10. Hukuk Dairesi 2024/2298 E. , 2024/3505 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2020/552 E., 2023/531 K.
KARAR : Kısmen Kabul
Taraflar arasındaki hizmet tespiti davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı, davalı vekili ile fer'i müdahil Kurum vekili tarafından ayrı ayrı temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I.DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının 15.04.2013 - 03.11.2016 tarihleri arasında davalı iş yerinde usta olarak çalıştığı, çalışma süresi boyunca kendisine işveren tarafından sigorta yapıldığı ve sigorta primlerinin ödendiği bilgisi verilmiş olmasına rağmen sigorta kaydının yapılmadığı, bu durumun davacının maddi kayba uğramasına neden olduğu gibi emeklilik işlemlerinin de gecikmesine sebep olduğu iddiasıyla davacının davalı nezdinde belirtilen tarihler arasında çalıştığının ve sigorta başlangıç tarihinin 15.04.2013 olarak tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II.CEVAP
1.Fer'i müdahil Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının sigorta sicil dosyası ve davalı işveren nezdinde tutulan iş yeri sicil dosyaları ve Kurum kayıtları incelendiğinde davacının iddiasının aksine sigortalı çalışmasının bulunmadığı, sigortalılığın oluşumu yönünden fiili çalışmanın varlığının esas olduğu, bu nedenle çalışma iddiasının titizlikle araştırılması, Kurum kayıtlarına eş değerde yazılı belgelerin toplanması, aynı dönemde çalışan bordro tanıklarının dinlenmesi ile gerektiğinde komşu iş yeri çalışanlarının tespiti ve bilgisine başvurulması gerektiği savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
2.Davalı vekili aşamalarda davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesi tarafından 22.03.2019 tarihli ve 2016/1035 Esas, 2019/384 Karar sayılı kararla dava dilekçesi, cevap dilekçesi, SGK kayıtları, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacı tarafça davalılar aleyhine 15.04.2013 ile 03.11.2016 tarihleri arasında davalı iş yerinde usta olarak çalışmış olmasına rağmen sigortalı çalışmasının Kuruma bildirilmediği; bu sebeple belirttiği tarihler arasında çalıştığının tespitine karar verilmesi amacıyla hizmet tespiti davası açıldığı; davacının hizmet dökümünün ve sigortalı işe giriş, işten ayrılış bildirgelerinin incelenmesinde davacının davalı bünyesinde ilk defa işe başlamasının 02.05.2012 tarihinde olduğu; işe giriş bildirgesi verilen davacı açısından hak düşürücü sürenin söz konusu olmadığı; Mahkemece tüm tanıkların dinlendiği, taraf tanıklarının yanı sıra bordrolu çalışanların da beyanlarının alınmış olduğu; davacının çalışma iddiasının ve çalışma iddiasına konu dönemin bordro tanıkları ile de doğrulandığı; davacı her ne kadar işe başlama tarihini 15.04.2013 tarihi olarak talep ve dava konusu etmiş olsa da tanık beyanlarının hep birlikte değerlendirilmesi ile davacının 2012 yılındaki çalışmalarından sonra şehir dışına çıktığı, çalışmalarına yaklaşık 1 yıl süre ile ara verdiği; davacı tanığının somut tarih bildirimi uyarınca da 2013 yılı 9. ayında tekrar davalı işveren nezdinde çalışmalarına başlayarak aralıksız yaklaşık 3 yıl süre ile çalışmasını sürdürdüğü; böylelikle davacının işe başlama tarihi 01.09.2013 kabul edilerek işten ayrılış tarihi olarak tespitini talep ettiği 03.11.2016 tarihine kadar çalışmalarını sürdürdüğü, davacının ücret tutarı açısından bir iddia ve ispatta bulunmadığı, talep olmayan ücret hususunda talebin aşılması mümkün olmayacağından ve asgari ücret altında çalışma yapmak mümkün olamayacağından hizmete esas tespit dönemi açısından davacının asgari ücret tutarı olarak dönemsel ücretlerin kabulünün gerektiği gerekçesiyle davacının davasının kısmen kabulü ile, davacı ...'un 2 1071 01 01 1118269 007 11-03 işyeri sicil numaralı İdeal Özel Sağlık Hizmetleri Gıd. Tur. ve Tic. Ltd. Şti. yanında daha önce Kuruma bildirilen süreler dışlanmak suretiyle; 01.09.2013 - 31.12.2013 tarihleri arasında 120 gün süreyle, 01.01.2014 - 30.06.2014 tarihleri arasında 180 gün süreyle, 01.07.2014 - 31.12.2014 tarihleri arasında 180 gün süreyle, 01.01.2015 - 30.06.2015 tarihleri arasında 180 gün süreyle, 01.07.2015 - 31.12.2015 tarihleri arasında 180 gün süreyle, 01.01.2016 - 03.11.2016 tarihleri arasında 303 gün olmak üzere toplam 1143 gün süreyle hizmet akdine istinaden asgari ücretle çalıştığının tespitine, davacı tarafın fazlaya ilişkin talebinin reddine, karar verilmiştir.
IV.İSTİNAF
1.İlk Derece Mahkemesinin 22.03.2019 tarihli ve 2016/1035 Esas, 2019/384 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı vekili ile fer'i müdahil Kurum vekili istinaf isteminde bulunmuşlardır
2. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi tarafından 16.12.2019 tarihli ve 2019/2278 Esas, 2019/2520 Karar sayılı kararı ile ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında dosyadaki yazılara, hükmün Dairece de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleri ile dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle istinaf istemlerinin reddine karar verilmiştir.
V.BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adiye Mahkemesinin 16.12.2019 tarihli ve 2019/2278 Esas, 2019/2520 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı vekili ile fer'i müdahil Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuşlardır.
2. Dairemizce 09.11.2020 tarihli ve 2020/1286 Esas, 2020/6318 Karar sayılı ilamla aşağıdaki gerekçeyle Bölge Adliye Mahkemesi kararı kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur:
"...Somut olayda; davacı davalı şirket bünyesinde çalıştığının tespitini talep etmiştir. Dosyaya celbedilen belgelerden davalı şirket adına kayıtlı iki işyeri bulunduğu, bu işyerlerinden ilkinin (işyeri sicil no.1118269 ) dava konusu dönemde kapsam dışında olduğu, davacının dava konusu dönem dışında bu işyerinden çalışmasının Kuruma bildirildiği, ikinci işyerinin (işyeri sicil no.1224049) dava konusu döneme ilişkin kapsam bilgisi olmadığı, ancak bu işyerine ait 2013 yılı Mart, 2015 yılı Nisan - Ağustos - Aralık, 2016 yılı Ocak, 2017 yılı Mart ayına ilişkin bordrolar bulunduğu, davacının bu bordrolarda adının olmadığı, mahkemece bordro tanığı olarak dinlenenlerin hizmetlerinin, beyanları ile uyumlu olmadığı gibi dava konusu döneme ilişkin tüm bordroların celbedilmediği, ayrıca mahkemece davalı şirkete ait 'Aşağı Pazarcı mah. ... cad. No:68/A Manavgat' adresinde çalışanlara ait kolluk araştırması istenilmesi üzerine, İlçe Emniyet Müdürlüğünce gönderilen müzekkere cevabı ekinde yer alan dava konusu döneme ilişkin anılan adreste çalışanları gösterir Sigortalı Hizmet Listesinde, işverenin ... olduğu (işyeri sicil no.122838200711), bordro tanıklarının bu işyerinden dava konusu dönemde hizmetlerinin bildirildiği, davacının adının bu işyerine ait bordrolarda da bulunmadığı, tanıkların ise hangi işveren yanında çalıştıklarına dair beyanlarının olmadığı görülmüştür.
Bu nedenle öncelikle işveren sıfatının belirlenmesi, bu kapsamda iddia ve savunmalar değerlendirilerek, ilgili bordrolar getirtilmeli ve çalışma iddiasına yönelik deliller toplanmak suretiyle esastan inceleme yapılarak sonucuna göre karar verilmelidir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular göz ardı edilerek, eksik araştırma ve inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir..."
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkeme tarafından yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava dilekçesi, cevap dilekçesi, SGK kayıtları, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde davacı tarafça davalılar aleyhine 15.04.2013 ile 03.11.2016 tarihleri arasında davalı iş yerinde usta olarak çalışmış olmasına rağmen sigortalı çalışmasının Kuruma bildirilmediği, bu sebeple belirttiği tarihler arasında çalıştığının tespitine karar verilmesi amacıyla hizmet tespiti davası açıldığı, davacının hizmet dökümünün ve sigortalı işe giriş, işten ayrılış bildirgelerinin incelenmesinde davacının davalı bünyesinde ilk defa işe başlamasının 02.05.2012 tarihinde olduğu, işe giriş bildirgesi verilen davacı açısından hak düşürücü sürenin söz konusu olmadığı, Mahkememizce tüm tanıkların dinlendiği, taraf tanıklarının yanı sıra bordrolu çalışanların da beyanlarının alınmış olduğu, davacının çalışma iddiasının ve çalışma iddiasına konu dönemin bordro tanıkları ile de doğrulandığı, davacı her ne kadar işe başlama tarihini 15.04.2013 tarihi olarak talep ve dava konusu etmiş olsa da tanık beyanlarının hep birlikte değerlendirilmesi ile davacının 2012 yılındaki çalışmalarından sonra şehir dışına çıktığı, çalışmalarına yaklaşık 1 yıl süre ile ara verdiği, davacı tanığının somut tarih bildirimi uyarınca da 2013 yılı 9. Ayında tekrar davalı işveren nezdinde çalışmalarına başlayarak aralıksız yaklaşık 3 yıl süre ile çalışmasını sürdürdüğü, böylelikle davacının işe başlama tarihi 01.09.2013 kabul edilerek işten ayrılış tarihi olarak tespitini talep ettiği 03.11.2016 tarihine kadar çalışmalarını sürdürdüğü, davacının ücret tutarı açısından bir iddia ve ispatta bulunmadığı, talep olmayan ücret hususunda talebin aşılması mümkün olmayacağından ve asgari ücret altında çalışma yapmak mümkün olamayacağından hizmete esas tespit dönemi açısından davacının asgari ücret tutarı olarak dönemsel ücretlerin kabulünün gerektiği gerekçesiyle davacının davasının kısmen kabulü ile, davacının 01.09.2013 - 03.11.2016 tarihleri arasında ... adına işlem gören 2 4724 01 01 1228382 007 11 21 sicil sayılı işyerinde prime esas asgari ücret ile 1160 gün ( 3 yıl 2 ay 2 gün ) süreyle çalıştığının tespitine karar verilmiştir.
VI.TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili ile fer'i müdahil Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının hizmet tespiti isteminin ... yönünden kabul edildiği ve davalı şirket yönünden husumetten reddine ilişkin bir hüküm bulunmadığı ve üçüncü kişi aleyhine hüküm kurulduğu iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur.
2.Fer'i müdahil Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; kamu düzenine ilişkin davada kesintisiz çalışmanın kuşkuya yer verilmeyecek şekilde ispat edilemediği iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur.
C.Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, davacının hizmet akdine dayalı olarak 15.04.2013 - 03.11.2016 tarihleri arasındaki tam ve kesintisiz çalıştığının tespiti davasıdır.
2.İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun "Hükmün kapsamı" kenar başlıklı 297 nci maddesi şöyledir:
"(1) Hüküm “Türk Milleti Adına” verilir ve bu ibareden sonra aşağıdaki hususları kapsar:
a) Hükmü veren mahkeme ile hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin ad ve soyadları ile sicil numaraları, mahkeme çeşitli sıfatlarla görev yapıyorsa hükmün hangi sıfatla verildiğini.
b) Tarafların ve davaya katılanların kimlikleri ile Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, varsa kanuni temsilci ve vekillerinin ad ve soyadları ile adreslerini.
c) Tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri.
ç) Hüküm sonucu, yargılama giderleri ile taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının iadesi, varsa kanun yolları ve süresini.
d) Hükmün verildiği tarih ve hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin imzalarını.
e) Gerekçeli kararın yazıldığı tarihi.
(2) Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir."
2. 6100 sayılı Kanun'un 124 üncü maddesi şöyledir:
"(1) Bir davada taraf değişikliği, ancak karşı tarafın açık rızası ile mümkündür.
(2) Bu konuda kanunlarda yer alan özel hükümler saklıdır.
(3) Ancak, maddi bir hatadan kaynaklanan veya dürüstlük kuralına aykırı olmayan taraf değişikliği talebi, karşı tarafın rızası aranmaksızın hâkim tarafından kabul edilir
(4) Dava dilekçesinde tarafın yanlış veya eksik gösterilmesi kabul edilebilir bir yanılgıya dayanıyorsa, hâkim karşı tarafın rızasını aramaksızın taraf değişikliği talebini kabul edebilir. Bu durumda hâkim, davanın tarafı olmaktan çıkarılan ve aleyhine dava açılmasına sebebiyet vermeyen kişi lehine yargılama giderlerine hükmeder."
3. Değerlendirme
1. Bir davada hüküm, davanın tarafları arasında kurulur. Bir kişinin davalı sıfatını kazanabilmesi için öncelikle kendisine karşı yöntemince dava açılması gerekir. Bir başka deyişle davada taraf olmayan kişi hakkında hüküm kurulması mümkün değildir.
2. Öte yandan; husumet konusu, davanın her aşamasında ileri sürülebilir. Taraflarca ileri sürülmese dahi gerek mahkemece, gerekse Yargıtay’ca tarafların bu yönde bir savunmasının olup olmadığına bakılmaksızın kendiliğinden göz önünde tutulur. Eldeki gibi sigortalılık hizmetleri ve ücret tespitine ilişkin davalarda elde edilecek hükmün uygulayıcısı konumundaki Kurum tarafından yerine getirilebilmesi için, husumetin doğru kimselere yöneltilerek davaya devam edilmesi gereklidir.
3. Davacının 15.04.2013 - 03.11.2016 tarihleri arasında hizmet akdine tabi çalıştığının tespitine ilişkin eldeki davada kendisine karşı usulüne uygun biçimde açılmış bir dava bulunmayan ... aleyhine hüküm kurulması isabetsizdir. Dolayısıyla davacının talebe konu dönemde nezdinde hizmet akdine tabi çalıştığı iddia edilen ...'e 6100 sayılı Kanun'un 124 üncü maddesi gereğinde husumet yöneltilmesi ile davaya dahil edilmesi delillerin toplanmasından sonra bir karar verilmesi gereklidir.
4. Mahkemece, açıklanan maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
Peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine,
01.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!