WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 13 Haziran 2026

YARGITAY 10. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

10. Hukuk Dairesi         2024/2787 E.  ,  2024/3589 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/2561 E., 2023/4045 K.
KARAR : Esastan Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Eskişehir 1. İş Mahkemesi
SAYISI : 2016/644 E., 2023/411 K.

Taraflar arasında iş kazasından kaynaklı maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı vekili tarafından ve katılma yoluyla davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine dair karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili vekili tarafından ve katılma yoluyla davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle yapılan incelemede; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
1.Davacı vekili asıl dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı şirket tarafından yapılmakta olan bina inşaatında kalıpçı olarak çalışmakta iken 18.05.2015 tarihinde iş kazası geçirdiğini, kazanın meydana gelmesinde müvekkilinin kusuru bulunmadığını ve davalının gerekli önlemleri almaması nedeni ile bahsi geçen kazanın gerçekleştiğini ileri sürerek müvekkili sigortalı Mustafa için 250.000 TL maddi ve 250.000 TL manevi tazminatın davalıdan tahsilini talep etmiş, yargılamanın devamında maddi tazminat istemini 2.394.753,62 TL'ye artırmıştır.

2. Davacı vekili birleşen dava dilekçesinde özetle; iş kazasında eş ve babaları kalıcı olarak malül olan müvekkillerim ruhsal ve yaşamsal olumsuzluklar yaşadıklarını, yaşanan bu olumsuzluklar her geçen gün artarak devam ettiğini, belirterek manevi zaraların tazmini açısından müvekkillerinden eş ... lehine 150.000 TL, çocuklar ... ve ... lehlerine 100.000 TL’şer manevi tazminatın kaza tarihinden faiziyle davalıdan tahsilini talep etmiştir.

II. CEVAP
1.Davalı vekili asıl davaya cevap dilekçesinde özetle; davacının iş kazası geçirdiği gün çalışmaya başladığını, kazanın davacının kontrolsüz ve dikkatsiz çalışması nedeni ile gerçekleştiğini, iş kazası nedeniyle toplam 9.250 TL ifa amacıyla ödeme yapıldığını, savunarak; davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

2. Davalı vekili birleşen davaya cevap dilekçesinde özetle; davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasına hukuki yarar olmadığını, davanın zamanaşımına uğradığını, tazminat talep haklarının olmadığnı, müvekkili kusuru olmadığını, davacıya her türlü destek sağlandığını, manevi tazminat istemlerinin fahiş olduğunu

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARLARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve numarası belirtilen kararında; davacının, usta olarak çalıştığını bu nedenle usta olarak çalışan birisinin asgari ücretle çalışması hayatın olağan akışına uygun olmadığından davacının aldığı son ücret emsal ücret araştırması yapılarak belirlenmiş ve bu emsal ücrete göre hesaplama yine her ne kadar davalı şirket tarafından davacıya ödemeler yapıldığı iddia edilmiş ise de bu ödemelerin ifa amaçlı olmadığı,-davaya konu olaydan kısa süre sonra davacının eşine yapıldığı, yardım amaçlı olduğu mahkememizce kabul edilmiş ve bu nedenle de hüküm alına altına alınan tazminat miktarından düşürülmemiştir. Davaya konu iş kazası 18.05.2015 tarihinde davalı işverenin Eskişehir İli Ihlamurkent Mahallesindeki inşaatında çalışan davacının inşaatın 1.katında taban tahtasını çakarken kolona dikine yaslanmış olan 5 metre uzunluğundaki kalasın çıkan rüzgar ile boynuna düşmesi sonucu inşaattan düşmesi şeklinde meydana geldiği, olayın meydana gelmesinde davacı işçinin % 20 oranında kusurlu olduğu ve davacının maluliyetinin %62 olması da göz önüne alınarak, davacının %20 davalının % 80 kusur durumuna göre davacıya ödenmesi gereken maddi tazminat miktarının 2.394.753,62 TL olduğu dikkate alınarak bu miktarın hüküm altına alındığı, davacı tarafın manevi tazminat istemi nedeni ile yapılan değerlendirmede; duyulan acı ve üzüntünün kısmen de olsa giderilmesi, olayın oluş şekli, kusur oranlarını, maluliyet oranına, davacının duyduğu elem ve ızdırabın derecesine, tarafların sosyal ve ekonomik durumuna, paranın alım gücü ile 26.06.1966 gün 1966/7-7 sayılı içtihadı birleştirme kararının içeriğine ve öngördüğü koşulların somut olayda gerçekleşme biçimine ve hak ve nesafet kurallarına göre davacı adına 200.000,00 TL, Birleşen Davada; ise kazazede işçi ...'in yaralanmasının ağır bedensel zarar mahiyetinde olması nedeniyle TBK'nın 56/2. maddesi kapsamında davacı eş ... adına 100.000,00 TL, davacı çocuk ... adına 75.000,00 TL, davacı çocuk ... adına 75.000,00 TL, manevi tazminata hükmedilerek karar verildiği anlaşılmıştır.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili ile davacı vekili tarafından katılma yoluyla istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.

B. İstinaf Sebepleri
1.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin meydana gelen iş kazasında kusurlu olmadığını, kusur raporları arasındaki çelişkinin de giderilmediğini, davacının maluliyet oranına ilişkin olarak açmış olduğu davayı takip etmediğini ve bu davanın açılmamış sayılmasına karar verilerek kesinleştiğini, dolayısı ile ortada iş göremezlik derecesinin tespitine ilişkin bir karar bulunmadığını, davacının asgari ücret ile çalıştığını, kabul anlamına gelmemek kaydı ile TÜİK verilerinin esas alınmasının hatalı olduğunu, kazadan sonra müvekkilinin davacı işçi ve ailesini yalnız bırakmadığını ve bir takım ödemelerde bulunduğunu bu ödemelerin açıklama kısmında da davacının adının yazılı olduğunu, söz konusu ödemelerin mahsup edilmesi gerektiğini, birleşen davadaki manevi tazminat taleplerinin zamanaşımına uğradığını ve manevi tazminat miktarlarının fahiş olduğunu savunarak; kararın kaldırılmasını istemiştir.

2.Davacı vekili katılma yoluyla istinaf dilekçesinde özetle; davacı işçinin meydana gelen iş kazasında herhangi bir kusurunun bulunmadığını, Mahkemenin maluliyet oranını % 62 olarak kabul ettiğini, oysa ki Adli Tıp Üst Kurulu'nun kararında müvekkilinin %78 oranında meslekte kazanma gücünü kaybettiğinin bildirildiğini, Mahkemece kabul edilen ücret miktarının da yerinde olmadığını ve manevi tazminat taleplerinin kısmen reddine karar verilmesinin de hatalı olduğunu ileri sürerek; kararın kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle;"Yüksek Sağlık Kurulu ile Adli Tıp 3. İhtisas Kurulu'nun kararlarına yapılan itiraz sonrası Adli Tıp 2. Üst Kurulu 09.07.2020 tarihli kararında davacının %78 oranında meslekte kazanma gücünü kaybetmiş sayılacağı belirtilmiştir. Davacı ... vekilince açılan maluliyet oranının tespiti davasınında Ankara 62. İş Mahkemesi'nin 2021/164 Esas-2022/286 Karar sayılı ilamı ile davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği ve söz konusu kararın kesinleştiği hususu ile davacı vekilinin ıslah dilekçesindeki beyanları dikkate alındığında maluliyet oranının %62 olarak kabulü ile yapılan hesaplamalarda bir hata bulunmadığı ve tüm dosya kapsamı dikkate alındığında davalı tarafından davacının eşine yapılan ödemelerin ifa amaçlı değilde yardım amaçlı olduğu değerlendirilmiş olup, hüküm altına alınan tazminat miktarından bu tutarların düşülmemesinde de bir isabetsizlik görülmemiştir. Ayrıca, davacının yaptığı iş dikkate alındığında ücretinin TÜİK verileri esas alınarak belirlenmesinin de yerinde olduğu değerlendirilmiştir. Hükme esas alınan ve alanında uzman iş güvenliği uzmanları tarafından düzenlenen kusur raporunda, kazazede işçinin dava konusu kazanın meydana gelmesinde %20 oranında, davalı işverenin ise %80 oranında kusurlu olduğu belirtilmiş olup, söz konusu oranların SGK Rehberlik ve Teftiş Başkanlığı tarafından düzenlenen Kurum soruşturma raporu ile de örtüştüğü anlaşılmıştır. somut olayda, tarafların sosyal ekonomik halleri, iş kazasının meydana geldiği tarih, tarafların kusur durumları ile davacının maluliyet oranı gözetildiğinde, yerel Mahkemenin takdir edilen manevi tazminat miktarlarına ilişkin kararı da isabetli görülmüştür." gerekçeleriyle " Davalı ve katılma yoluyla davacı vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nun 353/1-1 b maddesi gereğince esastan reddine" karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekili temyiz başvurusunda bulunmuşlardır.

B. Temyiz Sebepleri
1.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; kabul anlamına gelmemek kaydıyla %75 müvekkil kusurunun dikkate alınmayıp %80 kusur atfeden çelişik rapora itibar edilmesinin hatalı olduğunu, davacı işçinin çalışmaya başladığı gün iş kazası geçirmiş olup kazanın meydana gelmesinde tam kusurlu olduğunu, davaya konu kaza aniden kuvvetli rüzgar çıkması sebebiyle davacının arkasında bulunan taban tahtası davacının ensesine çarpması ve çarpma etkisi ile ve davacının kontrolsüz ve dikkatsiz davranması nedeni ile düşmesi sonucunda vuku bulduğunu, bu halde iken, müvekkili şirkete kusur atfedilmesinin hatalı olduğunu, 13.03.2023 tarihli bilirkişi raporunda, işverenin %80, işçinin %20 oranında kusurlu olduğu kabul edilerek hesaplama cihetine gidilmesinin hatalı olduğunu, zira dosyada bulunan 11.03.2018 tarihli kusur bilirkişi raporunda ve 17.05.2021 tarihli hesap bilirkişi raporunda işveren müvekkil şirketin kusur oranı %75 olarak dikkate alındığını, davacının iş göremezlik oranının iş kazasına bağlı olduğu ispat edilemediğinden davanın reddi gerektiğini, davacıya ait işe giriş bildirgesi ile davacının işe başlangıç tarihinin 18.05.2015 tarihi, yani kaza tarihi ile aynı tarih olduğu işe başladığından kıdemli bir çalışan olmadığı, kaldı ki resmi kayıtlarla da ortaya konduğu üzere, görevinin kalıpçı olmayıp inşaat kalfası olduğu yani usta vasfı bulunmadığı gözetildiğinde, davacının asgari ücret kabulü gerektiğini, son yıllardaki asgari ücret artışları dikkate alınarak son yıllardaki ücret katının 1,4 kat olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığını, kabul anlamına gelememekle beraber Esnaf ve Ticaret Odası yerine TÜİK verisi dikkate alınmasının hatalı olduğunu, kazadan sonra yapılan ödemelerin ifa amacı tuttuğundan tenzili gerektiğini, manevi tazminatların fahiş olduğunu, yargılama gideri ve vekalet ücretine usuli kazanılmış hak oluşmaması için itiraz ettiklerini, davacı ihtiyati haciz kararını takip eden 10 gün içinde icra dairesinde haciz yapmadığından ihtiyati hazczin kaldırılması gerekirken bu husustaki taleplerinin reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, Bölge Adliye Mahkemesi kararında söz konusu itirazın inceleme yerinin icra Mahkemeleri olduğuna işaretle verilen kararın yerinde olmadığını beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir.

2.Davacı vekili katılma yoluyla temyiz dilekçesinde özetle; kusur oranı, maluliyet ve müvekkilinin ücretine ilişkin hususlara aleyhe müktesep hak doğmaması adına itiraz ettiklerini, müvekkiline, iş güvenliği eğitimi vermeyen ayrıca herhangi bir kişisel koruyucu malzeme teslim etmeyen, iş sağlığı ve güvenliği risk analiz raporunu kazadan sonra 01.06.2015 tarihinde yaptıran davalı iş kazasının meydana gelmesinde %100 kusurlu kabulü gerektiğini, iş göremezlik oranının %78 esas alınması gerekirken yargılama aşamasında müvekkilinin %62 maluliyet oranına taraflarınca itiraz edilmiş olup Adli Tıp İkinci Üst Kurulu 09.07.2020 karar tarihli ve 1192 karar numaralı mütalaasında E cetveline göre müvekkilimin %78 oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağını tespit edildiğini, müvekkilinin günlük 120 TL yevmiye ücret ile çalıştığının kabul edilmemesinin hatalı olduğunu, manevi tazminatların az olduğunu beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, sigortalının iş kazası neticesinde sürekli iş göremezliğe uğraması nedeniyle maddi ve manevi tazminata hak kazanıp kazanmadığına ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
"Temyiz incelemesinin kapsamı" açısından 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 inci maddeleri, "Bilirkişi raporuna itiraza" ilişkin 281 inci maddesi, "Tazminat miktarının tayin ve tespiti" açısından 818 sayılı Borçlar Kanunun 332 ve 98.maddeleri ile giderek aynı kanunun 41,42,43,44,45 ve 47 nci maddeleri, öte yandan 6101 sayılı Türk Borçlar Kanunun 2 ve 7 nci maddeleri gereğince uygulanma imkanı bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 55 ve 420 nci maddesi hükümleri, "Olayın iş kazası olarak tespiti, sürekli iş göremezlik oranının tespiti ile iş kazasının SGK yönünden sonuçları" için 5510 sayılı Kanun'un 13, 16, 19, 20 ve 21 inci maddeleri, İş Sağlığı ve Güvenliğine ilişkin alınacak tedbirler bakımından işyerinin nitelik ve kapsamına göre 4857 sayılı İş Kanunun 77 nci maddesi ile 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu maddeleri, "Usuli kazanılmış hak" yönünden 04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ile 09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararıdır.

3. Değerlendirme
A) Davacılar ve davalı vekillerinin manevi tazminat hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının inclenmesinde;
1.Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.

2.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nu 110. maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı açıktır.

3.Davacılar vekilinin asıl ve birleşen davada müvekkili sigortalı lehine 250.000 TL, birleşen davada eş lehine 150.000 TL ve çocuklar lehine 100.000 TL manevi tazminatın davalıdan tahsilini talep ettiği, İlk Derece Mahkemesinin 29.05.2023 tarihli kararıyla taleplerin kısmen kabulü ile sigortalı lehine 200.000 TL, eşi lehine 100.000 TL çocukları lehine 75.000 TL'şer manevi tazminata hükmedildiği, Bölge Adliye Mahkemesinin 28.11.2023 tarihli kararıyla davacı ve davalı vekillerinin istinaf istemlerinin esastan reddine karar verildiği, manevi tazminat istemlerinin kısmen kabul ve kısmen reddine verilen kısımlarının maddi tazminat hükmünden ve birbirlerinden ayrı olarak Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 238.730 TL'lik kesinlik sınırı altında kaldığı anlaşılmakla davacılar ve davalı vekilinin bu hükme yönelik temyiz itirazlarının miktardan reddine karar vermek gerekmiştir.

B) Davacılar ve davalı vekillerinin maddi tazminat hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının inclenmesinde;
1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle kusur oran ve aidiyeti ile sürekli iş göremezlik oranı yönünden davalı taraf lehine oluşan usuli kazanılmış hakka yönelik tespit ile davalı vekili tarafından davacıya yapılan ödemelerin açıkça ifaya yönelik olduğunun ispat edilememiş olmasına göre, davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin ise aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.6100 sayılı HMK'nun 266 ncı maddesine göre Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. (Değişik cümle: 3.11.2016-6754/49 md.) Ancak genel bilgi veya tecrübeyle ya da hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukukî bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamaz. (Ek cümle: 03.11.2016-6754/49 md.) Hukuk öğrenimi görmüş kişiler, hukuk alanı dışında ayrı bir uzmanlığa sahip olduğunu belgelendirmedikçe, bilirkişi olarak görevlendirilemez. Aynı kanunun 281/1 inci maddesine göre "Taraflar, bilirkişi raporunun, kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını; belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilirler. (Ek cümle:22.07.2020-7251/24 md.) Bilirkişi raporuna karşı talebin bu süre içinde hazırlanmasının çok zor veya imkânsız olması ya da özel yahut teknik bir çalışmayı gerektirmesi hâlinde yine bu süre içinde mahkemeye başvuran tarafa, sürenin bitiminden itibaren işlemeye başlamak, bir defaya mahsus olmak ve iki haftayı geçmemek üzere ek süre verilebilir düzenlemesi yer almaktadır.

3. Bilindiği üzere HMK'nun 30 uncu maddesi kapsamında düzenleme altına alınmış olan Usul Ekonomisi İlkesine göre de Hâkim, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlüdür.

4.Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.02.2021 tarih ve 2018/10(21)-94 E- 2021/111 K sayılı ilamında da açıkça belirtildiği gibi " Bir tarafın bilirkişi raporuna itiraz etmemesi ile diğer (bilirkişi raporuna itiraz eden) taraf lehine usulî kazanılmış hak doğar. Yani, bir taraf bilirkişi raporuna itiraz etmez, diğerinin itirazı üzerine yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırılır ve ikinci bilirkişi raporu birinci rapora itiraz edenin daha da aleyhine olursa, ilk rapora itiraz etmeyen taraf bakımından ilk bilirkişi raporu kesinleştiğinden ve bununla diğer taraf lehine usulî kazanılmış hak doğduğundan, mahkemenin ilk bilirkişi raporuna göre karar vermesi gerekir (Kuru, B., Hukuk Muhakemeleri Usulü, İstanbul 2001, Cilt:3, s. 2753)"

5.Somut olayda, sigortalının tazminini talep ettiği zararın hesap bilirkişi marifetiyle hesaplanmasının bir yönüyle teknik hesap ilkelerini gerektirici bir konu olduğu için hesap bilirkişiden rapor alınması yoluna gidildiği anlaşılmaktadır. Davacı vekilinin 15.03.2022 tarihli ek hesap raporuna itirazı olmadığı bu yönle anılan raporda işlemiş devre sonu tarihi olarak dikkate alınan rapor tarihi yönünden davalı taraf lehine usuli kazanılmış hak oluştuğu, halde mahkemece davalı itirazı üzerinden alınan 13.03.2023 tarihli hesap raporundaki hesap seçeneğine itibar edilmiş olması hatalı olmuştur.

6. O halde Mahkemece; davacı vekilinin sürekli iş göremezlik oranın tespitine dair açtığı davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiş olmakla davalı lehine usuli kazanılmış hak teşkil ettiği anlaşılan %62 düzeyindeki sürekli iş göremezlik oranının 15.03.2022 tarihli hesap raporunda esas alınan %78 sürekli iş göremezlik oranı yerine uygulanması ve tazminat alacağından %78 sürekli iş göremezlik oranı nedeniyle bağlanması gereken gelir yerine, %62 sürekli iş göremezlik oranı üzerinden SGK tarafından bağlanan gelirin ilk peşin sermaye değeri ile geçici iş göremezlik ödeneğinin rücuya kabil kısımlarını tenzil edilmesi suretiyle tespit edilecek maddi tazminat alacağının hüküm altına alınması gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve Kanun'a aykırı olmuştur.

7. O halde, davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli istinaf itirazlarının esastan reddine dair Bölge Adliye Mahkemesi kararı ortadan kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen karar bozulmalıdır .

VI. KARAR:
Açıklanan sebeplerle;
A) Davacılar ve davalı vekillerinin manevi tazminat hükmüne yönelik temyiz itirazlarını miktardan REDDİNE,

B)1. Davacılar ve davalı vekillerinin maddi tazminat hükmüne yönelik temyiz itirazları nedeniyle İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

3. Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davalıya iadesine,

4.Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

02.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.