WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 04 Haziran 2026

YARGITAY 10. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

10. Hukuk Dairesi         2024/3206 E.  ,  2024/4467 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1535 E., 2023/2506 K.
KARAR : Esastan Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Eskişehir 2. İş Mahkemesi
SAYISI : 2019/864 E., 2022/833 K.

Taraflar arasındaki hizmet tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davacı, davalı ve feri müdahil Kurum vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ve feri müdahil Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı müvekkillinin davalı işveren ile aralarında yapılan iş akdi uyarınca 28.01.2019 tarihinde davalı iş yerinde satış ve pazarlama elemanı olarak çalışmaya başladığını, ancak müvekkillinin çalışmasının sürdürmesine rağmen bilgisi dışında sigorta girişi yapılmadığını, müvekkillinin 02.04.2019 tarihine kadar davalı iş yerinde çalıştığını, yani 28.01.2019-02.04.2019 tarihler arasında sigortasız çalıştırıldığını, müvekkillinin davalı iş yerinde aylık AGİ dahil 2.020,00 TL (bekar, çocuksuz) asgari ücret ile çalıştığını, ödenen ücretlerin tamamı elden ödendiğini belirterek, 28.01.2019-02.04.2019 tarihleri arasında almakta olduğu ücret üzerinden hizmetlerinin tespitini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP
1.Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davacının sözde çalıştığı 10 günlük süre boyunca sigorta giriş işlemlerine ilişkin evraklarını getirmediği gibi bu 10 günlük sürenin de sadece üç ya da dört günü iş yerine geldiğini, diğer günlerde sürekli olarak bahaneler uydurarak işe gelmediğini, bunun üzerine müvekkili şirket yetkilisinin davacıya işe giriş için evraklarını getirmesini aksi halde kendisinin sorumlu olmayacağını belirttiğini, bunun üzerine davacının müvekkil şirket yetkilisine sigortasının başlatılmamasını zira kendisinin işsizlik maaşı aldığını belirttiğini, müvekkilinin ise iş yerinin sanayi olması nedeniyle bunun sorumluluğunu alamayacağını belirttiğini, davacı da iş yerine bir daha gelmediğini, davacının müvekkil şirkette çalıştığını iddia ettiği sürelerde işsizlik maaşı almaya devam ettiğini, davacının sırf şirketten para alabilmek için sürekli olarak müvekkil şirketi rahatsız ettiğini, müvekkilini tehdit ederek para koparmak istediğini, bu yöntemi başarılı bulmayınca da müvekkili hakkında iki kez arabuluculuk yoluyla para alabilmek için başvuruda bulunduğunu, davacının haksız ve kötü niyetli olarak davayı açtığını belirterek, davanın reddini talep etmiştir.

2.Feri Müdahil SGK vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle Kurumlarının fer'i müdahil olarak kabul edilmesini talep ettiklerini, davacının, davalı iş yerinde 28.01.2019-02.04.2019 tarihleri arasında sigortalı olarak çalıştığının tespiti istemiyle açılan davanın haksız ve hukuksal dayanaktan yoksun olduğunu beyanla, davanın reddini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince; davanın kısmen kabulü ile davacının 03.02.2019-03.04.2019 tarihleri arasında davalıya ait iş yerinde sigortalı sayılacak şekilde çalıştığının tespitine, fazlaya ilişkin istemin reddine, karar verilmiş, tashih kararı ile "Davacının 03.02.2019-02.04.2019 tarihleri arasında davalıya ait iş yerinde sigortalı sayılacak şekilde çalıştığının tespitine, fazlaya ilişkin istemin reddine" karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı, davalı ve feri müdahil Kurum vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece verilen kararda dava dilekçesinde belirtilen 28.012019-02.02.2019 tarihleri arasındaki dönem yönünden dava taleplerinin kabul edilmediğini, davalı işveren lehine de vekalet ücretine hükmedildiğini, verilen kararın hak kaybına yol açtığını, Mahkemenin eksik inceleme neticesinde hüküm kurduğunu belirterek, kararın kaldırılmasını, davanın tamamen kabulünü istemiştir.

2.Davalı şirket vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, Mahkemece yeterli araştırma yapılmadan eksik inceleme neticesinde hüküm kurulduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporunun hatalı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasını davanın tümden reddini istemiştir.

3.Feri müdahil Kurum vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, Kurumca yapılan işlemlerde bir hata bulunmadığını belirterek, kararın kaldırılmasını davanın reddini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine dair karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ve fer'i müdahil Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
1.Fer'i müdahil Kurum vekili özetle; istinaf sebepleri doğrultusunda temyiz talebinde bulunmuştur.

2.Davalı vekili özetle; istinaf sebepleri çerçevesinde temyiz talebinde bulunmuştur.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, hizmet tespiti istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri

3. Değerlendirme
Anayasamızın 141 inci maddesinde, yargılamanın aleniyeti ilkesi benimsenmiştir. Bunun anlamı yargılama açık olarak yapılacak ve yargılamanın sonunda verilen karar da açıkça belirtilecektir. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 14 üncü (HMK’nın 28 inci) maddesinde de bu husus belirtilmiştir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 294 üncü maddesi gereğince Mahkeme, hazır olan tarafları iddia ve savunmalarını dinledikten sonra yargılamanın sona erdiğini bildirerek kararını tefhim eder. Kararın tefhimi aynı Kanun'un 294 üncü maddesinde belirtilen hüküm sonucunun tutanağa geçirilerek okunması suretiyle olur.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297/1-c. maddesinde, bir mahkeme hükmünün kapsamının ne şekilde olması gerektiği açıklanmıştır.

01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Hükmün Kapsamı” başlıklı 297 nci maddesinde ise
“(1) Hüküm "Türk Milleti Adına" verilir ve bu ibareden sonra aşağıdaki hususları kapsar:
a)Hükmü veren Mahkeme ile hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin ad ve soyadları ile sicil numaraları, mahkeme çeşitli sıfatlarla görev yapıyorsa hükmün hangi sıfatla verildiğini.

b)Tarafların ve davaya katılanların kimlikleri ile Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, varsa kanuni temsilci ve vekillerinin ad ve soyadları ile adreslerini.

c)Tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri.

ç)Hüküm sonucu, yargılama giderleri ile taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının iadesi, varsa kanun yolları ve süresini.

d)Hükmün verildiği tarih ve hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin imzalarını.

e)Gerekçeli kararın yazıldığı tarihi.

(2)Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.” şeklinde düzenleme getirilmiştir. Yine Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 298 inci maddesinde de hüküm kısmında iki tarafa yükletilen hak ve borçların tereddüde yer vermeyecek şekilde belirtilmesi zorunluluğu tekrarlanmıştır. Bu hükümden anlaşılacağı gibi, Mahkeme hükmünü gerekçesi ile birlikte tam olarak yazmış olsa bile, bunu duruşma tutanağına tamamen yazdırması ve okunması gerekir. Bir başka ifade ile Mahkeme hükmünün hukuki varlık kazanabilmesi için onun tefhim edilmesi, verilen kararla, ne şekilde tefhim edildiğinin duruşma tutanağına yazılması zorunludur. Aynı maddenin son fıkrası gereğince de zorunlu nedenlerle yalnız hüküm sonucunun tefhim edildiği hallerde, gerekçeli kararın sonradan belli bir süre içinde yazılması mümkündür. Kısa karar, bir davayı sona erdiren (Niha-i) temyizi mümkün olan son kararlardandır. Bu kararla Mahkeme davadan elini çeker ve davayı sona erdirmiş olur. Asıl olan kısa karardır. Bu gibi hallerde de Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297 nci maddesine uygun olarak tarafların hak ve yükümlülüklerini açıkça gösteren kısa karar ile daha sonra yazılan gerekçeli kararında buna uygun olarak düzenlenmesi gereklidir. (10.04.1992 gün ve 7/4 sayılı içtihadı birleştirme kararı) Nitekim aynı ilkeler Hukuk Genel Kurulunun 2011/21-23E 268 K, 2012/6–97 E 203 K, 2012/10–149 E 291K sayılı kararlarında da benimsenmiştir. Buna göre eldeki dava dosyası incelendiğinde, gerekçeli kararın yazımından sonra aynı kararın altına tashih şerhi açılarak, verilen kısa kararın hüküm fıkrasının değiştirildiği ve böylece kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki yaratıldığı anlaşılmıştır. Mahkemece verilen bu kararla, HMK madde 297’ye uygun bir karar tesis edilmediği gibi, tashih kararı tavzih usulüne tabi olup HMK’nın 305 inci maddesinin 2 nci fıkrası gözetilmeksizin infaza elverişli bir karar verilmemesi de isabetsizdir ve bozmayı gerektirir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgiliye iadesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

25.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.