10. Hukuk Dairesi 2024/2492 E. , 2024/3340 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/2132 E., 2023/2116 K.
KARAR : Esastan Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Balıkesir 1. İş Mahkemesi
SAYISI : 2021/62 E., 2022/558 K.
Taraflar arasındaki Kurum işleminin iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; Kurum tarafından davacı hakkında babasından almakta olduğu yetim aylığının kesilerek iptal edildiğini, boşandığı eşiyle yaşadığına dair tespit yapıldığını ve Kurum kararı ile 24.06.2019 tarihinde davacının almakta olduğu yetim aylığının iptal edildiğini, kararın 29.11.2019 tarihli yazı ile 12.12.2019 tarihinde tebliğ edildiğini, çağrı üzerine davacının Kuruma giderek 18.12.2019 tarihli elden tebliğ ile 2 adet borç bilgilendirmesini teslim aldığını, davacının aynı gün itiraz etmiş ise de, 13.01.2020 günü gelen cevabi yazı ile itirazının reddedildiğini, Kurum tarafından Balıkesir 4. İcra Müdürlüğünün 2021/261 E. sayılı dosyası ile ilamsız takip başlatıldığını, davacının 30.12.2015 tarihinde boşandığını ve boşanma sonrası eski eşi ile birlikte fiili yaşamadıklarını beyan ederek davacının almakta olduğu yetim aylığının tekrar bağlamasını talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; davacının 09.06.2016 tarihinde boşanması üzerine 24.06.2016 tarihinden geçerli olmak üzere ölen babasından dolayı aylık bağlandığını, davacının boşandığı eşi ile fiilen birlikte yaşadığı yönündeki ihbar üzerine Kurum denetmen yardımcısı tarafından düzenlenen 30.10.2019 tarih 2019/EA/413168/110 sayılı araştırma inceleme raporu ile davacının boşandığı eşi ile birlikte yaşadığının tespit edildiğini ve 24.06.2016 tarihi itibariyle ölüm aylığının kesildiğini, davacıya toplam 56.799,07 TL aylık ve 2.000,00 TL bayram ikramiyesi olmak üzere toplam 58.799,07 TL ödeme yapıldığının tespit edildiğini, yersiz ödenen miktarların 5510 sayılı Kanun'un 96 ncı maddesi hükümlerine göre tahsilinin gerektiğini, bu durumda Kurum işleminin yerinde olduğunu beyanla davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı ile eşinin, davacıya ölen babasından ötürü ölüm aylığı bağlanması amacıyla boşandıkları, boşanmaya karşın birlikte yaşamaya devam ettikleri, sonuç olarak davalı Kurumun, davacıya ölen babasından dolayı bağlanan ölüm aylığının kesilmesine ilişkin işleminin yasaya uygun bulunduğu değerlendirilerek davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; dosyadaki tek delilin Kurumca hazırlanmış alalade ve hukuk dışı unsurlar içeren rapor olduğunu, toplanan deliller, abonelik kayıtları ve tanık ifadeleri ile muhtardan alınan bilgilerden davacı ile eşinin boşandıktan sonra birlikte yaşamadığının anlaşıldığını, davanın kabulü gerektiğini ileri sürmüştür.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b.1 maddesi uyarınca gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; istinaf dilekçesi ile benzer nedenlerle eksik incelemeye dayalı kararın bozulmasını istemiştir.
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, boşandığı eşiyle birlikte yaşamadığını belirterek yetim aylığının kesilmesine ilişkin olarak tesis edilen işlemin iptali ile yeniden yetim aylığı bağlanması istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
Davanın, yasal dayanağı 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 56 ncı maddesinin ikinci fıkrasıdır. Fıkrada “Eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen eş ve çocukların, bağlanmış olan gelir ve aylıkları kesilir. Bu kişilere ödenmiş olan tutarlar, 96 ncı madde hükümlerine göre geri alınır.” düzenlemesine yer verilmiştir. Anılan madde 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
5510 sayılı Kanun'un 56 ncı maddesinin ikinci fıkrası, daha önceki sosyal güvenlik kanunlarında yer almayan, boşanılan eşle fiilen (eylemli olarak) birlikte yaşama olgusu, gelir-aylık kesme nedeni olarak düzenlendiği gibi, eylemli olarak birlikte yaşama, aynı zamanda gelir-aylık bağlama engeli olarak da benimsenmiştir. Burada, eylemli olarak birlikte yaşama olgusunun/durumunun tanımlanması, hukuki sınır ve çerçevesinin çizilip ortaya konulması önem arz etmektedir. Taraflar arasında hangi hukuki sebep ve maddi vakıaya dayanmış olursa olsun sona ermiş evlilik birliğinin hak ve yükümlülüklerinin sürdürüldüğü beraberlikler veya kesinleşmiş yargı kararına bağlı olarak gerçekleşmiş boşanmanın var olan-olası sonuçlarını ortadan kaldırıcı/giderici nitelikteki birliktelikler madde kapsamında değerlendirilmeli, ortak çocuk-çocuklar yönünden, boşanma kararına bağlanan veya bağlanmayan kişisel ilişkilerin yürütülmesini sağlamaya yönelik olarak, eşlerin belirli aralıklarda ve günlerde zorunlu şekilde bir araya gelmeleri durumunda ise kanun koyucunun bu türden ilişkinin varlığının gelir-aylık bağlanmaması veya kesilmesi nedeni olarak öngörmediği kabul edilmeli, boşanılan eşle kurulan-yürütülen ilişkinin, eylemli olarak birlikte yaşama kavramı kapsamında yer alıp almadığı dikkatlice irdelenerek saptama yapılmalıdır.
Anılan 56 ncı maddede, oldukça yalın olarak “eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen” ibareleri yer almakta olup, kanun koyucu tarafından örneğin; “sosyal güvenlik kanunları kapsamında ölüm aylığına hak kazanmak amacıyla eşinden boşanan”, “hak sahibi sıfatını haksız yere elde etme amacıyla eşinden boşanan”, “gerçek boşanma iradesi söz konusu olmaksızın (muvazaalı olarak) eşinden boşanan” veya bunlara benzer ifadelere yer verilmemiş, sade olarak kaleme alınan metinle uygulama alanı genişletilmiştir. Maddede boşanma amacına-saikine yönelik herhangi bir düzenlemeye yer verilmediğinden, gerek Kurumca, gerekse yargı organlarınca uygulama yapılırken; eşlerin boşanma iradelerinin gerçekliğinin-samimiliğinin araştırılıp ortaya konulması söz konusu olmamalı, boşanmanın muvazaalı olup olmadığına ilişkin herhangi bir araştırma-irdeleme ve boşanma yönündeki kesinleşmiş yargı kararının geçerliliğinin sorgulaması yapılmamalı, özellikle, kesinleşmiş yargı organının verdiği karara dayanan “boşanma” hukuki durum ve sonucunun eşlerin gerçek iradelerine dayanıp dayanmadığının araştırılmasının bir başka organın yetki ve görevi içerisinde yer almadığı, kaldı ki, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nda “anlaşmalı boşanma” adı altında hukuki bir düzenlemenin de bulunduğu dikkate alınmalıdır. Şu durumda sonuç olarak vurgulanmalıdır ki, boşanma tarihi itibarıyla gerçek-samimi boşanma iradelerine sahip olan (evlilik birliği temelinden sarsılan) veya olmayan tüm eşlerin, maddenin yürürlük tarihi olan 01.10.2008 tarihinden itibaren her ne sebeple olursa olsun eylemli olarak birlikte yaşadıklarının saptanması durumunda gelirin-aylığın kesilmesi zorunluluğu bulunmaktadır.
Gelirin-aylığın kesilme tarihi ile Kurumun geri alım (istirdat) hakkının kapsamına ilişkin olarak; eylemli birlikte yaşama olgusunun gerçekleşme-başlama tarihi esas alınarak bu tarih itibarıyla gelir-aylık kesme veya iptal işlemi tesis edilip ilgiliye, anılan tarihten itibaren yapılan ödemeler yasal dayanaktan yoksun-yersiz kabul edilmeli, ancak, söz konusu madde 01.10.2008 günü yürürlüğe girdiğinden, eylemli birliktelik daha önce başlamış olsa dahi maddenin yürürlük günü öncesine gidilmemeli, başka bir anlatımla 01.10.2008 tarihi öncesine ilişkin borç tahakkuku söz konusu olmamalı, böylelikle açıklığa kavuşturulacak yersiz ödeme dönemine ilişkin olarak 5510 sayılı Kanun'un 96 ncı maddesine göre uygulama yapılmalıdır. İnceleme konusu 56 ncı maddede, “eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle” ibareleri yer aldığından, birden fazla evlilik ve doğal olarak birden fazla boşanmanın gerçekleşmiş olması durumunda, boşanılan herhangi bir eşle eylemli olarak birlikte yaşama durumunda madde hükmünün uygulanacağı gözetilmelidir.
Sonuç olarak; 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 56 ncı maddesinin ikinci fıkrasına dayalı açılan bu tür davalarda eylemli olarak birlikte yaşama olgusunun tüm açıklığıyla ve özellikle taraflar arasındaki uyuşmazlık konusu dönem yönünden ortaya konulması önem arz etmektedir. Bu aşamada, özellikle Anayasa'nın 20, 5510 sayılı Kanun'un 59, 100, 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun'un 28, 45, 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu'nun 3, 45 - 53, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 32, 01.10.2011 günü yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 6, 24 - 33, 189, 190, 191, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 6, 19, 20 nci maddeleri ve diğer ilgili mevzuat hükümleri göz önünde bulundurulmak suretiyle yöntemince araştırma yapılmalı, tarafların göstereceği tüm kanıtlar toplanmalı, bildirilen ve dinlenilmesi istenilen tanıkların ifadeleri alınmalı, davacı ile boşandığı eşinin yerleşim yerlerinin saptanmasına ilişkin olarak; muhtarlıktan ikametgah senetleri elde edilmeli, ilgili Nüfus Müdürlüklerinden sağlanan nüfus kayıt örnekleri ile yerleşim yeri ve diğer adres belgelerinden yararlanılmalı, adres değişiklik ve nakillerine ilişkin bilgilere ulaşılmalı, özellikle ilgili Nüfus Müdürlüğü’nden adres hareketleri, tarihleriyle birlikte istenilmeli, ilgililerin su, elektrik, telefon aboneliklerinin hangi adreste kimin adına tesis edildiği saptanmalı, seçmen bilgi kayıtları getirtilmeli, varsa çalışmaları nedeniyle resmi-özel kurum ve kuruluşlara verilen belgelerde yer alan adresler dikkate alınmalı, boşanan eşler 4857 sayılı Kanun hükümleri kapsamında yer almakta iseler adlarına ödeme yapılabilecek özel olarak açılan banka hesabı bulunup bulunmadığı belirlenmeli, boşanan eşlerin kayıtlı oldukları bölge-bölgeler yönünden kapsamlı Emniyet Müdürlüğü-Jandarma Komutanlığı araştırması yapılmalı, anılan mahalle-köy muhtar ve azalarının tanık sıfatıyla bilgi ve görgülerine başvurulmalı, böylelikle “boşanılan eşle eylemli olarak birlikte yaşama” olgusunun gerçekleşip gerçekleşmediği, toplanan kanıtlar ışığı altında değerlendirildikten sonra elde edilecek sonuca göre karar verilmelidir.
3. Değerlendirme
1-İncelenen dava dosyasında; davacının 09.06.2016 tarihinde boşandığı, 26.11.2003 tarihinde vefat eden babasından dolayı 21.07.2016 tarihli tahsis talebine istinaden davacıya ölüm aylığı bağlandığı, davalı Kuruma 30.09.2018 tarihinde yapılan isimsiz ihbar üzerine Kurum denetmenleri tarafından inceleme başlatıldığı, Kurumun 30.10.2019 tarihli raporunda davacının boşandığı eşi ile birlikte yaşadığının tespit edildiğinin belirtilmesi üzerine ödenen aylıkların borç tahakkuk ettirilerek davacıdan istendiği, Mahkemece davalı Kurum kayıtları getirtilip, kolluk araştırması ve ilgili muhtarlıkta görev yapan aza ve muhtar bilgilerinin celbi ile yetinildiği, dinlenen tanık anlatımları da değerlendirilerek davanın reddine karar verildiği anlaşılmakla verilen karar eksik inceleme ve araştırmaya dayalıdır.
2-Zira dosya kapsamında getirtilen kayıt ve belgelere göre; davacının 01.09.2017 tarihinden itibaren kayıtlı adresinin "Atatürk Mah. Fatih Cad. Çakmak Apt. No:19/4 Karesi/Balıkesir", 30.11.2017 tarihinden itibaren ise "2.Sakarya Mah. ... Sok. No:33/2 Karesi/Balıkesir" olup, boşandığı eşi ...'ın 26.02.2018 tarihinden itibaren "... Erkek Kuaförü" işyerine ait adreste kaydının bulunduğu, Mahkemece "2. Sakarya Mah. ... Sok." adresinde tespit olunan kamu tanıkları ile eski eşin adresi olan "Atatürk Mah. Şehitlik Önü Cad." adresinden tespit olunan kamu tanıklarının beyanlarına göre davacı ile boşandığı eşinin ayrı yaşadıklarının beyan edildiği, dinlenen kamu tanıklarından..... ile ...'nın Mahkeme huzurundaki verdikleri ifadelerinde davacının eski eşi ...'ın köyde anne babası ile beraber yaşadığını belirtmeleri karşısında tutanak tanığı olan ...'in ise Kurum denetimi sırasında kolluk görevlilerine verdiği beyanını tekrarla davacı ile eski eşinin boşandıktan sonra da beraber yaşamaya devam ettiklerini bildirildiği, bu kapsamda Mahkemece tarafların kayıtlı adreslerinde gerekli araştırmanın yapılmadığı, Kurum tarafından tespit olunan resmi kayıtların varlığı ile yetinildiği, tüm bu tespitlere göre Mahkemece kamu tanıklarının beyanları ile tutanak tanığının beyanları arasındaki çelişkilinin de giderilmediği anlaşılmakla Mahkemece dava konusu uyuşmazlıkla ile ilgili yeterli araştırma yapılmaksızın hüküm kurulmuştur.
3- Mahkemece yapılması gereken iş, Kurum denetmeni tarafından denetmen raporu ekinde tutulan tutanakların aksi sabit oluncaya kadar geçerli olacağı dikkate alınarak, davacının eski eşine ait "Atatürk Mah. Şehitlik Önü Cad. Zaman Sit. C Blok No:2A Karesi/Balıkesir" adresinde bulunan Berber dükkanına komşu Kervan Dondurma ve Hanımeli Unlu Mamülleri işyerlerini işleten, çalışan kişilerin de tespit olunarak kamu tanığı sıfatı ile beyanlarına başvurulması, dinlenen kamu tanıklarının davacının eski eşi ...'ın köyde anne babası ile beraber yaşadığı yönündeki beyanları kapsamında araştırma yapılması, hangi köyde yaşadığı tespit olunmak suretiyle eski eşin hangi adreste kimlerle yaşadığı kolluk vasıtasıyla araştırılması ve komşu, köy azası gibi kişilerin dinlenmesi, ihtilaf konusu dönem içerisinde birlikte yaşama olgusunun gerçekleşip gerçekleşmediğinin tespiti bakımından ilgili Nüfus Müdürlüklerinden sağlanan nüfus kayıt örnekleri ile yerleşim yeri ve diğer adres belgelerinden yararlanılması, adres değişiklik ve nakillerine ilişkin bilgilere ulaşılması, özellikle ilgili Nüfus Müdürlüğünden adres hareketleri, tarihleriyle birlikte istenilmesi, ilgililerin su, elektrik, telefon aboneliklerinin hangi adreste kimin adına tesis edildiği saptanması, seçmen bilgi kayıtları ile MEDULA kayıtlarının getirtilmesi, varsa çalışmaları nedeniyle resmi-özel kurum ve kuruluşlara verilen belgelerde yer alan adresler dikkate alınması, boşanan eşler 4857 sayılı Kanun hükümleri kapsamında yer almakta iseler adlarına ödeme yapılabilecek özel olarak açılan banka hesabı bulunup bulunmadığı belirlenmesi, kamu tanıkları ile tutanak tanığının beyanları arasındaki çelişkinin de giderilmesi suretiyle uyuşmazlık konusu husus hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip; deliller hep birlikte değerlendirilip takdir edilerek, varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmelidir.
VI. KARAR
Açıklanan nedenlerle,
1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
28.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!