10. Hukuk Dairesi 2024/3025 E. , 2024/6882 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2023/253 E., 2023/462 K.
KARAR : Ret
Taraflar arasındaki asıl ve birleşen davada 5434 sayılı Kanun kapsamında geçen fiili hizmet zammı süresi dikkate alınarak, yaşlılık aylığı tahsisi ve aylıkların yasal faizleri ile davalı kurumdan tahsili gerektiğinin tespiti davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili asıl dava dava dilekçesinde özetle; davacının Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesinde subay olarak görev yapıp, 01.04.2014 tarihinde görevinden ayrıldığı, sonrasında SSK kapsamında özel bir havayolu şirketinde çalışmasını sürdürdüğü, davacının emeklilik tarihinin tespiti için Kuruma başvurduğu, 52 yaşını dolduracağı 10.08.2025 tarihinde emekli olabileceğinin bildirildiği, sonrasında tekrar başvurulup Kurum cevabıyla 52 yaşını doldurduğu 19.08.2022 tarihinde emekli olabileceğinin bildirildiği, oysa davacının 52 yaşını doldurduğu tarihin 10.08.2025 olduğu, her iki Kurum cevabında hesaplama hatası ve yasaya aykırılık olduğu iddiasıyla davacının hak ettiği 4 yıl 7 ay 23 günlük fiili hizmetine ilişkin 1673 günlük sürenin tamamının sigorta başlangıç tarihinden geri çekilmesi, buna göre bulunacak yaş haddinden de düşülerek emeklilik tarihinin 18.12.2018 tarihi olarak tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili birleşen davanın dava dilekçesinde özetle; davacının emeklilik başvuru yapacağı tarihin 18.12.2018’de dolmuş olduğu, Kuruma emeklilik aylığı bağlanması talebiyle yaptığı 18.12.2018 başvuru tarihini takip eden 01.01.2019 tarihinden itibaren aylığa hak kazandığı iddiasıyla aylık bağlanması, birikmiş aylıkların 01.03.2019 tarihinden itibaren yasal faiziyle ödenmesi gerektiğinin tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın usulden reddi gerektiği, davacının taleplerinin gerçeği yansıtmadığı, fiili hizmet zammında davacının istediği şekilde faydalandırılmasının mümkün olmadığı savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesi tarafından 09.10.2019 tarihli ve 2018/162 Esas, 2019/406 Karar sayılı karar ile asıl ve birleşen davanın kabulü ile, davacının tahsis talep tarihini takip eden 01.01.2019 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin, davacıya 01.01.2019 tarihinden itibaren bağlanacak yaşlılık aylıklarının 01.04.2019 tarihinden işleyecek yasal faiziyle ödenmesi gerektiğinin tespitine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin 09.10.2019 tarihli ve 2018/162 Esas, 2019/406 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi tarafından 27.05.2021 tarihli, 2020/36 Esas, 2021/1025 Karar sayılı kararı ile istinaf başvurusunda bulunan taraf ve istinaf sebepleri de gözetilerek yapılan istinaf incelemesine göre, İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V.BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. İlk Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemenin 27.05.2021 tarihli, 2020/36 Esas, 2021/1025 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizce 11.01.2022 tarihli ve 2021/9668 Esas, 2022/123 Karar sayılı ilamla aşağıdaki gerekçeyle Bölge Adliye Mahkemesi kararı kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur:
"...mahkemece, 2829 sayılı Kanun kapsamında hizmetleri birleştirilen ve 506 sayılı Kanun kapsamında tahsis koşulları uyuşmazlık konusu olan, davacının 5434 sayılı Kanun'un 32 nci vd. maddeleri hükümlerince hak kazandığı 'fiili hizmet zammının' tahsis koşullarından olan yaş haddinden indirilmesine ilişkin kabul, 506 sayılı Kanun'un Ek 39'uncu maddesi karşısında yerinde ise de, 5434 sayılı Kanun'da yer alan 'fiili hizmet zammının', iştirakçilerin görev yaptıkları süreler boyunca ve tam kesenek vermek suretiyle geçirdiği sürelere ilişkin olarak yapılan ek bir zam niteliğinde olduğu ve fiili hizmet süresine eklenmesi gerektiği, buna göre eklenen bu hizmetin, iştirakçilerin fiili hizmet süresini, emeklilik ikramiye miktarını ve emekli aylığı bağlama oranını artırdığı ve yaş haddinden de 8 yıla kadar indirim sağladığı, 5434 sayılı Kanun'un 11 inci kısmında 35 vd. maddelerinde ayrıca düzenlenmiş olan 'itibari hizmet' sürelerinin de, istekle emekliye ayrılmak için gerekli olan, kadınlarda 20, erkeklerde 25 hizmet yılının hesabı ve emekli ikramiyesinin hesaplanmasında bu sürenin dikkate alınmayacağı, ancak keseneklerin iadesinde, toptan ödeme yapılmasında ödenecek paranın ve aylık bağlanmasına hak kazanılması halinde bağlanacak aylığın oranının artmasına etki ettiği dikkate alınarak, 5434 sayılı Kanun'un 32.vd. maddelerinde düzenlenmiş 'fiili hizmet zammının', 506 sayılı Kanun'daki ve içtihadı birleştirme kararı gereğince sadece sigortalılık süresine eklenmesi gereken 'itibari hizmet' süresinden farklı bir kavram olduğu açıkça anlaşılmakta olduğundan, bu sürenin 506 sayılı Kanun kapsamında tahsise esas sigortalılığın başlangıç tarihinden geriye çekilmesi mümkün değildir. Başka bir deyişle, 5434 sayılı Kanun kapsamında hak kazanılan 'fiili hizmet zammının' kişilerin fiili hizmetine eklenmesi gerektiği söylenebilir ise de, birleşen hizmetler sonrasında, 506 sayılı Kanun'un 60 ıncı ve geçici 81 inci maddesindeki yaşlılık aylığı bağlanmasına ilişkin koşullar bakımından uygulama yapılırken, sigortalılık süresi yönünden, kişinin sigortalılık başlangıç tarihiden geriye doğru ekleme yapılması ile sigortalılık başlangıç tarihinin geriye çekilmesi suretiyle, ek bir sigortalılık süresine veya başkaca bir uygulama yapılmasına imkân vermediği hususu dikkate alınmalı ve buna göre tahsis koşulları yeniden irdelenmeli, sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, mahkemece yazılı şekilde hüküm tesisi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
.."
B.İlk Derece Mahkemesince İlk Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesi tarafından 29.12.2022 tarihli ve 2022/72 Esas, 2022/307 Karar sayılı karar ile 10.08.1973 doğumlu olup davacının 30.09.1991-01.04.2014 tarihleri arası 5434 sayılı Kanun'a tabi (5510 sayılı Kanun 4/1-c) 22 yıl 6 ay fiili hizmeti ve 4 yıl 7 ay 23 gün (1673 gün) fiili hizmet zammı olmak üzere toplam 27 yıl 1 ay 23 gün hizmeti bulunduğu, 07.04.2014-31.05.2018 tarihleri arası 1446 gün 5510 sayılı Kanun 4/1-a kapsamında sigortalılığı bulunduğu, 23.05.2002 tarihi itibariyle hizmet süresi 30.09.1991-23.05.2002 tarihleri arasında 10 yıl 7 ay 23 gün olup bu süreye 23.05.2002 tarihine kadar olan 1 yıl 8 ay fiili hizmet zammı süresi de eklendiğinde 23.05.2002 tarihi itibariyle hizmet süresi 12 yıl 3 ay 23 gün olduğu, 23.05.2002 tarihi itibariyle hizmet süresi 506 sayılı Kanun'un Geçici 81/B-(1) alt bendine göre davacının yaşlılık aylığı tahsis şartları, 25 yıl sigortalılık süresi, 52 yaş ve 5525 prim ödeme gün sayısı olduğu, davacının tahsis talep tarihi 18.12.2018 tarihi itibariyle toplam 11249 gün prim ödeme günü bulunduğu, 25 yıllık sigortalılık süresini tamamladığı açık olup uyuşmazlık bulunmadığı, davalı Kurum tarafından davacının fili hizmet zammı süresi yaş haddinden indirilmediğinden 52 yaş şartı nedeniyle talebinin reddedildiği, ancak 5434 sayılı Kanun'un geçici 205 inci maddesinin son fıkrası ve 506 sayılı Kanun'un Ek 39 uncu maddesi gereğince 4 yıl 7 ay 23 gün fiili hizmet süresi 52 yaş haddinden indirildiğinde davacının yaş haddi şartının 47 yıl 04 ay 07 gün olduğu, 10.08.1973 doğumlu olan davacının 17.12.2020 tarihinde yaşlılık aylığına hak kazandığı gerekçesiyle asıl dava yönünden, HMK 114/1- h maddesi gereği hukuki yarar yokluğundan HMK 115/2 maddesi gereği dava şartı yokluğu sebebiyle davanın usulden reddine, birleşen dava yönünden, davanın kısmen kabulüne, davacının yaşlılık aylığına müstahak olduğu 17.12.2020 tarihini takip eden 01.01.2021 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespitine, davacıya 01.01.2021 tarihinden itibaren bağlanacak yaşlılık aylıklarının 01.04.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine, fazla istemin reddine karar verilmiştir.
C. İkinci Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemenin 29.12.2022 tarihli ve 2022/72 Esas, 2022/307 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizce 21.03.2023 tarihli ve 2023/2820 Esas, 2023/2838 Karar sayılı ilamla aşağıdaki gerekçeyle İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur:
"...4.Mahkemece bozmaya uyulmuş ise de, bozma gereklerinin yerine getirilmediği anlaşılmakta olup, tahsis yapılmasına ilişkin davalarda, Kuruma başvuruda bulunulduğu tarih veya dava tarihi itibarıyla tümüyle oluşmayan tahsis koşullarının yargılama aşamasında gerçekleşmesi durumunda, özellikle, Anayasa’nın 141 inci maddesindeki, davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasının, yargının görevi olduğunu belirten hüküm, 6100 sayılı Kanunun 'Usul ekonomisi ilkesi' başlıklı 30. maddesinde yer alan, hâkimin, yargılamanın kabul edilebilir süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlü olduğu yönündeki düzenleme, sosyal koruma, dayanışma, sosyal denkleştirme ve zorunluluk ilkelerine dayanan sosyal sigortalar, bireyin onuru ile kişiliğinin geliştirilmesi için kaçınılmaz ekonomik, sosyal ve kültürel hakların doyurulması temeline dayanan sosyal güvenlik hukukunun ilkeleri dikkate alındığında, bütün şartların yerine getirildiği tarihi izleyen aybaşından itibaren aylığa hak kazanıldığının tespitine ilişkin hüküm kurulması, kuşkusuz, yargılama aşamasında gelir/aylık bağlama koşulları gerçekleşen sigortalı yönünden tahsis talep günü itibarıyla şartlar oluşmamakla Kurumun dava açılmasına sebep olan herhangi bir haksız işleminin de söz konusu bulunmadığı gözetilerek yargılama giderlerinin taraflar arasında paylaştırılıp vekil ile temsil olunan davalı Kurum yararına da avukatlık ücreti belirlenmesi gereği de bozma sonrası yapılacak yargılamada dikkate alınmalı ve buna göre bir karar verilmelidir.
5.Eldeki dava bakımından, değerlendirme yapıldığında ise, mahkemece asıl davada ileriye etkili dava açılmasının ve tahsis talebinde bulunup bulunmayacağı henüz belirsiz olan davacı hakkında hukuki yararının yokluğu dikkate alınarak verilen red kararı isabetli ise de, birleşen dava bakımından öncelikle bozmaya uygun şekilde uygulama yapılmalı ve davacının tahsis koşullarını gerçekleştirip gerçekleştirmediği hususu irdelenmeli sonucuna göre karar verilmesi gereklidir.
6.Buna göre, 19.12.2018 tarihinde tahsis talebinde bulunduğu anlaşılan davacı hakkında, 5510 sayılı Kanun'un geçici 1 inci maddesinin 2 nci fıkrası gereği uygulanması gereken 2829 sayılı Kanun kapsamında uygulama yapılırken son 7 yıllık süre içerisinde en fazla 506 sayılı Kanun kapsamındaki hizmetlerinin geçtiği anlaşılmakla, tahsis şartları bakımından 506 sayılı Kanun'un 60 ve geçici 81 inci maddeleri hükümlerine tabi olduğu anlaşılmakta olduğundan, 18 yaşından sonra ve ilk kez Emekli Sandığı kapsamına alındığı 15.10.1991 tarihine göre, tahsis talep tarihi itibari ile 27 yıl 2 ay 4 gün, 23.05.2002 tarihi itibari ile de 10 yıl 7 ay 8 gün sigortalılığına ve 5600 günden fazla gününün bulunmasına göre, geçici 81. maddenin ilk fıkrasının (B) bendinin (j) alt bendi gereğince 25 yıl sigortalılık süresi 5600 gün ve 53 yaş şartlarına tabi olduğu belirgin olup, 10.08.1973 doğumlu davacının 53 yaşını doldurduğu 10.08.2026 tarihinden 4 yıl 7 ay 23 günlük fiili hizmet süresi zammının geriye çekilmesi ile bulunacak 17.12.2021 tarihi itibari ile gerçekleşip gerçekleşmediği hususu üzerinde durularak, davacının talebi de gözetilerek bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
.."
D.İlk Derece Mahkemesince İkinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesi tarafından yukarıda tarih ve sayısı belirtilen karar ile davacı vekilinin 04.08.2023 tarihli dilekçesi ile davanın konusuz kalması nedeniyle esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesini talep ettiği, davacı vekili 07.09.2023 tarihli dilekçesi ile davadan feragat ettiklerine ilişkin dilekçe sunduğu, vekaletnamesinde feragata yetkili kılındığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın feragat nedeniyle reddine, karar verilmiştir.
VI.TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Kanun değişikliği nedeniyle davaların konusuz kaldığı, davacıya göreve nasbedildiği ve başlaması gerektiğinin tebliğ edildiği, feragat söz konusu olmadığından vekalet ve yargılama gideri takdirinin yerinde olmadığı iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur.
C.Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, 5434 sayılı Kanun kapsamında geçen fiili hizmet zammı süresi dikkate alınarak yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespiti davasıdır.
2.İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun ilgili maddeleri şöyledir:
"Madde 307 - (1) Feragat, davacının, talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesidir."
"Madde 309- (1) Feragat ve kabul, dilekçeyle veya yargılama sırasında sözlü olarak yapılır.
(2) Feragat ve kabulün hüküm ifade etmesi, karşı tarafın ve mahkemenin muvafakatine bağlı değildir.
(3) Kısmen feragat veya kabulde, feragat edilen veya kabul edilen kısmın, dilekçede yahut tutanakta açıkça gösterilmesi gerekir.
(4) Feragat ve kabul, kayıtsız ve şartsız olmalıdır."
"Madde 310- (1) Feragat ve kabul, hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabilir..."
"Madde 311- (1) Feragat ve kabul, kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur. İrade bozukluğu hâllerinde, feragat ve kabulün iptali istenebilir."
3. Değerlendirme
1. 6100 sayılı Kanun'un 307 ve devamı maddeleri uyarınca davadan feragat, davacının açmış olduğu davadaki talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesidir. Davadan feragat eden davacı, bununla dava dilekçesinin sonuç bölümünde istemiş olduğu haktan tamamen veya kısmen vazgeçer (feragat eder). Feragat beyanı üzerine dava koşulları ve feragat edenin ehliyeti mevcutsa, dava esastan incelenmeden karar verilir. Feragat, asıl olarak bir usul işlemidir ve maddi hukuka ilişkin bir açıklama değildir. Bununla beraber hukukumuzda fergatin hem maddi hukuka hem de usul hukukuna ilişkin özellikleri bünyesinde toplayan karma karakterli olduğu kabul edilmektedir. Özel hukuka ilişkin feragatten farklı olarak usul hukukunda feragat tek taraflıdır ve bunun için karşı tarafın veya mahkemenin iznine gerek yoktur. Feragat, hüküm kesinleşinceye kadar her aşamada yapılabilir ve davacının mahkemeye hitaben yapacağı tek taraflı, açık bir irade açıklaması ile gerçekleşir. Feragat kayıtsız şartsız olmalıdır, şarta bağlı feragat geçerli değildir.
2. Somut olayda; davacı taraf 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu'nun Ek Geçici 98 inci maddesi uyarınca yeniden subaylığa nasbı söz konusu olduğundan "davanın konusuz kalması nedeniyle feragat ettiğini" beyan etmiş ve karar verilmesine yer olmadığına karar verilerek aleyhe vekalet ücreti takdir edilmemesini talep etmiştir. Anılan dilekçe ve beyanlar hem davanın konusuz kaldığı hem de konusuz kalma nedeniyle davadan feragat edildiği iddiasını içermekte olup şartlı feragat niteliğindedir. Dolayısıyla 6100 sayılı Kanun'un 307 ve devamı maddelerindeki şartları haiz olmadığından, davacı tarafın davayı takip iradesi çerçevesinde yargılamaya devamla bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
24.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!