10. Hukuk Dairesi 2024/3065 E. , 2024/4429 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/2364 E., 2024/93 K.
KARAR : Esastan Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Suluova Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
SAYISI : 2017/10 E., 2023/179 K.
Taraflar arasındaki Kurum işleminin iptali ve fiilen çalıştığının tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I.DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 01.08.2012-30.11.2012 tarihleri arasında davalıya ait ... Züccaciye isimli iş yerinde depoda mal indirme, taşıma, yükleme gibi işlerde çalıştığını, bir kaç yıl sonra şirket sahibinin beyanı üzerine Amasya SGK İl Müdürlüğünce 23.11.2015 tarihinde ifade için çağrıldığını, 04.03.2016 tarihli Kurum işlemi ile söz konusu hizmetlerin iptal edildiğini, Samsun SGK İl Müdürlüğünce ise 12.575.384 -14868007 kayıtlı bildirge ile geri ödeme istenildiğini, Kurumun sadece beyana ilişkin olarak yaptığı ve başkaca asıl bir delil olmayan iptal ve sonrasında yersiz ödemeye ilişkin talep bildiriminin kanuna aykırı olduğunu iddia ederek, 01.08.2012-30.11.2012 tarihleri arası dönemdeki çalışmanın fiili ve gerçek olduğunun tespitine, 01.11.2016 tarih 14868007 -12.575.384 numaralı yersiz ödemeye ilişkin bildirimin iptaline, söz konusu borcun yok sayılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II.CEVAP
1.Davalı ... cevap dilekçesinden; davacının iddialarının yalan olduğunu, belirtilen tarihlerde kesinlikle çalışmadığını, davacıyı tanımadığını, onun da kendisini tanımayacağını, davacının işyerini bilmeyeceğini, davacının yanında çalışmadığı, iş yerine gelmediği halde yalan beyanda bulunarak iftira attığını, gerçekte bu olayın SGK denetmenlerince tespit edilip kendisine ilgili dönemlere ait iptal aylık prim hizmet belgesinin verilip bir ay içinde SGK'ya bildirilmesinin istenildiği, kendisinin de ...'un aylık prim hizmetini iptal ettirip SGK'ya verdiğini, davacının art niyetli olduğunu, Kurumu ve kendisini zarara uğrattığını, kendisinin davacı yüzünden icraya düştüğünü, SGK tarafından düzenlenen raporlar üzerine haklı olduğunun anlaşıldığını beyan ve talep etmiştir.
2.Davalı ... Başkanlığı cevap dilekçesinde özetle; davacının 1012037.55 - sicil sayılı işyerinde çalışmalarının fiili olmadığının denetmen raporu ile tespit edilerek 2012 yılına ait 227 gün çalışması iptal edildiğini, SSK sigortalılığı başkasının yanında fiilen çalışmaya dayalı zorunlu bir sigortalılık olduğunu, davacının işvereni olarak görünen işyerinde sahte sigortalılığın olduğunun şikayet edilmesi üzerine Kurum denetmeni tarafından denetim yapıldığını, denetim sırasında işverenin defter ve kayıtları, ücret ödemeleri, işçi dosyalarının incelendiğini, işçilerin ifadelerinin alındığını, yapılan denetim neticesinde davacı ve bir kısım işçilerin fiilen çalışmadığı halde sigortalı gösterildiğinın tespit edildiğini, 4-a (SSK) sigortalılığı fiilen çalışmaya dayalı olduğundan hizmet süresi yönünden daha erken emekli olmayı sağladığı gibi işçi tarafından prim ödenmese de emekli olmayı sağlamakla Bağ-Kur Esnaf ve Tarım veya isteğe bağlı sigortalılığa göre daha yüksek maaş bağlanmasını sağladığını, tüm bu avantajları nedeniyle özellikle emekliliğin son 3.5 yılı kalan kişiler fiilen çalışmasa da bu sigortalılık koluna geçtiğini, bu eylemin toplumda yaygın olduğunu, bu hususta para karşılığı işlem yapar örgüt düzeyinde teşekküller olduğu gibi sigortalıların da bu eylemi yasaya uygun ve normal bir davranış gibi gördüklerini, Kurum denetmeni tarafından işyeri çalışanlarının ifadelerinin alındığını ve çalışması şüpheli görülen kişilerin çalışmalarının iptal edildiğini, 5084 sayılı Kanun gereği ili teşvik kapsamında olduğundan belirli sayıdan fazla işçi çalıştıran işverenlerin yasanın tanıdığı indirimlerden yararlandığını, 4857 sayılı Kanun'un 91 inci maddesi, 510 sayılı Kanun'un 59 uncu maddesi gereği Kurumun işyerlerini denetleme yetkisinin mevcut olduğunu, bu denetim neticesinde tespit edilen hususlar nedeniyle yapılan iptalin ise 28.08.2008 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinin 20 inci maddesi gereği yapıldığını, bu maddede “Kanuna göre sigortalılık niteliği taşımadığı halde, gerçeğe aykırı bildirimin yapıldığı, bu yönetmeliğin 25 inci maddesinde belirtilen usul ve esaslara göre tespit edilen tescil kayıtları aynı maddenin 2 nci fıkrasında usul dahilinde iptal edilir. 25 inci maddeye göre “Hizmet kayıtları Kurumun denetim ve kontrolle görevli memurlarınca veya kamu idarelerinin denetim elemanlarınca düzenlenen raporlarda gerçeğe aykırı hizmet kazandırıldığının veya hatalı eksik kayıt bulunduğunun tespit edilmesi hallerinde düzeltilir, iptal edilir veya yeni kayıt oluşturulur.” Bu nedenle yapılan işlemin yasalara uygun olarak yapıldığını, 5510 sayılı Kanun'un d-a maddesinde düzenlenen sigortalılık bizzat filli çalışmaya dayanan bir sigortalılık olduğunu, davacının fiili çalışması olduğunu ispatlaması gerektiğini, Amasya'da 10 binden fazla işyeri ve kısıtlı sayıda denetim elemanı olduğundan Kurumun denetim yapma kapasitesinin sınırlı olduğunu, sigortalılığın kamu düzenine ilişkin ve ... haklardan olduğundan mahkemenin bu hususları kendiliğinden araştırması ve komşu işyeri çalışanlarının da dinlenmesi gerektiğini, bir kimsenin sigortalı sayılabilmesi için işe giriş bildirgesinin verilmesinin yeterli olmadığını, 506 sayılı SSK'nın 2 ve 6 ncı maddelerinde belirtildiği üzere, sigortalılığın oluşumu yönünden çalışma olgusunun varlığının zorunlu olduğu, bu nedenle eylemli veya gerçek biçimde çalışmanın varlığı saptanmadıkça: hizmet akdine dayanılarak dahi sigortalılıktan söz edilemeyeceğini belirten Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.06.1999 tarih ve 1999/21-508 E. 19997525 K. sayılı kararının mevcut olduğunu, davalı işverenin davacının talebini kabul beyanının ve davacı tanıklarının beyanlarının hükün için hukuki bir değerinin olamayacağını, zira işverenin de sigortalıyı gerçekte çalıştırmadığı sadece sigortalı gösterildiğini beyan etmesi halinde cezai yaptırım ile karşılaşacağının açık olduğunu, kanuna aykırı olarak sigortalılık işlemini yapanın işveren olduğunu, bu nedenle davanın kabulü ile davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
III.İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Sosyal Güvenlik Kurumu denetmeni tarafından düzenlenen raporda, iş yeri sahibi ...'ın başvurusu üzerine söz konusu iş yerinde inceleme yapıldığı, iş yerinin kanun kapsamında olduğu, 25.12.2012 tarihinde kanun kapsamından çıkarıldığı, denetmen raporu incelendiğinde; iş yeri sahibi ...'ın iş yerine ilişkin evrakları zayi olması sebebiyle ibraz etmediği, iş yerinin muhasebecisinin beyanının ekinde ...'ın işçi sigorta bildirimleri ile ilgili muhasebecisine verdiği yazılı talimat dilekçesinin bulunduğu, denetmen raporunda ...'ın soyut beyanları dışında başkaca bir delil bulunmadığı, davacının dinlenen tanık beyanları ve yapılan çevresel soruşturma neticesinde çalıştığına dair beyanda bulunmayan tanıklar olması nedeniyle hizmetin iptal edildiği, mahkemece dinlenen tanıkların bir çoğunun davacıyı tanıdığı ve çalıştığı tarihlere ve yaptığı işe ilişkin somut beyanlarda bulundukları, iş yerinin gayri resmi ortağı olduğunu söyleyen ve sigortası iptal edilmeyen tanık ...'ın davacıyı tanıdığını, depoda çalıştığını söylediği, komşu iş yeri tanığı ...'ın da davacının söz konusu iş yerinde çalıştığına ilişkin ayrıntılı beyanlarda bulunduğu, denetmen raporunda dinlenen tanıklara davacının çalışıp çalışmadığına ilişkin soru sorulmadığı buna rağmen bir kısım tanığın davacının iş yerinde çalıştığına ilişkin ve yaptığı işe ilişkin açıklamada bulundukları, dinlenen tanık anlatımlarının aksine denetmen raporunda somut başkaca bir delil bulunmadığı ve denetimin davacının hizmetinin iptaline haklı kılacak derecede ayrıntılı yapılmamış olduğu gerekçeleriyle davanın kabulüne davacının davalı ...'a ait iş yerinde 01.08.2012 - 30.11.2012 tarihleri arasındaki çalışmalarının fiili çalışmaya dayalı olduğunun tespitine, davalı Kurum tarafından davacı hakkında tahakkuk ettirilen yersiz ödeme sebepli borca ilişkin Kurum işleminin iptaline, davacının, davalı Kuruma borçlu olmadığının tespitine karar verilmiştir.
IV.İSTİNAF
A.İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili istinaf yoluna başvurmuştur.
B.İstinaf Sebepleri:
Davalı Kurum vekili istinaf dilekçesinde;davacının fiili çalışma olgusunu ispat edemediğini, işe giriş bildirgesi verilmesinin yeterli olmadığını, eksik inceleme ile karar verildiğini ve aşamalardaki itirazlarını öne sürmüştür.
C.Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosyadaki yazılara, hükmün Dairece de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine, tüm istinaf sebeplerinin İlk Derece Mahkemesince usul ve yasaya uygun bir şekilde değerlendirilerek hüküm kurulmasına göre yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
V.TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı Kurum vekili; istinaf sebepleri doğrultusunda temyiz talebinde bulunmuştur.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalı Kurum tarafından fiili olmadığından bahisle iptal edilen davacı çalışmalarının davalı işyerinde geçtiğinin tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile 5510 sayılı Kanun'un 86 ncı maddesidir.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı Kurum vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
25.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!