WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 04 Haziran 2026

YARGITAY 10. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

10. Hukuk Dairesi         2024/2308 E.  ,  2024/6879 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/2700 E., 2023/2763 K.
KARAR : Kısmen Kabul
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 4. İş Mahkemesi
SAYISI : 2018/155 E., 2019/114 K.

Taraflar arasındaki 5434 sayılıKanun kapsamında hak kazandığı fiili hizmet süresi zammının tamamının tahsis şartlarında dikkate alınması ile tahsis yapılırken sigortalılık başlangıç tarihinden geriye çekilmesi ve bulunacak sigortalılık süresine göre tabi olunması gereken yaş haddinden de düşülmesi gerektiğinin tespiti davasında verilen direnme kararı hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Hukuk Genel Kurulu tarafından Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesince yeniden yapılan yargılama sonucunda kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I.DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının 16.05.1973 tarihinde doğduğu, 15.10.1991 - 14.02.2012 tarihleri arasında Türk Hava Kuvvetleri'nde muvazzaf subay olarak görev yaptığı, davacının Türk Hava Kuvvetleri’nde görev yaptığı iş bu 20 yıl 11 aya istinaden yıpranma payı olarak 4 yıl 3 aylık fiili hizmet zammının mevcut olduğu, davacının bu görevinden sonra SSK'ya tabi sigortalı olarak 3401201244158 SSK sicil numarası ile özel bir hava yolu şirketinde pilot olarak çalıştığı, 4-a kapsamındaki ilk işe giriş tarihinin 14.09.2012 tarihi olduğu, davacının hizmetlerinin ve günlerinin toplanması talebiyle SGK'ya başvurması üzerine Kamu Görevlileri Daire Başkanlığı'na yazı yazılarak davacının 4-c'ye tabi hizmetlerinin bildirilmesini istendiği, ilgili dairenin 20.06.2017 tarihli yazısında davacının 4-c kapsamında 20 yıl 1 aylık hizmet süresi ve 4 yıl 3 aylık fiili hizmet zammı süresi olmak üzere toplamda 25 yıl 2 aylık hizmet süresi olduğunun bildirildiği, davacının 27.04.2018 tarihinde emeklilik ve yaşlılık aylığı tahsis talebiyle davalı Kuruma bahisle reddedildiği, davalı Kurumca verilen iş bu red karanın ve kararda yer alan hesaplamaların usul ve yasaya tamamen aykırı olduğu, davacı bakımından büyük hak kayıplarına yol açtığı, o tarihte yürürlükte bulunan 506 sayılı Kanun'un Ek 39 uncu maddesi uyarınca fiili hizmet zammı süresinin yaş haddinden indirilmesi gerektiği, yine ilgili mevzuat gereğince fiili hizmet zammı süresinin hizmet başlangıç tarihinden de geriye FHZ indirimi yapılarak doğum tarihinin 16.02.1969 tarihi olarak kabul edilmesi, hizmet başlangıcı tarihinin ise 15.10.1991 tarihinden 4 yıl 3 ay geriye çekilerek 15.07.1987 tarihi olarak kabul edilmesi gerektiği, hizmet başlangıç tarihi 14.07.1987 tarihi olarak esas alındığında davacının emeklilik şartının 50 yaş, 25 sigortalılık yılı ve 5375 prim gün sayısı olduğunun görüleceği, davalı Kurumun yapmış olduğu eksik, hatalı ve dayanaksız hesaplamalar sonucunda davacının hak kaybına uğrayarak mağdur edildiği iddiasıyla davacının 3 yıl 3 aylık fiili hizmet süresinin tamamının yaş haddinden indirilmesi ve hizmet başlangıç tarihinden geriye çekilmesi gerektiğinin tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II.CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının fiili hizmet zammı kapsamında iddia ettiği çalışmasının işvereninin davaya dahil edilmesi gerektiği, davacının emeklilik hizmetlerinin kapsamı ve nevinin Kurum uzmanlarınca titizlikle incelendiği, Kurum işlemlerinde herhangi bir yanlışlık ve hata bulunmadığı, davacının çalışmalarının fiili hizmet zammı kapsamında kabul edilse dahi 16.05.1973 olan doğum tarihinden fiili hizmet zammı süresinin düşülerek doğum tarihinn 16.02.1969 olarak kabulüne yasal imkan bulunmadığı, ayrıca hizmet başlangıç tarihinin 4 yıl 3 ay geriye götürülerek 15.07.1987 tarihine çekilmesinin mümkün olmadığı, Sosyal Güvenlik Hukuku ile ilgili tespit davalarında hizmet süresi, ücret ve benzeri bakımından resmi nitelikte olan kurum kayıtlarını esas olduğu, davacının huzurdaki dava ile ileri sürdüğü iddialarını kurum kayıtlarına eş değerde belgelerle kanıtlaması gerektiği, davacını işyerinde devamlı olarak hizmet akdiyle çalışmış olduğunun tanık beyanları dışında resmi, yazılı ve sağlıklı delillerde ispatlanması gerektiği savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III.İLK DERECE MAHKEME KARARI
Bakırköy 4. İş Mahkemesi tarafından 08.05.2019 tarihli ve 2018/155 Esas, 2019/114 Karar sayılı karar ile
16.05.1973 doğumlu olan davacının yapmış olduğu yaşlılık tahsis talebine ilişkin işlem dosyasına göre, davacının ilk işe giriş tarihinin 15.10.1991 tarihi olduğu, davacının tahsis talep tarihinde 25 yıl 49 yaş ve 5300 gün emeklilik şartlarından yaş koşulu hariç diğer koşulların gerçekleşmiş olduğu, 506 sayılı Kanun'un Geçici 81 inci maddesinin B-C bendine istinaden 4 yıl 3 aylık fiili hizmet süresinin ilk işe giriş tarihi olan 15.10.1991 tarihinden düşürülmesi neticesinde, ilk işe giriş tarihinin 15.07.1987 tarihine denk geleceği, bu tarih itibariyle 25 yıl 50 yaş ve 5375 günün emeklilik şartlarını karşılayacağı, davacının doğum tarihine göre 4 yıl 3 ay fiili hizmet süresinin düşürülmesi sonrasında, emeklilik tarihinin tahsis tarihinden öncesine denk geldiği, tahsis talep tarihi itibariyle emekliliğe karar verileceği, davacının bu tarih itibariyle emekliliğe hak kazandığı anlaşılarak ve emekli sandığından sonra 1260 günden fazla gün 4/a sigortalılığının mevcut olduğu, hizmetlerin birleştirilmesi hakkındaki yasa hükümleri çerçevesinde de 1260 gün şartının gerçekleştiği gerekçesiyle davanın kabulüne davacının 4 yıl 3 aylık fiili hizmet zammı süresinin tamamının yaş haddinden indirilmesi ile hizmet başlangıç tarihinden geriye çekilmesi gerektiğinin tespitine karar verilmiştir.

IV.İSTİNAF
A.İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesi tarafından 06.10.2021 tarihli ve 2019/1532 Esas, 2021/1603 Karar sayılı karar ile 16.05.1973 doğumlu davacı ...'nın 18 yaşını ikmal etmesinden sonra 15.10.1991 - 14.09.1995 (askeri öğrenci) ve 15.09.1995 - 14.09.2012 (muvazzaf) tarihleri arasında toplam 20 yıl 11 ay hizmet süresi ile 4 yıl 3 ay fiili hizmet zammı bulunduğu, davacının 23.05.2002 tarihine göre muvazzaf subay ve askeri öğrenci olarak 10 yıl 7 ay 8 gün hizmeti ve bu süreye orantılı olarak 1 yıl 8 ay 3 gün fiili hizmet zammı süresi ile birlikte toplam 12 yıl 3 ay 11 gün hizmeti bulunduğu davacı taraf fiili hizmet zammı süresinin tamamının sigorta başlangıç tarihinden geriye çekilmesi ve böylece tamamının 23.05.2002 tarihinden önceki sigortalılık süresinden sayılması gerektiğini savunmakta ise de fiili hizmet zammı süresinin tamamı 23.05.2002 tarihinden önceki hizmete ait olmadığından sigortalılık süresinden sayılacak fiili hizmet zammı süresi 23.05.2002 tarihinden önceki hizmete göre (orantılı olarak) belirlenmeli ve sigortalılık süresine eklenmelidir. Kurum alt mevzuatı ve uygulaması da bu yönde olduğundan davacının 506 sayılı Kanun'un Geçici 81 inci maddesinin (ı) bendine göre 25 yıl sigortalılık süresi, 52 yaş ve 5525 gün üzerinden aylığa hak kazandığı gerekçesiyle talebi reddedildiği, fiili hizmet süresi zammının orantılı olarak dikkate alınmasına yönelik Kurum işlemi yerinde olduğundan, mahkemece davacının "4 yıl 3 aylık fiili hizmet süresinin tamamının hizmet başlangıç tarihinden geriye çekilmesi gerektiğinin tespiti" isteminin reddi yerine kabulü hatalı olduğu gerekçesiyle davalı Kurum vekilinin istinaf isteminin kabulü ile Bakırköy 4. İş Mahkemesi'nin 08.05.2019 tarihli, 2018/155 Esas, 2019/114 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince kaldırılmasına davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine, davacının 4 yıl 3 aylık fiili hizmet zammı süresinin tamamının yaş haddinden indirilmesi gerektiğinin tespitine, fiili hizmet zammı süresinin tamamının hizmet başlangıç tarihinden geriye çekilmesi gerektiğinin tespiti isteminin reddine karar verilmiştir.

V.BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin 06.10.2021 tarihli ve 2019/1532 Esas, 2021/1603 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır.

2. Dairemiz tarafından 29.03.2022 tarihli ve 2022/273 Esas, 2022/4552 Karar sayılı ilamla aşağıdaki gerekçeyle Bölge Adliye Mahkemesi kararı bozulmuştur:

"...Mahkemece, 2829 sayılı Kanun kapsamında hizmetleri birleştirilen ve 506 sayılı Kanun kapsamında tahsis koşulları uyuşmazlık konusu olan, davacının 5434 sayılı Kanun'un 32 nci vd. maddeleri hükümlerince hak kazandığı 'fiili hizmet zammının' tahsis koşullarından olan yaş haddinden indirilmesine ilişkin kabul, 506 sayılı Kanun'un Ek 39 uncu maddesi karşısında yerinde ise de, 5434 sayılı Kanun'da yer alan 'fiili hizmet zammının', iştirakçilerin görev yaptıkları süreler boyunca ve tam kesenek vermek suretiyle geçirdiği sürelere ilişkin olarak yapılan ek bir zam niteliğinde olduğu ve fiili hizmet süresine eklenmesi gerektiği, buna göre eklenen bu hizmetin, iştirakçilerin fiili hizmet süresini, emeklilik ikramiye miktarını ve emekli aylığı bağlama oranını artırdığı ve yaş haddinden de 8 yıla kadar indirim sağladığı, 5434 sayılı Kanun'un 11. kısmında 35 vd. maddelerinde ayrıca düzenlenmiş olan 'itibari hizmet' sürelerinin de, istekle emekliye ayrılmak için gerekli olan, kadınlarda 20, erkeklerde 25 hizmet yılının hesabı ve emekli ikramiyesinin hesaplanmasında bu sürenin dikkate alınmayacağı, ancak keseneklerin iadesinde, toptan ödeme yapılmasında ödenecek paranın ve aylık bağlanmasına hak kazanılması halinde bağlanacak aylığın oranının artmasına etki ettiği dikkate alınarak, 5434 sayılı Kanun'un 32. vd. maddelerinde düzenlenmiş 'fiili hizmet zammının', 506 sayılı Kanun'daki ve içtihadı birleştirme kararı gereğince sadece sigortalılık süresine eklenmesi gereken 'itibari hizmet' süresinden farklı bir kavram olduğu açıkça anlaşılmakta olduğundan, bu sürenin 506 sayılı Kanun kapsamında tahsise esas sigortalılığın başlangıç tarihinden geriye çekilmesi mümkün değildir. Başka bir deyişle, 5434 sayılı Kanun kapsamında hak kazanılan 'fiili hizmet zammının' kişilerin fiili hizmetine eklenmesi gerektiği söylenebilir ise de, birleşen hizmetler sonrasında, 506 sayılı Kanun'un 60. ve geçici 81 inci maddesindeki yaşlılık aylığı bağlanmasına ilişkin koşullar bakımından uygulama yapılırken, sigortalılık süresi yönünden, kişinin sigortalılık başlangıç tarihiden geriye doğru ekleme yapılması ile sigortalılık başlangıç tarihinin geriye çekilmesi suretiyle, ek bir sigortalılık süresine veya başkaca bir uygulama yapılmasına imkân vermediği hususu dikkate alınmalı ve buna göre tahsis koşulları yeniden irdelenmeli, sonucuna göre bir karar verilmelidir.

Eldeki dava bakımından ise, 27.04.2018 tarihinde tahsis talebinde bulunduğu anlaşılan davacı hakkında, 5510 sayılı Kanun'un geçici 1 inci maddesinin 2. fıkrası gereği uygulanması gereken 2829 sayılı Kanun kapsamında uygulama yapılırken son 7 yıllık süre içerisinde en fazla 506 sayılı Kanun kapsamındaki hizmetlerinin geçtiği anlaşılmakla, tahsis şartları bakımından 506 sayılı Kanun'un 60 ve geçici 81 inci maddeleri hükümlerine tabi olduğu anlaşılmakta olduğundan, 18 yaşından sonra ve ilk kez Emekli Sandığı kapsamına alındığı 15.10.1991 tarihine göre, tahsis talep tarihi itibari ile 26 yıl 6 ay 12 gün, 23.05.2002 tarihi itibari ile de 10 yıl 7 ay 8 gün sigortalılığına ve 11.468 gününün bulunmasına göre, geçici 81 inci maddenin ilk fıkrasının (B) bendinin (j) alt bendi gereğince 25 yıl sigortalılık süresi, 5600 gün ve 53 yaş şartlarına tabi olduğu belirgin olup, 16.05.1973 doğumlu davacının 53 yaşını doldurduğu 16.05.2026 tarihinden 4 yıl 3 aylık fiili hizmet zammının geriye çekilmesi gerektiği dikkate alınmalı ve sonucuna göre bir karar verilmelidir.

Bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, Mahkemece, davacı hakkında 23.05.2002 tarihine kadar hak kazandığı fiili hizmet zammının sigortalılık başlangıç tarihinden geriye götürülmesine ilişkin kabul ile yazılı şekilde hüküm tesisi, usul ve Kanun'a aykırı olup bozma nedenidir..."

B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Direnilerek Verilen Karar
Bölge Adliye Mahkemesi tarafından 28.06.2022 tarihli ve 2022/1560 Esas, 2022/1644 Karar sayılı karar ile önceki gerekçe tekrar edilmek suretiyle direnme kararı verilmiştir.

C. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca Verilen Karar
1.Bölge Adliye Mahkemesinin 28.06.2022 tarihli ve 2022/1560 Esas, 2022/1644 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır.

2.Hukuk Genel Kurulu tarafından 24.05.2023 tarihli ve 2022/10-1138 Esas, 2023/497 Karar sayılı ilamla aşağıdaki gerekçeyle Bölge Adliye Mahkemesi kararı bozulmuştur:

"... 2. Sigortalının çalıştığı işyeri, yaptığı iş veya mesleği, sağlığı ve sonraki hayatı üzerinde olumsuz etki gösterebilmektedir. İşte bu tür işlerde veya işyerlerinde çalışan sigortalıların yaşlılık aylığına hak kazanmada diğer sigortalılara göre daha erken emekli olabilmelerini sağlamak için çeşitli yöntemlere başvurulmakta olup bunlardan biri de farazi sigortalılık uygulamasıdır.

3. Farazi sigortalılık, ağır, yıpratıcı veya tehlikeli işlerde ve işyerlerinde çalışanların sigortalılık sürelerine fazladan belirli bir sürenin farazi sigortalılık süresi olarak eklenmesi olarak ifade edilebilir.

4. Kural olarak farazi sigortalılık süresi, sigortalının çalışmakta olduğu iş ya da ortam nedeniyle yıpranması, ömrünün sonraki dönemlerinde olumsuz etki meydana getirmesi gibi gerekçelere dayanmaktadır. Bu nedenle sigortalının mükafatlandırılması ve bu tür işlerde çalışmanın teşvik edilmesi amaçlanmaktadır.

5. Sigortalılık süresi ve prim gün sayılarına eklenen farazi sigortalılık süresinde var olmayan fakat varsayılan bir sigortalılık süresi söz konusudur. Sigortalının fiili çalışması, yaşlılık, malullük ve ölüm sigortasında artırılarak işlem görmektedir. Bu anlamda farazi sigortalılık süresi sınırlı sayıda olup özel hükümlere tâbi tutulmaktadır. Bu süre gerçekte fiili bir iş olmadığı halde öyle sayılan farazi, varsayımsal bir hizmet olmaktadır (... Başbuğ, Sosyal Güvenlik Sistemimizde Fiili Hizmet Süresi Zammı ve Uygulama Sorunları, Petrol İş, Ankara 2017, s. 15).

6. Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun geçici 7 nci maddesinin birinci fıkrasında yer alan düzenleme gözetildiğinde 01.10.2008 tarihinden önceki döneme ilişkin 506 sayılı Kanun'un itibari hizmet süresi ile 5434 sayılı Kanun’un fiili hizmet müddeti zammı ve itibari hizmet müddetine ilişkin hükümleri uygulanmaya devam edecektir.

7. Konunun kanunlarda düzenleniş şekline gelince, 506 sayılı Kanun'un ilk şeklinde farazi sigortalılık süresi uygulamasına yer verilmemiş, itibari hizmet süresi kavramı 11.08.1977 tarihli ve 2098 sayılı Kanun'un 1 inci maddesi ile 506 sayılı Kanun'a eklenen Ek 1 inci madde kapsamında Kanun'a girmiş ve maddede belirtilen insan sağlığını ve ömrünü olumsuz yönde etkileyen bazı ağır ve yıpratıcı türden işlerde çalışan sigortalıların sigortalılık sürelerine farazi hizmet süresi eklenmesi öngörülmüştür. Daha sonra 09.07.1987 tarihli ve 19512 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 3395 sayılı Kanun’un 13 üncü maddesiyle yapılan değişiklik ile itibari hizmet süresinden yararlanan sigortalıların kapsamı genişletilmiş ve maddeye (III) ve (IV) numaralı bentler eklenmiştir. Bilahare teselsül ettirilerek Ek 5 inci madde numarası alan 506 sayılı Kanun’un sözü edilen bu maddesi itibari hizmet süresi uygulamasının yasal dayanağını oluşturmuştur.

8. Bu hâli ile 18.02.2000 tarihli ve 1997/1 Esas 2000/1 Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararında da belirtildiği üzere 506 sayılı Kanun'un Ek 5 inci maddesinde düzenlenen itibari hizmet süresi sigortalılık süresine eklenebilmekte ise de prim ödeme gün sayısına eklenmesi mümkün değildir. Öte yandan 506 sayılı Kanun'un Ek 39 uncu maddesindeki, 'Bu Kanunun Ek 5 ve Ek 6 ncı maddeleri gereğince sigortalılık süresine ilave edilen gün sayıları, beş yıldan çok olmamak üzere bu Kanunun 60 ve Geçici 81 inci maddelerinde belirtilen yaş hadlerinden indirilir.' hükmü gereğince itibari hizmet süresinin yaşlılık aylığı bağlanması için öngörülen yaş haddinden de indirilmesi söz konusu olmaktadır.

9. Emekli Sandığı Kanunu'nda ise fiili hizmet müddeti zammı ve itibari hizmet müddeti zammı kavramları kullanılmıştır. Fiili hizmet müddeti 5434 sayılı Kanun'un 31 inci maddesinde, 'iştirakçinin 30 uncu madde gereğince bu Kanunla tanınan haklardan faydalanmaya başladığı tarihten itibaren tam kesenek vermek suretiyle geçirdiği müddet' olarak tanımlanmış, 32 nci maddede iştirakçilerin görevlerine göre kesenek ödenen fiili hizmet müddetlerinin her yılı için eklenecek fiili hizmet müddeti zamları belirlenmiştir. Kanun'un geçici 205 inci maddesinde ise emeklilik koşulları yönünden maddedeki düzenlemenin yürürlük tarihi esas alınarak kademeli bir sistem benimsenmiş ve emeklilik için öngörülen yaş hadlerinden sigortalıların 32 nci madde gereğince hak kazandıkları fiili hizmet müddeti zammı kadar indirim yapılacağı hüküm altına alınmıştır.

10. Ayrıca Emekli Sandığı iştirakçisi olan sigortalılar yönünden itibari hizmet müddeti zammı Kanun'un 35 inci maddesinde; 'bu Kanun gereğince bağlanacak aylıklar ve yapılacak kesenek iadesi ve toptan ödemelerin hesabında fiili hizmet müddetlerine eklenen süre' olarak tanımlanmış ve iştirakçilerin 36 ncı maddede yazılı görevlerde geçen fiili hizmet sürelerine (zamlar hariç) her yıl için fıkralarında gösterilen itibari hizmet sürelerinin ekleneceği ve itibari hizmet sürelerinin 3 aydan az ve toplamının 5 yıldan fazla olamayacağı belirtilmiştir.

11. Bu itibarla 5434 sayılı Kanun'un konuyla ilgili hükümleri uyarınca fiili hizmet müddeti zammı ile verilen süreler aynen fiili hizmet gibi kabul edilmekte ve bu süreler hem emekli aylığı bağlanması için gerekli olan fiili hizmet süresinin hem de emekli aylığının hesabında göz önünde bulundurulmaktadır. Ayrıca bu süreler ikramiyenin tahakkukunda da dikkate alınmaktadır. Yine fiili hizmet müddeti zammı Kanun'un 205 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca yaş hadlerinden de indirilmektedir. İtibari hizmet müddeti ile eklenen süreler ise 5434 sayılı Kanun’un 35 inci maddesi uyarınca aylık hesaplanırken sadece aylık bağlama oranında dikkate alınmakta olup aylık bağlanması için tamamlanması gereken fiili hizmet süresi, yaş ve emekli ikramiyesinin hesabında etkili olmamaktadır.

12. Farazi sigortalılık süresi ile ilgili kanuni düzenlemelere geri dönülecek olursa konu son olarak 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanun 'un 'Fiili hizmet süresi zammı' başlıklı 40 ıncı maddesinde düzenlenmiş olup iş sözleşmesi ile çalışan sigortalılar ve statü hukukuna tâbi sigortalılar arasında uygulama birliği sağlanmak istenmiş, maddede sayılan işyerlerinde ve işlerde çalışan sigortalıların prim ödeme gün sayılarına, bu işyerlerinde ve işlerde geçen çalışma sürelerinin her 360 günü için karşılarında gösterilen gün sayılarının fiili hizmet süresi zammı olarak ekleneceği belirtilmiş olup yirmi bent hâlinde fiili hizmet süresi zammından yararlanılmasını gerektiren işyerleri ve işler gösterilmiştir.

13. Yeri gelmişken belirtilmelidir ki, 506 sayılı Kanun'un Ek 5 inci maddesinde düzenlenen itibari hizmet süresi yaşlılık aylığı bağlanması için öngörülen sigortalılık süresine eklenmekte ve yaş haddinden de indirim sağlamakla birlikte bu Kanun'daki itibari hizmet süresi ile 5434 sayılı Kanun'daki fiili hizmet müddeti zammı ve itibari hizmet müddeti zammının farklı kavramlar olduğu anlaşılmaktadır.

14. Gelinen bu noktada 2829 sayılı Kanun'daki düzenlemelere değinilmesi gerekmekte olup 2829 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesindeki; 'Kurumlara tabi çeşitli işlerde çalışmış olanların hizmet süreleri, aynı tarihlere rastlamamak kaydıyla bu Kanuna göre aylık bağlanmasına hak kazanıldığında birleştirilir.' hükmü uyarınca çeşitli sosyal güvenlik kurumlarına tâbi olarak geçen hizmet süreleri yaşlılık aylığı bağlanmasına esas olmak üzere birleştirilmekte ve birleştirilmiş hizmet süreleri toplamı üzerinden Kanun'un 8 inci maddesine göre son yedi yıllık fiili hizmet süresi içinde fiili hizmet süresi fazla olan kurumca, hizmet sürelerinin eşit olması durumunda ise sonuncusunun tâbi olduğu kurumca kendi mevzuatına göre yaşlılık aylığı bağlanması için tâbi olunan yaş, prim gün sayısı ve sigortalılık süresi tespit edilerek aylık bağlanmaktadır.

15. Öte yandan yaşlılık aylığı bağlanması kanunlarda belli koşullara bağlanmıştır. Bunlar; hizmet akdine tâbi olarak çalışan sigortalılar yönünden belli bir yaşa ulaşma, belli bir süre sigortalı olma, prim ödeme ve yazılı istekte bulunma olarak sayılabilir. 506 sayılı Kanun'un 60 ve geçici 81 inci maddelerine göre de yaşlılık aylığından yararlanmak için kural olarak maddede belirlenen yaşa ulaşmış olmak, belirli bir süre prim ödemek ve yazılı istekte bulunmak koşulları sağlanmalıdır.

16. Bu durumda 2829 sayılı Kanun hükümleri doğrultusunda hizmetlerin birleştirilmesi sonrasında 506 sayılı Kanun'a göre tahsis koşulları değerlendirilirken 5434 sayılı Kanun kapsamında hak kazanılan fiili hizmet müddeti zammının emeklilik muamelelerinde fiili hizmet sayılması ve 506 sayılı Kanun'un Ek 39 uncu maddesi uyarınca tahsis koşullarından olan yaş haddinden indirilmesi gerektiği açık ise de 506 sayılı Kanun'da düzenlenen itibari hizmet süresinden farklı olan fiili hizmet müddeti zammının sigortalılık süresi yönünden sigortalılık başlangıç tarihinden geriye doğru ekleme yapılması suretiyle sigortalılık başlangıç tarihini geriye götürecek şekilde ek bir sigortalılık süresine imkân vermesine olanak bulunmamaktadır.

17. Somut olayda Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesinde 5434 sayılı Kanun'a tâbi muvazzaf subay (pilot) olarak 14.02.2012 tarihine kadar daha sonra ise özel bir havayolu şirketinde 5510 sayılı Kanun'un 4/1-a maddesi kapsamında çalışan davacının 27.04.2018 tarihli tahsis talebinin reddedilmesi üzerine hak etmiş olduğu fiili hizmet müddeti zammının tamamının sigorta başlangıç tarihinden geri çekilmesi, geri çekilmesi neticesinde bulunacak emeklilik yaş haddinden de indirilmesi gerektiğini ileri sürerek eldeki davayı açtığı anlaşılmaktadır.

18. Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında dava irdelendiğinde 2829 sayılı Kanun kapsamında hizmetlerin birleştirilmesi sonrasında 506 sayılı Kanun kapsamında tahsis koşulları değerlendirilirken davacının 5434 sayılı Kanun kapsamında hak kazandığı fiili hizmet müddeti zammının emeklilik işlemlerinde fiili hizmet sayılması ve 506 sayılı Kanun'un Ek 39 uncu maddesi uyarınca yaş haddinden indirilmesi gerekmekte ise de tahsis koşullarından olan sigortalılık süresi yönünden sigortalılık başlangıç tarihinden geriye doğru ekleme yapılması suretiyle sigortalılık başlangıç tarihini geriye götürecek şekilde ek bir sigortalılık süresine imkân vermesinin mümkün olmadığı gözetilerek tahsis koşulları yeniden irdelenmeli ve sonucuna göre bir karar verilmelidir.

19. Hâl böyle olunca Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken önceki hükümde direnilmesi doğru olmamıştır.

20. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır..."

D. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararından sonra Bölge Adliye Mahkemesince Verilen Karar
Bölge Adliye Mahkemesi tarafından yukarıda tarih ve sayısı belirtilen karar ile 27.04.2018 tarihinde tahsis talebinde bulunduğu anlaşılan davacı hakkında, 5510 sayılı Kanun'un Geçici 1 inci maddesinin 2 nci fıkrası gereği uygulanması gereken 2829 sayılı Kanun kapsamında uygulama yapılırken son 7 yıllık süre içerisinde en fazla 506 sayılı Kanun kapsamındaki hizmetlerinin geçtiği anlaşılmakla, tahsis şartları bakımından 506 sayılı Kanun'un 60 ve Geçici 81 inci maddeleri hükümlerine tabi olduğu anlaşılmakta olduğundan, 18 yaşından sonra ve ilk kez Emekli Sandığı kapsamına alındığı 15.10.1991 tarihine göre, tahsis talep tarihi itibari ile 26 yıl 6 ay 12 gün, 23.05.2002 tarihi itibari ile de 10 yıl 7 ay 8 gün sigortalılığına ve 11.468 gününün bulunmasına göre, Geçici 81 inci maddenin ilk fıkrasının (B) bendinin (j) alt bendi gereğince 25 yıl sigortalılık süresi, 5600 gün ve 53 yaş şartlarına tabi olduğu belirgin olup, 16.05.1973 doğumlu davacının 53 yaşını doldurduğu 16.05.2026 tarihinden 4 yıl 3 aylık fiili hizmet zammının geriye çekilmesi gerektiği hususu da dikkate alındığında; 16.02.2022 tarihi itibarıyla yaş yönünden de şartları tamamlamakla, bu tarihi takip eden aybaşı olan 01.03.2022 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanılmak ve hak edilen aylıklara 5510 sayılı Kanun'un 42 nci maddesi dikkate alınarak faiz yürütülmek gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile, davacının 506 sayılı Kanun'un Geçici 81 inci maddesi gereğince belirlenen yaş haddinden aynı Kanun'un Ek 39 uncu maddesi gereğince fiili hizmet zammı süresinin indirilmesiyle yaşlılık aylığının koşullarının tamamlandığı, 16.02.2022 tarihini takip eden aybaşı olan 01.03.2022 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin ve hak edilen aylıkların 01.06.2022 tarihi başlangıç kabul edilerek her bir aylık için hak kazanılan tarihten itibaren yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesi gerektiğinin tespitine fazlaya dair talebin reddine karar verilmiştir.

VI.TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; davanın hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığı, davacının aylık bağlama şartlarını taşımadığı, davacının talebinin reddine hukuka aykırılık bulunmadığı iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur.

C.Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, 5434 sayılıKanun kapsamında hak kazandığı fiili hizmet süresi zammının tamamının tahsis şartlarında dikkate alınması ile tahsis yapılırken sigortalılık başlangıç tarihinden geriye çekilmesi ve bulunacak sigortalılık süresine göre tabi olunması gereken yaş haddinden de düşülmesi gerektiğinin tespiti davasıdır.

2.İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun Geçici 7 ile 40; 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu'nun 31 ilâ 36 ve Geçici 205; 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun Geçici 81, Ek 5, Ek 6, Ek 39 ve Geçici 81 ile 2829 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumlarına Tabi Olarak Geçen Hizmetlerin Birleştirilmesi Hakkında Kanun'un 4 ve 8 inci maddeleri ilgili hükümlerdir.

3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

24.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.