WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 22 Haziran 2026

YARGITAY 10. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

10. Hukuk Dairesi         2024/2470 E.  ,  2024/2881 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 29. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/2544 E., 2023/2573 K.
KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 15. İş Mahkemesi
SAYISI : 2021/239 E., 2022/583 K.

Taraflar arasında iş kazasına dayalı tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl davanın kısmen kabul ve kısmen reddine birleşen davanın ise kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davacı ve davalı vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ve davalı vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
1.Davacılar vekili asıl dosyanın dava dilekçesinde özetle; davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı işyerinde çalışmaktayken 23.02.2014 günü İstanbul Fatih Sultan Mehmet Köprüsü Anadolu çıkışı Beykoz-Kavacık istikametinde yol kenarı ve bariyerlerini basınçlı su ile temizlemekteyken ayağının kayıp düşmesi esnasında elindeki basınçlı hortumdan çıkan suyun sol gözüne isabet ederek meydana getirdiği yaralanma neticesinde iş kazasına uğradığını, iş kazasından dolayı maruz kaldığı işgücü kaybına ilişkin olarak maddi tazminat talep ettiği, kaza sebebi ile müvekkilinin hayatı tamamen değiştiğini, tedavi sebebi ile çok şiddetli bedeni ızdıraplar yaşadığını, müvekkilinin artık eskisi gibi göremediğinden hayat kalitesinin ciddi anlamda azaldığından manevi tazminat talep ettiğini, tedavi masrafları, sağlık ve ulaşım harcamalarının da davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava ederek müvekkili lehine toplam 20.000,00 TL maddi ve 100.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiş, yargılamanın devamında maddi tazminat istemini 262.372,43 TL'ye artırmıştır.

2. Davacılar vekili birleşen dosyanın dava dilekçesinde özetle; 19.09.2022 tarihli hesap raporu ile tespit edilen 935.225,27 TL maddi tazminat hesap seçeneğinden asıl davada talep edilen 262.372,43 TL dışında talep harici kalan 672.852,84 TL'nin kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalıdan tahsilini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının iş kazasından sonra halen müvekkili nezdinde çalımasının devam ettiğini, davacının kendi dikkatsizliği ile ayağının hortuma takılması ve dengesini kaybederek basınçlı suyun gözüne isabet etmesi nedeniyle iş kazasına uğradığını, iş kazasında müvekkilinin kusuru olmadığını, müvekkilinin İSG kapsamında her türlü önlemi aldığını beyanla müvekkilinin kusuru bulunmayan iş kazası hakkında açılan bu davanın reddini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARLARI
İlk Derece Mahkemesi kararında özetle; istinaf ilamı gereği alınan bilirkişi heyeti raporuna göre, meydana gelen kaza da davalı işveren İstaç İstanbul Çevre Yönetimi San. Tic. A.Ş.'nin %100 oranında kusurlu olduğu, davacı kazalı işçinin herhangi bir kusurunun olmadığının belirtildiği, anılan raporun denetime elverişli olduğu ve dosya kapsamına uygun olduğu, davalı tarafça lehlerine usuli kazanılmış oluştuğu iddia edilmiş ise de; asgari ücretin kamu düzenine ilişkin olduğu ve zararın hesaplanmasında hükme en yakın tarihte geçerli olan asgari ücretin esas alınacağı, kamu düzeni ile ilgili olan bu durumda usulii kazanılmış haktan söz edilemeyeceği buna göre son ücret verilere göre bilirkişi tarafından hesaplanan 935.225,27 TL maddi tazminat yönünden karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmış ve istinaf ilamından sonra alınan hesap bilirkişi raporunun ikinci seçeneğindeki hesaplamaya itibar edilmiş, iş gücü kaybı sebebiyle maddi tazminat yönünden asıl dava ve birleşen davanın kabulüne, tedavi giderleri, sağlık ve ulaşım harcamalarına ilişkin herhangi bir belge sunulmaması, ayrıca tedavi giderinin işverenden talep edilemeyeceği gözetilerek, bu taleplerin reddine, davacının yaşı, iş kazasının meydana geldiği tarih, olayın gerçekleşme biçimi, davalı ve davacının kusur oranları, davacıda iş kazası nedeniyle meydana gelen iş göremezlik oranı, maluliyetin meydana getirdiği üzüntü, davacının sosyal ve ekonomik durumu, hak ve nesafet kuralları göz önüne alınarak 45.000,00 TL manevi tazminat talebinin davalıdan tahsiline karar verildiği anlaşılmıştır.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının 01.01.2014 tarihinde davalı şirketin kadrosuna alındığını, halen çalıştığını, davacının maluliyet oranının %39,2 olarak kabul edildiğini, Adli Tıp Kurumu'na sevkedilerek maluliyet oranı incelemesi yapılması itirazlarının kabul edilmediğini, İstanbul 22. İş Mahkemesinin 2021/725 Esas sayılı rücu dosyasında davalı şirkete %80, davacıya %20 oranında kusur izafe edildiğini, İstanbul BAM 29. Hukuk Dairesi tarafından raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi için karar verilerek yeniden İlk Derece Mahkemesine gönderilen dava dosyasında davalı şirkete %75, davacı tarafa %25 oranında kusur atfedildiğini, kusur raporlarına itiraz edildiğini, davacının istinaf incelemesi sonrası alınan bilirkişi raporuna göre ek dava açması ve asıl davaya ek olarak birleşen davanın yürütülmesinin derdestlik nedeniyle mümkün olmadığını, ek dava açılmasının usuli kazanılmış müktesep hak yönünden mümkün olmadığını, asıl dava ve birleşen dava yönünden kararın kaldırılması gerektiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.

2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının engel oranının %67 olduğunu, istinaf mahkemesinin kaldırma kararı sonrası dosyaya sunulan bilirkişi raporunda davalının %100 oranında kusurlu olduğunu, Mahkemece tedavi masrafları, sağlık ve ulaşım harcamaları taleplerinin reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, tedavi giderleri yönünden sağlık alanında uzman bilirkişiden rapor alınması taleplerinin kabul edilmediğini, manevi tazminat isteminin külliyen kabulü gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama neticesinde, 24.12.2020 tarihli 2014/734 Esas, 2020/429 Karar sayılı karar ile maddi tazminat talebi yönünden 262.372,43TL, manevi tazminat talebi yönünden 45.000 TL'nin kaza tarihinden itibaren yasal faiziyle davalıdan tahsiline, tedavi gideri, sağlık ve ulaşım harcamaları talebinin reddine karar verildiği, karara yönelik davalı tarafın ve davacı tarafın istinaf istemlerinin incelenmesi neticesinde, dairemizin 30.06.2021 tarihli 2021/459 Esas, 2021/1537 Karar sayılı kararı ile kusur oranları arasındaki çelişkinin giderilmesi gerekçesiyle HMK'nın 353/1-a/6 maddesi gereğince İlk Derece Mahkemesinin kararının esası incelemeden kaldırılmasına karar verildiği, İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama neticesinde; 15.12.2022 tarihli, 2021/239 Esas, 2022/583 Karar sayılı karar ile maddi tazminat talebi yönünden 262.372,43 TL, manevi tazminat talebi yönünden 45.000 TL'nin kaza tarihinden itibaren yasal faiziyle davalıdan tahsiline, tedavi gideri, sağlık ve ulaşım harcamaları talebinin reddine, birleşen dava yönünden maddi tazminat talebi yönünden 672.852,84 TL'nin kaza tarihinden itibaren yasal faiziyle davalıdan tahsiline karar verildiği görülmüştür. Davacının davalı nezdinde çalıştığı bir sırada 23.02.2014 tarihinde meydana gelen iş kazasında yaralandığı, dava dosyası içerisinde yer alan SGM Sağlık Kurulu raporu içeriğine göre iş gözemezlik derecesinin %39,2 oranında olduğunun anlaşıldığı, dava dosyası içerisinde yer alan dosya kapsamına uygun olduğu dairemizce de kabul edilen 15.02.2022 tarihli uzman bilirkişiler heyeti raporu içeriğine göre davalının %100 oranında kusurlu olduğu, davacının herhangi bir kusurunun bulunmadığının anlaşıldığı, 19.09.2022 tarihli aktüerya ek bilirkişi raporu içeriği, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, vakıa mahkemesi hakiminin objektif, mantıksal ve hayatın olağan akışına uygun dosyadaki verilerle çelişmeyen tespitlerine ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına, hükme dayanak alınan bilirkişi raporuna göre, İlk Derece Mahkemesinin, davacı ve davalı vekillerinin tüm istinaf sebeplerini karşılar mahiyetteki karar ve gerekçesinin dosya kapsamına, usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmakla, davacı ve davalı vekillerinin istinaf istemlerinin tümüyle reddi gerektiği kanaatine varılmıştır." gerekçeleriyle "davacı ve davalı vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b/1 bendi uyarınca esastan reddine," dair karar verildiği anlaşılmıştır.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı vekilleri temyiz başvurusunda bulunmuşlardır.

B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili dilekçesinde özetle; sağlık alanında uzman bilirkişiden rapor alınması talebimiz haklı ve hukuka uygunken iş bu talebimiz kabul edilmeksizin tedavi giderleri istemin reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, manevi tazminat isteminin tam kabulü gerektiğini beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir.

2.Davalı vekili dilekçesinde özetle; sürekli iş göremezlik oranına itirazlarının Yüksek Sağlık Kurulu ve Adli Tıp Kurumundan alınacak raporla karşılanması gerektiğini, rücu davasında davacıya %25 kusur verilmişken bu dosyada kusur verilmemesinin çelişki yarattığını, hesapta usuli kazanılmış hakkın ihlal edildiğini, birleşen davanın derdestlikten reddi gerektiğini beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, iş kazası sonucu sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
"Temyiz incelemesinin kapsamı" açısından 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, "Bilirkişi raporuna itiraz ve değerlendirilmesine" ilişkin aynı kanunun 281 ve 282 nci maddeleri, "Tazminat miktarının tayin ve tespiti" açısından 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 417 nci ve 114 üncü maddesi delaletiyle 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55 ve 56 ncı maddeleri, "hukuk yargılamasının ceza hukuku ile ilişki" açısından aynı Kanun'un 74 üncü maddesi, "olayın iş kazası olarak tespiti ile SGK yönünden sonuçları" için 5510 sayılı Kanun'un 13, 16, 19, 20 ve 21 inci maddeleri, "İş Sağlığı ve Güvenliğine ilişkin alınacak tedbirler bakımından" 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu maddeleri, "Usuli kazanılmış hak" yönünden 04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ile 09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararıdır.

3. Değerlendirme
1.İnsan yaşamının kutsallığı çevresinde işverenin, işyerinde işçilerin sağlığını ve iş güvenliğini sağlamak için gerekli olanı yapmak ve bu husustaki şartları sağlamak ve araçları noksansız bulundurmakla yükümlü olduğu 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77 nci maddesinin açık buyruğu iken, 4857 sayılı Kanun'un 77 nci ve devamı bir kısım maddeleri 30.06.2012 tarih ve 28339 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun 37 nci maddesiyle, 01.01.2013 tarihinde yürürlüğe girmek üzere yürürlükten kaldırılmış olup, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu, işverenin sağlık ve güvenlik önlemlerini alma yükümünü daha ayrıntılı bir biçimde düzenlemiştir.

2. Buna göre, 6331 sayılı Kanun’un "İşverenin Genel Yükümlülüğü" kenar başlıklı 4 üncü maddesinde: "İşveren, çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlü olup bu çerçevede;
a)Mesleki risklerin önlenmesi, eğitim ve bilgi verilmesi dahil her türlü tedbirin alınması, organizasyonun yapılması, gerekli araç ve gereçlerin sağlanması, sağlık ve güvenlik tedbirlerinin değişen şartlara uygun hale getirilmesi ve mevcut durumun iyileştirilmesi için çalışmalar yapar.
b)İş yerinde alınan iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerine uyulup uyulmadığını izler, denetler ve uygunsuzlukların giderilmesini sağlar.
c)Risk değerlendirmesi yapar ve yaptırır.
ç)Çalışana görev verirken, çalışanın sağlık ve güvenlik yönünden işe uygunluğunu gözönüne alır.
d)Yeterli bilgi ve talimat verilenler dışında ki çalışanların hayati ve özel tehlike bulunan yerlere girmemesi için gerekli tedbirleri alır." hükmü düzenlenmiştir.

3.Aynı Kanun’un 5 inci maddesinde de risklerden korunma ilkeleri düzenlenmiştir. Buna göre maddede, "İşverenin yükümlülüklerinin yerine getirilmesinde aşağıdaki ilkeler göz önünde bulundurulur:
a)Risklerden kaçınmak,
b)Kaçınılması mümkün olmayan riskleri analiz etmek,
c)Risklerle kaynağında mücadele etmek,
ç)İşin kişilere uygun hale getirilmesi için iş yerlerinin tasarımı ile iş ekipmanı, çalışma şekli ve üretim metotlarının seçiminde özen göstermek, özellikle tekdüze çalışma ve üretim temposunun sağlık ve güvenliğe olumsuz etkilerini önlemek, önlenemiyor ise en aza indirmek,
d)Teknik gelişmelere uyum sağlamak,
e)Tehlikeli olanı, tehlikesiz veya daha az tehlikeli olanla değiştirmek,
f)Teknoloji, iş organizasyonu çalışma şartları, sosyal ilişkiler ve çalışma ortamı ile ilgili faktörlerin etkilerini kapsayan tutarlı ve genel bir önleme politikası geliştirmek,
g)Toplu korunma tedbirlerine, kişisel korunma tedbirlerine öncelik vermek,
ğ)Çalışanlara uygun talimatlar vermek." hükmü yer almaktadır.

4.Görüldüğü üzere, işverenin çalışanlarla ilgili sağlık ve güvenliği sağlama yükümünün genel çerçevesi, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4 üncü maddesinde çizilmiştir. Bu çerçevede işverenin, “çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlü” olduğu belirtildikten sonra, yapacağı ve uymakla yükümlü bulunacağı birtakım esaslara yer verilmiştir. Bunun gibi 5 inci maddede, işverenin anılan yükümlülükle gerçekleştireceği korunma sırasında uyacağı ilkeler belirlenmiştir. 10 uncu maddede ise, işyerinde sağlık ve güvenlik sağlanırken, işverenin yapacağı risk değerlendirmesi çalışmasında dikkate almakla yükümlü bulunduğu hususlar belirlenmiştir (Hukuk Genel Kurulu’nun 09.10.2013 tarih 2013/21-102 Esas 2013/1456 sayılı kararı).

5.6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4 ve 5 inci maddeleri ile bunu uygun olarak çıkarılan iş güvenliği yönetmelikleri hükümleri, işverenin sorumluluğunu objektifleştiren kriterler olarak değerlendirilmelidir. Bu sebeple mevzuatta yer alan teknik iş güvenliği kurallarına uyulmaması işverenin kusurlu davranışı olarak kabul edilmelidir. Ancak, işveren sadece anılan yazılı kurallara değil, yazılı olmayan ve teknolojinin gerekli kıldığı önlemlere aykırı davrandığında da kusurlu görülerek oluşan zararı karşılamalıdır.

6.Öte yandan, objektifleştirilen kusur, kusur sorumluluğunu kusursuz sorumluluğa yaklaştırsa da onu kusursuz sorumluluk haline dönüştürmez. Çünkü, bu halde dahi işverenin sorumluluğu için kusurun varlığı şarttır. Kusurun objektifleştirilmesi kriterinin yanısıra, Türk Borçlar Kanunu’nun 417/2 nci maddesinin, Anayasa hükümleri ve 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4. maddesi kapsamında yorumlanması da işverenin sorumluluğunu oldukça genişletecektir.

7. Yukarıda belirtilen açıklamalar doğrultusunda; işvereni zararlandırıcı olay nedeniyle sorumluluk halinden kurtaracak olan durum iş sağlığı ve güvenliği alanındaki ihmalleri ile oluşan zarar arasındaki uygun nedensellik bağının kesildiğini ispat etmekten ibarettir. Hukuk Genel Kurulu’nun 20.03.2013 tarih 2012/21-1121 E. 2013/386 K. sayılı kararında da belirtildiği üzere uygun nedensellik bağı üç durumda kesilebilir. Bunlar mücbir sebep, zarar görenin kusuru ve üçüncü kişinin kusurudur. Bu hallerden birinin varlığı halinde işverenin sorumluluğuna gidilmesi mümkün değildir.

8. Dosya kapsamında toplanan bilgi ve belgelere göre; davacı sigortalının, davalı şirkette çalışırken 23/02/2014 günü su jet motorları ile kaldırım temizliği yaptığı esnada ortak tanık ... beyanına göre ayağının zemindeki dubaya takılması ile dengesini kaybetmesi ile elindeki su jeti tabancasından çıkan suyun sol gözüne gelmesi ile gözünden yaralandığı, söz konusu tabancaların tetik kısmınından elin çekilmesine rağmen suyun devam etmeye başladığı ve suyun idaresinin bağlı olduğu tanker içerisinden yapıldığı anlaşılmaktadır.

9. SGK Müfettişi tarafından düzenlenen 09.05.2017 tarihli raporda davalı işverenin %100 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiği, iş bu dosyada birlirkişiden alınan 10/09/2018 tarihli raporda davalı işverenin %75 ve davacının %25 oranında kusurlu olduğu tespit edilmişken, Bölge Adliye Mahkemesinin İlk Derece Mahkemesi kararını kusur oranlarındaki çelişkinin giderilmesi yönünden kaldırması üzerine Bilirkişi heyetinden alınan 15.02.2022 tarihli raporda davalının %100 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiği, mahkemenin iş bu rapora itibar ederek karar verdiği anlaşılmakta ise de; ortak tanık ... beyanına göre davacının ayağının çalıştığı alandaki dubaya takılarak dengesini kaybetmesi sonucu gerçekleştiğinin anlaşılması kaşısında davacının da iş kazasının gerçekleşmesinde dikkatsiz davranarak dubaya takıldığının etkili olması nedeniyle kusurunun olduğunun kabul edilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile işçinin kusursuz olduğu kabulü ile yazılı şekilde hüküm tesisi hatalı olmuştur.

10. O halde Mahkemece yapılacak iş davaya konuolayla ilgili SGK tarafından rücu davasında esas alınan kusur raporunu da dosya arasına getirterek, açıklanan sebeplere göre kusur oran ve aidiyetinin tespiti açısından alanında uzman A sınıf iş güvenliği uzmanı bilirkişilerden teşkil edilecek heyetten kusur raporu alınması, kararın davacı tarafça sürekli iş göremezlik oranı nedeniyle tespit edilen maddi tazminat alacağı yönünden temyiz edilmemiş olması nedeniyle tespit edilen kusur oranını 19.02.2022 tarihli hesap raporuna uygulayarak oluşan usuli kazanılmış haklara göre karar verilmesi gerekmektedir.

11. İlk Derece Mahkemesince anılan hususlar gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olmuştur.

12. O halde, davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları gözetilerek, bozma sebeplerine göre bu aşamada davalı vekilinin sair temyiz itirazları ile davacı vekilinin tüm temyiz itirazları incelenmeksizin, davacı ve davalı vekillerinin istinaf itirazlarının esastan reddine dair Bölge Adliye Mahkemesi kararı ortadan kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır .

VI. KARAR:
Açıklanan sebeplerle;
1. Davacı ve davalı vekilleri tarafından temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurularının esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

2. İlk Derece Mahkemesi kararının davalı vekilinin sair bozma sebebine göre davacı vekilinin ise bu aşamada tüm temyiz itirazları incelenmeksizin BOZULMASINA,

3. Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine,

4. Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

19.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.