WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 23 Haziran 2026

YARGITAY 10. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

10. Hukuk Dairesi         2024/2223 E.  ,  2024/5884 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2023/285 E., 2023/331 K.
KARAR : Direnme

Taraflar arasındaki Kurum işleminin iptali ve borçlanmanın geçerli olduğunun tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizce yapılan inceleme sonunda kararın bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi tarafından Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.

Direnme kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne ve duruşmanın düzenlendiği 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinde sayılı ve sınırlı olarak gösterilen hâllerden hiçbirine uymadığından, temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına ilişkin isteğin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili yurt dışında yaşadığından 2015 yılı içinde 3201 sayılı Kanun kapsamında yurt dışı hizmet borçlanması talebinde bulunduğunu, Kurum tarafından toplam 66.028,03 TL borç tahakkuk ettirildiğini, bu miktarın 10.11.2015 tarihinde müvekkili tarafından Kurum hesabına ödendiğini, yurt dışı borçlanma tahakkuk cetvelinin 23.07.2015 tarihinde davacı vekili Av. ... ...'a elden tebliğ edildiği ve son ödeme tarihi 23.10.2015 olduğu halde 10.11.2015 tarihinde 3 aylık yasal süresinden sonra ödeme yapıldığı gerekçesiyle borçlanmanın iptal edildiği, ödenmiş olan 66.028,03 TL'nin emanet hesaplarına alındığının belirtildiği, Av. ... ...'ın, müvekkilinin dava ve icra takipleri için genel vekaletname verdiği vekili olup kendisine 3201 sayılı Kanun kapsamında yurt dışı borçlanma talebinde bulunma ve bununla ilgili tebligatı kabul etme yetkilerini içeren bir vekaletname verilmediğini, bu sebeple Av. ... ..., 'dan borçlanma talebinde bulunmaya ve bununla ilgili tebligatı almaya yetkili vekil olmadığından kendisine yapılan borç tahakkuk cetveli tebliğinin usulsüz olduğunu ve geçerli olmadığını, ödemesi gereken borç miktarı tebliğ edilmediği için Av. ... ...'a Kurum tarafından yapıldığı iddia edilen bildirim esas alınarak ödemenin yasal süresinden sonra yapıldığından bahisle müvekkilinin borçlanmasının iptal edilmesinin hakkaniyete de aykırı olduğunu belirterek yaptığı ödemenin süresinde olduğunun kabul edilerek bu ödeme tarihine göre yurt dışı sigortalılığının tespit edilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı Kurum vekili; davanın haksız ve yersiz açılmış bir dava olup reddi gerektiğini, davacıya ait dosya incelendiğinde, Almanya'daki çalışmalarına ilişkin yurt dışı borçlanma ve primlerinin Kuruma aktarılması için müracaat ettiğini, davacının 30.06.2015 tarihli ve 9764541 sayısı ile Kurumun kayıtlarına giren yurt dışı borçlanma talebine istinaden çıkarılan borçlanma tahakkukunun, davacının vekili Avukat ... ... tarafından 23.07.2015 tarihinde elden tebliğ alındığını, tebliğ tarihinden itibaren 3 ay içerisinde borç tahakukkunun ödenmesi gerektiğinden son ödeme tarihi 23.10.2015 olduğu halde davacının 3 aylık yasal süresinden sonra 10.11.2015 tarihinde ödeme yaptığının tespit edildiğini, dolayısıyla 19.05.2015 tarihli yurt dışı borçlanmasının, borçlanma bedeli 3 aylık süre içerisinde ödenmediğinden iptal edildiğini ve yapılan ödemenin emanet hesaba alındığını, dava dilekçesinde, davacının avukatının borçlanma hususunda özel yetkiye sahip olmadığından bahsedildiğini, ancak 28.04.2016 tarihli genel yazı ile yurt dışı borçlanmalarında vekaletnamelerde özel yetki aranmaya başlandığını, başka bir ifade ile davacının vekilinin işlem yaptığı tarih olan 23.07.2015 tarihinde vekaletnamelerde özel yetki aranmadığını, dolayısıyla davacının avukatı tarafından yapılmış olan tüm işlemlerin tıpkı davacı tarafından yapılmış gibi geçerli olduğunu, dolayısıyla davacı tarafından borçlanma bedeli tebliğ tarihinden itibaren 3 aylık süre içerisinde yatırılmamış olduğundan geçerli olmadığını, Kurum işleminin usule ve kanuna uygun olduğunu beyanla; davanın reddini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesi kararıyla; davacı vekili Av. ... ...'a, adı geçenin Kuruma sunduğu 05.09.2014 düzenleme tarihli vekaletnamesine göre, davacı tarafından diğer yetkilerin yanı sıra "... ile ilgili bilumum dava ve takiplerden dolayı" temsil yetkisi de verilmiştir. Belirtilen ibareden, davacı vekilinin diğer yetkilerinin yanında SGK iş ve işlemleri ile ilgili olarak da yetkilendirildiği anlaşılmaktadır. Ayrıca vekaletnamede, davacı vekilinin dava ve takip işlemleri dışında kalan diğer iş ve işlemlerde yetkili olmadığı yönünde sınırlayıcı bir kayda da yer verilmemiştir. Buna göre, başvuru tarihinde yürürlükte bulunan 3201 sayılı Kanun'da ve 1136 sayılı Kanun'da borçlanma bedelinin tebliğ alınması için özel yetkinin gerekli olduğuna ilişkin bir düzenlemeye yer verilmediği göz önüne alındığında, TBK'nın 504 üncü maddesine göre borçlanma bedelinin tebliğ alınması, davacı vekilinin üstlendiği anlaşılan 3201 sayılı Kanun kapsamında davacının yurt dışında geçen sürelerini borçlandırma ve yaşlılık aylığı bağlanması işinin görülmesi için gerekli hukuki işlemler kapsamında kaldığından adı geçen davacı vekili borçlanma bedelini tebliğ almaya da yetkilidir. Şu halde, borçlanma bedelinin tebliğinde bir hata bulunmadığından tebliğ tarihinden itibaren işlemeye başlamış olan üç aylık yasal süresi içerisinde borçlanma bedelinin yatırılmadığından bahisle borçlanma başvurusunun geçersiz sayılmasına ilişkin Kurum işlemi de hukuka uygun olduğu, açıklanan sebeplerle, davacının yurt dışı sigortalılık sürelerini borçlanmaya yönelik 19.06.2015 tarihli başvurusu doğrultusunda tahakkuk ettirilen borçlanma bedelinin tebliği işleminin usulsüz olduğunun ve borçlanma başvurusunun geçerli olduğunun tespiti taleplerine yönelik davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesi sayılı kararıyla; 3201 sayılı ve 1136 sayılı Kanun'da borçlanma bedelinin tebliğ alınması için özel yetkinin gerekli olduğuna ilişkin bir düzenleme bulunmamaktadır. Şu halde vekilin başvuru için yetkisi bulunmuyor ise de bu kapsamda yapılan işlemlerin, başvuru hariç, takip edilmesinde ve bildirim yapılmasına bir engel yoktur. Nitekim davacı önceki vekilince Kurum işlemlerinin takibi noktasında asil adına bir çok işlem yaptığı eksiklikleri ikmal ettiği de dosya kapsamında anlaşıldığı, borç tahakkuku cetvelinin davacı önceki vekiline elden teslim edildiği, tebligat mevzuatına göre de tebliğ yerine geçmek üzere evrakın usulü dairesinde vekile elden teslim edilmesi geçersiz olmadığından, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleri ile dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden kanuna aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Daire bozma ilamında; inceleme konusu dosyada 19.06.2015 tarihindeki başvuru bizzat davacının kendisi tarafından yapılmış olduğu, vekil vasıtasıyla bir başvuru olmadığından borç tahakkuk belgesinin asil yerine 11.09.2014 tarihinde başvuruda bulunan vekile elden tebliğ edilmesi usulsüz tebliğ olduğu, asile tebliğ yapılması gerektiği, Kurum tarafından vekile yapılan tebligat usulsüz olduğuna göre borçlanma bedeline ilişkin ödeme süresinde olduğu, bu yönde bir değerlendirme yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi yerinde olmadığı gerekçesiyle karar bozulmuştur.

B. İlk Derece Mahkemesince Verilen Direnme Kararı
İlk Derece Mahkemesi kararı ile davacının yurt dışında geçen sürelerini borçlanmaya yönelik 19.06.2015 tarihli başvurunun bizzat davacı tarafından yapıldığı belirtilmiş ise de söz konusu talep dilekçesinin altında davacının adı yazılı olmakla birlikte, davacıya atfen atılı bulunan imza ile davacının avukatına atfen atılı bulunan imzaların karşılaştırılmasında, söz konusu imzanın davacıya değil davacının avukatına ait olduğu, ayrıca söz konusu imzanın altında bulunan davacının avukatına ait kaşe de kısmen görünmekte olduğu, buna göre, borçlanma başvurusu davacının avukatı tarafından yapılmış olmakla, başvuru üzerine tahakkuk ettirilen prim borcunun davacının avukatına tebliğ edilmesinde usulsüzlük söz konusu olmadığı, usulüne uygun tebliğe rağmen davacı tarafından prim borcuna karşılık olarak yapılan ödeme yasal süresinde olmadığından borçlanma başvurusunun geçersiz sayılmasında kanuna aykırılık olmadığı gerekçesiyle önceki kararda direnilmesine karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen direnme kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili, vekile tebligat yapılmasının yerinde olmadığı, yeterli inceleme yapılmadığını, bu nedenle söz konusu kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

C. Uyuşmazlık
Uyuşmazlık, Kurum işleminin iptali ve borçlanmanın geçerli olduğunun istemine ilişkindir.

D. Gerekçe
1. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370, 371 ve 373 üncü maddeleri ile 3201 sayılı Kanun'un 1 ve 4 üncü madde hükümleridir.

2. Değerlendirme
19.06.2015 tarihli yurt dışı borçlanma başvurusunun davacının avukatı tarafından yapıldığı, 23.7.2015 tarihli Kurum tahakkuk cetvelinin aynı tarihte davacı vekiline elden tebliğ edildiği, bedelin ise yasal süresi geçtikten sonra 10.11.2015 tarihinde yapıldığı dikkate alındığında Kurum işleminin yerinde olduğu anlaşılmakta olup İlk Derece Mahkemesinin direnme hükmünde dayandığı yasal dayanaklar ve gerekçeye göre Dairemize ait anılan bozma ilamının ortadan kaldırılması gerektiği anlaşılmıştır.

VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası ve 373 üncü maddesinin beşinci fıkraları uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz harcının ilgiliden alınmasına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

27.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.