10. Hukuk Dairesi 2024/248 E. , 2024/1497 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/2545 E., 2023/2656 K.
KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 12. İş Mahkemesi
SAYISI : 2019/244 E., 2023/240 K
Taraflar arasındaki hizmet tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacı ile davalı ve fer'i müdahil vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ile davalı ve fer'i müdahil vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının davalı işyerinde 01.01.1995 tarihinden işten ayrıldığı 01.03.1997 tarihine kadar "makineci paketçi " olarak kesintisiz çalıştığını, işveren tarafından Kuruma çalışmalarının eksik bildirildiğini belirterek, çalışmalarının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; hak düşürücü sürenin geçtiğini, davacının özlük dosyasını saklama zarureti sona ermiş bulunduğundan özlük dosyasının bulunmadığını, mevcut SGK kayıtları haricinde her hangi bir bilgi ve belgeye sahip olmadıklarını, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Fer'i müdahil SGK Başkanlığı vekili cevap dilekçesinde; hak düşürücü sürenin geçtiğini, 506 sayılı Kanun'un 79/10 uncu maddesine (5510 86 maddesine) dayanılarak açılan bu tür hizmet tespiti davaları kamu düzenini ilgilendirdiğinden, özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiğini beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile komşu işyeri tanığı bulunamadığı, davalı işveren tarafından SGK’ya işe giriş bildirgesi ve işten ayrılış bildirgesi verilmiş olup, resmi belge niteliğinde olan bu belgelerin aksini ispat eden aynı değerde bir belge bulunmadığı gibi iddia edilen işe giriş tarihi öncesi ve işten çıkış tarihinden sonraki çalışmaları ile ilgili bordro tanığı beyanının olmaması, tüm tanık beyanlarında da davacının işe giriş ve çıkış tarihleri hususunda yıl, ay, gün olarak net tarih belirtmemeleri karşısında, davacının Kuruma bildirilen giriş ve çıkış tarihleri arasında çalıştığının kabul edildiği, iki bordro tanığının davacının çalışmalarının kesintisiz ve sürekli olduğu beyan ettiği ve işveren tarafından Kuruma kısmi çalışma/eksik gün şeklinde bildirim yapıldığı, HDC’de eksik gün nedeni belirtilmediği, bordro tanıklarının beyanlarına göre davacının işe giriş ve çıkış tarihleri arasında tam süreli çalıştığı kanaatine varıldığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davacı ...’nin, 1022600.35 ss davalı ....Tarım Ürünleri San. Dış Tic. A.Ş.'ne ait tarım ürünleri paketleme işi işyerinde; işe giriş ve çıkışının verildiği 01.12.1995-29.08.1996 tarihleri arasında hizmet akdine istinaden sürekli ve kesintisiz 269 gün çalıştığı, 181 günlük çalışmasının davalı SGK’ya bildirildiği, 88 günlük çalışmasının davalı Kuruma bildirilmediğinin tespitine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı, davalı ve fer'i müdahil vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili, davacının daha uzun süre işyerinde çalıştığının bordro tanıklarının beyanları ile ispatlanmasına rağmen Mahkemece kısmen red kararı verilmesinin hukuka aykırı olduğunu beyanla İlk Derece Mahkemesinin kararının kaldırılmasını istemiştir.
2.Davalı vekili, bilirkişi raporuna itirazları değerlendirilmeksizin hatalı rapora dayanılarak hüküm kurulduğunu beyanla istinaf yoluna başvurmuştur.
3.Fer'i müdahil Kurum vekili, tespitine karar verilen sürelerin hak düşürücü süreye uğradığını, tanık ...'nin davacının kızı olup, beyanlarına itibar edilmemesi gerektiğini, bordro tanıklarının ise davacının çalışmaya başladığı tarihi net olarak ifade edemediklerini belirterek istinaf yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bildirim öncesi dönem yönünden bildirimin hak düşürücü süreye engel olmayacağı açık olmakla davacının istinafının yerinde görülmediği, yine davacının sağlık sorunları nedeniyle çalışamamasından dolayı işveren tarafından çıkartıldığı, bir süre sonra tekrar işe döndüğü bordro tanıklarının anlatımı ile sübuta ermiş olmakla kesintili çalışmanın bulunduğu iş bu davada, kesinti sonrası çalışmanın yine hak düşürücü süre nedeniyle reddi gerektiğinin açık olduğu, bordro tanıkları ... ve ... ile davacının kızı olduğu anlaşılan bordro tanığı ...'nin beyanı birlikte değerlendirildiğinde davacının çıkışının yapıldığı tarihten sonraki dönem yönünden kesintili çalışma nedeniyle hak düşürücü süre nedeniyle dinlenemeyeceği, davalı ve feri müdahil istinafı değerlendirildiğinde, davacının işe giriş bildirgesi ile Kuruma bildirimi yapılmış olmakla bildirim sonrası dönem yönünden hak düşürücü sürenin işlemeyeceği yine bildirimli dönemde davacının kesintisiz ve tam çalıştığının bordro tanığı anlatımları ile sübuta ermiş olduğu gerekçesiyle davacı vekili, davalı vekili ve feri müdahil Kurum vekilinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı, davalı ve fer'i müdahil vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili, daha uzun süre işyerinde çalıştığının bordro tanıklarının beyanları ile ispatlanmasına rağmen Mahkemece kısmen red kararı verilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek temyiz etmiştir.
2.Davalı vekili, gelmediği günlerde hastalığı sebebiyle çalışmadığının tanıklarca ifade edildiğini, felç geçirdiğinin kızı tarafından da beyan edildiğini, eksik inceleme ile karar verildiğini belirterek temyiz yoluna başvurmuştur.
3.Fer'i müdahil Kurum vekili, tespitine karar verilen sürelerin hak düşürücü süreye uğradığını, tanık ...'nin davacının kızı olup, beyanlarına itibar edilmemesi gerektiğini, bordro tanıklarının ise davacının çalışmaya başladığı tarihi net olarak ifade edemediklerini belirterek temyiz yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, hizmet tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile 506 sayılı Kanun 79 uncu, 5510 sayılı Kanun 86 ncı maddesi hükümleridir.
3. Değerlendirme
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Kanun'un 79/10 uncu ve 5510 sayılı Kanun'un 86/9 uncu maddeleri bu tipi hizmet tespiti davaları için özel bir ispat yöntemi öngörmemiş ise de davanın niteliği kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay'ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir.
Bu tür davalarda öncelikle davacının çalışmasına ilişkin belgelerin işveren tarafından verilip verilmediği yöntemince araştırılmalıdır. Bu koşul oluşmuşsa işyerinin gerçekten var olup olmadığı kanun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlenmeli daha sonra çalışma olgusunun varlığı özel bir duyarlılıkla araştırılmalıdır. Çalışma olgusu her türlü delille ispat edilebilirse de çalışmanın konusu niteliği başlangıç ve bitiş tarihleri hususlarında tanık sözleri değerlendirilmeli, dinlenen tanıkların davacı ile aynı dönemlerde işyerinde çalışmış ve işverenin resmi kayıtlara geçmiş bordro tanıkları ya da komşu işverenlerin aynı nitelikte işi yapan ve bordrolarına resmi kayıtlarına geçmiş çalışanlardan seçilmesine özen gösterilmelidir. Bu tanıkların ifadeleri ile çalışma olgusu hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmelidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.09.1999 gün 1999/21-510-527, 30.06.1999 gün 1999/21-549-555- 03.11.2004 gün 2004/21- 480-579 sayılı kararları da bu doğrultudadır.
Somut olayda, davacının işyerinde makineci, paketçi olarak çalıştığını iddia ettiği, davalı işyerinin tarım ürünleri paketleme işinden 28.12.1993 ile 30.09.2002 tarihleri arasında kanun kapsamında bulunduğu, hizmet cetvelinde 01.12.1995 ile 29.08.1996 tarihleri arasında 181 gün (1995/3 dönem 30 gün,1996/1 dönem 81 gün, 1996/2 dönem 70 gün ) olmak üzere davalı işyerinden çalışmalarının bildirildiği, dönem bordrolarının dosyada bulunduğu, işveren tarafından puantaj ve ücret bordrolarının sunulmadığı, Sosyal Güvenlik Kurumunca da eksik gün neden bildirimi olmadığının ve işyeri dosyası iz/imha olduğundan istenilen eksik gün bildirimleri ile durum tespiti, müfettiş incelemesi ve bunlara bağlı rapor ve tutanaklara ulaşılamadığının bildirildiği, Mahkemece dinlenen tanıkların dönem bordrosundaki bildiriminin de ayda 30 günden az olduğu, Mahkemece bordro tanığı sıfatıyla dinlenen tanıkların bir kısmının hizmet cetveli incelendiğinde ihtilaflı dönemde çalışmalarının bildirilmemiş olduğu anlaşılmaktadır.
Mahkemece yapılması gereken iş, dönem bordrolarında tespiti istenen dönemi kapsayacak şekilde kayıtlı olan, özellikle davacının çalıştığını iddia ettiği paketleme bölümünde çalışan ve yılın tamamında çalışması bildirilmiş, tam süreli bildirim yapılmış olan sigortalılar tespit edilerek, bunların tanık olarak bilgi ve görgülerine başvurulmalı, davacının hangi işleri yaptığı, çalışmalarının kısmi olup olmadığı, kesintisiz devam edip etmediği, çağrı üzerine çalışıp çalışmadığına yönelik tanıkların beyanları alınmalı ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Kabule göre de davacının hizmetinin 01.12.1995 ile 29.08.1996 tarihleri arasında Kuruma bildirildiği, dava tarihine göre bildirim öncesi ve sonrasına konu dönemlerin hak düşürücü süreye uğradığı açık olup, İlk Derece Mahkemesince bu dönemlere ilişkin hizmet tespiti talebinin hak düşürücü süreden reddedilmesi yerine, ispatlanamadığı gerekçesine dayalı olarak reddine karar verilmesi hatalı bulunmuştur.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
19.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!