WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 18 Haziran 2026

YARGITAY 10. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

10. Hukuk Dairesi         2024/2572 E.  ,  2024/4022 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2019/551 E., 2023/715 K.
KARAR : Kısmen kabul

Taraflar arasında Mahkemesinde görülen hizmet tespiti davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Mahkeme kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı dava dilekçesinde özetle; davacının Ankara ile Bafra - Samsun hattında yolcu taşımacılığı yapan davalı şirket nezdindeki şehirler arası otobüslerinde 2007 yılından 29.06.2009 tarihinde muavin olarak çalışırken trafik kazası geçirerek daimi suretle sakatlığa maruz kaldığını, ancak davalı şirketin kendisini kazada muavin olarak değil yolcu olarak gösterdiğini, davacının daha önce 25.08.2007 tarihinde de bir kaza geçirdiğini belirterek davalı şirkete ait işyerinde 10.08.2007-29.06.2009 tarihleri arasındaki çalışmalarının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; Kurum aleyhine açılan davanın öncelikle haksız ve yersiz olduğundan reddedilmesini, davacı taleplerinin hak düşürücü süreye uğradığını, Kurum kayıtlarının esas olduğunu ve aksinin aynı değerdeki yazılı belgelerle kanıtlanması gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.

Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; davacı taleplerinin hak düşürücü süreye uğradığını, davacının şirket bünyesinde sigortaya tabi ücretli işçi olarak çalışmadığını, trafik kazasında yolcu olarak seyahat ederken meydana gelen kaza sonucu yolcu olarak sigorta şirketinden para aldığını, davacının çalıştığını iddia ettiği dönemde otobüs firmasının henüz kurulmadığını ve otobüs seferlerine başlamadıklarını belirterek davanın reddini, yargılama gideri ve ücreti vekaletin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.

III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 01.10.2015 tarihli ve 2010/590 Esas 2015/993 Karar sayılı kararıyla; davanın kısmen kabulüne, davacının 10.08.2007-24.08.2007 tarihleri arasındaki talebinin reddine, davacının 25.08.2007-29.06.2009 tarihleri arasında davalı işyerinde kesintisiz olarak hizmet akdine dayalı olarak brüt asgari ücret üzerinden ayda 10 gün olmak üzere kısmi süreli olarak toplam 222 gün çalıştığının tespitine karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. 1. Bozma Kararı
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince temyiz isteminde bulunulmuştur.

2. Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 10.03.2016 tarih, 2015/23702 Esas, 2016/2937 Karar sayılı bozma kararında; Mahkemece, tespit olunan kaza tarihleri esas alınarak, ayda 10 gün süre ile davalı işveren nezdinde, hizmet akdiyle çalıştığının kabulü, fazlaya ilişkin talebin ise reddi yönünde hüküm tesis edilmiş ise de, yapılan araştırma ve incelemenin hüküm kurmaya yeterli ve elverişli olmadığı, kendiliğinden araştırma yapılarak, davacının gösterdiği delillerle yetinilmeyerek, davacının çalışmasının gerçekliği, işin kapsam ve niteliğiyle süresinin belirlenebilmesi amacıyla, dinlenen bordro ve davacı tanığı beyanlarının dava konusu dönemde çalışma iddiasını aydınlatmaya yeterli olmadığının kabulü ile, re'sen seçilecek diğer dönem bordro tanıkları ile aynı çevrede işyeri olan işveren ya da bu işverenlerin çalıştırdığı bordrolara geçmiş kişilere ulaşılmaya çalışılarak bilgi ve görgülerine başvurulmalı, bunların bulunmaması yada hazır edilememeleri halinde komşu evlerde, işyerlerinde yaşayanlar yine kolluk araştırması ile tespit edilerek veyahut Kurumdan sorulmak suretiyle belirlenerek bilgi ve görgülerine başvurulmalı; sigortalının kayıtlarda gözükmeyen çalışmalarının hangi nedenlerle kayıtlara geçmediği ya da bildirim dışı kaldığı hususu ile davacıya ödemelerin nasıl yapıldığı, çalışma gün ve saatleri gereğince yeterince araştırılmalı; dinlenen tanık beyanları arasında çelişki oluşması halinde bu çelişki giderilmeli; böylece gerekli tüm soruşturma yapılarak uyuşmazlık konusu husus, hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip, deliller hep birlikte değerlendirilip takdir edilerek varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmesi gerektiğinden bahisle sair hususlar incelenmeksizin karar bozulmuştur.

B- Mahkemenin Bozma ilamına uyarak verdiği 10.07.2018
tarihli ve 2016/324 Esas, 2018/589 Karar sayılı kararıyla; toplanan delillerin taktiri ve değerlendirilmesi neticesinde her ne kadar davacı tarafından davalı aleyhine Mahkemeye huzurdaki tespit davası ikame olunmuş ise de; HMK 120 maddesi uyarınca davacı vekiline usule ilişkin işlemlerin yerine getirilmesi amacıyla gider avansı yatırması hususunda kesin süreli meşruhatlı davetiye çıkartıldığı, tebligatın davacı vekiline 30.04.2018 tarihinde usulüne uygun olarak tebliğ olunmasına rağmen verilen süre zarfında ara kararın yerine getirilmediği, dolayısıyla davanın HMK 114/1-g ve HMK 115 maddesi uyarınca usulden reddine karar verilmiştir.

C- 2. Bozma Kararı
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz isteminde bulunmuştur.

2.Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 24.06.2019 tarih, 2018/5933 Esas, 2019/5349 Karar sayılı bozma kararında; eldeki dosya kapsamına göre davanın, 506 sayılı Kanun kapsamında hizmet tespiti istemini içermesi karşısında, kamu düzeniyle ilgili olduğu ve bu nedenle, özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmesinin zorunlu ve gerekli bulunduğu gözetilerek; hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, ... insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde, re'sen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği gözetilmeksizin, yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmesinin hatalı olduğu,

Mahkemece, davanın kamu düzenine ilişkin olduğu ve yalnızca 6100 sayılı Kanun'un 324 ve 325 inci maddeleri gereğince delil avansı talep edilebileceği gözardı edilerek, davanın esasına girilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme sonucu, yazılı gerekçeyle usulden ret yönünde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olduğundan bahisle karar bozulmuştıur.

D- Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Son Karar
Tüm dosya kapsamı ve deliller birlikte değerlendirildiğinde; bozma ilamı doğrultusunda yapılan yargılama neticesinde; bordro tanıklarının tespit edildiği, davalı şirketin ana sözleşmesinin 17.01.2008 tarihinde onaylandığı, 18.01.2008 tarihinde ise; şirketin ticaret sicili memurluğu tarafından tescil edildiği, 20.11.1993 tarihinden itibaren kanun kapsamına alındığı, halen faal olduğu, 2007/01-2009/06 aylarına ait dönem bordrolarında; davacıya ait kaydın olmadığı, davacının 12.10.2007, 18.10.2007, 30.01.2009 tarihlerinde dava dışı iş yerlerinden işe giriş bildirgelerinin verildiği, davalı şirkete ait 55 NZ 343 plakalı otobüsün 24.01.2008 tarihinde trafik tescil kaydının yapıldığı, davacının Samsun 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2008/21 Esas sayılı talimatı ile alınan beyanında; davalıya ait yolcu otobüsünde muavin olarak çalıştığını, olay tarihinden önce ve olay tarihine kadar kazaya karışan otobüste muavin olarak çalıştığını beyan ettiği, 29.06.2009 tarihinde meydana gelen iş kazası nedeniyle davacıya sürekli iş göremezlik gelirinin bağlandığının tespit edildiği, davacının 10.08.2007-24.08.2007 tarihleri arasındaki talebinin ispat olmaması sebebiyle reddine karar verildiği, bu hususta herhangi bir bozma sebebinin bulunmadığı, dosya kapsamında dinlenilen tüm tanıklar ve bozma sonrası dinlenilen bordro tanıklarının beyanı nazara alındığında; davacının davalı iş yerinde 25.08.2007-29.06.2009 tarihleri arasında çalıştığına kanaat getirildiği anlaşıldığından, hüküm kurmaya ve denetime elverişli 14.02.2023 tarihli bilirkişi ek raporu hükme esas alınarak; davanın kısmen kabulüne, davacının 10.08.2007-24.08.2007 tarihleri arasındaki çalışma süresinin tespitine ilişkin talebinin reddine, davacının 25.08.2007-29.06.2009 tarihleri arasında davalı işyerinde kesintisiz, 506 ve 5510 sayılı Kanun'lara tabi hizmet akdine dayalı olarak brüt asgari ücret üzerinden ayda 10 gün olmak üzere kısmi süreli olarak, Kuruma bildirilen hizmetleri dışında; 2007/8 ayında 3 gün, 2007/9 - 2009/5 ayları arasında her ay 10 gün ve 2009/06 ayında 9 gün olmak üzere toplam 222 gün daha günlük brüt asgari ücret üzerinden çalıştığının tespitine karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı Kurum vekili; davanın tümden reddinin gerektiğini belirterek kararı temyiz etmiştir

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalı şirkete ait işyerinde 10.08.2007-29.06.2009 tarihleri arasındaki çalışmalarının tespiti istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 32 nci maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439'uncu maddesinin ikinci fıkrası, 506 sayılı Kanun'un 79 uncu maddesinin 10 uncu fıkrası

3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanunun geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle davalı Kurum vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

17.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.