10. Hukuk Dairesi 2024/2652 E. , 2024/4442 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/3770 E., 2023/3229 K.
KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 19. İş Mahkemesi
SAYISI : 2020/277 E., 2022/482 K.
Taraflar arasındaki hizmet tespitine ilişkin davadan dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının, 12.10.1998-25.01.2011 tarihleri arasında diş hekimi olan davalılar mirasçısı ...'e ait işyerinde kesintisiz olarak çalıştığını, ancak Kuruma bildirim yapılmadığını belirterek 12.10.1998-25.01.2011 tarihleri arasında davalı işyerinde çalıştığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; hak düşürücü süre ve husumet itirazında bulunmuş, ... Özel Diş Sağlığı ve Tedavi Ltd. Şti. isimli işverenlik ile davalı ...'e ait işverenliklerin birbirinden farklı olduğu her iki işyerinin birbirinin devamı niteliğinden olmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; hak düşürücü süre itirazında bulunmuş davacının usulüne uygun deliller ile davasını ispatlaması gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "... tüm dosya kapsamı içerisindeki bilgi ve belgeler ile bilirkişi raporu ve tanık beyanları birlikte değerlendirildiğinde; istinaf kararı sonrasında mahkememizin kaldırılan kararında değişiklik yapılmasını gerektiren herhangi bir husus bulunmadığından tespiti talep edilen tarih aralığındaki fiili çalışma olgusunun kısmen de olsa somut ve net bir şekilde açıklığa kavuşturulduğuna kanaat getirildiği" gerekçesiyle;
"1- Davanın Kısmen kabul Kısmen reddi ile
Davacının 05.02.2008-31.03.2008 tarihleri arasında 56 gün süre ile davalıya ait 1177528 sicil sayılı işyerinde hizmet akdi ile sigortasız şekilde prime esas asgari kazançla çalıştığının tespitine,
Fazlaya ilişkin taleplerin reddine" karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili, ''İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi kaldırma kararı gereği bir kısım eksik deliller toplanmış ve tanıkların işyeri krokileri için İstanbul Büyükşehir Belediyesine müzekkere yazmıştır. Ancak müzekkere hatalı yazılmış ve cevabı gelmeden karar verilmiştir. Davalının "Tuzla İlçesi, ... Evleri, K:1" adresi SGK da işyeri adresi gibi gözükse de esasında ev adresidir. Mahkeme Tuzla Belediyesine müzekkere yazmıştır. Davalının fiilen çalıştırıldığı muayehane adresi " Fikirtepe Mah. Mandıracı Cad. ... Sok. No:1/1 Kadıköy" adresi için Kadıköy Belediyesine müzekkere yazılarak kroki celbi gerekirdi. Bu krokiler gelseydi tanıkların çalıştıkları adreslerin davalı işyerinin sadece bir sokak ötede olduğu anlaşılacaktı. Mahkeme bozma sonrası eksik delil toplayarak hatalı karar vermiştir. Komşu işyeri tanığı ...'nın hem SGK hizmet cetveli hem de komşu işyeri olması nedeni ile müvekkilin çalıştığı süre boyunca orada olduğu ve ifadelerinin gerçek olduğu ortaya çıkmıştır. Müvekkilin çalıştığı işyeri Fikirtepe Mahallesi kentsel dönüşüme girdiğinden tanık bulamamış, kolluktan gelen yazı cevabında da binaların yıkıldığı belirtilmiştir. Mahkemenin yeni tanık ve delil araştırması gerekirdi. Mahkemenin kamu tanıkları ve komşu işyeri tanıklarımızın uyumlu beyanlarına itibar etmemesi hatalıdır. Müvekkilim diş doktor muayehanesinde asistan olarak çalışmıştır. Diş doktor muayehanelerinde işin niteliği gereği 1 - 2 kişi çalışır. Müvekkilin elinde 2008 yılı öncesine ait yazılı belge ya da delil yoktur. Mahkeme tek ispat aracı tanık beyanlarına itibar etmesi gerekirdi. Müvekkilim 1998'den 2011 yılına kadar davalı yanında kesintisiz çalışmıştır. Resmi kayıtlarda davalının 1998 yılında açılış kaydı olmaması onun müvekkili çalıştırmadığı anlamına gelmez. Dinlettiğimiz tanıklar komşu işyeri tanıkları olup, ... aynı binada davalıya ait işyerinin karşı komşusu olup, 50 yıldan beri ikamet etmekte ve ... ise davalı işyerine 100-150 metre mesafede eczenede 1998 Ocak - 2009 yılları arası bilfiil çalıştığını beyan etmiştir. Komşu işyeri tanığı olan ve davalının çalışanı olmayan tek tanık ... ... ifadesinde: " daha önceden aynı sokaktaydık, sonradan üst katıma taşındı " beyanı ile davalı ... ...'in uzun yıllar orada işyeri olduğunu ifade etmiştir. Bu ifade bile davalının ... Özel Diş Sağlığı Tedavi Ltd. Şti.'yi açmadan önce orada fiilen işyeri olduğunu ve davacının da orda olduğu göstermektedir. Gerek kamu tanığı ... ... gerekse de ... ve ...'in ifadeleri birbiri ile son derece uyumlu olmasına rağmen Mahkeme itibar etmemiştir. Mahkemenin 1998 ile 2006 arası dönemi davalı ...'in SGK hizmet kayıtlarını araştırması ve fiilen nerede nasıl çalıştığını açıklığa kavuşturması gerekirdi. Davamızı kısmen reddi hatalıdır. Kararın aleyhe kısımları kaldırılıp davamızın kabulüne karar verilmesi gerekir." gerekçesiyle istinafa başvurmuştur.
Dahili davalılar vekili, "Bozma kararı gerekleri eksiksiz yerine getirilmemiş, bozma kararından sonra İl Sağlık Müdürlüğü'ne müzekkere yazılmış, gelen yazıda adı geçen Yeliz Çifti Deliduman bordro tanığı olarak dinlenmiştir. Bordro tanığı, müvekkile ait işyerinde 2011-2016 yılları arasında asistan olarak çalıştığını, davacıyı tanımadığını ve davacı ile birlikte müvekkile ait işyerinde çalışmadığını, davacı çalışmasına dair bilgisi olmadığını belirtmiş, dava konusu dönemde çalışma yapmamıştır. Kararda geçen "...tespiti talep edilen tarih aralığındaki fiili çalışma olgusunun kısmen de olsa somut ve net bir şekilde açıklığa kavuşturulduğuna" dair ifadenin kabul edilebilmesi mümkün değildir. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 2016/20215 K. kararına göre de kararların somut ve açık bir şekilde gerekçelendirilmesi zorunludur. Gerekçeli kararın anlaşılır, açık bir şekilde yazılması gerekir. Eksik, şekli ve görünüşte gerekçe yazılması adil yargılanma hakkının (hukuki dinlenilme hakkının) ihlâlidir. Anayasa Mahkemesi tarafından da gerekçeli kararlarda, usulüne uygun şekilde kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki gerekçesinin bulunmasının zorunlu olduğu belirtilmiştir. Bozma kararından önceki gerekçeli kararda da davalı müvekkile ait işyerinin 01.04.2008 tarihinden itibaren kanun kapsamına alındığı halde, yine de davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiştir. Hizmet tespitine karar verilen 05.02.2008 ile 31.03.2008 tarihleri arasında faal olarak kurulu olmayan, var olmayan bir işverene yönelik bu şekilde karar verilmesinin hukuki zeminde karşılığı bulunmamaktadır." gerekçesiyle, kararın bozulmasını talep etmiştir.
Davalı Kurum vekili, "Mahkemece dinlenen tanıkların hizmet tespiti davalarında dinlenecek tanık sıfatında olup olmadığı yeterince araştırılmamıştır. Hizmet tespiti davalarında en önemli delillerden biri bordrolu tanıklardır. Dava sırasında dinlenen tanıkların ifadeleri kesin ve net ifadeler değildir. Yerel Mahkemece bu eksiklikler giderilmeden karar verilmiştir. Hizmet tespiti istemi içeren davalarda davalı işverenin ve davacının ... nezdindeki kayıtları getirtilmeli ve davacının iddiaları değerlendirilmelidir. Davacının çalışmaları bakımından müvekkil Kurum kayıtları esastır. Yargıtay kararları doğrultusunda davacının işyerinde devamlı olarak hizmet akdiyle çalışmış olduğunu, tanık beyanları dışında, resmi, yazılı ve sağlıklı deliller ile (işyeri kayıtları, ücret tediye bordrosu, makbuz, ticari defterler, zabıta kayıt ve defterleri, vergi karnesi vs..) ispatlanması gerekir. Mahkemenin kabul kararı verdiği davada davacı iddialarını bu tür inandırıcı kanıtlarla kanıtlayamamış olup, yargılama sırasında anlatımına başvurulan tanıklar davacının çalışma süresini kapsar niteliğindeki bordrolu tanık değildir. Bilirkişi raporu denetime elverişli değildir. 5510 sayılı Kanun'un 86/8 maddesinde 5 yıllık hak düşürücü süre belirlenmiştir. Bu süre geçtikten sonra dava açıldığı halde, Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi hatalı olmuştur 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 4/2 nci maddesi gereği Kurum hizmet tespiti davalarında fer'i müdahildir." gerekçesiyle, kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "... Dosya kapsamına göre davacının hizmet cetvelinde 07.12.2006-04.02.2008 tarihleri arasında 0488783 sicilli ... Özel Diş Sağlığı ve Tedavi Ltd. Şti. ünvanlı işyeri, 01.04.2008-25.01.2011 arasında ise 1177528 sicilli davalı ... ünvanlı işyeri tarafından davacının çalışmaları Kuruma bildirilmiştir.
Uyuşmazlık, 12.10.1998-06.12.2006 ve 05.02.2008-31.03.2008 tarihleri arasındaki sigortasız çalışmanın tespiti ile dava dışı ... Özel Diş Sağlığı ve Tedavi Ltd. Şti. ünvanlı işyerinde geçen çalışmanın gerçekte davalı ...'e ait işyerinde gerçekleşip gerçekleşmediği hususudur.
... Özel Diş Sağlığı ve Tedavi Ltd. Şti. ünvanlı işyeri 0488783 sicilli 01.12.1987-29.02.2008 tarihleri arasında Kanun kapsamında bulunduğu, davalı ...'e ait işyerinin ise 01.04.2008 tarihinden itibaren Kanun kapsamına alınmış olduğu anlaşılmıştır.
Vergi Dairesinden gelen cevapta; ... Özel Diş Kliniği'nin 12.04.2004'de Ümraniye Vergi Dairesinden nakil geldiği, 11.02.2008'de tasfiye haline girdiği, 20.04.2009 tarihinde sona erdiği belirtilmiştir.
Dairemizin kaldırma kararından önce Mahkemece bir kısım tanıklar dinlenilmiş ise de; ...'nun 1987-2002 tarihleri arası 0488783 sicilli ... Diş Sağlığı ve Tedavi Ltd. Şti.'nden bildirim olduğu, komşu işyeri tanığı olarak dinlenen ... ve ... ...'nun tanık ...'nın komşu oldukları iddia edilmişse de iki işyeri arasında mesafe kaydına dair bir kroki bulunmadığı, tanık ... Çanak'ın 2010 yılı sonrası davacıyı tanıdığını beyan ettiği anlaşılmıştır.
Mahkemece verilen ilk kararın istinafı sonrasında Dairemizin 2018/3233 Esas - 2020/949 Karar nolu ilamı ile, "Somut olayda; 1-Dava konusu işin niteliği dikkate alınarak, dava konusu dönemde davalı işyerinde çalışanlar, işyerinin bağlı olduğu İl Sağlık Müdürlüğünden Mahkemece sorulmalı, 2-Davacının çalıştığı iddia edilen şirketle davalı arasında organik bağ olup olmadığı hususunda nizalı döneme dair resmi ticaret sicil kayıtları getirtilip incelenmeli, 3-Davacının çalıştığı iddia edilen şirketle davalı arasında organik bağ olup olmadığı, iddia edilen dönemin tümünde davalı işveren yanında fiilen çalışıp çalışmadığına dair yukarıda belirtildiği şekilde gerekirse yeni tanıklar dinlenerek, daha önce dinlenen tanıkların nizalı dönemde komşu işyeri tanığı olduğuna dair resmi kayıtlar da dosya içine alınarak ve yeni dinlenilecek tanıklara yine nizalı dönemi kapsar komşu işyeri çalışanı veya işvereni olduğuna dair resmi kayıtlar da dosya içerisine getirtilerek, eksik tüm hususların ikmalinden sonra Mahkemesince yeni bir karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır." gerekçeleri ile Mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmiştir. Dairemiz kaldırma kararından sonra İl Sağlık Müdürlüğü ve Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne yazılan yazı cevap ve ekleri gelmiş, tanık dinlenmiştir.
Ticaret Sicil Müdürlüğü'nden gelen kayıtlar ile eklerine göre; davalı ...'in ... ... soy ismi ile 04.02.2008 tarihinde kurulduğu anlaşılan ... Özel Diş Sağlığı ve Tedavi Ltd. Şti. ünvanlı işyerinin 11.02.2008 tarihinde tescil edildiği, bu durumun 15.02.2008 tarihinde de Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edildiği, şirketin son tescilini de 20.04.2009 tarihinde yaptırmış olduğu,
İstanbul İl Sağlık Müd.den gelen yazı cevabında, davalı haricinde tek çalışan olarak ...'nin bildirildiği, davacı ile ilgili bir bilgi ve belgeye rastlanılmadığı ifade edilmiştir.
Bordro tanığı ... beyanında özetle: Ben 2011-2016 yılları arasında davalıya ait diş hekimliği muayenehanesinde asistan olarak çalıştım, ben davacıyı tanımıyorum, davacı ile birlikte davalıya ait işyerinde çalışmadım, davacının çalışmasına ilişkin bir bilgim yoktur, benim çalıştığım dönemde işyerinde davalı ve ben çalışıyorduk, işyerinde başka çalışan yoktu, " beyanında bulunmuştur. Mahkemece Tuzla SGM ve Tuzla İlçe Emniyet Müd Tuzla Belediyesi Zabıta Müd'. İstanbul Büyükşehir Belediye Bşk'na yazılan yazı cevaplarının geldiği görülmüştür.
Somut olayda; istinaf kararında eksik olduğu belirtilen ticaret sicil kayıtları ile daha önce dinlenilen komşu işyeri tanıkları ve istinaf kararı sonrası İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü tarafından gönderilen evrak ile tespit edilen ve beyanları alınan bordro tanığına ait kayıt ve belgelerin celbi sağlanmıştır. Ticaret sicil kayıtlarından davalının, davacının çalıştığını iddia ettiği şirketin ortağı ve yetkilisi olduğu anlaşılmıştır. Bu nedenle dava dışı şirket ile davalı arasında organik bağın varlığının kabulü gerekmektedir. Tüm dosya kapsamı içerisindeki bilgi ve belgeler ile bilirkişi raporu ve tanık beyanları birlikte değerlendirildiğinde; tespiti talep edilen tarih aralığındaki fiili çalışma olgusunun kısmen de olsa açıklığa kavuşturulduğuna kanaat getirilerek, fazlaya ilişkin talep reddedilmek suretiyle davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilerek hüküm kurulduğu anlaşılmıştır.
Davalı ... vekili tarafından ayrıca Kurumun feri müdahil olduğu gerekçesiyle de istinafa başvurulmuş ise de 11.09.2014 gün ve 29116 (Mükerrer) sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak, yayımı tarihinde yürürlüğe giren 10.09.2014 gün ve 6552 sayılı Kanun'un 64 üncü maddesi ile 30.01.1950 tarihli ve 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 7 nci maddesinde yapılan değişiklik sonrasında Kurum sıfatının feri müdahil olduğu, dava ise bu tarihten önce açılmakla, SGK davalı konumundadır.
İlk Derece Mahkemesi tarafından yeterli inceleme ve araştırma sonucu hüküm kurulduğu, İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve kanuna uygun olduğu anlaşılmakla, davacı vekilinin, davalı Kurum vekilinin ve davalılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine" karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili, istinaf dilekçesinde öne sürdüğü gerekçelerle kararın bozulması ile davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, istinaf dilekçesinde öne sürdüğü gerekçelerle kararın bozulması ile davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Kurum vekili, istinaf dilekçesinde öne sürdüğü gerekçelerle kararın bozulması ile davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, hizmet tespitine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.Davanın yasal dayanağı 5510 sayılı Kanun'un 86/9 uncu maddesidir. Bu tür sigortalı hizmetlerin saptanmasına ilişkin davalar, sonuç itibariyle sigorta primlerinin işverenden tahsilini ve Kurum kayıtlarının düzeltilmesini de gerektireceğinden gerçek işveren ve Kurum kayıtlarında işveren olarak görünen kişilerin de belirlenerek davaya katılmaları sağlanmalı, bu yöndeki işyeri bilgi ve belgelerine ulaşılması, bir başka anlatımla, davanın sübutu, kanıtlama yükümlülüğü ve verilen kararın infazı açısından, husumetin tüm işverenlere birlikte yöneltilmesi zorunludur.
2. Dava ehliyeti, kişinin bizzat veya vekili aracılığıyla bir davayı davacı veya davalı olarak takip etme ve usuli işlemleri yapabilme ehliyetidir. Dava ehliyeti, medeni hakları kullanma ehliyetinin usul hukukunda büründüğü şekildir; dolayısıyla, medeni hakları kullanma ehliyetine ( fiil ehliyetine ) sahip gerçek ve tüzel kişiler dava ehliyetine de sahiptirler.
Taraf sıfatına gelince; bir ... dava etme yetkisi ( dava ... ) kural olarak o hakkın sahibine aittir. Bir hakkın sahibinin kim olduğu, dolayısıyla o ... dava etme yetkisinin kime ait olduğu, ( o davada davacı sıfatının kime ait olacağı ) tamamen maddi hukuk kurallarına göre belirlenir. Ancak, bir davanın davacısının o dava yönünden davacı sıfatına sahip bulunmadığının belirlenmesi halinde, Mahkeme dava konusu hakkın mevcut olup olmadığını inceleyemeyeceği ve sıfat yokluğundan davanın reddine karar vermek zorunda olduğu için, taraf sıfatı usul hukukunun da düzenleme alanındadır.
Eş söyleyişle, sıfat, dava konusu sübjektif hak (dava ...) ile taraflar arasındaki ilişkidir. Taraf ehliyeti, dava ehliyeti ve davayı takip yetkisi, davanın taraflarının kişilikleriyle ilgili olduğu halde, taraf sıfatı dava konusu sübjektif hakka ilişkindir (Baki Kuru-... Arslan-Ejder ..., Medeni Usul Hukuku, 7. baskı, Ankara 1995, s. 231). Bu nedenle, davanın tarafları, taraf ehliyetine sahip olmalıdır. Yani, bir davada taraf olabilmek için, ya, hakiki şahıs; ya da, hükmi şahıs olmak gerekir. Zira, taraf ehliyeti, medeni hukukun haklardan istifade ehliyetine tekabül eder ( Saim Üstündağ, Medeni Yargılama Hukuku, C. I-II, 7. Baskı, İstanbul 2000, s.288).Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 06.06.2007 tarih, 2007/10-358 Esas, 2007/337 Karar sayılı kararında da benimsendiği üzere; ticari şirketin tüzel kişiliği ticaret sicilinden silinmesi (terkini) ile sona erer. Tüzel kişiliğin sona ermesi için tasfiye işlemlerinin eksiksiz yapılmış olması gerekir. Şayet tasfiye işlemleri gerektiği gibi tamamlanmamış ve tasfiyesi gereken hususlar eksik bırakılmış ise, tüzel kişilik ticaret sicilinden silinse bile şirketin tüzel kişiliğinin sona erdiğinin kabulü olanaksızdır. Bu durumda, tüzel kişiliğin yeniden ihyasına gidilerek taraf teşkili sağlanmak suretiyle yargılamanın devamının sağlanması gerekir. Şu halde yapılması gereken iş; anılan HGK kararı çerçevesinde, tüzel kişiliği sona eren davalı şirketin ihyası için tasfiye memurluğu ile ticaret siciline husumet yöneltilerek ayrı bir dava açılması için davacı tarafa uygun bir süre verilmeli, dava açıldığı takdirde bu davanın sonucu beklenmeli, tüzel kişiliğin yeniden ihyası halinde, taraf teşkili sağlanarak, sonucuna göre karar verilmelidir.
3. Değerlendirme
Eldeki dava, davacının, davalı ... nezdinde 12.10.1998-25.01.2011 tarihleri arası çalıştığının tespiti istemine ilişkin olup davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de Mahkemece verilen hükmün eksik incelemeye dayalı olduğu anlaşılmaktadır.
Somut olayda, davacının 07.12.2006-04.02.2008 tarihleri arasında 488783 sicil numaralı ... Diş Sağlığı ve Tedavi Ltd. Şti. işyerinde, 01.04.2008-25.01.2011 tarihleri arasında ise 1177528 sicil numaralı ... ünvanlı işyerinde çalıştığı, 2008 yılına kadar çalışmanın geçtiği ... Diş Sağlığı ve Tedavi Ltd. Şti.'nin 2008 yılında tasfiye edilip bu tarihten sonra da ortaklardan ... yanında çalışmanın devam ettiğinin anlaşılması karşısında; ihya işlemi yapılarak şirketin davaya dahil edilmemesi, delillerinin sorulmaması ve taraf teşkilinin sağlanması gerektiğinin gözetilmemesi hatalıdır. Şirket bu haliyle tasfiye edildiğinden öncelikle şirket hakkında yasal prosedür işletilmek suretiyle ihyasına dair karar alındıktan sonra davaya dahil edilerek usulüne uygun şekilde taraf teşkili sağlanmalı, yargılamaya devam olunmalı ve sonucuna göre karar verilmelidir.
Bu maddi ve hukuki olgular göz ardı edilerek eksik araştırma ve inceleme sonucu yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve kanuna aykırı olup, bozma nedenidir.
VI. KARAR
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurularının esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Temyiz harcının istek halinde ilgililere iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
25.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!