10. Hukuk Dairesi 2024/2322 E. , 2024/6876 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2023/57 E., 2023/278 K.
KARAR : Kısmen Kabul
Taraflar arasındaki 5434 sayılı Kanun kapsamında geçen fiili hizmet zammı fiili hizmet zammı süreleri nazara alınarak yaşlılık aylığı bağlanması ve Kurumdan yasal faiziyle tahsili gerektiğinin tespiti davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının 26.11.1971 doğumlu olduğu, 15.12.1989 - 14.11.2010 tarihleri arasında Türk Hava Kuvvetlerinde muvazzaf subay olarak görev yaptığı 20 yıl 11 aya istinaden yıpranma payı olarak 4 yıl, 3 ay, 15 günlük fiili hizmet zammının (FHZ) mevcut olduğu. davacının bu görevinden sonra SSK’ya bağlı sigortalı olarak özel bir hava yolu şirketinde pilot olarak çalıştığı, 4/a kapsamındaki ilk işe giriş tarihinin 07.09.2011 tarihi olduğu, davacının emeklilik tahsis talebinde bulunmak amacıyla SGK’ya başvuru ile kamu görevlisi olarak hizmet sürelerinin (4/c) ve özel sektör sigortalılık sürelerinin (4/a) birleştirilmesini talep ettiği, bunun üzerine Kamu Görevlileri Daire Başkanlığına yazı yazılarak 4/c’ye tabi hizmetlerinin bildirilmesinin istendiği ve İlgili Dairenin 16.01.2017 tarihli yazısında davacının 4/c kapsamında 20 yıl 11 aylık hizmet süresi ve 4 yıl, 3 ay, 15 günlük fiili hizmet süresi zammı olmak üzere toplamda 25 yıl, 2 ay, 15 günlük hizmet süresi olduğunun bildirildiği, davacının 31.07.2019 tarihinde emeklilik ve yaşlılık aylığı tahsis talebiyle davalı Kuruma başvurduğu ancak söz konusu talebinin emeklilik için gerekli şartları taşımadığından bahisle davalı Kurumun 01.08.2019 tarihli 11264414 sayılı yazısıyla reddedildiği, ret kararının usul ve yasalara aykırı olduğu, o tarihte yürürlükte bulunan 506 sayılı Kanunun Ek 39 uncu maddesi uyarınca fiili hizmet zammı süresinin yaş haddinden indirilmesinin ve yine ilgili mevzuat uyarınca fiili hizmet zammı süresinin hizmet başlangıç tarihinden de geriye çekilmesi gerektiği, 26.11.1971 tarihinde doğan davacının yaş haddinden 4 yıl, 3 ay, 15 günlük FHZ indirimi yapılarak doğum tarihinin 11.08.1967 tarihi olarak kabul edilmesi yine hizmet başlangıç tarihinin ise 15.12.1989 tarihinden 4 yıl, 3 ay, 15 gün geriye çekilerek 30.08.1985 tarihi olarak kabul edilmesi gerektiği ve hizmet başlangıç tarihi 30.08.1985 tarihi olarak esas alındığında davacının emeklilik şartlarının 49 yaş, 25 sigortalılık yılı, 5300 prim gün sayısı olduğunun, davacının müracaat tarihi itibariyle emeklilik için aranan şartları yerine getirerek müracaat tarihini izleyen aybaşı olan 01.08.2019 tarihi itibariyle emekliliğe hak kazandığı iddiasıyla davacının 4 yıl, 3 ay, 15 günlük FHZ süresinin hizmet başlangıç tarihinden ve emeklilik yaş haddinden indirilerek müracaat tarihini izleyen ay başı olan 01.08.2019 tarihinden itibaren emekli sayıldığının ve emeklilik aylığına hak kazandığının, hak kazanılan aylıkların hak kazanılan tarihten itibaren yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesi gerektiğinin tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; uyuşmazlığın 5434 sayılı Kanun hükümleri bağlamında çözümleneceği gözetildiğinde açılan davanın görüm ve çözümünde idari yargının görevli olduğu ve davacının fiili hizmet zammı istediği çalışmalarının Türk Silahlı Kuvvetleri nezdinde geçmiş olduğundan yetkili Mahkemelerin Ankara Mahkemeleri olduğu ayrıca davacının dava konusu talebi ile ilgili Kuruma yazılı başvuruda bulunmadan dava açıldığından davanın bu yönden de reddinin gerektiği, 6552 sayılı Kanun düzenlenmesi gereği SGK’ya açılacak hizmet tespiti dışındaki davalar için Kuruma başvuru yapılmadan dava açılmasının yasaklandığı, bu sebeple dava şartı yokluğundan da davanın reddinin gerektiği, davacının fiili hizmet zammından faydalanabilecek nitelikte bir işte çalışmış olduğu kabul edilse dahi dava açmakta hukuki yararının bulunmadığı, emeklilik şartlarını tamamlamamış ve tahsis talebinde bulunmamış olan davacının emeklilik aylığına hak kazanacağı tarihin şimdiden tespitini talep etmesinin hukuki bir temeli bulunmadığı savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesi tarafından 25.02.2020 tarihli ve 2019/321 Esas, 2020/98 Karar sayılı karar ile davacının 4 yıl, 3 ay, 15 günlük fiili hizmet zammının hem sigortalılık başlangıcını hem de yaş koşulunu geriye götürecek şekilde uygulanması gerektiği, davacının sigortalılık başlangıç tarihinin 15.12.1989 tarihinden 4 yıl, 3 ay, 15 gün geriye götürülerek 30.08.1985 tarihi olarak tespit edilebileceği ve 506 sayılı Kanun'un Geçici 81 inci maddesinin B-C bentlerine istinaden emeklilik şartlarının 24.05.1985 - 23.11.1986 tarihleri arasında işe başlayan erkek sigortalılar bakımından 25 yıl sigortalılık süresi, 5300 gün prim ödeme şartı ve 49 yaş şartı olduğu ve ayrıca 5434 sayılı hizmetlerinden sonra 506 sayılı Kanun kapsamında 2742 gün hizmetinin bulunduğu dikkate alındığında 2829 sayılı Hizmetlerin Birleştirilmesi Hakkındaki Kanunun hükümleri çerçevesinde 1260 gün şartını da yerine getirdiği, 26.11.1971 doğumlu olan davacı bakımından 4 yıl, 3 ay, 15 günlük fiili hizmet zammının yaştan da düşürülmesiyle doğum tarihinin 11.08.1967 tarihi olarak kabul edilmesine göre 49 yaşını 11.08.2016 tarihinde doldurmuş olacağı. buna karşılık sigortalılık başlangıcının 30.08.1985 tarihi olmasına göre 25 yıllık sigortalılık süresini 30.08.2010 tarihinde doldurmuş olacağı yine 5300 gün prim ödeme gün şartını toplam 11.922 prim ödeme gün sayısı bulunması ile tamamlamış olacağı ve davacının 31.07.2019 tarihli yaşlılık aylığı tahsis talebi itibariyle yaşlılık aylığına hak kazandığı gerekçesiyle davanın kabulü ile davacının 4 yıl 3 ay 15 günlük fiili hizmet zammı süresinin tamamının hizmet başlangıç tarihinden ve emeklilik yaş haddinden indirilerek, müracaat tarihini izleyen aybaşı olan 01.08.2019 tarihinden itibaren emekli sayıldığının ve emeklilik aylığına hak kazandığının ve hak kazanılan aylıkların hak kazanılan tarihten itibaren yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesi gerektiğinin tespitine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin 25.02.2020 tarihli ve 2019/321 Esas, 2020/98 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi tarafından 13.04.2022 tarihli, 2020/852 Esas, 2022/924 Karar sayılı kararı ile davacının 506 sayılı Kanun'un Geçici 81/B-g alt bendine göre (23.05.2002 deki 14 yıl 7 ay 10 günlük hizmeti nazara alındığında) 25 yıl sigortalılık süresi, 50 yaş ve en az 5375 gün prim ödemesinin bulunması halinde yaşlılık aylığına hak kazanacağı uyuşmazlık konusu olmadığı, nitekim davalı Kurum da davacının 25 yıl sigortalılık süresi, 50 yaş ve en az 3575 gün prim ödeme gün sayısını tamamladığında aylık bağlama koşullarının oluşacağını kabul ettiği, uyuşmazlığın fiili hizmet zammının yaştan indirilmesi gerekip gerekmeyeceğine ilişkin olduğu, davacının 50 yaşını 26.11.2021 tarihinde dolduracağı, 5434 sayılı Kanunu 205/son ve 506 sayılı Kanun'un ek 39 uncu maddesi gereği fiili hizmet süre zammının tamamının yaş haddinden indirilmesi gerektiği, buna göre 26.11.2021 tarihinden 4 yıl 3 ay 15 gün indirildiğinde 11.08.2017 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı koşullarını sağlamış olup, Mahkemece yaşlılık aylığı koşullarını 11.08.2016 tarihinde sağladığının belirtilmesinin 31.07.2019 tarihinde tahsis talebinde bulunulduğundan kararda 01.08.2019 tarihinden itibaren yaşlılık aylığına hak kazandığının tespitine karar verilmesi nedeniyle sonuca etkili olmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V.BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemenin 13.04.2022 tarihli, 2020/852 Esas, 2022/924 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizce 22.11.2022 tarihli ve 2022/7805 Esas, 2022/14693 Karar sayılı ilamla aşağıdaki gerekçeyle Bölge Adliye Mahkemesi kararı kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur:
"...mahkemece, 2829 sayılı Kanun kapsamında hizmetleri birleştirilen ve 506 sayılı Kanun kapsamında tahsis koşulları uyuşmazlık konusu olan, davacının 5434 sayılı Kanun'un 32 nci vd. maddeleri hükümlerince hak kazandığı 'fiili hizmet zammının' tahsis koşullarından olan yaş haddinden indirilmesine ilişkin kabul, 506 sayılı Kanun'un Ek 39'uncu maddesi karşısında yerinde ise de, 5434 sayılı Kanun'da yer alan 'fiili hizmet zammının', iştirakçilerin görev yaptıkları süreler boyunca ve tam kesenek vermek suretiyle geçirdiği sürelere ilişkin olarak yapılan ek bir zam niteliğinde olduğu ve fiili hizmet süresine eklenmesi gerektiği, buna göre eklenen bu hizmetin, iştirakçilerin fiili hizmet süresini, emeklilik ikramiye miktarını ve emekli aylığı bağlama oranını artırdığı ve yaş haddinden de 8 yıla kadar indirim sağladığı, 5434 sayılı Kanun'un 11 inci kısmında 35 vd. maddelerinde ayrıca düzenlenmiş olan 'itibari hizmet' sürelerinin de, istekle emekliye ayrılmak için gerekli olan, kadınlarda 20, erkeklerde 25 hizmet yılının hesabı ve emekli ikramiyesinin hesaplanmasında bu sürenin dikkate alınmayacağı, ancak keseneklerin iadesinde, toptan ödeme yapılmasında ödenecek paranın ve aylık bağlanmasına hak kazanılması halinde bağlanacak aylığın oranının artmasına etki ettiği dikkate alınarak, 5434 sayılı Kanun'un 32.vd. maddelerinde düzenlenmiş 'fiili hizmet zammının', 506 sayılı Kanun'daki ve içtihadı birleştirme kararı gereğince sadece sigortalılık süresine eklenmesi gereken 'itibari hizmet' süresinden farklı bir kavram olduğu açıkça anlaşılmakta olduğundan, bu sürenin 506 sayılı Kanun kapsamında tahsise esas sigortalılığın başlangıç tarihinden geriye çekilmesi mümkün değildir. Başka bir deyişle, 5434 sayılı Kanun kapsamında hak kazanılan 'fiili hizmet zammının' kişilerin fiili hizmetine eklenmesi gerektiği söylenebilir ise de, birleşen hizmetler sonrasında, 506 sayılı Kanun'un 60 ıncı ve geçici 81 inci maddesindeki yaşlılık aylığı bağlanmasına ilişkin koşullar bakımından uygulama yapılırken, sigortalılık süresi yönünden, kişinin sigortalılık başlangıç tarihiden geriye doğru ekleme yapılması ile sigortalılık başlangıç tarihinin geriye çekilmesi suretiyle, ek bir sigortalılık süresine veya başkaca bir uygulama yapılmasına imkân vermediği hususu dikkate alınmalı ve buna göre tahsis koşulları yeniden irdelenmeli, sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Eklemek gerekirse, tahsis yapılmasına ilişkin eldeki davada, Kuruma başvuruda bulunulduğu tarih veya dava tarihi itibarıyla tümüyle oluşmayan tahsis koşullarının yargılama aşamasında gerçekleşmesi durumunda, özellikle, Anayasa’nın 141. maddesindeki, davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasının, yargının görevi olduğunu belirten hüküm, 6100 sayılı Kanunun 'Usul ekonomisi ilkesi' başlıklı 30. maddesinde yer alan, hâkimin, yargılamanın kabul edilebilir süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlü olduğu yönündeki düzenleme, sosyal koruma, dayanışma, sosyal denkleştirme ve zorunluluk ilkelerine dayanan sosyal sigortalar, bireyin onuru ile kişiliğinin geliştirilmesi için kaçınılmaz ekonomik, sosyal ve kültürel hakların doyurulması temeline dayanan sosyal güvenlik hukukunun ilkeleri dikkate alındığında, bütün şartların yerine getirildiği tarihi izleyen aybaşından itibaren aylığa hak kazanıldığının tespitine ilişkin hüküm kurulması, kuşkusuz, yargılama aşamasında gelir/aylık bağlama koşulları gerçekleşen sigortalı yönünden tahsis talep günü itibarıyla şartlar oluşmamakla Kurumun dava açılmasına sebep olan herhangi bir haksız işleminin de söz konusu bulunmadığı gözetilerek yargılama giderlerinin taraflar arasında paylaştırılıp vekil ile temsil olunan davalı Kurum yararına da avukatlık ücreti belirlenmesi gereği de bozma sonrası yapılacak yargılamada dikkate alınmalı ve buna göre bir karar verilmelidir.
.."
B.İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesi tarafından yukarıda tarih ve sayısı belirtilen karar ile davacının 5434 sayılı Kanun kapsamında geçen çalışmaları nedeniyle 02.05.1977 doğumlu davacının 4 yıl, 3 ay, 15 gün, FHZ süresinin yaş haddinden indirilmesi gerektiğinin tespiti ile bu doğrultuda 15.12.1989 tarihli sigortalılık başlangıcına göre yaşlılık aylığı tahsisine esas olmak üzere 506 sayılı Kanun'un Geçici 81/B-j maddesine göre 52 yaş haddinden de 4 yıl, 3 ay, 15 günlük fiili hizmet zammının da indirilmesine göre 11.08.2019 tarihi itibariyle tahsis koşullarını tamamlamış olacağı söz konusu tarihi takip eden 01.09.2019 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanması gerektiği değerlendirilmiş aylıkların geç ödenmesi nedeniyle işleyen faizler bakımından, 5510 sayılı Kanun'un 42 nci maddesinin “Kurum, sigortalıya veya hak sahiplerine bağlanacak gelir, aylık veya toptan ödemeleri, gerekli belgelerin ve incelemelerin tamamlandığı tarihten itibaren en geç üç ay içinde hesap ve tespit ederek sonuçlarını yazı ile bildirir.” hükmü uyarınca, Kurum'un, yaşlılık aylığı tahsis tarihini takip eden 3 aylık sürenin sonundan itibaren ( 01.09.2019 tarihine göre 01.12.2019 tarihinden) faiz alacağı ile sorumlu tutulacağı kabul edildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davacının 4 yıl 3 ay 15 gün fiili hizmet süresinin yaş haddinden indirilmesi gerektiğinin tespitine, sigorta başlangıcının geriye doğru ekleme yapılması yönündeki talebinin reddine, davacının dava devam ederken yaşlılık aylığı koşulunu gerçekleştirdiği 11.08.2019 tarihini izleyen ay başı olan 01.09.2019 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespitine, hak kazanılan aylıkların 01.12.2019 tarihi başlangıç kabul edilerek her bir ay için hak kazanılan tarihten itibaren yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesi gerektiğinin tespitine karar verilmiştir.
VI.TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; cevap dilekçesini tekrarla davacının tahsis talebinde bulunmasına imkan bulunmadığı, davacının tahsis koşullarını taşımadığı iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur.
C.Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, 5434 sayılı Kanun kapsamında geçen fiili hizmet zammı fiili hizmet zammı süreleri nazara alınarak yaşlılık aylığı bağlanması ve Kurumdan yasal faiziyle tahsili gerektiğinin tespiti davasıdır.
2.İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun Geçici 7 ile 40; 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu'nun 31 ilâ 36 ve Geçici 205; 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun Geçici 81, Ek 5, Ek 6, Ek 39 ve Geçici 81 ile 2829 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumlarına Tabi Olarak Geçen Hizmetlerin Birleştirilmesi Hakkında Kanun'un 4 ve 8 inci maddeleri ilgili hükümlerdir.
3. Değerlendirme
1. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Davacının, 26.11.1971 olan doğum tarihinin hüküm gerekçesinde maddi hata ile 02.05.1977 gösterilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
3. Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca kararın düzeltilerek onanması gerekir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeple;
1. Davalı Kurum vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine;
2. Temyiz olunan Mahkeme kararının; gerekçesinin, delillerin değerlendirilmesi bölümünün, 10 uncu paragrafında yer alan "...02.05.1977 doğumlu..." ibaresinin silinerek gerekçe metninden çıkarılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
3. Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
24.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!