WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 05 Haziran 2026

YARGITAY 10. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

10. Hukuk Dairesi         2024/2834 E.  ,  2024/3049 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
SAYISI : 2018/239 E., 2020/255 K.
KARAR : Kısmen Kabul

Taraflar arasındaki rücuan tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Mahkemece davanın davalı ... yönünden kabulüne, diğer davalılar yönünden reddine karar verilmiştir.

Kararın, davacı Kurum vekili tarafından temyizi neticesinde kararın bozulması üzerine bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Mahkeme kararı davacı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili 01.08.2013 havale tarihli dava dilekçesinde özetle; Kurum sigortalısı .... Mob....Şti. vekilinin 09.09.2013 tarihli dilekçesi ile davaya cevaplarını ve delillerini sunmuş, davanın reddini talep etmiştir. ...'ın, davalı ...'in kullandığı .... plakalı motosikletin arkasında oturmakta iken ... Mobilya ..Şti.'ne ait ...'ın kullandığı .... plakalı kamyonete, motosikletin çarpması sonucu 28/04/2015 tarihinde hayatını kaybettiğini, kaza nedeniyle Yozgat Ağır Ceza Mahkemenin 2009/207-288 Esas Karar sayılı ilamı ile davalı ...'in 4/8, davalı ...'ın 3/8 oranında kusurlu bulunduğunu ve haklarında ceza hükmü verildiğini, hükmün 05.01.2010 tarihinde kesinleştiğini, Kurum sigortalısı ...'ın ölümü nedeniyle hak sahiplerine ilk peşin değerli alacak ve cenaze yardımı ödemesi yapıldığını, bu nedenle yapılan ödemelerin tazmini için davalılara karşı rücuen bu davayı açtıklarını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000 TL ilk peşin değerli alacak ve cenaze yardımı alacağının tahsis onay tarihi ve ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini dava ve talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı ... Mob....Şti vekili, 09.09.2013 tarihli dilekçesi ile davaya cevaplarını ve delillerini sunmuş, davanın reddini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 18.11.2015 tarihli ve 2014/370 E., 2015/494 K. sayılı kararı ile "Dava konusu somut olayda; sigortalının tedavisi için yapılan masraflara ilişkin olarak 08.09.2005 ve 29.09.2005 tarihli ödeme emri düzenlendiği ve ödeme ödeme yapıldığı, yapılan ödeme sonrası davalıların Yozgat Ağır Ceza Mahkemesinde sanık olarak yargılandığı davada Kurumun müdahil olarak davaya katılmadığı, bu nedenle katılan sıfatını alamayan Kurum için genel zaman aşımı sürelerinin uygulanması gerekeceği, tedavi masraflarına ilişkin olarak yapılan ödeme tarihinden itibaren 1 yıllık sürenin geçmiş olduğu anlaşılmakla süresinde yapılan zamanaşımı definin değerlendirilmesi sonrasında dava için öngörülen zamanaşımı süresi dolmuş olduğundan davanın davalılar Salih ve ... Mobilya yönünden reddine karar verilmesi gerektiği" gerekçesiyle

"1-Davanın kabulü ile fazlaya ilişkin talep hakkı saklı tutulmakla şimdilik 10.000,00 TL'nin 62,96 TL'sine 29.09.2005; kalan bakiyesine ise 08.09.2005 tarihi olan tahsis onay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalı ...'tan alınarak davacıya verilmesine,

2-Diğer davalılar için açılan davanın zamanaşımı nedeni ile reddine" karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Dairenin 14.05.2018 tarih ve 2016/2665 E., 2018/4640 K. sayılı kararında; "1-) Dava; 28.04.2005 tarihli trafik kazasında ölen sigortalının hak sahiplerine bağlanan gelir nedeniyle uğranılan Kurum zararının tahsili istemine ilişkin olup, 5510 sayılı Kanun'un 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 39 uncu maddesinde; “Üçüncü bir kişinin kastı nedeniyle malül veya vazife malülü olan sigortalıya veya ölümü halinde hak sahiplerine, bu Kanun uyarınca bağlanacak aylığın başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değerinin yarısı için Kurum zarara sebep olan üçüncü kişilere rücu edilir” düzenlemesi getirilmiş ise de, söz konusu düzenlemenin anılan kanunda, yürürlüğü öncesinde gerçekleşen olaylardan kaynaklanan rücuan tazminat davalarında uygulanmasına olanak veren bir düzenleme bulunmadığı ve genel olarak kanunların geriye yürümemesi kuralı karşısında, davanın yasal dayanağı 1479 sayılı Kanun'un 63 ve 70. maddeleridir.
Eldeki dosyada; hak sahiplerine ödenen peşin sermaye değerinin onay tarihi 08.09.2005 tarihinden itibaren 10 yıllık zamanaşımı süresinin dava tarihi olan 01.08.2013 tarihi itibariyle dolmadığı anlaşılmakla; yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın mahkemece yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde davalılardan ... ve ... Mobilya San. Tic. Ltd. Şti. yönünden zamanaşımı süresinin dolduğundan bahisle davanın reddine dair verilen karar usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

2. Dava, rücuan tazminat istemine ilişkin olup, davacı, dava dilekçesinde fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 10.000 TL'nin tahsilini istemiş, yargılama aşamasında dava açılırken saklı tutulan fazlaya ilişkin haklar kapsamında sunulan ıslah dilekçesi ile de 53.290,51 TL’nin tahsiline karar verilmesini istemiş, Mahkemece ıslah dilekçesi gözönünde bulundurulmaksızın dava dilekçesinde talep edilen miktarın tahsiline karar verilmiştir.

Bilindiği üzere, Hukuk Muhakemeleri Kanunu 176 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olan ıslah; taraflardan birinin usule ilişkin bir işlemini kısmen veya tamamen düzeltmesine olanak tanıyan bir yöntem olup; iddiayla savunmanın genişletilmesi yasağının istisnaların biridir ( Prof. Dr. Baki Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü, B. 6, C. IV, İstanbul 2001, s. 3965).

Islah müessesesi, dava değiştirme, başka deyişle iddia ve müdafaanın değiştirilmesi veya genişletilmesi yasağını bertaraf eden bir imkan olmakla; bu suretle, aslında yasal itirazla karşılaşabilecek olan herhangi bir taraf muamelesi, ıslah Kurumunun yardımıyla artık bu itirazı davet etmeksizin yapabilmektedir (Prof. Dr. Saim Üstündağ, Medeni Yargılama Hukuku, C. I, II, B. 5, İstanbul 1992, s. 534). Yine, müddeabihin (davada talep olunan miktarın) artırılıp artırılmayacağı hususu da bir usul işlemi olup, ıslahın konusudur (Kuru: C. IV, s. 4035).

Mahkemece; yukarıda açıklanan maddi ve hukuki ilkeler doğrultusunda, ıslah ile talep edilen miktar gözetilmeden dava dilekçesinde yazılı miktar esas alınarak rücu alacağına hükmedilmesi isabetsiz bulunmuştur." gerekçesiyle söz konusu karar bozulmuştur.

B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "Somut olayda hak sahiplerine ödenen peşin sermaye değerinin onay tarihi olan 08.09.2005 tarihinden itibaren 10 yıllık zamanaşımı süresinin dava tarihi olan 01.08.2013 tarihi itibariyle dolmadığı anlaşılmıştır. Ancak davalı tarafça ıslaha karşı zaman aşımı def'inde bulunulmuştur. Dava, kısmi dava olarak açılmıştır ve ıslah tarihi olan 29.09.2015 tarihinde PSDG için ıslah edilen miktar yönünden zamanaşımı süresi dolmuştur. Ancak cenaze yardımı için ödeme tarihi 29.09.2005 olduğu için ıslah tarihinde bu yönden zamanaşımı süresi halen dolmamıştır. Açıklanan nedenlerle bozmadan sonra aldırılan 31.07.2019 tarihli ek rapora bu yönden itibar edilmemiş ve hükme esas alınmamıştır.

Her ne kadar bozma ilamından sonra yeniden Mahkememizce kusur raporu aldırılmış ise de; mahkememizce verilen 18.11.2015 tarih, 2014/370 Esas ve 2015/494 Karar sayılı kararın yalnızca davacı tarafından temyiz edildiği, temyiz dilekçesinde kusur yönünden herhangi bir itirazın bulunmadığı, bozma ilamında da bu yönden bir bozma yapılmadığı anlaşıldığından kazanılmış hak kuralları gözetilerek kusura ilişkin 13.02.2020 tarihli bilirkişi raporu hükme esas alınamamış, bozma öncesi hükme esas alınan Adli Tıp Kurumunun 09.05.2006 tarihli raporundaki kusur oranları ve bu oranlar doğrultusunda düzenlenen 11.05.2015 tarihli ... konusunda uzman bilirkişi Selahattin Üçüncü'nün düzenlediği hesap raporu hükme esas alınmıştır.

Yukarıda açıklanan bilgiler ışığında; 1479 sayılı Kanun'un 63 üncü maddesi gereğince davalılar ... ve ...'ın 3. kişi olarak olayın meydana gelmesinde kusurları bulunduğu, zira Yozgat Ağır Ceza Mahkemesinin 2009/207 Esas- 2009/288 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere sanık olan davalılar Mehmet ve Salih'in taksirle adam öldürme suçundan cezalandırıldığı, verilen kararın kesinleştiği davalıların taksirli eylemi sonrasında Kurum tarafından hak sahiplerine ödeme yapıldığı, yukarıda açıklanan maddeler kapsamında davacı Kurumunun rücu etme hakkının bulunduğu, 11.05.2015 tarihli rapora göre davacı Kurumun davalılardan toplamda, 53.143,61 TL peşin sermaye değerli alacak, 146,9 TL cenaze yardımı talep edebileceğinin anlaşıldığı, davalı ... Mobilya San. Tic. Ltd. Şti.'nin ise davalı ...'ın kullandığı aracın sahibi olması nedeniyle adam çalıştıranın sorumluluğu çerçevesinde sorumluluğunun olduğu kanaatine varılmakla, yukarıda etraflıca açıklandığı üzere, PSDG için ıslah edilen miktar yönünden zamanaşımı söz konusu olduğu için 10.000,00 TL peşin sermaye değerli alacağın gelir bağlama onay tarihi olan 08.09.2005 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, 146,90 TL cenaze yardımı alacağının ödeme tarihi olan 29.09.2005 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine dair" ;
"Davanın kısmen kabulü ile
1-10.000,00 TL peşin sermaye değerli alacağın gelir bağlama onay tarihi olan 08.09.2005 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,
2- 146,90 TL cenaze yardımı alacağının ödeme tarihi olan 29.09.2005 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine" karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı Kurum vekili, davanın kabulünü ve kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, rücuan tazminat istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1.Mahkemenin, Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine, o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlayacağımız bu olgu; mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirdiği gibi, mahkemenin kararını bozmuş olan Yargıtay Hukuk Dairesince; sonradan, ilk bozma kararı ile benimsemiş olduğu esaslara usuli kazanılmış hakka aykırı bir şekilde, ikinci bir bozma kararı verilememektedir (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, Hukuk Genel Kurulu’nun 12.07.2006 gün, 2006/9-508 E., 2006/521 sayılı kararı)

Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur. (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK)

2. Bağ-Kur Kanunu'nun 63 üncü maddesine göre tanınan rücu hakkı; hukuki nitelikçe, halefiyet ilkesine dayandığına ilişkin yasada açık bir hüküm bulunmaması nedeniyle kanundan doğan, Kurumun sigortalı ya da hak sahiplerine tanınan haktan bağımsız olarak kullanılabileceği basit rücu hakkı vasfındadır. Bu bağlamda; belirtilen nitelikteki bağımsız rücu hakkının; başkasına ait bir borcu ödeyen kişinin mal varlığında meydana gelen eksilmeyi gidermeye yönelik tazminat niteliğinde yeni bir talep hakkı olması itibariyle de bu hak, rücu hakkı sahibinin şahsında doğduğu anda, alacak muaccel hale gelecek ve yeni bir zamanaşımı süresi de bu tarihten işlemeye başlayacaktır.

Hal böyle olunca Bağ-Kur’un rücu alacağı; sigorta olayının meydana gelmesiyle değil, gelir ya da aylık bağlanmasının onaylandığı masrafın yapıldığı tarihte muaccel olacak ve yasada öngörülen 10 yıllık zamanaşımı süresi de bu tarihten işlemeye başlayacaktır.

3. Değerlendirme
1.Eldeki davada verilen karar eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olup bozma gereklerinin tam olarak yerine getirilmediği anlaşılmaktadır.

Önceki bozma ilamında; "... Eldeki dosyada; hak sahiplerine ödenen peşin sermaye değerinin onay tarihi 08.09.2005 tarihinden itibaren 10 yıllık zamanaşımı süresinin dava tarihi olan 01.08.2013 tarihi itibariyle dolmadığı anlaşılmakla; yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın mahkemece yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde davalılardan ... ve ... Mobilya San. Tic. Ltd. Şti. yönünden zamanaşımı süresinin dolduğundan bahisle davanın reddine dair verilen karar usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

2. Dava, rücuan tazminat istemine ilişkin olup davacı, dava dilekçesinde fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 10.000 TL'nin tahsilini istemiş, yargılama aşamasında dava açılırken saklı tutulan fazlaya ilişkin haklar kapsamında sunulan ıslah dilekçesi ile de 53.290,51 TL’nin tahsiline karar verilmesini istemiş, Mahkemece ıslah dilekçesi gözönünde bulundurulmaksızın dava dilekçesinde talep edilen miktarın tahsiline karar verilmiştir.
Mahkemece; yukarıda açıklanan maddi ve hukuki ilkeler doğrultusunda, ıslah ile talep edilen miktar gözetilmeden dava dilekçesinde yazılı miktar esas alınarak rücu alacağına hükmedilmesi isabetsiz bulunmuştur." gerekçesiyle söz konusu karar bozulmuştur..

Somut davada, hak sahiplerine ödenen peşin sermaye değerinin onay tarihinin 08.09.2005 olduğu, bu tarihten itibaren 10 yıllık zamanaşımı süresinin dava tarihi olan 01.08.2013 tarihi itibariyle dolmadığı ancak talebin 10.000,00 TL'den 53.290,51 TL'ye çıkartılmasına ilişkin 30.09.2015 havale tarihli ıslah dilekçesinin davalı ...'a 09.10.2015 tarihinde tebliğ edildiği, diğer davalı ... Mobilya vekiline ise 30.09.2015 tarihinde duruşma sırasında verildiği, adı geçen davalı tarafından ıslaha karşı zamanaşımı def'inin ise 2 haftalık yasal süre geçtikten sonra 16.11.2015 tarihinde yapıldığı, dolayısıyla zamanaşımı def'inin bu davalı yönünden süresinde yapılmadığı ancak davalı ... vekilinin aynı tarihli duruşmada zamanaşımı def'inde bulunarak yasal süresinde zamanaşımı def'ini ileri sürdüğü anlaşılmakla; davalı ... yönünden ıslah dilekçesine karşı süresinde ileri sürülen zamanaşımı def'i bulunduğu hususu gözetilerek diğer davalılar yönünden ise Mahkemece bozma gereği yerine getirilerek bozma sonrasında yapılacak yargılamada oluşan usuli kazanılmış haklar da gözetilerek bozma ilamı uyarınca karar verilmelidir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz ardı edilerek eksik araştırma ve inceleme sonucu yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Mahkeme kararının yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA,

Dosyanın kararı veren Mahkemeye gönderilmesine,

21.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.