WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 16 Haziran 2026

YARGITAY 10. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

10. Hukuk Dairesi         2024/316 E.  ,  2024/7384 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/860 E., 2023/2709 K.
KARAR : Kısmen Kabul
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 1. İş Mahkemesi
SAYISI : 2018/272 E., 2019/361 K.

Taraflar arasındaki asıl ve birleşen davalarda 5434 sayılı Kanun kapsamında geçen fiili hizmet zammı süresi dikkate alınarak yaşlılık aylığı tahsis talebinde bulunabileceği tarihin tespiti davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I.DAVA
1.Davacı vekili asıl davada dava dilekçesinde özetle; davacının Türk Hava Kuvvetleri'nde muvazzaf subay (pilot) olarak görev yaptığı, 14.11.2011 tarihinde istifa ederek görevden ayrıldığı, yıpranma payı olarak 3 yıl 9 ay 15 gün fiili hizmet zammının mevcut olduğu, 4/a kapsamında özel hava yolunda çalıştığı, 4/c ve 4/a çalışmalarının birleştirilmesini talep ettiği, yaşlılık aylığı için tahsis talebinin şartları yerine getirmediği gerekçesiyle Kurum tarafından reddedildiği, 3 yıl 9 ay 15 günlük fiili hizmet zammının davacının doğum tarihini ve hizmet başlangıç tarihini geriye çekmesi gerekirken işlemin Kurum tarafından yanlış yapıldığı iddiasıyla 26.09.2019 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı almaya hak kazanacağının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

2. Davacı vekili birleşen davada dava dilekçesinde özetle; davacının 04.09.2019 tarihli tahsis talebini takip eden 01.11.2019'da yaşlılık aylığı bağlanması ve 01.02.2020'de yasal faiziyle ödenmesi gerektiğinin tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II.CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; dava açmadan önce kuruma başvuruda bulunulması gerektiği, Kurum işleminin yasal mevzuata ve usulüne uygun olup, davacının tahsis talep tarihi itibarıyla gerekli şartları taşımadığı, fiili hizmet gün sayısının yaşına ilave edilmesinin mümkün olmadığı, Kurum işleminin doğru olduğu savunmasıyla davaların reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III.İLK DERECE MAHKEME KARARI
Bakırköy 1. İş Mahkemesi tarafından 30.12.2019 tarihli ve 2018/272 Esas, 2019/361 Karar sayılı kararla davacının 11.07.1972 doğumlu olup, 5434 sayılı Kanun kapsamında 15.09.1992 - 14.09.1996 tarihleri arası 4 yıl, 15.09.1996 - 14.11.2011 tarihleri arası 15 yıl 2 ay çalışmasının olduğu, yine aynı Kanun kapsamında 3 yıl 9 ay 15 gün fiili hizmet zammının bulunduğu, bu durumda davacının hizmet döküm cetvelindeki sigorta başlangıç tarihi olan 15.09.1992'den 3 yıl 9 ay 15 gün çıkarıldığında sigorta başlangıcının 30.11.1988 olarak kabu edileceği, buna göre yaşlılık aylığı koşullarının 51 yaş 25 yıl 5450 gün prim ödeme gün sayısı olması gerektiği, davacının tahsis talep tarihi olan 04.10.2019 tarihi itibarıyla (SSK 2.191 + Emekli Sandığı 8.256=10.456 gün) toplam gün sayısı bulunduğu, Emekli Sandığından sonra SSK sigortalılığı mevcut olduğundan hizmetlerinin birleştirilmesi sonucunda 1.260 gün şartının da gerçekleştiği, yaşlılık aylığına 26.09.2019 tarihinde hak kazanacağı, tahsis talep tarihi olan 04.10.2019 tarihini takip eden ay başı olan 01.11.2019 tarihi itibarıyla yaşlılık aylığı bağlanması ve 5510 sayılı Kanun'un 42 nci maddesi gereğince yaşlılık aylığı tahsis tarihini takip eden 3 aylık yasal sürenin sonundan itibaren aylıkların yasal faiziyle ödenmesi gerektiği gerekçesiyle davanın ve Bakırköy 18. İŞ Mahkemesinin 2019/328-406 E-K sayılı birleşen davanın kabulü ile; davacının 1365 gün (3 yıl 9 ay 15 günlük) hizmet zammı süresinin sigorta başlangıç tarihinden geriye çekilmesi ve yaş haddinden indirilmesi gerektiğinin, davacının 04.10.2019 tarihli tahsis talebinin geçerli olduğunun, bu tarihi takip eden ay başı olan 01.11.2019 dan itibaren yaşlılık aylığına hak kazandığının ve 5510 sayılı Kanun'un 42 nci maddesi gereğince yaşlılık aylığı tahsis tarihini takip eden 3 aylık yasal sürenin sonundan itibaren aylıkların yasal faiziyle ödenmesi gerektiğinin tespitine karar verilmiştir.

IV.İSTİNAF
A.İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin 30.12.2019 tarihli ve 2018/272 Esas, 2019/361 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili istinaf yoluna başvurmuştur.

B.Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesi tarafından 06.04.2022 tarihli ve 2020/770 Esas, 2022/862 Karar tarihli kararı ile 11.07.1972 doğumlu davacının 15.09.1992 - 14.09.1996 tarihleri arasında 4 yıl askeri okul öğrenciliği ve 15.09.1996 - 14.11.2011 tarihleri arasında 15 yıl 2 ay muvazzaf subaylık süresi olmak üzere 19 yıl 2 ay 5434 sayılı Kanun kapsamında hizmeti ve muvazzaf subaylık süresi olan 182 ayın 4/1'i olan 3 yıl 9 ay 15 gün fiili hizmet zammı süresinin bulunduğu, davacının askerlik hizmetinden ayrılmasından sonra 25.05.2012 tarihinden itibaren 4/1-a bendi kapsamında çalışmaya başladığı, davacının 31.07.2018 tarihli dilekçesine yanıt niteliğindeki Bağcılar SGM'nin 05.09.2018 tarihli yazısında sigortalının 12.04.1991 - 31.07.2018 tarihleri arasında 2191 gün SSK ve 8265 gün Emekli Sandığı olmak üzere 10.456 günü mevcut olmasına karşın 25 yıl 52 yaş ve 5525 gün koşullarını sağlamadığından aylığa hak kazanamadığının bildirildiği, 52 yaşını dolduracağı 11.07.2024 tarihinde aylığa hak kazanabileceğinin açıklandığı, yine davacının 04.10.2019 tarihinde yaşlılık aylığı tahsis talebinde bulunduğu, Kurumun 07.10.2019 tarihli yanıtına göre davacının 30 yıl hizmeti ve 10846 gün primi bulunmasına karşın 52 yaşa tabi olduğu gerekçesi ile aylık talebinin reddedildiği, fiili hizmet süresi zammının 3 yıl 9 ay 15 gün (1365 gün) olduğu, fiili hizmet süresi zammının 23.05.2002 tarihine kadar ki kısmının (muvazzaf subay olduğu döneme göre 2048 / 5460) 512 gün (1 yıl 5 ay 2 gün) olduğu, buna göre davacının 23.05.2002 tarihinden önceki toplam hizmet süresinin askeri öğrencilik nedeniyle hizmetten sayılan süresi ile birlikte (1440 gün askeri öğrenci + 2048 gün muvazzaf subay + 512 gün fiili hizmet zammı olmak üzere) 4000 gün (11 yıl 1 ay 10 gün) olduğu, 506 sayılı Kanun'un Geçici 81/B-(ı) bendine göre 25 yıl sigortalılık süresi, 52 yaş ve 5525 gün koşullarına tabi olduğu, Kurum da yaşlılık aylığı koşullarını, anılan mevzuat ve özellikle ... Başkanlığı tarafından yayımlanan 2018/38 sayılı Genelge hükümlerine uygun olarak doğru belirlediği, davacının tahsis talep tarihi itibariyle sigortalılık süresi ve prim gün sayısı koşulunu sağladığı, davacının 52 yaşını 11.07.2024 tarihinde doldurmakta ise de fiili hizmet süresi zammının tamamı 3 yıl 9 ay 15 gün kadar yaş geriye çekileceğinden 26.09.2020 tarihinden itibaren yaşlılık aylığına hak kazanacağı, davacının tahsis talep tarihi 04.10.2019 tarihi olduğundan yaşlılık aylığına hak kazanamadığı, Kurumun yaşlılık aylığı isteminin reddine dair karar ve uygulamasında, davacının fiili hizmet zammı süresinin 506 sayılı Kanun’un Ek 39 uncu maddesi gereğince Geçici 81 inci maddede belirtilen yaş haddinden indirilmesi istemine de reddettiğinden, davanın bu yönünün haklı olduğu, yukarıda yer alan maddi ve hukuki açıklamalar ışığında davanın kısmen kabulü ile davacının fiili hizmet zammı süresinin 506 sayılı Kanun’un Ek 39 uncu maddesi gereğince Geçici 81 inci maddede belirtilen yaş haddinden indirilmesi gerektiğinin tespitine, fazla istemin reddine karar verilmesi gerekirken, davacının 01.11.2019 tarihinden itibaren yaşlılık aylığına müstehak olduğu düşüncesiyle yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle davalı Kurum vekilinin istinaf isteminin kabulü ile Bakırköy 1. İş Mahkemesi'nin 30.12.2019 tarihli, 2018/272 Esas, 2019/361 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince kaldırılmasına, davanın kısmen kabulü ile davacının fiili hizmet zammı süresinin 506 sayılı Kanun’un Ek 39 uncu maddesi gereğince Geçici 81 inci maddede belirtilen yaş haddinden indirilmesi gerektiğinin tespitine, fazla istemin reddine karar verilmiştir.

V.BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin 06.04.2022 tarihli ve 2020/770 Esas, 2022/862 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır.

2. Dairemizce 22.11.2022 tarihli ve 2022/8226 Esas, 2022/4695 Karar sayılı ilamla aşağıdaki gerekçeyle Bölge Adliye Mahkemesi kararı bozulmuştur:

"...Davacı, 5434 sayılı Kanun kapsamında hak kazandığı fiili hizmet süresi zammının tamamının tahsis şartlarında sigortalılık başlangıç tarihinden geriye çekilmesi ile bulunacak sigortalılık süresine göre tabi olunması gereken yaş haddinden de düşülerek, 23.03.2019 tarihinde tahsis talebinde bulunabileceğinin tespitini talep etmiştir.

Uyuşmazlık, 5434 sayılı Kanun'un 32 nci vd. maddeleri hükümlerince hak kazanılan fiili hizmet zammının hizmet birleştirilmesi ve tahsis aşamasında nasıl dikkate alınması gerektiği ile bu sürenin 2829 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi gereğince uygulanması gereken 506 sayılı Kanun kapsamındaki tahsis işlemlerinde sigortalılık başlangıç tarihinden geriye gidilmek suretiyle sigortalılık süresine eklenip eklenmeyeceği ve bu süre üzerinden belirlenecek yaş haddinden de düşülüp düşülemeyeceği hususundadır.

Uyuşmazlığın çözümü bakımından, öncelikle davacının hak kazandığı fiili hizmet zammı kavramı, niteliği ve 5434 sayılı Kanun'daki itibari hizmete ilişkin hükümlerin varlığı ile 506 sayılı Kanun kapsamında yer alan itibari hizmet süresi kavramları ile birlikte yaşlılık aylığı tahsis koşulları üzerinde durulmalıdır.

5434 sayılı Kanun'un 10 uncu kısmında (31 ila 34 üncü maddeleri arasında) fiili hizmet müddeti, 11 inci kısmında (35 ila 38 inci maddelerinde) ise itibari hizmet süresi düzenlenmiştir.

5434 sayılı Kanun'un 31 inci maddesinde 'Fiili hizmet müddeti; iştirakçinin 30 uncu madde gereğince bu kanunla tanınan haklardan faydalanmaya başladığı tarihten itibaren tam kesenek vermek suretiyle geçirdiği müddet' olarak tanımlanmış, 32 nci maddesinde; İştirakçilerin, 5434 sayılı Kanun kapsamında kesenek ödenen her yılı için görevlerine göre eklenecek fiili hizmet zamları belirlenmiş ve 32 nci maddede gösterilen vazifelere yılbaşından sonra girenlerin fiili hizmet müddet zamlarının, girdikleri ay hariç olmak üzere, o yılın geri kalan ayları için ve yılsonundan önce ayrılanların fiili hizmet müddeti zamlarının, ayrıldıkları ay da dâhil olmak üzere, yılın geçmiş ayları için hesaplanacağı belirtilmiş, ayrıca fiili hizmet müddeti zamlarının, emeklilik işlemlerinde fiili hizmet sayılacağı fakat toplamının 8 yılı geçemeyeceği belirtilmiş olsa da, Lokomotif makinist ve ateşçilerin bu süreden istisna olduğu, son olarak 34 üncü maddesinde ise, fiili hizmet sürelerinin her yıl ilgili kurumlarınca, yılsonlarından itibaren 3 ay içinde Sandığa göndermeye ilişkin zorunluluk düzenlenmiştir.

Eklemek gerekirse; 5434 sayılı Kanun'un geçici 205 inci maddesinde de, 32 nci madde gereğince fiilî hizmet sürelerine zam yapılanların bu maddede belirtilen yaş hadlerinden, hizmetlerine eklenen fiilî hizmet süresi zammı kadar indirim yapılır. Hükmü yer almaktadır.

5434 sayılı Kanun'da düzenlenen 'itibari hizmet' süresi ise, 35 inci maddede 'Bu kanun gereğince bağlanacak aylıklar ve yapılacak kesenek iadesi ve toptan ödemelerin hesabında fiili hizmet müddetlerine eklenen süredir' şeklinde tanımlanmış, 36 ncı maddede; iştirakçilerin, görevlerine göre fiili hizmet sürelerinin her yıl için fıkralarında gösterilen itibari hizmet süreleri ekleneceği belirtilmiş ve açıkça (zamlar hariç) tutulmuş olup, toplamlarının 3 aydan az ve toplamı 5 yıldan fazla olamayacağı belirtilmiştir.

506 sayılı Kanun'un ek 5 inci maddesinde de 'itibari hizmet süresi' kavramına yer verilmiş olup, bu maddede ise, '506 sayılı Kanun'a göre sigortalı sayılanların, kanunda sayılan görevlerde geçen sigortalılık sürelerine, bu sürelerin her tam yılı için, hizalarında gösterilen süreler, sigortalılık süresi olarak eklenir.' hükmü ile öncelikle; 18.02.2000 tarihli 1997/1 Esas ve 2000/1 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’na göre, salt sigortalılık süresine eklenmesi gereken süre olarak tanımlanmıştır.

506 sayılı Kanun'un Ek 39 uncu maddesinde de 'Bu Kanun'un Ek 5 ve Ek 6 ncı maddeleri gereğince sigortalılık süresine ilave edilen gün sayıları, beş yıldan çok olmamak üzere bu Kanun'un 60 ve Geçici 81 inci maddelerinde belirtilen yaş hadlerinden indirilir' düzenlemesine yer verilmiştir.

Konu, son olarak 5510 sayılı Kanun ile düzenlenmiş ve 01.10.2008 günü itibarıyla aynı tarihte yürürlüğe giren 'Fiili hizmet süresi zammı' başlıklı 40 ıncı maddesinde, belirtilen iş yerlerinde ve işlerde çalışan sigortalıların prim ödeme gün sayılarına, bu iş yerlerinde ve işlerde geçen çalışma sürelerinin her 360 günü için karşılarında gösterilen gün sayılarının, fiili hizmet süresi zammı olarak ekleneceği, çalışmanın fiili hizmet süresi zammı kapsamında değerlendirilebilmesi için, tablonun (13) ve (14) numaralı sıralarında belirtilen sigortalılar hariç, sigortalının kapsamdaki iş yerleri ile birlikte işlerde fiilen çalışması ve söz konusu işlerin risklerine maruz kalmasının şart olduğu açıklanmıştır.

5510 sayılı Kanun'un 'Malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortasına ilişkin bazı geçiş hükümleri' başlıklı geçici 1 inci maddesinde yer alan 'Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu ile 2925 sayılı Tarım İşçileri Sosyal Sigortalar Kanununa tabi olanlar, bu Kanun'un 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında, 1479 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar ve diğer bağımsız çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanunu ve bu Kanunla mülga 2926 sayılı tarımda kendi adına ve hesabına çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanunu'na tabi olanlar, bu Kanun'un 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında, 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununa tabi olanlar, bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında kabul edilir.' hükmü nedeniyle, tahsis koşulları bakımından davanın yasal dayanaklarından olan 506 sayılı Kanun'un 60 ve geçici 81 inci maddelerinde yaşlılık aylığından yararlanmak için; kural olarak maddede belirlenen yaşa ulaşmış olmak, belirli bir süre prim ödemek, işten ayrılmak ve talepte bulunmak koşulları öngörülmüştür. Ne var ki, Anayasa Mahkemesi 2019/104 Esas, 2021/13 Karar ve 14.01.2021 tarihli kararı ile '17.07.1964 tarihli ve 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun mülga 62 nci maddesinin 1 inci fıkrasında yer alan '...çalıştığı işten ayrıldıktan sonra...' ibaresinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline' karar vermiş ve Anayasa Mahkemesinin iptal kararının gerekçesinden de anlaşılacağı üzere işten ayrılma koşulunu özünde Anayasaya aykırı kabul etmiştir.

2829 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumlarına Tabi Olarak Geçen Hizmetlerin Birleştirilmesi Hakkında Kanun’un 4 üncü maddesindeki; 'kurumlara tabi çeşitli işlerde çalışmış olanların hizmet süreleri, aynı tarihlere rastlamamak kaydıyla bu Kanuna göre aylık bağlanmasına hak kazanıldığında birleştirilir.' hükmü uyarınca çeşitli sosyal güvenlik kurumlarına tabi olarak geçen hizmet süreleri de yaşlılık aylığı bağlanmasına esas olmak üzere birleştirilmekte ve sigortalının yaşlılık aylığı bağlanması için tabi olduğu yaş, prim gün sayısı ve sigortalılık süresi tespit edilmektedir.

Yukarıda sayılan düzenlemeler birlikte irdelendiğinde; mahkemece, 2829 sayılı Kanun kapsamında hizmetleri birleştirilen ve 506 sayılı Kanun kapsamında tahsis koşulları uyuşmazlık konusu olan, davacının 5434 sayılı Kanun'un 32 nci vd. maddeleri hükümlerince hak kazandığı 'fiili hizmet zammının' tahsis koşullarından olan yaş haddinden indirilmesine ilişkin kabul, 506 sayılı Kanun'un Ek 39 uncu maddesi karşısında yerinde ise de, 5434 sayılı Kanun'da yer alan 'fiili hizmet zammının', iştirakçilerin görev yaptıkları süreler boyunca ve tam kesenek vermek suretiyle geçirdiği sürelere ilişkin olarak yapılan ek bir zam niteliğinde olduğu ve fiili hizmet süresine eklenmesi gerektiği, buna göre eklenen bu hizmetin, iştirakçilerin fiili hizmet süresini, emeklilik ikramiye miktarını ve emekli aylığı bağlama oranını artırdığı ve yaş haddinden de 8 yıla kadar indirim sağladığı, 5434 sayılı Kanun'un 11 inci kısmında 35 vd. maddelerinde ayrıca düzenlenmiş olan “itibari hizmet” sürelerinin de, istekle emekliye ayrılmak için gerekli olan, kadınlarda 20, erkeklerde 25 hizmet yılının hesabı ve emekli ikramiyesinin hesaplanmasında bu sürenin dikkate alınmayacağı, ancak keseneklerin iadesinde, toptan ödeme yapılmasında ödenecek paranın ve aylık bağlanmasına hak kazanılması halinde bağlanacak aylığın oranının artmasına etki ettiği dikkate alınarak, 5434 sayılı Kanun'un 32 nci vd. maddelerinde düzenlenmiş 'fiili hizmet zammının', 506 sayılı Kanun'daki ve içtihadı birleştirme kararı gereğince sadece sigortalılık süresine eklenmesi gereken “itibari hizmet” süresinden farklı bir kavram olduğu açıkça anlaşılmakta olduğundan, bu sürenin 506 sayılı Kanun kapsamında tahsise esas sigortalılığın başlangıç tarihinden geriye çekilmesi mümkün değildir. Başka bir deyişle, 5434 sayılı Kanun kapsamında hak kazanılan 'fiili hizmet zammının' kişilerin fiili hizmetine eklenmesi gerektiği söylenebilir ise de, birleşen hizmetler sonrasında, 506 sayılı Kanun'un 60 ve geçici 81 inci maddesindeki yaşlılık aylığı bağlanmasına ilişkin koşullar bakımından uygulama yapılırken, sigortalılık süresi yönünden, kişinin sigortalılık başlangıç tarihiden geriye doğru ekleme yapılması ile sigortalılık başlangıç tarihinin geriye çekilmesi suretiyle, ek bir sigortalılık süresine veya başkaca bir uygulama yapılmasına imkân vermediği hususu dikkate alınmalı ve buna göre tahsis koşulları yeniden irdelenmeli, sonucuna göre bir karar verilmelidir.

Eklemek gerekirse, tahsis yapılmasına ilişkin eldeki davada, Kuruma başvuruda bulunulduğu tarih veya dava tarihi itibarıyla tümüyle oluşmayan tahsis koşullarının yargılama aşamasında gerçekleşmesi durumunda, özellikle, Anayasa’nın 141 inci maddesindeki, davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasının, yargının görevi olduğunu belirten hüküm, 6100 sayılı Kanun'un “Usul ekonomisi ilkesi” başlıklı 30 uncu maddesinde yer alan, hâkimin, yargılamanın kabul edilebilir süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlü olduğu yönündeki düzenleme, sosyal koruma, dayanışma, sosyal denkleştirme ve zorunluluk ilkelerine dayanan sosyal sigortalar, bireyin onuru ile kişiliğinin geliştirilmesi için kaçınılmaz ekonomik, sosyal ve kültürel hakların doyurulması temeline dayanan sosyal güvenlik hukukunun ilkeleri dikkate alındığında, bütün şartların yerine getirildiği tarihi izleyen aybaşından itibaren aylığa hak kazanıldığının tespitine ilişkin hüküm kurulması, kuşkusuz, yargılama aşamasında gelir/aylık bağlama koşulları gerçekleşen sigortalı yönünden tahsis talep günü itibarıyla şartlar oluşmamakla Kurumun dava açılmasına sebep olan herhangi bir haksız işleminin de söz konusu bulunmadığı gözetilerek yargılama giderlerinin taraflar arasında paylaştırılıp vekil ile temsil olunan davalı Kurum yararına da avukatlık ücreti belirlenmesi gereği de bozma sonrası yapılacak yargılamada dikkate alınmalı ve buna göre bir karar verilmelidir.

Eldeki dava bakımından ise, mahkemece, davacı hakkında fiili hizmet zammı süresinin yaş haddinden indirilmesi gerektiğine ilişkin kabul ve uygulama yapılması yerinde ise de, 23.05.2002 tarihi öncesinde geçen fiili hizmet zammının sigortalılık süresine ilavesi ile bu aşamadan sonra tahsis şartlarından ola yaş şartının belirlenmesi suretiyle yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.

Buna göre; 04.10.2019 tarihinde tahsis talebinde bulunduğu anlaşılan davacı hakkında, 5510 sayılı Kanun'un geçici 1 inci maddesinin 2 nci fıkrası gereği uygulanması gereken 2829 sayılı Kanun kapsamında uygulama yapılırken son 7 yıllık süre içerisinde en fazla 506 sayılı Kanun kapsamındaki hizmetlerinin geçtiği anlaşılmakla, tahsis şartları bakımından 506 sayılı Kanun'un 60 ve geçici 81 inci maddeleri hükümlerine tabi olduğu anlaşılmakta olduğundan, 18 yaşından sonra ve ilk kez Emekli Sandığı kapsamına alındığı 15.09.1992 tarihine göre, tahsis talep tarihi itibari ile 27 yıl 19 gün, 23.05.2002 tarihi itibari ile de 9 yıl 8 ay 8 gün sigortalılığına ve 5600 günden fazla 10456 gününün bulunmasına göre, geçici 81 inci maddenin ilk fıkrasının (B) bendinin (j) alt bendi gereğince 25 yıl sigortalılık süresi 5600 gün ve 53 yaş şartlarına tabi olduğu belirgin olup, 11.07.1972 doğumlu davacının 53 yaşını doldurduğu 11.07.2025 tarihinden 3 yıl 9 ay 16 günlük fiili hizmet süresi zammının geriye çekilmesi ile bulunacak tarihe göre ve davacının her iki davasındaki talepleri de gözetilerek her bir dava hakkında ayrı ayrı karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.."

B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Bölge Adliye Mahkemesi tarafından yukarıda tarih ve sayısı belirtilen karar ile Yargıtay bozma ilamı doğrultusunda, davacının tahsis talep tarihi itibari ile 27 yıl 19 gün, 23.05.2002 tarihi itibari ile de 9 yıl 8 ay 8 gün sigortalılığına ve 5600 günden fazla 10456 gününün bulunmasına göre, Geçici 81 inci maddenin ilk fıkrasının (B) bendinin (j) alt bendi gereğince 25 yıl sigortalılık süresi 5600 gün ve 53 yaş şartlarına tabi olduğu, 11.07.1972 doğumlu davacının 53 yaşını doldurduğu 11.07.2025 tarihinden 3 yıl 9 ay 16 günlük fiili hizmet süresi zammının geriye çekilmesi ile yaşlılık aylığı koşullarının 25.09.2021 tarihinde tamamlandığı ve bu tarihi takip eden ay başı olan 01.10.2021 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin ve hak edilen aylıkların 01.01.2022 tarihi başlangıç kabul edilerek her bir aylık için hak kazanılan tarihten itibaren yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesi gerektiği gerekçesiyle asıl dava ve birleşen davanın kısmen kabulü ile, asıl davada davanın kısmen kabulü ile Davacıya 506 sayılı Kanun'un Geçici 81 inci maddesi gereğince belirlenen yaş haddinden aynı Kanun'un Ek 39 uncu maddesi gereğince fiili hizmet zammı süresinin indirilmesi gerektiğinin tespitine, fazla talebin reddine, birleşen davanın kısmen kabulü ile davacının 506 sayılı Kanun'un Geçici 81 inci maddesi gereğince belirlenen yaş haddinden aynı Kanun'un Ek 39 uncu maddesi gereğince fiili hizmet zammı süresinin indirilmesi ile yaşlılık aylığı koşullarının tamamlandığı, 25.09.2021 tarihini takip eden ay başı olan 01.10.2021 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin ve hak edilen aylıkların 01.01.2022 tarihi başlangıç kabul edilerek her bir aylık için hak kazanılan tarihten itibaren yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesi gerektiğinin tespitine, fazla talebin reddine karar verilmiştir.

VI.TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır.

B. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; fiili hizmet süresi zammının hem sigorta başlangıcından hem yaş haddinden düşülmesi gerektiği, kazanılmış hakların ihlal edildiği ve uyuşmazlık konusu olmayan bir konuda uyuşmazlık çıkarıldığı, yargılamanın devamı sırasında tahsis koşullarının sağlandığından tahsise karar verilmesi gerektiği iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur.

2.Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; hüküm açık ve net olmadığı, yaş haddinden ne kadar indirileceğinin belirtilmediği, fiili hizmet zammın sigorta başlangıcından ve yaş haddinden düşülmesinin mümkün olmadığı, hak düşürücü sürenin geçtiği, Kurum aleyhine yargılama giderine hükmedilmemesi gerektiği iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur.

C.Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, asıl ve birleşen davalarda 5434 sayılı Kanun kapsamında geçen fiili hizmet zammı süresi dikkate alınarak yaşlılık aylığı tahsis talebinde bulunabileceği tarihin tespiti davasıdır.

2.İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun Geçici 7 ile 40; 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu'nun 31 ilâ 36 ve Geçici 205; 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun Geçici 81, Ek 5, Ek 6, Ek 39 ve Geçici 81 ile 2829 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumlarına Tabi Olarak Geçen Hizmetlerin Birleştirilmesi Hakkında Kanun'un 4 ve 8 inci maddeleri ilgili hükümlerdir.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen kararın, bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; taraf vekillerinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden ilgilisine yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

01.07.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.