10. Hukuk Dairesi 2024/2664 E. , 2024/3440 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/1836 E., 2023/1083 K.
HÜKÜM/KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 21. İş Mahkemesi
SAYISI : 2018/84 E., 2021/159 K.
Taraflar arasındaki prime esas kazancın tespiti istemli davadan dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı şirkette 16.04.2008 - 06.12.2017 tarihleri arasında kesintisiz ve sürekli çalışmış olmasına rağmen davalı işyeriyle organik bağlı bulunan başka işyerlerinden giriş çıkış yapılmak suretiyle işçilik alacakları bakımından zarara uğratıldığını, müvekkilinin son net ücretinin 5.600,00 TL olmasına rağmen düşük kazanç üzerinden bildirim yapıldığını belirterek eksik bildirilen sigorta primlerine esas kazançların tespitini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
1-Davalı ... Metal Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi vekili; davalı şirketin çalışanlarına elden ücret ödemesi yapmadığını, tüm ücretlerin yasal kesinti ya da artırımlar (fazla mesai, eksik çalışma ya da izin vb) dahilinde hesaplanarak ve bordro kapsamında günü gününe çalışanların banka hesabına yatırıldığını, iddianın gerçek dışı olduğunu belirterek haksız açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
2-Davalı Kurum vekili; ücretin yöntemince kanıtlanması gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafından yazılı belge ile kanıtlanması sınırını aşan dava konusu sigorta primine esas kazanç istemi ile ilgili olarak sunulmuş yazılı delil ya da delil başlangıcı bulunmadığı, bu hali ile eldeki davanın tanık beyanları ile ispatlanması imkan dahilinde olmadığını davalı tarafından ibraz edilen özlük dosyası içerisinde hemen hemen çalışma döneminin tamamını kapsayan ve davacı tarafından ihtirazi kayıt olmadan imzalanan ücret tediye bordroları ile ücret hesap pusulalarında yer alan miktarlarından hesabına gönderilen rakam ile ihbar olunan SGK'ya bildirilenler ile örtüştüğü, tanık beyanlarındaki meydana gelen çelişkilerin kuşku ve duraksamanın giderilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; kararın eksik incelemeye dayalı olduğunu, dosyada yer alan delillerin dikkate alınmadığını ve bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, davacının 16.04.2008 tarihinden iş akdinin haksız feshedildiği 06.12.2017 tarihine kadar İstanbul .... O.S.B. 8. Sk. No:2 .../İstanbul adresinde bulunan ... Metal San. ve Tic. Ltd. Şti. adlı davalı şirkette net 5.600 TL maaş ile atölye şefi olarak çalıştığını, 13.09.2021 tarihli ara karar geriğince yapılan emsal ücret araştırması sonucu mahkemeye ibraz edilen değerlerin bilirkişice haksız ve hukuka aykırı olarak dikkate alınmadığını, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.07.2020 tarihili 2016/10-2141 Esas, 2020/585 K.sayılı emsal ilamları doğrultusunda prime esas kazanç tespiti davalarının her türlü delille ispatlanabileceğini, davacının çalıştığı süre zarfında maaşının sigortaya bildirilen asgari kısmını banka havalesi ile diğer kalan bölümü olan 3.648 TL’sini ise elden verilmesi suretiyle aldığını, davacının elden aldığı kısımdan kredi ödemelerini ve harcamalarını gerçekleştirdiğini ve kalan parasını aynı hesaba yatırdığını, asgari ücretle çalışıyor olmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, emsal ücret araştırılması yapılan kurumlardan da gelen cevaplarda açıkça belirtildiği üzere emsal ücretin altında SGK kaydı yapıldığını, huzurda dinlenen tanıkların beyanları ile de sabit olduğu üzere davalı şirketin uygulaması bu şekilde olup elden verilecek olan maaş için bordro baskı ile çalışanlara imzalatıldığını, kararın hatalı olduğunu belirterek istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olayda; davacının sigorta primine esas kazancının tespitini talep ettiği, davacının tespitini talep ettiği ücret miktarının brütünün HUMK’un 288 nci (HMK m.200) maddesinde belirtilen sınırları aştığı, davacının işveren tarafından Kuruma bildirilen kazancın üzerinde çalıştığını hukuksal geçerliliği haiz olarak düzenlenmiş para makbuzları, banka kayıtları, ticari defter kayıtları, ücret bordroları gibi belgelerle ispatlayamadığı ve yazılı delil başlangıcının da bulunmadığı anlaşılmakla; davanın reddine dair İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, davacı vekilinin istinaf isteminin 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 bendi uyarınca oy birliğiyle esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; istinaf dilekçesindeki beyanlarını tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, prime esas kazancın tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2-Davanın yasal dayanaklarından olan 506 sayılı Kanun'un “Prime esas ücretler” başlığını taşıyan 77 inci maddesinin 1 inci fıkrası ile 5510 sayılı Kanun'un “Prime esas kazançlar” başlıklı 80 inci maddesinin birinci fıkrasında, sigortalıların prime esas kazançlarının nasıl belirleneceği açıklanmıştır. Diğer taraftan 506 sayılı Kanun'un 79/10 uncu ve 5510 sayılı Kanun'un 86/9 uncu maddelerine dayalı olarak açılan bu tür hizmet tespiti davalarında kesinleşen mahkeme ilamı, işverence Kuruma verilmeyen belgelerin yerine geçecek nitelikte olduğundan hükümde ayrıca 77 ve 80 inci maddelere göre hesaplanacak olan 1 günlük ücretin belirtilmesi de gerekmektedir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun; 200 üncü maddesinde, bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri belir bir tutarı geçtiği takdirde senetle kanıtlanması gerektiği, bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri, ödeme veya borçtan kurtarma (ibra) gibi herhangi bir sebeple belirli bir tutardan aşağı düşse bile senetsiz kanıtlanamayacağı bildirilmiş, bu madde uyarınca senetle kanıtlanması gereken konularda yukarıdaki hükümler hatırlatılarak karşı tarafın açık muvafakati durumunda tanık dinlenebileceği, 202 inci maddesinde de, senetle kanıtlanması zorunlu konularda yazılı bir delil başlangıcı varsa tanık dinlenebileceği açıklanarak delil başlangıcının, dava konusunun tamamen kanıtlanmasına yeterli olmamakla birlikte, bunun var olduğunu gösteren ve aleyhine sunulmuş olan tarafça veya temsilcisi tarafından verilen belgeler olduğu belirtilmiştir.
Kuruma ödenmesi gereken sigorta primlerinin hesabında gerçek ücretin/kazancın esas alınması gerekmekte olup hizmet tespiti davalarının kamusal niteliği gereği, çalışma olgusu her türlü kanıtla ispatlanabilmesine karşın ücret konusunda aynı genişlikte ispat serbestliği söz konusu değildir ve değinilen maddelerde yazılı sınırları aşan ücret alma iddialarının yazılı delille kanıtlanması zorunluluğu bulunmaktadır. Ücret tutarı maddede belirtilen sınırları aştığı takdirde, tespiti gereken gerçek ücretin; hukuksal geçerliliğe sahip olarak düzenlenmiş bulunmaları kaydıyla, sigortalının imzasını içeren aylık ücreti gösteren para makbuzları, banka kayıtları, ticari defter kayıtları, ücret bordroları gibi belgelerle kanıtlanması olanaklıdır. Yazılı delille ispat sınırının altında kalan miktar için tanık dinlenebileceği gibi, tespiti istenen miktar sınırı aşsa dahi varlığı iddia edilen çalışmanın öncesine ve sonrasına ait yazılı delil başlangıcı sayılabilecek belgeler bulunuyorsa tanık dinlenmesi mümkündür. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 20.10.2010 tarihli ve 2010/10-480 E., - 2010/523 K., 20.10.2010 tarihli ve 2010/10-481 E., - 2010/524 K., 20.10.2010 tarihli ve 2010/10-482 E., - 2010/525 K., 19.10.2011 tarihli ve 2011/10-608 E., - 2011/649 K., 19.06.2013 tarihli ve 2012/10-1617 E., - 2013/850 K., sayılı ilamlarında da aynı görüş ve yaklaşım benimsenmiştir.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurulları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, davacı vekili tarafından ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden ilgiliye yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
28.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!