WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 28 Haziran 2026

YARGITAY 10. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

10. Hukuk Dairesi         2024/2201 E.  ,  2024/2738 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2019/271 E., 2023/563 K.
KARAR : Kısmen kabul

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde hizmet tespiti davasında davanın kabulüne dair verilen kararın davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili, müvekkilinin davalıya ait Han deresi mevkiindeki büyükbaş hayvan çitfliğinde işçi olarak çalıştığını, müvekkilinin 08.06.2003 tarihinden iş akdinin sonlandırıldığı 01.07.2013 tarihine kadar çalıştığını, ancak çalışmasının sigortaya bildirilmediğini belirterek davanın kabulü ile 08.06.2003 - 01.07.2013 tarihine kadar davacının davalı işveren nezdindeki hizmetlerinin tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP
Davalı işveren vekili, davacı işçinin müvekkilinin yanında sürekli ve devamlı çalışma faaliyetinde bulunan bir işçi olmadığını, kendisine ihtiyaç duyuldukça çağrılan yevmiyeli arada gelip çalışan işçi olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı Kurum vekili, davacının çalışmasının hizmet akdine tabi olarak sürdüğünün ispatı gerektiğini belirterek haksız ve yasal dayanaktan yoksun davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 28.01.2016 tarihli ve 2013/210 E., 2016/62 K. sayılı kararı ile "... Somut olayda, Balıkesir SGK İl Müdürlüğü'nden gelen cevabi yazıda her ne kadar davalı işyerinin 11.02.1995 tarihinde kanun kapsamına alındığı 29.12.1998 tarihinden işin terki nedeniyle 506 sayılı ve 5510 sayılı Kanun kapsamından çıkartıldığı bildirilmiş ise de Susurluk Vergi Daire'sinden gelen cevabi yazıda 17.07.1987 - 30.06.2012 tarihleri arasında celeplik işinden dolayı mükellef olduğu bildirilmiştir. Ayrıca Yargıtay yerleşik içtihadlarına göre işyerinde bir kişinin çalışması dahi işyerinin kapatılması anlamına gelmeyeceği ilkesinden hareketle, davalı işyerinin kanun kapsamına alınabilecek nitelekte olduğu kanısına varılmıştır. Davalı şirkete ait işyerinin 506 sayılı yasa kapsamında 249420101.0101785 sicil no ile diğer davalı Kurumda işlem gördüğü, bu tespitler ve tanık beyanları karşısında davalı işverene ait işyerinin tespiti talep edilen uyuşmazlık konusu dönemde faal ve kapsamda olduğu, bu yönden tespite engel bir durum olmadğı kanısına varılmıştır. Diğer bir husus ise davalı vekilinin hakdüşürücü süre yönünden itirazlarıdır. Sigortalıların çalıştıkları hizmetin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içinde mahkemeye başvurmaları gerekmektedir. Olayımızda, davacının çalışmasının kesintisiz olarak 01.07.2010 tarihine kadar sürdüğünü iddia etmiştir. Dolayısıyla iş akdinin feshedildiği yılın son ayı üzerinden dava tarihi itibari ile henüz hakdüşürücü süre olan 5 yılın dolmadığı anlaşılmakla açılan dava yönünden hakdüşürü süre geçmemiştir.

Davacı taraf, 08.06.2003 tarihinden 01.07.2010 tarihine kadar davalı işyerinde kesintisiz çalıştığını iddia etmiştir (Beyan dilekçesi ve duruşmadaki imzalı beyanı ile 01.07.2010 tarihinden sonraki talepleri yönünden feragat etmiştir). Davalı taraf ise iş akdine dayalı bir çalışmasının olmadığını, ihtiyaç duyulduğundan yevmiyeli çalıştığırıldığını savunmuştur. Dinlenen tanık beyanları ve Susurluk İlçe Nüfus Müdürlüğü'nden gelen eski mernis adresine kaydına göre davacının davalıya ait çiftlikte davacının talebini destekler mahiyette çalıştığı ve çiftlikte ikamet ettiği anlaşılmaktadır. Özellikle davacı tanığı ... mahkememizdeki beyanında; Davacının 2003 yılının 6. ayının 8'i veya 15'inde işe başladığını ve 2010 yılının 6. yada 7. ayında işten çıkartıldığını beyan etmiştir. Diğer tanık beyanları da bu doğrultudadır. Dolayısıyla tanık beyanları dikkate alınarak davacının işe girdiği iddia olunan 08.06.2003 işe başlama tarihi konusundaki iddiasının doğrulandığı, diğer tanık beyanlarınca da davacının iddia ettiği gibi kesintisiz çalışmalarının olduğu anlaşılmış olup davacının davasının kısmen kabulü ile kuruma bildirilmeyen çalışmalarının tespitinin yapılması gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır. 01.07.2010 tarihinden 01.07.2013 tarihleri arası taleplerinden vazgeçmiştir. Davacı işçinin bu tarihten itibaren sigortaya bildirilmeyen çalışmaları prime esas kazançlarıyla birlikte Bilirkişi Nazım Dik'ten alınan 17.11.2015 havale tarihli bilirkişi raporundaki hesaplamaların, kanun hükümlerine ve dosya kapsamına uygun olduğu, denetime de açık bulunduğu" gerekçesiyle;

"1-Davanın kabulü ile ... TC Kimlik numaralı davacı ...''in ..... sigorta sicil numarası ile davalı işverene ait 24942010110149150101785 sicil numaralı ... unvanlı işyerinde;
08.06.2003 - 31.12.2003 tarihleri arasında 203 gün günlüğü 10,20 TL.den 2.070,60 TL
01.01.2004 - 30.06.2004 tarihleri arasında 180 gün günlüğü 14,10 TL.den 2.538,00 TL
01.07.2004 - 31.12.2004 tarihleri arasında 180 gün günlüğü 14,80 TL.den 2.664,00 TL
01.01.2005 - 31.12.2005 tarihleri arasında 360 gün günlüğü 16,29 TL.den 5.864,40 TL
01.01.2006 - 31.12.2006 tarihleri arasında 360 gün günlüğü 17,70 TL.den 6.372,00 TL
01.01.2007 - 30.06.2007 tarihleri arasında 180 gün günlüğü 18,75 TL.den 3.375,00 TL
01.07.2007 - 31.12.2007 tarihleri arasında 180 gün günlüğü 19,50 TL.den 3.510,00 TL
01.01.2008 - 30.06.2008 tarihleri arasında 180 gün günlüğü 20,28 TL.den 3.650,40 TL
01.07.2008 - 31.12.2008 tarihleri arasında 180 gün günlüğü 21,29 TL.den 3.832,20 TL
01.01.2009 - 30.06.2009 tarihleri arasında 180 gün günlüğü 22,20 TL.den 3.996,00 TL
01.07.2009 - 31.12.2009 tarihleri arasında 180 gün günlüğü 23,10 TL.den 4.158,00 TL
01.01.2010 - 30.06.2010 tarihleri arasında 180 gün günlüğü 24,30 TL.den 4.374,00 TL
01.07.2010 - 02.07.2010 tarihleri arasında 1 gün günlüğü 25,35 TL.den 25,35 TL olmak üzere toplam 2.544 gün ve 46.429,95 TL prime esas kazançla hizmet akdine dayalı olarak çalıştığı ve bu çalışmasının kuruma bildirilmediğinin tespitine,
2-Feragat edilen kısım yönünden davanın feragat nedeniyle reddine" karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

Dairenin 26.03.2019 gün, 2016/17635 E., 2019/2780 K. kararında; "... Bu yasal düzenleme ve açıklamalar ışığı altında inceleme konusu dava değerlendirildiğinde, davanın somutlaştırılması yükümlülüğü çerçevesinde Mahkemece davacıya, davalıya ait işyerinde kimlerle çalıştığı, başka çalışan olup olmadığı, işine ara verip vermediği açıklattırılmalı, işyerinin büyükbaş hayvan çiftliği olması karşısında çiftlikteki hayvan sayısı, işyerinden kimlerin et alım satımı yaptığı, davacının uyuşmazlık konusu dönemdeki mernis adresinin çiftlik adresi olup olmadığı araştırılmalı, uyuşmazlık konusu husus, hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip; deliller hep birlikte değerlendirilip takdir edilerek, varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmelidir.
" gerekçesiyle söz konusu karar bozulmuştur.

B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "... Bu yasal düzenleme ve Yargıtay bozma ilamı doğrultusunda inceleme konusu dava değerlendirildiğinde, Somut olayda, Balıkesir SGK İl Müdürlüğü'nden gelen cevabi yazıda her ne kadar davalı işyerinin 11.02.1995 tarihinde kanun kapsamına alındığı 29.12.1998 tarihinden işin terki nedeniyle 506 sayılı ve 5510 sayılı Kanun kapsamından çıkartıldığı bildirilmiş ise de Susurluk Vergi Daire'sinden gelen cevabi yazıda 17.07.1987 - 30.06.2012 tarihleri arasında celeplik işinden dolayı mükellef olduğu bildirildiği dolayısıyla Yargıtay yerleşik içtihadlarına göre işyerinde bir kişinin çalışması dahi işyerinin kapatılması anlamına gelmeyeceği ilkesinden hareketle, davalı işyerinin kanun kapsamına alınabilecek nitelekte olduğu kanısına varılmıştır. Davalı şirkete ait işyerinin 506 sayılı Kanun kapsamında 24942010110149150101785 sicil no ile diğer davalı kurumda işlem gördüğü, bu tespitler ve tanık beyanları karşısında davalı işverene ait işyerinin tespiti talep edilen uyuşmazlık konusu dönemde faal ve kapsamda olduğu, bu yönden tespite engel bir durum olmadığı kanısına varılmıştır.
Davacı davalı işverene ait büyükbaş hayvan çiftliği iş yerinde 08.06.2003 - 01.07.2010 tarihleri arasında sigortalı olarak çalıştığının tespitine karar verilmesini istemiş, davalı taraf ise iş akdine dayalı bir çalışmasının olmadığını, ihtiyaç duyulduğundan yevmiyeli çalıştığırıldığını savunmuştur. Dinlenen tanık beyanları ve Susurluk İlçe Nüfus Müdürlüğü'nden gelen eski mernis adresine kaydına göre davacının eşi ile birlikte MERNİS sisteminin uygulanma başlandığı Ocak 2007 itibari ile davalı tarafa ait hayvan çiftliğinin bulunduğu Burhaniye Mahallesi No:120 Susurluk adresinde ikamet ettiği, yine 2009-2011 yıllarında adresinin MERNİS’te belirtilen Burhaniye Mahallesi No:120 Susurluk adresi olduğu bu hususun davacının talebini destekler mahiyette olup, çiftlikte ikamet ettiği anlaşılmaktadır.

Özellikle davacı tanığı ... mahkememizdeki beyanında; "Davacının 2003 yılının 6. ayının 8'i veya 15'inde işe başladığını ve 2010 yılının 6. yada 7. ayında işten çıkartıldığını", ... ise beyanında; "2002 yılından beri orada oturduğunu, davalının mahallede komşusu olduğunu ve davalının çiftliğinin evine 100 metre uzaklıkta olduğunu, davacının ve eşinin o çiftlikte çalıştığını, ancak davacının hangi tarihlerde çalışmaya başladığını bilmediğini, 3 sene öncesine kadar çalıştığını" ifade etmiş, bozma ilamı sonrasında davacının bir çok defa Susurluk’da Dört Mevsim Et Mamülleri işletmesi mezbahanesine (Buzağılık Mevki, Balıklıdere Köyü, Susurluk) davalıya ait hayvanları davalı ile birlikte götürerek kesimi yaptırdığı, bu firmanın işletme sahipleri olan ... ve ...'in tanık sıfatıyla mahkememiz huzurundaki beyanlarından anlaşılmıştır. Her ne kadar iş bu tanıklar bilgisini sadece kesime gelinen günlerle sınırlı olarak belirtmiş ise de, davacının sadece kesim içinde olsa davalı iş yeri sahibinin emir ve talimatında düzenli olarak kesime geldiği de beyanlarından anlaşılmaktadır. Dosya kapsamında dinlenen diğer tanık beyanlarınca da davacının iddia ettiği gibi kesintisiz çalışmaları olacak şekilde çalıştığı, ikametinin çiftlik adresi olduğu, 19.02.2020 tarihli İl Tarım ve Orman Müdürlüğünün müzekkere cevabındaki hayvan takip sistemindeki iş yerine ait hayvan hareket raporundaki hayvan giriş sayılarından minimum düzeyde çalışanın olmasının hayatın olağan akışına uygun düştüğü anlaşılmış olup davacının davasının kısmen kabulü ile kuruma bildirilmeyen çalışmalarının tespitinin yapılması gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır. 01.07.2010 tarihinden 01.07.2013 tarihleri arası taleplerinden vazgeçmiştir. Davacı işçinin bu tarihten itibaren sigortaya bildirilmeyen çalışmaları prime esas kazançlarıyla birlikte Bilirkişi Nazım Dik'ten alınan 17.11.2015 havale tarihli bilirkişi raporundaki hesaplamaların, yasa hükümlerine ve dosya kapsamına uygun olduğu, denetime de açık bulunduğu" gerekçesiyle;
"1-Davanın kabulü ile ... TC Kimlik numaralı davacı ...''in 7161404421 sigorta sicil numarası ile davalı işverene ait 24942010110149150101785 sicil numaralı ... unvanlı işyerinde;
08.06.2003 - 31.12.2003 tarihleri arasında 203 gün günlüğü 10,20 TL.den 2.070,60 TL
01.01.2004 - 30.06.2004 tarihleri arasında 180 gün günlüğü 14,10 TL.den 2.538,00 TL
01.07.2004 - 31.12.2004 tarihleri arasında 180 gün günlüğü 14,80 TL.den 2.664,00 TL
01.01.2005 - 31.12.2005 tarihleri arasında 360 gün günlüğü 16,29 TL.den 5.864,40 TL
01.01.2006 - 31.12.2006 tarihleri arasında 360 gün günlüğü 17,70 TL.den 6.372,00 TL
01.01.2007 - 30.06.2007 tarihleri arasında 180 gün günlüğü 18,75 TL.den 3.375,00 TL
01.07.2007 - 31.12.2007 tarihleri arasında 180 gün günlüğü 19,50 TL.den 3.510,00 TL
01.01.2008 - 30.06.2008 tarihleri arasında 180 gün günlüğü 20,28 TL.den 3.650,40 TL
01.07.2008 - 31.12.2008 tarihleri arasında 180 gün günlüğü 21,29 TL.den 3.832,20 TL
01.01.2009 - 30.06.2009 tarihleri arasında 180 gün günlüğü 22,20 TL.den 3.996,00 TL
01.07.2009 - 31.12.2009 tarihleri arasında 180 gün günlüğü 23,10 TL.den 4.158,00 TL
01.01.2010 - 30.06.2010 tarihleri arasında 180 gün günlüğü 24,30 TL.den 4.374,00 TL
01.07.2010 - 02.07.2010 tarihleri arasında 1 gün günlüğü 25,35 TL.den 25,35 TL olmak üzere toplam 2.544 gün ve 46.429,95 TL prime esas kazançla hizmet akdine dayalı olarak çalıştığı ve bu çalışmasının kuruma bildirilmediğinin tespitine,
2-Feragat edilen kısım yönünden davanın feragat nedeniyle reddine" karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili, verilen kararın eksik araştırmaya dayalı olduğunu beyanla davanın reddi ve kararın bozulmasını talep etmiştir.

Davalı Kurum vekili, verilen kararın eksik araştırmaya dayalı olduğunu beyanla davanın reddini ve kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1. Mahkemenin, Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine, o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlayacağımız bu olgu; mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirdiği gibi, mahkemenin kararını bozmuş olan Yargıtay Hukuk Dairesince; sonradan, ilk bozma kararı ile benimsemiş olduğu esaslara usuli kazanılmış hakka aykırı bir şekilde, ikinci bir bozma kararı verilememektedir (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, Hukuk Genel Kurulu’nun 12.07.2006 gün, 2006/9-508 E., 2006/521 sayılı kararı)

Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur. (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK)

2.Dava, 506 sayılı Kanun'un 79/10 uncu ve 5510 sayılı Kanun’un m. 86/9 uncu maddesi uyarınca açılmış hizmet tespiti davasıdır. Maddeye göre “Yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar, çalıştıklarını hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak alacakları ilam ile ispatlayabilirlerse, bunların mahkeme kararında belirtilen aylık kazanç toplamları ile prim ödeme gün sayıları nazara alınır.”

Hizmet akdi ile bir veya birden fazla işveren tarafından çalıştırılanların hizmetlerin tespitine ilişkin davalar, kamu düzenine ilişkindir. Bu nedenle özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmesi zorunludur. Bu çerçevede hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyerek, gerekli araştırmaların re'sen yapılması ve kanıtların toplanması gerektiği göz önünde bulundurulmalıdır.

2) 6100 sayılı HMK m. 119/1-e gereğince davacının, iddiasının dayanağı olan bütün vakıaların sıra numarası altında açık özetlerini bildirmek, m. 194 gereğince de taraflar, dayandıkları vakıaları, ispata elverişli şekilde somutlaştırma yükümlülüğü vardır. Tarafların, dayandıkları delilleri ve hangi delilin hangi vakıanın ispatı için gösterildiğini açıkça belirtmeleri zorunludur.

Bir davada haklı çıkabilmek için soyut veya genel hatlarıyla bir iddiayı ortaya koymak yeterli değildir. Aynı zamanda bu iddiaların, ispata elverişli hale getirilerek zaman, mekân ve içerik olarak somutlaştırılması gerekir. En azından iddianın araştırılabilmesine yönelik somut bilgi ve açıklamaların sunulması gerekir. İddia somutlaştırıldıktan sonra hâkim ve karşı taraf, bunun üzerinden savunma ve yargılama yapabilecektir. Soyut iddialar ve vakıalar üzerinden değerlendirme yapılması mümkün değildir.

Somutlaştırma yükü, genel anlamda tarafların açıklama ödevinin bir parçası ve layihalar teatisi aşamasındaki tezahür şeklidir. Somutlaştırma yükü, basit yargılama ve kendiliğinden araştırma ilkesinin uygulandığı davalarda da geçerlidir.

HMK m. 31 gereğince, Hâkim, uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu kıldığı durumlarda, maddi veya hukuki açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlar hakkında, taraflara açıklama yaptırabilir; soru sorabilir; delil gösterilmesini isteyebilir. Davaya konu talebin somutlaştırılmaması halinde önce hâkim, m. 31 ve 119/1-e gereğince davayı aydınlatma ödevi ve ön incelemedeki görevi gereği, somut olmayan hususların belirlenmesini davacıdan istemeli, gerekirse tarafa açıklattırma yaptırmalı, bu eksiklik giderildikten sonra yargılamaya devam etmelidir.

3) Hizmet tespiti davalarının amacı hizmetlerin karşılığı olan sosyal güvenlik haklarının korunmasıdır. Hizmet akdine dayalı çalışma olgusunun ispatında delil sınırlandırması yoksa da davacının Kurum sicil dosyası, işyeri özlük dosyası temin edilip işyerinin Kanunun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlendikten sonra iddia edilen çalışmanın başlangıç ve bitiş tarihleri, hangi işyerinde ne iş yapıldığı, işyerinin kapsam, kapasite ve niteliği, prime esas kazanca tabi ücretin ne olduğu, çalışmanın sürekli, kesintili, mevsimlik olup olmadığı eksiksiz bir şekilde açıklığa kavuşturulmalıdır.

Taraf tanıklarının sözleri değerlendirilirken bunların inandırıcılığı üzerinde durulmalı, verdikleri bilgilere nasıl vakıf oldukları, işveren ve işçiyle, işyeriyle ilişkileri, bazen uzun yılları kapsayan bilgilerin insan hafızasında yıllarca eksiksiz nasıl taşınabileceği düşünülmeli ve tanıklar buna göre dinlenilmeli, re’sen araştırma kapsamında sadece taraf tanıkları ile yetinilmeyip mümkün oldukça işyerinin müdür, amir, şef, ustabaşı ve postabaşı gibi görevlileri ve o işyerinde çalışan öteki kişiler ile o işyerine komşu ve yakın işyerlerinde bu yeri bilen ve tanıyanlar dahi dinlenerek tanık beyanlarının sağlığı denetlenmeli ve çalışma olgusu böylece hiç bir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde belirlenmelidir.

4) Diğer taraftan 4857 sayılı İş Kanunu'nun 13 üncü maddesinde, işçinin normal haftalık çalışma süresinin, tam süreli iş sözleşmesiyle çalışan emsal işçiye göre önemli ölçüde daha az belirlenmesi durumunda sözleşmenin kısmî süreli iş sözleşmesi olduğu belirtilmiş, 63 üncü maddesinde, genel bakımdan çalışma süresinin haftada en çok 45 saat olduğu, aksi kararlaştırılmamışsa bu sürenin, işyerlerinde haftanın çalışılan günlerine eşit ölçüde bölünerek uygulanacağı açıklanmıştır. Bu tür hizmet tespiti davalarında tam gün üzerinden veya kısmi zamanlı olarak çalışma olgusunun ortaya konulması önem arz etmekte olup, çalışmanın kısmi zamanlı olduğu anlaşıldığı takdirde günde kaç saat hizmet verildiği ve giderek haftalık ve aylık çalışma süreleri belirlenmeli, sonrasında değinilen 63 üncü madde kapsamında 7,5 saatlik çalışmanın 1 iş gününe karşılık geldiğinden yola çıkılarak hüküm altına alınması gereken aylık çalışma süresi belirlenmelidir.

3. Değerlendirme
1.Eldeki davada verilen karar eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olup bozma ilamına uyulmuş ise de bozma gereklerinin tam olarak yerine getirilmediği anlaşılmaktadır.
Önceki bozma ilamında; "... davanın somutlaştırılması yükümlülüğü çerçevesinde Mahkemece davacıya, davalıya ait işyerinde kimlerle çalıştığı, başka çalışan olup olmadığı, işine ara verip vermediği açıklattırılmalı, işyerinin büyükbaş hayvan çiftliği olması karşısında çiftlikteki hayvan sayısı, işyerinden kimlerin et alım satımı yaptığı, davacının uyuşmazlık konusu dönemdeki Mernis adresinin çiftlik adresi olup olmadığı araştırılması" gerektiği belirtilmiş olup öncelikle bozma ilamında belirtildiği şekilde Mahkemece, davacıdan davasını somutlaştırması istenilmeli, hangi tarihte işe başladığı, hangi tarihe kadar kimlerle çalıştığı, bu işyerinde kendisine ait beslediği hayvan bulunup bulunmadığı ve yıllar itibariyle sayıları sorulmalı, İlçe Tarım Orman Müdürlüğü'nden gönderilen 22.08.2009,17.09.2009, 10.01.2010, 09.06.2010 tarihlerine menşe şehadetnamelerinde davacının büyükbaş sahibi olarak kayıtlı bulunması karşısında bu belgelerde davacıya ait hayvan sayıları da belirtilmek suretiyle bu husus sorularak açıklığa kavuşturulmalı; Mernis kayıtlarının tutulmaya başlandığı tarihten öncesine ait olduğundan 2007 yılı öncesindeki ikamet kayıtları Muhtarlık'tan celbedilerek tespit edilmeli, köy muhtar ve azalarının gerekirse davacının ikamet ve çalışmalarıyla ilgili olarak beyanlarına başvurulmalı, işe başlangıç ve işin bitiş tarihleri net olarak ortaya konulmalı; davacının kendisine ait hayvanları da bu çiftlikte beslediğinin anlaşılması durumunda ise işverenin işleri için harcadığı zaman ile kendisi için harcadığı zaman bulunarak kısmi çalışma olup olmadığı araştırılmalı, davacının kısmi zamanlı çalışma hususu varsa davacının, davalı işyerinde yaptığı faaliyeti periyodik olarak hangi sıklıkta (saat/gün/ay) yaptığı ve bunun için ne kadar zaman harcadığı araştırılmalı, günde kaç saat hizmet verildiği, haftalık ve aylık çalışma süreleri belirlenmeli, sonrasında değinilen 63 üncü madde kapsamında 7,5 saatlik çalışmanın 1 iş gününe karşılık geldiği nazara alınarak hüküm altına alınması gereken aylık çalışma süresi belirlenmelidir.

Bu maddi ve hukuki olgular göz ardı edilerek eksik araştırma ve inceleme sonucu yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve kanuna aykırı olup, bozma nedenidir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

Temyiz harcının istek halinde ilgililere iadesine,

14.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.