10. Hukuk Dairesi 2024/2227 E. , 2024/2007 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2023/371 E., 2023/352 K.
KARAR : Davanın reddi
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen hizmet tespiti istemli davada verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalılara ait evlerde haftanın 4 günü temizlik ve yemek işinde çalıştığını, her iki davalının da müvekkiline ayrı ayrı aylık 600 TL maaş verdiği, müvekkilinin davalılara ait evde yaklaşık 17 yıl çalıştığını, çalıştığı sürece maaşını aldığı fakat davalıların müvekkilinin sigortasını bildirmediklerini, müvekkilinin 21.02.2017 tarihinde evlendiğini ve bu nedenle İstanbul'a gidecek olması nedeniyle işten ayrılmak zorunda kaldığı, müvekkilinin davalılar yanında yaklaşık 17 yıl çalıştığı, davalılar tarafından müvekkiline ait kıdem ve ihbar tazminatlarının da ödenmediği, davalıların internet üzerinden yaptıkları alış verişleri evde müvekkilinin teslim aldığını ve bu nedenle Yurtiçi, ... kargo şirketlerinden davalılara ait gönderilerin istenilmesini talep ettiklerini, davalılardan ...'nın müvekkiline yardım amaçtı Anadolu Hayat Emeklilikten bireysel emeklilik poliçesi yaptırdığı, bu poliçe primlerinin davalı ...'ya ait 4... 3971 no.lu İş Bankası kredi kartından ödendiğini, bireysel emeklilik ile ilgili poliçenin başlangıç tarihinin 03.12.2008 olduğu, bu poliçe ödemesinin davalılar tarafından yapılıyor olması bile, müvekkilinin davalılar yanında çalıştığının göstergesi olduğu, müvekkilinin defalarca sigortasının yapılmasını talep etmesine rağmen davalıların müvekkiline sigorta yaptırmadığı ve özetle müvekkilinin davalıların yanında 15.09.2000 tarihinden 31.12.2017 tarihine kadar her bir davalı için ayrı ayrı haftanın 2 günü olmak üzere çalıştığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ... ve ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının müvekkilin evine temizlik, ütü vs. ev hizmeti işleri için davacının iddia ettiği gibi 15.09.2000 tarihinde değil 2008 yılı Aralık ayında gelmeye başladığı, davacının davalı müvekkillerin evine sadece ev hizmeti maksadı ile geldiği, ancak davacının iddia ettiği gibi müvekkillere ayrı ayrı düzenli olarak yani her hafta 2 şer gün şeklinde gelmediği, davacı tarafın davalı müvekkillerin evine bazı haftalar hiç gelmediği, bazı haftalar ise 2 gün geldiği ayrıca tam zamanlı da değil, kısmi zamanlı çalıştığı, yani kısaca davacının davalı müvekkillerinin evinde ev hizmeti maksadı ile çalışmasının sürekli ve düzenli nitelikte olmadığı, davacıya geldiği günlerin karşılığı olarak günlük kendisine en son 110 TL para ödendiğini, 2008 yılı ve devamında ev hizmetlerinde düzenli ve sürekli nitelikte çalışmanın sigorta kapsamında tutulmuş olması ve davacının davalı müvekkillerin evinde çalışmasının da sürekli ve düzenli nitelikte sayılamamasından dolayı davalı müvekkillerin istemelerine rağmen davacının sigortası yaptırılamamıştır ki bunun için SGK'ya başvurulduğunda bu kapsamda çalışanların sigorta kapsamında olmadığının kendilerine söylendiği ve bu nedenle sigortasının yaptırılamadığı, bunun yanında davacı da kendisine sigorta yapılmasını istemediği ve sigorta yapılacak ücretin günlük olarak kendi ücretine eklenerek kendisine verilmesini talep ettiğini, davalı müvekkillerin yasal engel dolayısıyla davacının sigorta girişini yaptıramamış olmalarının verdiği vicdani rahatsızlık nedeniyle davacıya bireysel emeklilik yaptırarak geleceğine katkı sağlamak istediklerini, söz konusu bireysel emekliliğin başladığı tarih aynı zamanda davacının davalı müvekkillerin evine ev hizmeti dolayısıyla gelmeye başladığı tarih olduğu davalılar bununla da kalmamış, yasal engel dolayısıyla davacının sigortasının yapılamaması nedeniyle geldiği günlere ilişkin günlük ücretine ortalama bir sigorta prim miktarı ekleyerek davacının isteği üzerine kendisine ödeme yaptıklarını, kabul etmemekle birlikte; ev hizmetlerinde çalışan kişilerin her halükarda 17.04.2008 tarih ve 5754 sayılı Kanun'un dördüncü maddesi ile 5510 sayılı Kanun'un altıncı maddesinin c bendinde yapılan düzenlemeden önce sigortalı kapsamında sayılmadıkları, bu nedenle kabul edilmemesine rağmen davacının çalışmasının Sayın Mahkemeniz tarafından davacının iddiaları doğrultusunda 15.09.2000 tarihinde kabulü durumunda 15.09.2000-17.04.2008 tarihleri arasındaki çalışmasının sigorta kapsamında sayılmadığından her halükarda reddinin gerektiği, ayrıca davalı müvekkillerin söz konusu dönem içerisinde davacının sigortasını yaptırmak istemesine rağmen Kurum tarafından sigorta kapsamında görülmediğinden sigorta girişinin yapılmadığı, davalı müvekkiller açısından yasal bir ifa imkansızlığının söz konusu olduğu ve izah edilen nedenlerle; davalı müvekkillerine yönelik haksız, yersiz ve kötüniyetli olarak açılan iş bu davanın davalı müvekkiller lehine olarak ayrı ayrı reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerine bırakılmasına karar verilmesini savunmuştur.
2. SGK vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın zamanaşımı yönünden reddine karar verilmesini, davacının 15.09.2000 - 31.01.2017 tarihleri arasındaki hizmet tespiti talebinin 5 yıllık zamanaşımına uğradığını, davacı tarafın dava dilekçesinde, vekil eden Kurumu davalı olarak gösterdiği, davacının iyiniyetli olmadığı, davacının haftanın 4 günü, 17 yıl boyunca 2 ayrı ev işinde çalıştığını davalı işyerinde çalıştığını ancak sigortasının taleplerine rağmen 17 yıldır yatırılmadığını iddia ettiği, mevzuat hükümleri uyarınca davacı çalışanın da Kuruma çalışma bildirimi yapma zorunluluğu bulunduğu, davacı eğer gerçekten çalışmış ve bu duruma göz yummuşsa iyi niyetli olmadığı, işten ayrıldıktan sonra dava açarak hakkı kötüye kullandığı, gerçekten çalışmış veya çalışmamış kişilerin aradan geçen bunca yıl için tespiti çok güçtür ki bu hususta davacının kusurunun bulunduğu, davacının davalılara ait evlerde sigortasız çalışmış olduğu yönündeki iddiasını da kabul etmediklerini, bir kişinin bunca zaman çalıştığı halde işe giriş bildirgesinin bile verilmemiş olmasının hayatın olağan akışına uygun olmadığı, işe giriş bildirgesinin Kuruma verilmesine karşın yasal diğer belgelerin bulunmadığı durumlarda çalışma olgusunu ortaya koyabilecek inandırıcı ve yeterli kanıtlar aranması gerektiği ve özetle haksız olarak açılan davanın reddine yargılama gideri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 20.04.2022 tarihli ve 2017/100 Esas, 2022/283 Karar sayılı kararıyla; davacının 506 sayılı Kanun ve 5510 sayılı Kanun gereğince sigortalı olma koşullarını sağlamadığı anlaşılmakla davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin15.11.2022 tarihli ve 2022/2341 E., 2022/3124 K. sayılı kararıyla istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2.Dairece, 26.01.2023 gün ve 2023/387 Esas 2023/715 Karar sayılı ilamı ile;" ....Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular dikkate alınarak, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 167 nci maddesinin “Mahkeme, yargılamanın iyi bir şekilde yürütülmesini sağlamak için, birlikte açılmış veya sonradan birleştirilmiş davaların ayrılmasına, davanın her aşamasında, talep üzerine veya kendiliğinden karar verebilir. Bu durumda mahkeme, ayrılmasına karar verilen davalara bakmaya devam eder.” hükmü gözetilerek, davaların ayrılması her bir dava yönünden ayrı ayrı hüküm kurulması gerekirken, hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi isabetsizdir." gerekçesiyle karar bozulmuştur.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesince, yapılan yargılama kapsamında davacının iddiası nazara alındığında, davalının yanında ev hizmetlerinde geçen çalışmaları, mülga 506 sayılı Kanun yönünden sürekli nitelikte olmadığından, halen yürürlükte bulunan 5510 sayılı Kanun'un ek 9 uncu maddesi yönünden ise ay içinde 10 gün ve daha fazla olmadığından davacının sigortalı sayılmasına olanak bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve kanuna aykırı olduğunu, hatalı karar verildiğini, davacının çalışmalarının 5510 sayılı Kanun'un 4/1-a bendi kapsamında tüm sigorta kollarına tabi olarak sigortalı sayılması gerektiğini beyan ile kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, hizmet tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 5510 sayılı Kanun'un 86 ncı maddeleridir.
3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
29.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!