WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 05 Haziran 2026

YARGITAY 10. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

10. Hukuk Dairesi         2024/2762 E.  ,  2024/3389 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/3232 E., 2023/3002 K.
HÜKÜM/KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Finike Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/303 E., 2023/598 K.

Taraflar arasındaki hizmet tespitine ilişkin davadan dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı ve fer'i müdahil Kurum vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ve fer'i müdahil Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili, müvekkilinin 01.05.1998 tarihinden 08.07.2015 tarihine kadar davalıya ait hamam işletmesinde fiilen ve kesintisiz olarak çalıştığını, müvekkil işletmede tellak olarak müşterilere kese yapmasının yanı sıra işletmenin tüm temizlik işlerini de yaptığını, 08.07.2015 tarihinde hamam işletmesi ihale ile dava dışı İsmail Demir isimli kişiye devredildiğini, davalı ... tarafından işletildiği yaklaşık 17 yıllık dönem süresince müvekkilinin sigortalı giriş işlemleri yapılmadığı gibi sigorta primlerinin de yatırılmadığını, kendisine hiç bir ücret ödenmediğini, müvekkilinin bu süre boyunca sadece müşterilerin verdiği bahşişler ile geçimini sağladığını, hatta müvekkilin 07.07.2015 tarihinde Bimer aracılığı ile davalı hakkında işlem yapılmasını istediğini, işletmenin İsmail Demir'e devrinin ardından yaklaşık 2 ay tadilat yapılacağı bahanesi ile müvekkilinin sigorta girişinin yapılmadığını, ardından 07.09.2015 tarihinde yeni işletmeci tarafından sigorta girişinin yapıldığını ancak müvekkilinin haberi olmadan 07.10.2015 tarihinde giriş ve çıkış işlemleri yapıldığını belirterek davalarının kabulü ile müvekkilinin 01.05.1998 tarihinden 08.07.2015 tarihine kadar davalı yanındaki çalışmasının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özet olarak; zamanaşımı itirazları olduğunu, SGK'nın feri müdahil olarak katılımının sağlanması gerektiğini, davacının hiç bir zaman davalı belediyede süreli veya süresiz hizmet sözleşmesi ile çalışan biri olmadığını, belediye ye ait hamam 08.07.2015 tarihinde kiraya verilinceye kadar belediye tarafından işetildiğini, kendileri ile davacı arasında yapılmış bir hizmet akdi nede bu akit karşılığı davacıya ödedikleri bir ücret hiçbir zaman olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "... Tüm dosya kapsamı birlikte incelendiğinde; davacı ile aynı dönemde aynı işyerinde çalışmış olan bordro tanıklarının, komşu işyeri tanıklarının ve davacı tanıklarının beyanının alındığı, dinlenen tanıkların davacının 1998-2015 yılları arasında davalı ... tarafından işletilen hamam işletmesinde tellak olarak çalıştığı yönündeki ve ayrıca davacının işe başlangıç ve ayrılış tarihleri konusundaki ortak beyanları dikkate alınarak davacının 01/05/1998-07/07/2015 tarihleri arasında davalı ... tarafından işletilen hamamda çalışmış olduğu kanaatine varılarak davanın kabulüne" karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ve fer'i müdahil Kurum vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili, zaman aşımı ve husumet itirazları olduğunu, davalı ... ile davacı arasında hizmet akdi olmadığını, davacının 01.05.1998-08.07.2015 tarihleri arasında davalı belediyeye ait hamam işletmesinde fiilen ve kesintisiz çalıştığını beyan ederek hizmet tespitini talep etmiş ise de dosyanın incelenmesi halinde de görüleceği üzere; davacının iddia ettiği tarihler arasında isteğe bağlı bağ-kur ve tarım bağ-kur sigortalısı olduğu SGK Kurum kayıtlarının incelenmesinde tespit edildiğini, davacı davalı ... nezdinde çalışan birisi olmaması ve sigortalı sayılmasını gerektirecek bir iş yapmaması sebebiyle, zorunlu sigortalı olmak şartını taşımadığını, hizmet tespiti davalarının kamu düzenine yönelik olduğundan resen incelemeye tabi olduğunu, çalışma olgusunun varlığının hiçbir kuşkuya yol açmayacak şekilde somut ve inandırıcı yazılı belgelerle ortaya konması gerektiğini, davacının sürekli ve kesintisiz çalışmasının olmadığını, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesi talep edilmiştir.

Fer'i müdahil Kurum vekili, davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddi gerektiğini, eylemli ve gerçek biçimde çalışmanın varlığı saptanmadıkça hizmet akdine dayanılarak dahi sigortalılıktan söz edilemeyeceğini, hizmet tespiti davalarının kamu düzenine yönelik olduğundan resen incelemeye tabi olduğunu, yalnız tanık beyanının yeterli olmadığını, davacının iddia ettiği tarihler arasında davacının isteğe bağlı bağ-kur ve tarım bağ-kur sigortaları olduğunu talebi ile bu sürelerin çakıştığını, tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesi talep edilmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "... davalı belediyeye ait olan dava konusu hamamın kurum tescil kaydı olmasa da niteliği itibariyle tescil edilebilir bir iş yeri olduğu anlaşılmaktadır. Davacının davalı işveren yanında talebe konu sürede kesintisiz olarak hizmet akdine bağlı olarak çalıştığı, davacının tespit talebinin kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı görülmekle; ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleri ile dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine" karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ve fer'i müdahil Kurum vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Fer'i müdahil kurum vekili, istinaf dilekçesinde öne sürdüğü gerekçelerle davanın reddi ile kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili, istinaf dilekçesinde öne sürdüğü gerekçelerle davanın reddi ile kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, hizmet tespitine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1.Davanın yasal dayanağı 5510 sayılı Kanun'un 86/9 uncu maddesi olup bu tür sigortalı hizmetlerin saptanmasına ilişkin davalar, sonuç itibariyle sigorta primlerinin işverenden tahsilini ve kurum kayıtlarının düzeltilmesini de gerektireceğinden gerçek işveren ve kurum kayıtlarında işveren olarak görünen kişilerin de belirlenerek davaya katılmaları sağlanmalı, bu yöndeki işyeri bilgi ve belgelerine ulaşılması, bir başka anlatımla, davanın sübutu, kanıtlama yükümlülüğü ve verilen kararın infazı açısından, husumetin tüm işverenlere birlikte yöneltilmesi zorunludur.

2.Hizmet tespitine ilişkin talebin yasal dayanağı 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun geçiş hükümlerini içeren Geçici 7 nci maddesi gereğince 506 sayılı Kanunun 79/10 uncu ve 5510 sayılı Kanun'un 86/9 uncu maddeleri olup Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin bu tür davalar kamu düzeni ile ilgili olduğundan özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmeleri zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip gerek görüldüğünde kendiliğinden araştırma yapılarak delil toplanabileceği açıktır.

3. Bu tür davalarda mahkemece yapılacak iş, davacıyla ilgili varsa tüm belge ve kayıtlar işverenden istenilmeli, çalışmanın gerçekleştiği ileri sürülen işyerinin Kurum nezdinde bulunan dosyası, işverence hazırlanması gerekli ücret ödeme bordroları, puantaj kayıtları ve diğer kayıtlar getirtilmeli, dönemsel sigorta primleri bordrosuyla veya aylık prim ve hizmet belgesiyle bildirimleri yapılan sigortalılar tanık sıfatıyla dinlenilmeli, Kurum müfettişlerince inceleme yapılıp yapılmadığı sorulmalı, inceleme yapılmışsa belgeler getirtilmeli, aynı çevrede faaliyet yürüten ve davacının çalışmasını bilebilecek durumda olan tarafsız nitelikte başka işverenler ve bordrolu çalışanlar yöntemince saptanarak tanık sıfatıyla dinlenilmeli, işçilik alacaklarına ilişkin dava dosyasının varlığı araştırılarak celbedilmeli ve işçilik hakları davasında dinlenen tanıkların anlatımları ile bu dosyada bilgi ve görgüsüne başvurulan tanıkların anlatımları karşılaştırılmalı, varsa çelişki giderilmeli, yargılama sürecinde dinlenen tanık anlatımlarının değerlendirilmesinde, iş yerinin kapsamı, kapasitesi ve niteliği nazara alınmalı, işin mevsimlik olduğu anlaşılırsa dönemleri belirlenmeli, bu dönemde davacı ile işveren arasındaki sözleşmenin askıda olduğu ve mevsimlik dönemlerde hak düşürücü sürenin işlemeyeceği gözönünde bulundurulmalı; böylelikle; çalışmanın varlığı, başlangıç ve bitiş tarihleri, mevsimlik mi, sürekli mi olduğu, yapılan işin kapsam ve niteliği de nazara alındığında kısmi çalışma mümkün olduğundan kısmi ve kesintili olup olmadığı yöntemince araştırılmalıdır.

4. Bu tür sigortalı hizmetlerin tespitine ilişkin davaların, kamu düzeniyle ilgili olduğu ve bu nedenle de özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmesinin zorunlu ve gerekli bulunduğu açıktır. Bu çerçevede, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde resen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır.

506 sayılı Kanun'un 79/10 uncu maddesi hükmüne göre; Kuruma bildirilmeyen hizmetlerin sigortalı hizmet olarak değerlendirilmesine ilişkin davanın, tespiti istenen hizmetin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içinde açılması gerekir. Bu yönde, anılan madde hükmünde yer alan hak düşürücü süre; yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalışmaları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar için geçerlidir. Bir başka anlatımla; sigortalıya ilişkin olarak işe giriş bildirgesi, dönem bordrosu gibi yönetmelikte belirtilen belgelerin Kuruma verilmesi ya da çalışmaların Kurumca tespit edilmesi halinde; Kurumca öğrenilen ve sonrasında kesintisiz biçimde devam eden çalışmalar bakımından hak düşürücü sürenin geçtiğinden söz edilemez. Ne var ki; sigortalının Kuruma bildiriminin işe giriş tarihinden sonra yapılması, bir başka ifade ile sigortalının hizmet süresinin başlangıçtaki bir bölümünün Kuruma bildirilmeyerek sonrasının bildirilmesi ve Kuruma bildirimin yapıldığı tarihten önceki çalışmaların, bildirgelerin verildiği tarihi de kapsar biçimde kesintisiz devam etmiş olması halinde, Kuruma bildirilmeyen çalışma süresi yönünden hak düşürücü sürenin hesaplanmasında; bildirim dışı tutulan sürenin sonu değil, kesintisiz olarak geçen çalışmaların sona erdiği yılın sonu başlangıç alınmalıdır.

Öte yandan, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2003/21-43 Esas, 2003/97 Karar ve 26.02.2003 tarihli kararında ayrıntıları açıklandığı üzere; kural olarak işe giriş bildirgeleri ve ücret ödeme bordroları sigortalının imzasını içermelidir. Sigortalı, anılan belgeleri hile, hata veya manevi baskı altında imzaladığını ileri sürmemiş veya imzanın kendisine ait olmadığını ya da kesintisiz çalıştığını söylememiş ise, birden fazla işe giriş bildirgesinin varlığı ve işyerinden yapılan kısmi bildirimler, sigortalının o işyerinde kesintili çalıştığına karine oluşturur. Bu karinenin, aksinin, ancak, eş değer de delillerle kanıtlanması gerekmekte olup tanık sözlerine değer verilemez. Bu halde ise hak düşürücü sürenin kesinti tarihleri dikkate alınarak her bir dönem bakımından ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekecektir.

3. Değerlendirme
Eldeki dava, davacının, davalı iş yerinde 01.05.1998 tarihinden 08.07.2015 tarihleri arasında sürekli ve kesintisiz olarak çalıştığının tespiti istemine ilişkin olup davanın kabulüne karar verilmiş ise de verilen hükmün eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı olduğu anlaşılmaktadır.

Tüm dosya kapsamı incelendiğinde, davacının davalı ...'ye ait hamamda tellak olarak çalıştığı iddiasıyla çalışma döneminde 27.02.2015 tarihi itibariyle ihale ile işletmenin başka bir şahsa devredildiği, bu dönem yönünden işveren ihale ile iş alan Recep Dipiler olduğundan öncelikle bu kişiye husumet yöneltilerek delilleri sorulup toplanılmalı; kadınlar gününde davacının çalışmasının olmadığı belirtildiğinden hamamın haftanın kaç günü kadınlara tahsis edildiği tespit edilerek belirlenmeli, tanıklardan bir kısmının hastalık nedeniyle davacının işe ara verdiğini belirttiklerinden bu ara verme hususu araştırılarak öncesinin hak düşürücü süreye uğrayıp uğramadığı değerlendirilmeli ve sonucuna göre karar verilmelidir.

Bu maddi ve hukuki olgular göz ardı edilerek eksik araştırma ve inceleme sonucu yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.

VI. KARAR
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurularının esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

28.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.