WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 04 Haziran 2026

YARGITAY 10. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

10. Hukuk Dairesi         2024/2391 E.  ,  2024/6880 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2023/262 E., 2023/313 K.
KARAR : Kısmen Kabul

Taraflar arasındaki 5434 sayılı Kanun kapsamında geçen fiili hizmet zammı süresi dikkate alınarak, yaşlılık aylığı tahsisi ve aylıkların yasal faizleri ile davalı Kurumdan tahsili gerektiğinin tespiti davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının askeri öğrenci olarak TSK bünyesinde 5434 sayılı Kanuna tabi olarak muvazzaf subay (pilot) olarak (T.C Emekli Sandığı Sicil Numarası: ...) çalıştığı ve 14.11.2018 tarihinde istifa ederek bu görevinden ayrıldığı, hizmet terhis belgesinin dosyaya sunulduğu, istifa sonrası özel bir havayolu şirketinde çalışmaya başladığı, davacının fiili hizmet zammı süresinin tespiti ile işbu sürelerin sigortalılık başlangıç tarihinden ve emeklilik yaş haddinden geriye çekilmesi ve yaşlılık aylığı bağlanması talepli olarak Bağcılar Sosyal Güvenlik Merkezi'ne dilekçe ile başvurduğu, Kurumun 14.09.2018 tarih 51171429-205.02.01-E.11872783 sayılı yazısı ile davacının 50 yaşını doldurduğunda emekli olabileceğinin bildirildiği, yapılan hesaplama ve cevabın hatalı olduğu gibi yasalara da aykırı olduğu, davacının fiili hizmet zammı süresinin 1365 gün yani 3 yıl 9 ay 15 gün olduğu, bu sürenin tamamının sigorta başlangıç tarihinden geri çekilmesi gerektiği, davacının 5434 sayılı Emekli Sandığı Kanunu'nun 32 nci maddesindeki düzenlemeye göre fiili hizmet süresine zam yapılanlardan olduğu, 02.06.2020 tarihinden 3 yıl 9 ay 15 gün düşüldüğü zaman emekli tarihinin 18.08.2016 olacağı iddiasıyla davacının hak etmiş olduğu 1365 gün yani 3 yıl 9 ay 15 gün fiili hizmet zammı süresinin tamamının sigorta başlangıç tarihinden geri çekilmesine, emeklilik aylığı bağlanması talebiyle Kuruma başvuruları 07.06.2018 tarihinden itibaren hesaplanacak emeklilik aylığının faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; HMK 114/1-h maddesi gereği davacının dava açmakta hukuki yararının bulunması gerektiğinden huzurdaki davanın dava şartı yokluğu nedeniyle reddinin gerektiği, davacının itibari hizmet süresinden dilekçesinde talep ettiği şekli ile yararlanmasının yasal olarak mümkün olmadığı, davanın yasal dayanaktan yoksun olduğu savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesi tarafından 12.12.2019 tarihli ve 2018/282 Esas, 2019/309 Karar sayılı karar ile fiili hizmet zammının hizmet süresini, emekli ikramiye miktarını ve emekli aylığı bağlama oranını arttırmakta ve yaş haddinden de 8 yıla kadar indirim sağladığı, bu nitelikleri dikkate alındığında 5434 sayılı Kanundaki hizmet zammının 506 sayılı Kanundaki itibarı hizmetin karşılığı olduğu buna bağlı olarak da 5434 sayılı Kanundaki hizmet zammının 506 sayılı Kanun kapsamındaki hizmetlerle birleştirilmeleri yolunda sigortalılık süresine eklenmesi ve bunun yaş haddinden indirilmesi gerektiği, ... Başkanlığı EHGM Kamu Görevlileri Tescil Ve Hizmet Daire Başkanlığı'nın 12.03.2019 tarihli yazısı ile davacının 3 yıl, 9 ay, 15 gün fiili hizmet zammı (FHZ) bulunduğunun belirtildiği, Bağcılar Sosyal Güvenlik Merkezi'nin 14.02.2019 tarihli yazısı ile davacının 07.06.2018 tarihli tahsis talebine istinaden yapılan incelemede, 3364 gün 4/a, 6900 gün 5434 Emekli Sandığı, 1365 gün 5334 Emekli FHZ olmak üzere toplam 11629 gün sigortalı olduğu, sigorta başlangıç tarihinin 15.09.1989 olduğu ve 50 yaşını yerine getirmediği, yaş koşulunun 02.06.2021 tarihinde dolacağı belirtildiği, hizmet başlangıcı 15.09.1989 olan davacının 3 yıl 9 ay 15 günlük fiili hizmet zammı bu tarihten geriye çektiğinde hizmet başlangıcı 01.12.1985 olacağı, yaşlılık aylığı koşulları bakımından ise 25 yıl 49 yaş ve 5300 gün koşullarının gerçekleşmesi gerekeceği, yaş koşulu bakımından 49 yaşını 17.08.2016 tarihinde dolduracak ve takip eden aybaşından itibaren yaşlılık aylığına hak kazanabileceği gerekçesiyle davanın kabulü ile davacının 3 yıl 9 ay 15 günlük fiili hizmet zammı süresinin tamamının yaş haddinden indirilmesine, hizmet başlangıç tarihinden geriye çekilmesi gerektiğinin tespitine, davacının yaşlılık aylığı tahsis talebinde bulunduğu 07.06.2018 tarihini takip eden ay başı olan 01.07.2018 tarihi itibariyle yaşlılık aylığı almaya hak kazanacağının tespitine, emeklilik aylıklarının hak ediş tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin 12.12.2019 tarihli ve 2018/282 Esas, 2019/309 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. Gerekçe ve Sonuç
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesi tarafından 30.06.2021 tarihli, 2020/128 Esas, 2021/907 Karar sayılı kararı ile davacının 07.06.2018 tarihinde tahsis talebinde bulunduğu, davacının tahsis talebinin yaş koşulu oluşmadığı gerekçesiyle talebi reddettiği, davacının 15.09.1989 - 14.11.2008 tarihleri arası 4/c sigortalılığının bulunduğu, 3 yıl 9 ay 15 gün fiili hizmet zammı bulunduğu, 8265 gün 4/c sigortalılığı, 28.01.2009 - 30.07.2018 tarihleri arası 9394 gün 4/a sigortalılığının bulunduğu, davacının 15.09.1989 tarihinden fiili hizmet zammı geriye çekildiğinde başlangıç tarihinin 31.12.1985 olduğu, sigortalılık koşullarının 25 yıl, 49 yaş, 5300 prim günü olduğu, 02.06.1971 doğumlu olan davacının 49 yaşını 02.06.2020 tarihinde dolduracağı, fiili hizmet zammı yaştan indirildiğinde davacının yaş koşulunu 17.08.2016 tarihinde dolduracağı, davacıya 07.06.2018 tarihli tahsis talebine istinaden yaşlılık aylığı bağlanabileceği, mahkeme kararının yerinde olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V.BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. İlk Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemenin 30.06.2021 tarihli, 2020/128 Esas, 2021/907 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Dairemizce 11.01.2022 tarihli ve 2021/9462 Esas, 2022/124 Karar sayılı ilamla aşağıdaki gerekçeyle Bölge Adliye Mahkemesi kararı kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur:

"...mahkemece, 2829 sayılı Kanun kapsamında hizmetleri birleştirilen ve 506 sayılı Kanun kapsamında tahsis koşulları uyuşmazlık konusu olan, davacının 5434 sayılı Kanun'un 32 nci vd. maddeleri hükümlerince hak kazandığı 'fiili hizmet zammının' tahsis koşullarından olan yaş haddinden indirilmesine ilişkin kabul, 506 sayılı Kanun'un Ek 39'uncu maddesi karşısında yerinde ise de, 5434 sayılı Kanun'da yer alan 'fiili hizmet zammının', iştirakçilerin görev yaptıkları süreler boyunca ve tam kesenek vermek suretiyle geçirdiği sürelere ilişkin olarak yapılan ek bir zam niteliğinde olduğu ve fiili hizmet süresine eklenmesi gerektiği, buna göre eklenen bu hizmetin, iştirakçilerin fiili hizmet süresini, emeklilik ikramiye miktarını ve emekli aylığı bağlama oranını artırdığı ve yaş haddinden de 8 yıla kadar indirim sağladığı, 5434 sayılı Kanun'un 11 inci kısmında 35 vd. maddelerinde ayrıca düzenlenmiş olan 'itibari hizmet' sürelerinin de, istekle emekliye ayrılmak için gerekli olan, kadınlarda 20, erkeklerde 25 hizmet yılının hesabı ve emekli ikramiyesinin hesaplanmasında bu sürenin dikkate alınmayacağı, ancak keseneklerin iadesinde, toptan ödeme yapılmasında ödenecek paranın ve aylık bağlanmasına hak kazanılması halinde bağlanacak aylığın oranının artmasına etki ettiği dikkate alınarak, 5434 sayılı Kanun'un 32.vd. maddelerinde düzenlenmiş 'fiili hizmet zammının', 506 sayılı Kanun'daki ve içtihadı birleştirme kararı gereğince sadece sigortalılık süresine eklenmesi gereken 'itibari hizmet' süresinden farklı bir kavram olduğu açıkça anlaşılmakta olduğundan, bu sürenin 506 sayılı Kanun kapsamında tahsise esas sigortalılığın başlangıç tarihinden geriye çekilmesi mümkün değildir. Başka bir deyişle, 5434 sayılı Kanun kapsamında hak kazanılan 'fiili hizmet zammının' kişilerin fiili hizmetine eklenmesi gerektiği söylenebilir ise de, birleşen hizmetler sonrasında, 506 sayılı Kanun'un 60 ıncı ve geçici 81 inci maddesindeki yaşlılık aylığı bağlanmasına ilişkin koşullar bakımından uygulama yapılırken, sigortalılık süresi yönünden, kişinin sigortalılık başlangıç tarihiden geriye doğru ekleme yapılması ile sigortalılık başlangıç tarihinin geriye çekilmesi suretiyle, ek bir sigortalılık süresine veya başkaca bir uygulama yapılmasına imkân vermediği hususu dikkate alınmalı ve buna göre tahsis koşulları yeniden irdelenmeli, sonucuna göre bir karar verilmelidir.

Bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, mahkemece yazılı şekilde hüküm tesisi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

Kabule göre de; aylıkların geç ödenmesi nedeniyle işleyen faizler bakımından, 5510 sayılı Yasa’nın 42. maddesinin 'Kurum, sigortalıya veya hak sahiplerine bağlanacak gelir, aylık veya toptan ödemeleri, gerekli belgelerin ve incelemelerin tamamlandığı tarihten itibaren en geç üç ay içinde hesap ve tespit ederek sonuçlarını yazı ile bildirir.' hükmü uyarınca, Kurum'un, yaşlılık aylığı tahsis tarihini takip eden 3 aylık sürenin sonundan itibaren faiz alacağı ile sorumlu tutulacağı nazara alındığında, mahkemece bu durumun dikkate alınmaması ve infazda tereddüt uyandıracak şekilde karar verilmesi de, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
.."

B.İlk Derece Mahkemesince İlk Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesi tarafından 27.01.2023 tarihli ve 2022/14 Esas, 2023/33 Karar sayılı karar ile uyulmasına karar verilen bozma ilamında da sözü edildiği üzere, 2829 sayılı Kanun kapsamında hizmetleri birleştirilen ve 506 sayılı Kanun kapsamında tahsis koşulları uyuşmazlık konusu olan davacının 5434 sayılı Kanun'un 32 ve devamı maddeleri hükümlerince hak kazandığı “fiili hizmet zammının” tahsis koşullarından olan yaş haddinden indirilmesine ilişkin kabul, 506 sayılı Kanun'un Ek 39 uncu maddesi karşısında yerinde ise de, 5434 sayılı Kanunda yer alan “fiili hizmet zammının”, iştirakçilerin görev yaptıkları süreler boyunca ve tam kesenek vermek suretiyle geçirdiği sürelere ilişkin olarak yapılan ek bir zam niteliğinde olduğu ve fiili hizmet süresine eklenmesi gerektiği, buna göre eklenen bu hizmetin, iştirakçilerin fiili hizmet süresini, emeklilik ikramiye miktarını ve emekli aylığı bağlama oranını artırdığı ve yaş haddinden de 8 yıla kadar indirim sağladığı, 5434 sayılı Kanun'un 11 kısmında 35 ve devamı maddelerinde ayrıca düzenlenmiş olan “itibari hizmet” sürelerinin de, istekle emekliye ayrılmak için gerekli olan, kadınlarda 20, erkeklerde 25 hizmet yılının hesabı ve emekli ikramiyesinin hesaplanmasında bu sürenin dikkate alınmayacağı, ancak keseneklerin iadesinde, toptan ödeme yapılmasında ödenecek paranın ve aylık bağlanmasına hak kazanılması halinde bağlanacak aylığın oranının artmasına etki ettiği dikkate alınarak, 5434 sayılı Kanun'un 32 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş “fiili hizmet zammının”, 506 sayılı Kanundaki ve içtihadı birleştirme kararı gereğince sadece sigortalılık süresine eklenmesi gereken “itibari hizmet” süresinden farklı bir kavram olduğu, bu sürenin 506 sayılı Kanun kapsamında tahsise esas sigortalılığın başlangıç tarihinden geriye çekilmesinin mümkün olmadığı, dolayısıyla 5434 sayılı Kanun kapsamında hak kazanılan “fiili hizmet zammının” kişilerin fiili hizmetine eklenmesi gerektiği söylenebilir ise de, birleşen hizmetler sonrasında, 506 sayılı Kanun'un 60 ve geçici 81 inci maddesindeki yaşlılık aylığı bağlanmasına ilişkin koşullar bakımından uygulama yapılırken, sigortalılık süresi yönünden, kişinin sigortalılık başlangıç tarihinden geriye doğru ekleme yapılması ile sigortalılık başlangıç tarihinin geriye çekilmesi suretiyle, ek bir sigortalılık süresine veya başkaca bir uygulama yapılmasına imkân vermediği dikkate alındığında davacının tahsis talebi tarihinde emeklilik şartlarını sağlamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

C. İkinci Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemenin 27.01.2023 tarihli ve 2022/14 Esas, 2023/33 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Dairemizce 25.04.2023 tarihli ve 2023/6410 Esas, 2023/4438 Karar sayılı ilamla aşağıdaki gerekçeyle İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur:

"..Mahkemece bozmaya uyulmuş ise de, bozma gereklerinin yerine getirilmediği anlaşılmakta olup, tahsis yapılmasına ilişkin davalarda, Kuruma başvuruda bulunulduğu tarih veya dava tarihi itibarıyla tümüyle oluşmayan tahsis koşullarının yargılama aşamasında gerçekleşmesi durumunda, özellikle, Anayasa’nın 141 inci maddesindeki, davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasının, yargının görevi olduğunu belirten hüküm, 6100 sayılı Kanunun 'Usul ekonomisi ilkesi' başlıklı 30 uncu maddesinde yer alan, hâkimin, yargılamanın kabul edilebilir süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlü olduğu yönündeki düzenleme, sosyal koruma, dayanışma, sosyal denkleştirme ve zorunluluk ilkelerine dayanan sosyal sigortalar, bireyin onuru ile kişiliğinin geliştirilmesi için kaçınılmaz ekonomik, sosyal ve kültürel hakların doyurulması temeline dayanan sosyal güvenlik hukukunun ilkeleri dikkate alındığında, bütün şartların yerine getirildiği tarihi izleyen aybaşından itibaren aylığa hak kazanıldığının tespitine ilişkin hüküm kurulması, kuşkusuz, yargılama aşamasında gelir/aylık bağlama koşulları gerçekleşen sigortalı yönünden tahsis talep günü itibarıyla şartlar oluşmamakla Kurumun dava açılmasına sebep olan herhangi bir haksız işleminin de söz konusu bulunmadığı gözetilerek yargılama giderlerinin taraflar arasında paylaştırılıp vekil ile temsil olunan davalı Kurum yararına da avukatlık ücreti belirlenmesi gereği de bozma sonrası yapılacak yargılamada dikkate alınmalı ve buna göre bir karar verilmelidir.

Eldeki dava bakımından, öncelikle bozmaya uygun şekilde uygulama yapılmalı ve davacının tahsis koşullarını gerçekleştirip gerçekleştirmediği hususu irdelenmeli sonucuna göre davacının tahsis talep tarihi itibari ile koşulları sağlayıp sağlamadığı hususu belirlenmeli devamında ise dava devam ederken tahsis koşullarının oluşup oluşmadığı üzerinde durulmalıdır.

Buna göre, 07.06.2018 tarihinde tahsis talebinde bulunduğu anlaşılan davacı hakkında, 5510 sayılı Kanun'un geçici 1 inci maddesinin 2 nci fıkrası gereği uygulanması gereken 2829 sayılı Kanun kapsamında uygulama yapılırken son 7 yıllık süre içerisinde en fazla 506 sayılı Kanun kapsamındaki hizmetlerinin geçtiği anlaşılmakla, tahsis şartları bakımından 506 sayılı Kanun'un 60 ve geçici 81 inci maddeleri hükümlerine tabi olduğu anlaşılmakta olduğundan, 18 yaşından sonra ve ilk kez Emekli Sandığı kapsamına alındığı 15.09.1989 tarihine göre, tahsis talep tarihi itibari ile 28 yıl 8 ay 22 gün, 23.05.2002 tarihi itibari ile de 12 yıl 8 ay 8 gün sigortalılığına ve 5450 günden fazla gününün bulunmasına göre, geçici 81 inci maddenin ilk fıkrasının (B) bendinin (h) alt bendi gereğince 25 yıl sigortalılık süresi 5450 gün ve 51 yaş şartlarına tabi olduğu belirgin olup, 02.06.1971 doğumlu davacının 51 yaşını doldurduğu 02.06.2022 tarihinden 3 yıl 9 ay 15 günlük fiili hizmet süresi zammının geriye çekilmesi ile bulunacak 17.08.2018 tarihini takip eden aybaşına göre ve davacının talebi de gözetilerek bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
.."

D.İlk Derece Mahkemesince İkinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesi tarafından yukarıda tarih ve sayısı belirtilen karar ile 07.06.2018 tarihinde tahsis talebinde bulunduğu anlaşılan davacı hakkında, 5510 sayılı Kanun'un geçici 1 inci maddesinin 2 nci fıkrası gereği uygulanması gereken 2829 sayılı Kanun kapsamında uygulama yapılırken son 7 yıllık süre içerisinde en fazla 506 sayılı Kanun kapsamındaki hizmetlerinin geçtiği anlaşılmakla, tahsis şartları bakımından 506 sayılı Kanun'un 60 ve geçici 81 inci maddeleri hükümlerine tabi olduğu anlaşılmakta olduğundan, 18 yaşından sonra ve ilk kez Emekli Sandığı kapsamına alındığı 15.09.1989 tarihine göre, tahsis talep tarihi itibari ile 28 yıl 8 ay 22 gün, 23.05.2002 tarihi itibari ile de 12 yıl 8 ay 8 gün sigortalılığına ve 5450 günden fazla gününün bulunmasına göre, geçici 81 inci maddenin ilk fıkrasının (B) bendinin (h) alt bendi gereğince 25 yıl sigortalılık süresi 5450 gün ve 51 yaş şartlarına tabi olduğu belirgin olup, 02.06.1971 doğumlu davacının 51 yaşını doldurduğu 02.06.2022 tarihinden 3 yıl 9 ay 15 günlük fiili hizmet süresi zammının geriye çekilmesi ile bulunacak 17.08.2018 tarihini takip eden aybaşına göre yaşlılık aylığı bağlanması gerektiği anlaşılmış söz konusu tarih Kuruma başvuruda bulunulan tarihten sonra gerçekleşmiş ise de Anayasanın 141 inci maddesindeki, davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasının, yargının görevi olduğunu belirten hüküm, 6100 sayılı Kanunun “Usul ekonomisi ilkesi” bir arada değerlendirildiğinde davacıya 17.08.2018 tarihini izleyen ay başı olan 01.09.2018 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespitine karar verilmiş daha önceki tarihte emekli olduğuna dair fazlaya ilişkin talebinin reddine karar verildiği, aylıkların geç ödenmesi nedeniyle işleyen faizler bakımından, 5510 sayılı Kanun'un 42 nci maddesinin “Kurum, sigortalıya veya hak sahiplerine bağlanacak gelir, aylık veya toptan ödemeleri, gerekli belgelerin ve incelemelerin tamamlandığı tarihten itibaren en geç üç ay içinde hesap ve tespit ederek sonuçlarını yazı ile bildirir.” hükmü uyarınca, Kurumun, yaşlılık aylığı tahsis tarihini takip eden 3 aylık sürenin sonundan itibaren faiz alacağı ile sorumlu tutulacağı nazara alındığında 5510 sayılı Kanun'un 42 nci maddesi gereğince yaşlılık aylığı tahsis tarihini takip eden 3 aylık yasal sürenin sonundan itibaren hak kazanılan aylıkların faiz başlangıcının 01.12.2018 tarihi başlangıç kabul edilerek her bir ay için hak kazanılan tarihten itibaren yasal faizi ile davalı tarafından davacıya ödenmesine karar veriliği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davacının 17.08.2018 tarihini izleyen ay başı olan 01.09.2018 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespitine, hak kazanılan aylıkların 01.12.2018 tarihi başlangıç kabul edilerek her bir ay için hak kazanılan tarihten itibaren yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesi gerektiğinin tespitine, fazlaya ilişkin talebinin reddine karar verilmiştir.

VI.TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır.

B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; fiili hizmet süresi zammının sigorta başlangıç tarihinden geri çekilmesi gerektiği, ayrıca yaştan da indirilmesi gerektiği, bozma ile kazanılmış hakkın ihlal edildiği, davanın tümüyle kabul edilmesi gerektiği iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur.

2.Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının Kuruma başvuru yapıp yapmadığının anlaşılmadığı, davacının talebinin aşıldığı, davacının tahsis koşullarını taşımadığı iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur.

C.Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, 5434 sayılı Kanun kapsamında geçen fiili hizmet zammı süresi dikkate alınarak, yaşlılık aylığı tahsisi ve aylıkların yasal faizleri ile davalı Kurumdan tahsili gerektiğinin tespiti davasıdır.

2.İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun geçici 7 ile 40; 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu'nun 31 ilâ 36 ve geçici 205; 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun geçici 81, Ek 5, Ek 6, Ek 39 ve geçici 81 ile 2829 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumlarına Tabi Olarak Geçen Hizmetlerin Birleştirilmesi Hakkında Kanun'un 4 ve 8 inci maddeleri ilgili hükümlerdir.

3. Değerlendirme
1.Temyiz olunan nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen kararın, bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;

Davalı Kurum vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

24.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.