10. Hukuk Dairesi 2024/2657 E. , 2024/3561 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/119 E., 2023/1892 K.
KARAR : Esastan Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 16. İş Mahkemesi
SAYISI : 2021/68 E., 2022/293 K.
Taraflar arasındaki prime esas kazancın tespiti istemli davadan dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının davalı şirket bünyesinde 25.08.2005-09.02.2015 tarihleri arasında çalıştığını, Ankara 28. İş Mahkemesinin 2016/297-311 Esas sayılı numaraları ile seri olarak alacak davası açıldığını, davanın kabulüne dair kıdem tazminatı ve bakiye ücret alacağı dışında brüt aylık ücretinin bilirkişi hesabında, davalı şirketin prime esas bildirdiği ücretten fazla olarak tespit edildiğini, 5.845,40 TL. fazla çalışma ücreti, 365,06 TL. ulusal bayram genel tatil alacağı, 1.580,00 TL. hafta tatili alacağına hükmedildiğini, ücretinin 3.751,47 TL. olarak hesaplandığını, kararın Bölge Adliye Mahkemesi tarafından onanarak kesinleştiğini, davacının prim ödemesine esas bildirilmiş olan ücretinin üzerinde ücrete hak kazandığının kesinleşen karar ile sabit olduğunu, ancak bu ücrete göre ek prim bildiriminde bulunulmadığını belirterek, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla davacının çalıştığı sürelerde hak kazandığı halde eksik bildirilen ücretlerinin kesinleşen karara göre prime esas kazanç olarak tespiti sonucunda şirkete prim tahakkuk ettirilip, SGK nezdinde kayıt altına alınmasına karar verilmesini talep ve dava etmiş, açıklama dilekçesi ile çalıştığı 25.08.2005-09.02.2015 tarihleri arasındaki çalışmada; hak kazandığı halde eksik bildirilen ücretlerinin, kesinleşen karara göre: kesinleşen karardaki son ay esas alınarak raporla 3.751,47 TL. tespit edilmiş olan 25.08.2005-09.02.2015 tarihleri arasındaki ödemelerin prime esas kazancın tespiti sonucunda, davalı şirkete prim tahakkuk ettirilip, SGK nezdinde kayıt altına alınmasını talep etmiştir.
II. CEVAP
1-Davalı ... Ev Aletleri San. Tic. A.Ş. vekili cevap dilekçesi ile davacının ücret bordroları kapsamında ücretinin ödenerek, SGK'ya bildirildiğini, davacı iddialarının doğru olmadığını, ödemelerin eksiksiz olarak banka kanalı ile yapıldığını, davacının bazı dönemlerde yıllık izin, ücretli izin kullanması nedeniyle ücretlerinde farklılıklar olduğunu, davacının son ay ücreti üzerinden hesaplamalar yapıldığından, geçmiş aylara yönelik olarak belirleme yapılması talebinin hukuka aykırı olduğunu, ücret bordroları, banka kayıtları, ticari defterler ile sabit olduğu üzere, davacıya ücretinin eksiksiz bir şekilde ödendiğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
2-Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı, hak düşürücü süre, derdestlik, husumet, görev ve yetki itirazında bulunduklarını, davacının talebi ile ilgili Kurumun yaptığı işlemin doğru olduğunu, herhangi bir eksiklik bulunmadığını bu nedenle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tüm dosya kapsamının birlikte değerlendirilmesi sonucunda; davanın prime esas kazanç tespitine ilişkin olduğu, davanın açılmamış sayılmasına ilişkin verilen kararın istinafı üzerine talebin belirtilmiş olduğu gerekçesi ile kaldırıldığı, Mahkemece kaldırma kararı uyarınca yargılama yapıldığı, davanın niteliği ve talep edilen miktara göre ilgili dönemler için senetle ispat yükümlülüğü bulunduğu, dosyada buna uygun delil bulunmadığı, ancak Ankara 28. İş Mahkemesinin 2016/297 Esas 2017/376 Karar sayılı dosyasında verilip kesinleşen kararın ödenmesi koşulu ile dikkate alınması gerektiği, icra dosyası, davacı ve davalı beyanlarına göre icra yolu ile davalı işyeri tarafından alacak dosyasına göre ödeme yapıldığının anlaşıldığı, bu durumda Mahkeme kararı gereğince yapılan ödeme gözetilerek davacının 2015/2 nci ayına ilişkin prime esas gerçek kazancının Kuruma 479,75 TL eksik bildirildiğinin tespiti gerektiği, fazlaya ilişkin talebin usule uygun deliller ile ispat edilemediği" gerekçesiyle davanın kısmen kabul ve kısmen reddi ile davacının davalı şirkete ait 092070 sicil sayılı işyerinde 2015/2. Ayına ilişkin prime esas gerçek kazancının Kuruma 479,75 TL eksik bildirildiğinin tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili istinaf başvurusunda; Mahkemenin hangi tarih aralığı için ne miktar ücret talep edildiğinin açıklanması için kendilerine 1 haftalık kesin süre verdiğini, verilen süre içinde 24.01.2019 tarihinde dilekçe ile açıklama yaptıklarını, davada talebin işçilik alacakları dava dosyasında kesinleşen miktar üzerinden, son ay ücretinin 3.751,47 TL olarak tespit yapılıp kesinleştiği de dikkate alınarak karar verilmesine ilişkin olması nedeniyle kısmen reddolunan bir talep bulunmadığını ileri sürmüştür.
2.Davalı işveren vekili istinaf başvurusunda; idari başvuru yapılmadan dava açıldığını, bilirkişinin sigorta primine esas kazanç içine alınamayacak kalemleri de dahil etmek suretiyle hesap yaptığını ileri sürmüştür.
3.Davalı SGK Başkanlığı vekili istinaf başvurusunda; Kurumun yapmış olduğu işlemlerin mevzuata uygun olduğunu ve davanın reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olayda; davacının davalıya ait işyerinde bildirilen sürelerde, işverene karşı açılan işçilik alacakları dava dosyasında kesinleşen miktarlar üzerinden, son ay ücretinin 3.751,47 TL olarak tespit yapılıp kesinleştiği de dikkate alınarak sigorta primine esas kazançlarının tespitine karar verilmesini talep ettiği, iddianın yazılı delille ispat edilememesi nedeniyle diğer aylar bakımından istemin reddine, işçilik alacaklarında hükmolunan tutarın tavan sigorta primine esas kazancı aşmayacak şekilde hizmet akdinin sona erdiği son aya ilave edilmesi gerektiği yönündeki Mahkemenin maddi vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla taraflar vekillerinin istinaf başvurularının 6100 sayılı HMK 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili; istinaf dilekçesini tekrarla kararın bozulmasını istemiştir.
2.Davalı şirket vekili ; istinaf dilekçesini tekrarla kararın bozulmasını istemiştir.
3.Davalı Kurum vekili ; istinaf dilekçesini tekrarla kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, prime esas kazancın tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2-Davanın Yasal dayanaklarından olan 506 sayılı Kanun'un “Prime esas ücretler” başlığını taşıyan 77 nci maddesinin 1 inci fıkrası ile 5510 sayılı Kanun'un “Prime esas kazançlar” başlıklı 80 inci maddesinin birinci fıkrasında, sigortalıların prime esas kazançlarının nasıl belirleneceği açıklanmıştır. Diğer taraftan 506 sayılı Kanun'un 79/10 uncu ve 5510 sayılı Kanun'un 86/9 uncu maddelerine dayalı olarak açılan bu tür hizmet tespiti davalarında kesinleşen mahkeme ilamı, işverence Kuruma verilmeyen belgelerin yerine geçecek nitelikte olduğundan hükümde ayrıca 77 ve 80 inci maddelere göre hesaplanacak olan 1 günlük ücretin belirtilmesi de gerekmektedir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 200 üncü maddesinde, bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri belir bir tutarı geçtiği takdirde senetle kanıtlanması gerektiği, bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri, ödeme veya borçtan kurtarma (ibra) gibi herhangi bir sebeple belirli bir tutardan aşağı düşse bile senetsiz kanıtlanamayacağı, bu madde uyarınca senetle kanıtlanması gereken konularda yukarıdaki hükümler hatırlatılarak karşı tarafın açık muvafakati durumunda tanık dinlenebileceği, 202 nci maddesinde de senetle kanıtlanması zorunlu konularda yazılı bir delil başlangıcı varsa tanık dinlenebileceği açıklanarak delil başlangıcının, dava konusunun tamamen kanıtlanmasına yeterli olmamakla birlikte, bunun var olduğunu gösteren ve aleyhine sunulmuş olan tarafça veya temsilcisi tarafından verilen belgeler olduğu belirtilmiştir.
Kuruma ödenmesi gereken sigorta primlerinin hesabında gerçek ücretin/kazancın esas alınması gerekmekte olup hizmet tespiti davalarının kamusal niteliği gereği, çalışma olgusu her türlü kanıtla ispatlanabilmesine karşın ücret konusunda aynı genişlikte ispat serbestliği söz konusu değildir ve değinilen maddelerde yazılı sınırları aşan ücret alma iddialarının yazılı delille kanıtlanması zorunluluğu bulunmaktadır. Ücret tutarı maddede belirtilen sınırları aştığı takdirde, tespiti gereken gerçek ücretin; hukuksal geçerliliğe sahip olarak düzenlenmiş bulunmaları kaydıyla, sigortalının imzasını içeren aylık ücreti gösteren para makbuzları, banka kayıtları, ticari defter kayıtları, ücret bordroları gibi belgelerle kanıtlanması olanaklıdır. Yazılı delille ispat sınırının altında kalan miktar için tanık dinlenebileceği gibi, tespiti istenen miktar sınırı aşsa dahi varlığı iddia edilen çalışmanın öncesine ve sonrasına ait yazılı delil başlangıcı sayılabilecek belgeler bulunuyorsa tanık dinlenmesi mümkündür. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 20.10.2010 gün ve 2010/10-480 E., - 2010/523 K., 20.10.2010 gün ve 2010/10-481 E., - 2010/524 K., 20.10.2010 gün ve 2010/10-482 E., - 2010/525 K., 19.10.2011 gün ve 2011/10-608 E., - 2011/649 K., 19.06.2013 gün ve 2012/10-1617 E., - 2013/850 K., sayılı ilamlarında da aynı görüş ve yaklaşım benimsenmiştir.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2-Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurulları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekillerince ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden ilgililere yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
01.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!