10. Hukuk Dairesi 2024/312 E. , 2024/3200 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/3408 E., 2022/3481 K.
KARAR : Esastan Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Denizli 3. İş Mahkemesi
SAYISI : 2021/185 E., 2022/510 K.
Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın asıl dava dosyasının davalısı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl dava dosyasının davalısı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili asıl dava dosyasını gerçek kişi davalı ...'e karşı, birleşen dava dosyasını... - Turizm - Otomotiv - İletişim San. ve Tic. Ltd. Şti.'ye karşı açarak talep arttırımı ile birlikte eş için 164.301,66 TL maddi, 30.000,00 TL manevi, çocuk ... için 12.707,69 TL maddi, 30.000,00 TL manevi, çocuk ...için 13.364,73 TL maddi, 30.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin işveren sıfatının bulunmadığından bahisle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 05.11.2020 tarih, 2017/481 Esas, 2020/374 Karar sayılı kararı ile davalı işveren ...'in %80, davacılar murisi ... ...'in ise %20 oranında kusurlu oldukları, davalı ...’in ayrıca diğer davalı ... Sarrafiye şirketinin de ortağı ve müdürü olduğu, müteveffanın ilgili şirkette sigortalı olduğu, bu haliyle de sorumluluğun davalılar bakımından eşit olduğu kanaatine varıldığından bahisle her iki davalı müştereken ve müteselsilen sorumlu olmak üzere davacıların maddi tazminat istemlerinin kabulüne, davacı eş lehine 20.000,00 TL, davacı çocuklar lehine 15.000,00 er TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin 05.11.2020 tarih, 2017/481 Esas, 2020/374 Karar sayılı kararına karşı davalı gerçek kişi ... vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesi'nin 23.02.2021 tarih, 2021/371 Esas, 2021/499 Karar sayılı kararı ile her ne kadar ilk derece mahkemesince, davalı ...'in diğer davalı ... Sarrafiye'nin ortağı ve müdürü olması, müteveffanın ilgili şirkette sigortalı olması nedeniyle sorumluluğun davalılar bakımından eşit olduğu gerekçesiyle davalılar müşterek ve müteselsil olarak sorumlu tutulmuşlar ise de, 28.02.2013 tarihli müfettiş raporunda olayın iş kazası olduğu tespitine yer verildikten sonra müteveffanın işverenin davalı gerçek kişi ... olduğunun tespit edildiği, bu haliyle davalı ... Sarrafiye üzerinden yapılan sigorta bildirimlerinin iptalinin ve ... adına tescil edilecek işyerinden sigorta bildirimi yapılması gerektiğinin belirtildiği; gerçekten, davalı ... vekili tarafından yargılama sırasında ibraz edilen sigortalı hizmet cetvelinden kaza tarihini kapsayan dönemde müteveffanın "..." adına kurulu 1113361 sicil sayılı işyerinden sigorta bildiriminin yapılmış olduğu bu haliyle, Mahkemenin husumete ilişkin anılan gerekçesinin hatalı olduğu, mevcut durumda müteveffanın davalı şirket üzerinden sigortasının bulunmadığı, husumetin ve davalıların sorumluluk durumlarının dosya kapsamına uygun şekilde değerlendirilmesi gerektiği, diğer yandan, karar gerekçesinde davacılara gelir bağlanmadığı belirtilmiş ise de, istinaf dilekçesi ekinde sunulan Denizli 4. İş Mahkemesi'ne hitaben yazılmış dava dilekçesinde davacı ...'e ilk peşin sermaye değerli gelir bağlandığı, davacı ... ...'e fiili ödemede bulunulduğu ifade edildiği, Mahkemece davanın SGK tarafından karşılanmamış zararın tazminine ilişkin olduğu gözetilerek, SGK tarafından davacılara yapılmış ödeme veya bağlanmış gelir olup olmadığının tespiti gerekirken, herhangi bir ödeme bulunmadığından bahisle yazılı şekilde karar verilmesinin isabetsiz bulunduğu, davalı ...'nin bu yöne ilişkin istinaf nedeninin de yerinde görüldüğünden bahisle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince dosyanın mahkemesine gönderilmesinden sonra İlk Derece Mahkemesi'nce verilen 03.06.2022 Tarih, 2021/185 Esas, 2022/510 Karar sayılı kararla birleşen dava dosyasının davalısı olan şirketin işveren olmadığı, işverenin asıl dava dosyasının davalısı gerçek kişi ... olduğu, şirketin yapılan işle bir illiyetinin bulunmadığı, bu nedenle kusurlu olmadığı, kazanın meydana gelişinde davacılar murisinin %35, davalı işveren ...’nin %65 oranında kusurlu olduğu kabulünden hareketle birleşen dava dosyasını husumet nedeniyle reddine, asıl dava dosyası yönünden davacı ... maddi tazminat isteminin kabulüne, adı geçen davacı lehine 20.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine, yine davacı çocuk ... lehine 10.325,00 TL maddi, 15.000,00 TL manevi, davacı çocuk ...lehine 10.555,38 TL maddi, 15.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine, fazlaya ilişkin istemlerin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin 03.06.2022 Tarih, 2021/185 Esas, 2022/510 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde asıl dava dosyasının davalısı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle, müteveffanın diğer davalı ... Sarrafiye şirketinde sigortalı olmasına rağmen, davalı ...'nin bu şirkette ortak ve müdür olması nedeniyle işveren sıfatının bulunduğu kabulüyle karar verilmesinin hatalı olduğunu, davanın bu davalı yönünden husumet nedeniyle reddi gerektiğini, alınan bilirkişi kusur raporunda müvekkiline fahiş oranda kusur atfedildiğini, kazanın gerçekleştiği alanda alınması gereken önlemlerin büyük ölçüde alındığını, müteveffaya baret, maske, halat vb.donanımın temin edildiğini, müteveffanın iş tecrübesi itibariyle yetkin biri olduğunu, kazanın kendi ağır kusuru ile meydana geldiğini, ayrıca ceza yargılamasında alınan kusur raporu ile bu davada alınan kusur raporu arasında çelişkiler bulunduğunu, SGK tarafından açılan rücuen tazminat davasının derdest olduğunu, o dava neticelendiğinde yapılan ödemelerin net tespiti ile bu ödemelerin tazminattan mahsup edilmemesi gerektiğini belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istinaf başvuru sebep ve gerekçeleri olarak ileri sürmüştür.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 08.12.2022 Tarih, 2022/3408 Esas, 2022/3481 Karar sayılı kararı ile hükmün kanuni ve hukuki gerekçeleri ile dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden kanuna aykırılık bulunmadığının anlaşıldığından bahisle HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca davalı ...'in istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin 08.12.2022 Tarih, 2022/3408 Esas, 2022/3481 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle, davacılar murisinin kaza tarihinde diğer davalı ... Sarrafiye şirketinin işçisi olduğunu, dava konusu ağaçlandırma alanının davalı müvekkili ... tarafından davalı şirkete kiralanmış olmasına rağmen davalı şirkete kusur isnat edilmemesinin kabul edilebilir olmadığını, müvekkiline izafe edilen kusurun fazla olduğunu, kazanın gerçekleştiği alanda işverene ait alınması gereken önlemlerin büyük ölçüde alındığını, bu hususun Denizli 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 2012/758 E. sayılı dosyasındaki olay yeri inceleme tutanağı, alınan ifadeler ve keşif tutanakları ile sabit olduğunu, murisin kendi ağır kusuru ile kazaya sebebiyet verdiğini, kaldı ki zaten işveren tarafından kaza tarihinden önce iş bırakma emri verildiğini ve diğer işçi ... Sezer'in bu talimat doğrultusunda kazı alanına gitmediğini, buna rağmen ... İlhan'ın talimata uymadığını ve çalışmaya devam ettiğini, esasen verilen iş için 2 kişinin çalışmasının gerektiğini, işin davacılar murisi ve ... Sezer'e verildiğini, ...'ın olay günü iş sahasında olmadığını, bunun nedeninin işveren tarafından işi bırakma emrininin verilmesi olduğunu, ancak müteveffanın bu talimata da uymadığını, görüldüğü üzere işçinin işveren vekillerinin emir ve talimatlarına aykırı hareket ettiğini ve iş yerindeki gerekli donanımlarını kullanmaksızın işe başlayarak kazaya sebebiyet verdiğini, yerel mahkemenin zarar görenin ağır kusuru söz konusu olmasına rağmen kusur hesaplamasında bu hususu dikkate almadan hüküm kurduğunu, istinaf incelemesinde bu hususun dikkate alınmadığını, Kurum tarafından açılan rücuan tazminat dava dosyası kesinleşmeden karar verilmesinin hatalı olduğunu, mahsup yönünden istinaf sebeplerinin dikkate alınmadığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 inci maddesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 417 nci maddesi, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 13, 16, 20 ve 21 inci maddeleri ile 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 8 inci ve 31 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
a.Asıl Dava Dosyasında Davacı Çocuklar ... ve ...'ün Maddi Tazminat İstemleri Hakkında Kurulan Hükümler Yönünden
Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nu 110 uncu maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı açıktır.
Dosya içeriğine göre davacılar vekilinin davacı eş için 164.301,66 TL maddi, 30.000,00 TL manevi, davacı çocuk ... için 12.707,69 TL maddi, 30.000,00 TL manevi, davacı çocuk ...için 13.364,73 TL maddi, 30.000,00 TL manevi tazminat talebinde bulunduğu, İlk Derece Mahkemesi'nce davacı ... maddi tazminat isteminin kabulüne, davacı çocuk ... lehine 10.325,00 TL maddi, davacı çocuk ...lehine 10.555,38 TL maddi, eş lehine 20.000,00 TL manevi, çocuklar lehine 15.000,00'er TL manevi tazminat ödenmesine karar verildiği, Bölge Adliye Mahkemesi'nin 08.12.2022 tarihli kararı ile istinaf yoluna başvuran davalı ... vekilinin istinaf istemlerinin esastan reddine karar verildiği, davalı ...'nin hüküm altına alınan manevi tazminatların miktarına yönelik temyizi bulunmadığı gözetildiğinde, davacı çocukların maddi tazminat istemleri hakkında kurulan hükümlerin Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 107.090,00 TL'nin altında kaldığı anlaşıldığından davalı ... vekilinin bu kısımlara yönelik temyiz itirazlarının ayrı ayrı miktardan reddine karar verilmiştir.
b. Davalı ... vekilinin Asıl Dava Dosyasında Davacı ... Maddi Tazminat İstemi Hakkında Kurulan Hükümlere Yönelik Temyiz İtirazlarının İncelenmesinde
Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, davalı ... vekilinin asıl dava dosyasına yönelik olarak aşağıdaki bent kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Dosya kapsamından, İlk Derece Mahkemesi'nin Bölge Adliye Mahkemesince kaldırılan 05.11.2020 tarih, 2017/481 Esas, 2020/374 Karar sayılı ilk kararında hükme dayanak alınan 08.06.2020 tarihli bilirkişi hesap raporunda davacı ... maddi zararının 164.301,66 TL, davacı çocuk ...'ün maddi zararının 12.707,69 TL, davacı çocuk ...'ün maddi zararının 13.364,73 TL olarak hesaplandığı ve mahkemece verilen ilk kararda bu hesap raporu doğrultusunda davacıların maddi tazminat istemlerinin kabulüne karar verildiği, davacılar tarafından bu karara karşı istinaf yoluna başvurulmadığı, Bölge Adliye Mahkemesi kaldırma kararından sonra mahkemece alınan 11.04.2022 tarihli hesap raporunda ise davacı ... maddi zararının 290.475,90 TL, davacı çocuk ...'ün maddi zararının 10.325,00 TL, davacı çocuk ...'ün maddi zararının 10.555,38 TL olarak hesaplandığı, İlk Derece Mahkemesi'nin 03.06.2022 Tarih, 2021/185 Esas, 2022/510 Karar sayılı kararında 11.04.2022 tarihli hesap raporuna itibar edildiği anlaşılmaktadır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Hükmün Kapsamı” başlıklı 297 nci maddesinin 2 nci fıkrasında "Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.” şeklinde düzenleme getirilmiştir.
Somut olayda davacılar vekilince 08.06.2020 tarihli bilirkişi hesap raporu hükme dayanak kılınmak suretiyle verilen 05.11.2020 tarih, 2017/481 Esas, 2020/374 Karar sayılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yoluna başvurulmamış ve karar öncesinde davacıların maddi tazminat talepleri anılan bu rapordaki tutarlara arttırılmıştır. Bu haliyle asıl dava dosyasının davalısı ... lehine 08.06.2020 tarihli bilirkişi hesap raporunda belirlenen tutarlar yönünden usuli kazanılmış hak oluşmuştur. Bütün bu hususlar dikkate alındığında İlk Derece Mahkemesince verilen 03.06.2022 tarihli kararda davacı eş lehine 164.301,66 TL maddi tazminat ödenmesine karar verilmesi bu gerekçelerle isabetli olmuştur. Ne var ki İlk Derece Mahkemesi'nin 03.06.2022 tarihli kararının gerekçesinde Bölge Adliye Mahkemesinin 23.02.2021 tarihli kaldırma kararı sonrasında alınan ve davacı ... maddi zararını 290.475,90 TL olarak belirleyen 11.04.2022 tarihli bilirkişi hesap raporunun hükme dayanak alındığının belirtilmesi, buna rağmen hüküm fıkrasında davacı eş lehine 164.301,66 TL maddi tazminat ödenmesine karar verilip, sonrasında fazlaya ilişkin istemlerin reddine karar verilmek suretiyle çelişkili ve infaza elverişli olmayacak şekilde hüküm tesis edilmesi yerinde görülmemiştir.
Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370'inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının asıl dava dosyasına ilişkin hükmünün düzeltilerek onanması gerekir.
c. Birleşen Dava Dosyası Yönünden
Dosya kapsamından, İlk Derece Mahkemesince verilen 05.11.2020 tarih, 2017/481 Esas, 2020/374 Karar sayılı ilk kararda her iki davalı müştereken ve müteselsilen sorumlu olmak üzere davacıların maddi tazminat istemlerinin kabulüne, davacı eş lehine 20.000,00 TL, davacı çocuklar lehine 15.000,00’er TL manevi tazminat ödenmesine karar verildiği, anılan kararın sadece davalı gerçek kişi ... vekili tarafından temyiz edildiği, birleşen dava dosyasının davalısı şirket tarafından istinaf yoluna başvurulmadığı, 05.11.2020 tarihli kararın Bölge Adliye Mahkemesince kaldırılmasından sonra verilen 03.06.2022 tarihli son kararda davalı şirket aleyhine açılan birleşen dava dosyasının husumet nedeniyle reddine karar verildiği, ne var ki Dairemizin geri çevirme kararından sonra dosya kapsamına kazandırılan ticaret sicil kayıtlarına göre birleşen dava dosyasında hakkındaki davanın husumet nedeniyle reddine karar verilen davalı şirketin daha birleşen dava dosyası açılmazdan önce 31.12.2014 tarihinde ticaret sicilinden Türk Ticaret Kanunu’nun Geçici 7’nci maddesi uyarınca resen terkin edildiği, her ne kadar Denizli Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2022/684 Esas sayılı kararı ile anılan davalı şirket hakkında bir ihya kararı verilmiş ise de bu ihya kararının temyiz incelemesine konu eldeki dava dosyasına ilişkin olarak değil Kurum tarafından açılan rücuan tazminat dava dosyasına yönelik olarak verilmiş bir ihya kararı olduğu anlaşılmaktadır.
Dava ehliyeti, kişinin bizzat veya vekili aracılığıyla bir davayı davacı veya davalı olarak takip etme ve usuli işlemleri yapabilme ehliyetidir. Dava ehliyeti, medeni hakları kullanma ehliyetinin usul hukukunda büründüğü şekildir; dolayısıyla, medeni hakları kullanma ehliyetine (fiil ehliyetine) sahip gerçek ve tüzel kişiler dava ehliyetine de sahiptirler.
Taraf sıfatına gelince; bir hakkı dava etme yetkisi (dava hakkı) kural olarak o hakkın sahibine aittir. Bir hakkın sahibinin kim olduğu, dolayısıyla o hakkı dava etme yetkisinin kime ait olduğu, (o davada davacı sıfatının kime ait olacağı) tamamen maddi hukuk kurallarına göre belirlenir. Ancak, bir davanın davacısının o dava yönünden davacı sıfatına sahip bulunmadığının belirlenmesi halinde, mahkeme dava konusu hakkın mevcut olup olmadığını inceleyemeyeceği ve sıfat yokluğundan davanın reddine karar vermek zorunda olduğu için, taraf sıfatı usul hukukunun da düzenleme alanındadır.
Eş söyleyişle, sıfat, dava konusu sübjektif hak (dava hakkı) ile taraflar arasındaki ilişkidir. Taraf ehliyeti, dava ehliyeti ve davayı takip yetkisi, davanın taraflarının kişilikleriyle ilgili olduğu halde, taraf sıfatı dava konusu sübjektif hakka ilişkindir (Baki Kuru-Ramazan Arslan-Ejder Yılmaz, Medeni Usul Hukuku, 7. baskı, Ankara 1995, s. 231). Bu nedenle, davanın tarafları, taraf ehliyetine sahip olmalıdır. Yani, bir davada taraf olabilmek için, ya, hakiki şahıs; ya da, hükmi şahıs olmak gerekir. Zira, taraf ehliyeti, medeni hukukun haklardan istifade ehliyetine tekabül eder (Saim Üstündağ, Medeni Yargılama Hukuku, C. I-II, 7. Baskı, İstanbul 2000, s.288).
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 06.06.2007 tarih, 2007/10-358 Esas, 2007/337 Karar sayılı kararında da benimsendiği üzere; ticari şirketin tüzel kişiliği ticaret sicilinden silinmesi (terkini) ile sona erer. Tüzel kişiliğin sona ermesi için tasfiye işlemlerinin eksiksiz yapılmış olması gerekir. Şayet tasfiye işlemleri gerektiği gibi tamamlanmamış ve tasfiyesi gereken hususlar eksik bırakılmış ise, tüzel kişilik ticaret sicilinden silinse bile şirketin tüzel kişiliğinin sona erdiğinin kabulü olanaksızdır. Bu durumda, tüzel kişiliğin yeniden ihyasına gidilerek taraf teşkili sağlanmak suretiyle yargılamanın devamının sağlanması gerekir.
Somut olayda, Bölge Adliye Mahkemesince verilen 23.02.2021 tarihli kaldırma kararı sonrasında yapılan tahkikat sonucunda Kurum'un inceleme raporunda da belirtilen tespitler gözetilerek ... sigortalının işvereninin asıl dava dosyasının gerçek kişi davalısı ... olduğu, davalı şirkete husumet yöneltilemeyeceğine dair mahkeme yaklaşımında bir isabetsizlik bulunmamakla birlikte anılan şirketin birleşen dava dosyası açılmazdan önce ticaret sicilinden terkin edildiği ve eldeki dava dosyası yönünden ihya da edilmediği dikkate alındığında hukuki varlığı ortadan kalkmış ve dava taraf olma ehliyeti bulunmayan şirket hakkında yazılı şekilde karar tesis edilmiş olması yerinde değildir.
Mahkemece yapılacak iş birleşen dava dosyası yönünden davacı tarafın da bu konudaki beyanlarını aldıktan sonra yukarıda açıklanan hususlar çerçevesinde irdeleme yapmak ve sonucuna göre bir karar vermekten ibarettir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle,
1. Davalı ... vekilinin asıl dava dosyasında davacı çocukların maddi tazminat istemleri hakkında kurulan hükümlere yönelik temyiz itirazlarının ayrı ayrı miktardan reddine,
2.Davalı ... vekilinin asıl dava dosyasında davacı ... maddi tazminat istemi hakkında kurulan hükme yönelik temyiz itirazları açısından adı geçeen davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
3.İlk Derece Mahkemesinin 03.06.2022 tarihli kararının,
a.Gerekçesinin beşinci sayfasının son paragrafının tamamen silinerek yerine geçmek üzere "İstinaf ilamı sonrasında Yargıtayca kabul edilen TRH 2010 tablosuna göre ve karar tarihindeki asgari ücret miktarı da dikkate alınarak yeniden hesaplama yapılması için dosya önceki bilirkişiye tevdi edilmiş, 11.04.2022 tarihli ek hesap raporunda davacı eş ...'nin maddi zararının 290.475,90 TL, davacı çocuk ...'ün maddi zararının 10.325,00 TL, davacı çocuk ...'ün maddi zararının 10.555,38 TL olarak hesaplandığı görülmüştür. Mahkememizin 05.11.2020 tarih, 2017/481 Esas, 2020/374 Karar sayılı kararı ile davacı eş lehine 164.301,66 TL maddi tazminat ödenmesine karar verildiği ve davacı tarafın anılan karara karşı istinaf yoluna başvurmadığı, bu haliyle davalı gerçek kişi ... lehine usuli kazanılmış hak oluştuğu dikkate alındığında davacı ... yönünden hüküm altına alınması gereken maddi tazminat tutarının 164.301,66 TL olduğu, davacı ... bu tutardan fazla bakiye maddi tazminat alacağının bulunmadığı sonucuna varılmıştır." ibarelerinin yazılması,
b.Hüküm fıkrasının 1-a bendinin tamamen silinerek yerine geçmek üzere "a-Davacı eş ... için 164.301,66 TL, davacı çocuk ... ... için 10.325,00 TL, davacı çocuk ...... için 10.555,38 TL maddi tazminatın haksız eylem tarihi olan 24.07.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizleriyle birlikte davalı ...'den alınarak davacılara verilmesine," ibarelerinin yazılması suretiyle İlk Derece Mahkemesinin ASIL DAVA DOSYASINA İLİŞKİN HÜKMÜNÜN DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
4.İlk Derece Mahkemesinin 03.06.2022 tarihli kararının BİRLEŞEN DAVA DOSYASINA İLİŞKİN HÜKMÜNÜN BOZULMASINA,
5.Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgilisine iadesine,
6.Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
26.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!