini takip eden aybaşından itibaren, davacıya 4759 sayılı Kanun 3/B-İ maddesine göre 4/1-a (SSK) statüsünden yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespitine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı, kararın esas yönünden yerinde olduğunu, sadece vekili olmamasına rağmen Kurum aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesinin yerinde olmadığını,

2.Davalı vekili; davacının davadan önce kuruma başvuru şartını yerine getirmediğini, 619 sayılı KHK Geçici 1 inci md.deki düzenlemeye göre bu kanun hükmünde kararnamenin yürürlüğe girdiği tarihe kadar kayıt ve tescilini yaptırmamış olan sigortalıların hak ve mükellefiyetlerinin 04.10.2000 tarihinden itibaren başlatılabileceğini, bilirkişi raporuna itirazlarının değerlendirilmediğini, Kurumun dava açılmasına sebebiyet vermediğini bu nedenle aleyhine yargılama giderine hükmedilmemesi gerektiğini, ayrıca davacının vekili olmamasına rağmen davacı lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin yerinde olmadığını belirterek istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 11.03.2022 tarih ve 2020/771 E., 2022/249 K., sayılı kararı ile
1-Davacının istinaf başvurusunun kabulüne,
2-Davalının istinaf başvurusunun kısmen kabul kısmen reddine,
3-İstanbul Anadolu 18. İş Mahkemesinin 19.11.2019 tarih, 2018/ 282 Esas, 2019/426 K. sayılı kararının kaldırılmasına,
3-Davanın kabulüne, davacının, 01.06.1992 vergi kaydı başlangıç tarihinde Bağ-Kura tabi 4/1-b kapsamında kendi nam ve hesabına çalıştığının, 01.06.1992 -01.11.1999 ve 01.04.1999- 03.10.2000 (dahil ) zorunlu Bağ-Kur hizmetinin tespiti ile Bağ-Kur hizmet süresine ilişkin borçların ödenmesi ve davalı kurum kayıtlarında aylık bağlanmasına başkaca engel hal bulunmaması halinde bağ kur prim borçlarını ödediği tarihten sonra, yaşlılık aylığı bağlanması başvurusu yapması halinde başvuru tarihini takip eden aybaşından itibaren, davacıya 4759 sayılı Kanun 3/B-İ maddesine göre 4/1-a (SSK) statüsünden yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespitine dair sadece yargılama giderleri ile ilgili kısımda düzeltme yapmak suretiyle karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar ve fer'i müdahil Kurum vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Dairenin 22.06.2022 gün ve 2022/6044 Esas 2022/9673 Karar sayılı ilamı ile "6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297 nci maddesinde; “...taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir” hükmüne yer verilmiştir. Hükümlerin çelişkiden uzak ve infaza elverişli olması, gerçeğe ve hukuka uygun bir karar verilmesi gerekir. Diğer taraftan, hüküm, davanın açıldığı tarihteki hal ve şartlara göre tesis edilen bir karar olup, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na göre ileriye dönük olarak ve şarta bağlı biçimde karar tesis edilmesi mümkün değildir.

1-Belirtilen açıklama nazarında somut olaya dönüldüğünde, Mahkemece "... Bağ-Kur hizmet süresine ilişkin borçların ödenmesi ve davalı kurum kayıtlarında aylık bağlanmasına başkaca engel hal bulunmaması halinde bağ kur prim borçlarını ödediği tarihten sonra, yaşlılık aylığı bağlanması başvurusu yapması halinde başvuru tarihini takip eden aybaşından itibaren, davacıya 4759 sayılı Kanun 3/B-İ maddesine göre 4/1-a (SSK ) statüsünden yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespitine ” denilmek suretiyle, şarta bağlı hüküm kurulması isabetsizdir.
Mahkemece, şarta bağlı hüküm kurulamaz ne var ki davacının, Bağ-Kur hizmet süreleri yöntemince belirlenip tahsis istemi bu kapsamda değerlendirilip sonuca göre karar verilebilir.

2-Bağ-Kur hizmet süresi tespitinde mükerrer şekilde hükümde infaza neden olacak şekilde hüküm tesisi yerinde bulunmamıştır. Mahkemece, 01.06.1992- 03.10.2000 (dahil) tarihleri arası süreler yönünden kabul şeklinde hüküm kurulmalı iken mükerrer şekilde 01.04.1999-01.11.1999 tarihleri arasının kabulü isabetsizdir.

Bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu, yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. " hususlarına işaret edilerek karar bozulmuştur.

B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma sonrası yapılan yargılamada Yargıtay bozma ilamına uyulmasına karar verilmiş, davacıya, 01-06.1992-03.10.2000 tarihleri arası prim borçlarını ödemek üzere Kuruma başvuruda bulunması yönünde süre verilmiş,davacı tarafından süresinde Kuruma müraacat edilmiş, ancak müteaddit başvurulara karşın prim borçlarının ödenmesi yönünde bir işlem tesis edilmediği anlaşılmakla, davacının işe giriş bildirgesinin yasal boşluk dönemi içinde 02.05.2002 tarihinde verilmesi nedeniyle vergide kayıtlı olduğu 01.06.1992-03.10.2000 tarihleri arasında Bağ-Kur sigortalısı sayılması gerektiği, Kurumun tescili 04.10.2000 tarihinden itibaren başlatmasının yerinde olmadığı, davacının bu tarihler arasında zorunlu Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespiti yönündeki talebinin yerinde olduğu, davacının aylık bağlanması yönündeki talebinin ise kararın kesinleşmesinden sonra idari aşamada değerlendirilmesi gerektiği belirtilerek davanın kabulüne, davacının 01.06.1992- 03.10.2000 tarihleri arasında Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespitine, kararın kesinleşmesinden sonra davacının aylık talebinin idari aşamada değerlendirilmesine karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı Kurum vekili, kararın eksik incelemeye dayalı olduğunu beyanla, davaya konu kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, 1479 sayılı Kanun kapsamında Bağ-Kur sigortalılığının tespiti ve yaşlılık aylığı bağlanması istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 1479 sayılı Kanun

3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davalı vekili temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle,
Davalı Kurum vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

28.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.