10. Hukuk Dairesi 2024/2189 E. , 2024/4374 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1093 E., 2023/2211 K.
KARAR : Esastan Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Samsun 3. İş Mahkemesi
SAYISI : 2021/243 E., 2021/513 K.
Taraflar arasındaki Kurum işleminin iptali, ölüm aylığının yeniden bağlanması istemlerine ilişkin davadan dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin, 2000 yılında evlendiği eşi ...'ten 2011 yılında boşandığını, boşanma ile birlikte 19 Mayıs Mh. ... ... Sk. No:13/33 Samsun adresinde çocuğu ile birlikte yaşamaya başladığını, müvekkilinin evlendiğinden beridir bu evde ikamet ettiğini, boşandığı eşinin ise ... Samsun adresinde evvelki ilk eşinden olan çocukarı ile birlikte ikamet ettiğini, müvekkilinin, davalı Kurumdan babasından dolayı ölüm aylığı almakta iken davalı Kurumca eşinden muvazaalı olarak boşandığından bahisle aylığının kesildiğini, taraflarınca bu işlemin iptali istemi ile Samsun 3. İş Mahkemesinin 2015/58 Esas sayılı dosyası nezdinde dava açıldığını, ne varki Mahkemece davanın reddine karar verildiğini ve bu kararın kesinleştiğini, taraflarınca, 14.05.2018 tarihli dilekçe ile aradan geçen zaman da nazara alınarak ve gerekirse yeniden tahkikat ve araştırma yapılmak suretiyle müvekkiline yeniden aylık bağlanması istemi ile davalı Kuruma başvurulduğunu, başvuru dilekçesinin 15.05.2018 tarihinde tebliğ olunmasına rağmen yasal süre içinde cevap verilmeksizin taleplerinin zımnen reddedildiğini, Kurumun zımni ret işleminin usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkilinin, boşandığı eşi ile aynı yerde ikamet etmediğini, muvazaalı boşanmanın söz konusu olmadığını, Kurumca yeniden bir tahkikat ve araştırma yapılmaksızın halihazırda eski eşiyle birlikte yaşadığından bahisle talebinin zımnen reddine karar verilmesinde hukuka uyarlılık bulunmadığını beyanla davalı Kurumun 14.05.2018 tarihli başvurunun zımnen reddi işleminin iptali ile başvuru tarihinden itibaren geçerli olmak üzere aylık bağlanması gerektiğinin tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; Kurum tarafından davacıya vefat eden babası ... ...'dan ve yine Kurum sigortalısı olan ölen eşi ...'tan dolayı ölüm aylığı bağlandığını, ancak daha sonradan Kurum tarafından yapılan 21.08.2014 günlü ve 1428 sayılı inceleme ve durum tespiti gereğince 15.10.2014 tarih ve 189 sayılı rapor ile ölüm aylığı soruşturması yapıldığını ve davacının boşandığı eşi ... ile boşandıktan sonraki dönemde fiilen birlikte yaşayıp yaşamadıklarının araştırıldığını, söz konusu denetim raporu ile davacı ile eski eşinin boşandıktan sonra da birlikte yaşamaya devam ettiklerinin tespit edildiğini, bu tespit üzerine aldığı maaşın iptal edilerek kendisinden yersiz olarak ödenen aylıkların iadesinin talep edildiğini, nitekim yine Kurumca yapılan bu maaş iptali işleminin iptali ve yeniden aylık bağlanması için davacı tarafça daha önceden yine Samsun 3. İş Mahkemesine dava açıldığını, açılan davanın reddedildiğini ve Yargıtayca onandığını, diğer yandan Kurumca yersiz ödenen aylıkların iadesi için davacı aleyhine açılan davanın kabul edildiğini ve Samsun Bölge Adliye Mahkemesince kesinleştiğini, şu halde ilgili kişilerin boşandıktan sonra da fiilen birlikte yaşadıklarının ... olduğunu, 5510 sayılı Kanun'un gelir ve aylık bağlanamayacak haller başlıklı 56 ncı maddesine göre davacının boşandığı eşi ile fiilen birlikte yaşadığından dolayı aylıklarının iptal edildiğini beyanla hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile getirtilen telefon kayıtlarında bildirilen adresler, tanıkların beyanları, taraflar arasındaki telefon görüşmelerinin sıklığı ve toplanan diğer deliller ışığında açılan davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili; boşandıktan sonra eski eşi ile hiçbir zaman birlikte yaşamadığını, boşandıktan sonra 19 Mayıs Mahallesi ... ... Sok. No:13/33 Tekkeköy adresinde oturduğunu, boşandığı eşinin ise Selyeri Mahallesi Tekkeköy adresinde oturduğunu, nüfus ve seçim kurulu kayıtları ile Emniyet Müdürlüğü yazı cevaplarında anlaşıldığını, boşandığı eşi ile aralarında 3. Aile Mahkemesinin 2015/231 Esas sayılı dosyasında mal rejimi davası bulunduğunu, boşandıktan sonra eski eşi ile telefon görüşmesi olmasının birlikte yaşadıkları anlamına gelmeyeceğini, dosyanın daha önce BAM tarafından iki kez kaldırılıp Mahkemece direnme mahiyetinde kararlar verildiğini, gerekçenini hiç değişmediğini ve aşamalardaki itirazlarını öne sürmüştür.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya içeriğine göre, davacı ile boşandığı eşinin dava konusu dönemde ve öncesinde aynı mahallede ikamet ettikleri, aralarında çok sayıda telefon görüşmesi bulunduğu, aynı eczaneden ilaç alıp aynı aile sağlık merkezinde tedavi oldukları, Aile Mahkemesindeki mal rejimi davasında davacının boşandığı eşine çıkarılan tebligatın aynı konutta davacının yeğenine yapıldığı ve tüm dosya kapsamına göre davacının eşi ...'tan boşandıktan sonra fiilen aile bütünlüğünün devam ettirdikleri ve birlikte yaşadıkları anlaşılmakla istinaf itirazları yerinde görülmemiştir gerekçesine dayalı olarak davacı vekilinin istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuşlardır.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili istinaf gerekçeleri ile İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, Kurum işleminin iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1-Davanın yasal dayanağı 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 56 ncı maddesinin ikinci fıkrasıdır. Fıkrada “Eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen eş ve çocukların, bağlanmış olan gelir ve aylıkları kesilir. Bu kişilere ödenmiş olan tutarlar, 96 ncı madde hükümlerine göre geri alınır.” düzenlemesine yer verilmiştir. Anılan madde 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe girmiştir. 5510 sayılı Kanun'un 56 ncı maddesinin Anayasa’ya aykırı olduğu gerekçesiyle iptali istemiyle Anayasa Mahkemesine yapılan 2009/86 Esas numaralı başvuru, 28.04.2011 tarihinde verilen karar ile reddedilmiştir.
2-5510 sayılı Kanun'un 56 ncı maddesinin ikinci fıkrası, daha önceki Sosyal Güvenlik Kanunlarında yer almayan, boşanılan eşle fiilen (eylemli olarak) birlikte yaşama olgusu, gelir-aylık kesme nedeni olarak düzenlendiği gibi, eylemli olarak birlikte yaşama, aynı zamanda gelir-aylık bağlama engeli olarak da benimsenmiştir. Burada, eylemli olarak birlikte yaşama olgusunun/durumunun tanımlanması, hukuki sınır ve çerçevesinin çizilip ortaya konulması önem arz etmektedir. Taraflar arasında hangi hukuki sebep ve maddi vakıaya dayanmış olursa olsun sona ermiş evlilik birliğinin hak ve yükümlülüklerinin sürdürüldüğü beraberlikler veya kesinleşmiş yargı kararına bağlı olarak gerçekleşmiş boşanmanın var olan-olası sonuçlarını ortadan kaldırıcı/giderici nitelikteki birliktelikler madde kapsamında değerlendirilmeli, ortak çocuk-çocuklar yönünden, boşanma kararına bağlanan veya bağlanmayan kişisel ilişkilerin yürütülmesini sağlamaya yönelik olarak, eşlerin belirli aralıklarda ve günlerde zorunlu şekilde bir araya gelmeleri durumunda ise kanun koyucunun bu türden ilişkinin varlığının gelir-aylık bağlanmaması veya kesilmesi nedeni olarak öngörmediği kabul edilmeli, boşanılan eşle kurulan-yürütülen ilişkinin, eylemli olarak birlikte yaşama kavramı kapsamında yer alıp almadığı dikkatlice irdelenerek saptama yapılmalıdır.
3- Anılan 56 ncı maddede, oldukça yalın olarak “eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen” ibareleri yer almakta olup, kanun koyucu tarafından örneğin; “sosyal güvenlik kanunları kapsamında ölüm aylığına hak kazanmak amacıyla eşinden boşanan”, “hak sahibi sıfatını haksız yere elde etme amacıyla eşinden boşanan”, “gerçek boşanma iradesi söz konusu olmaksızın (muvazaalı olarak) eşinden boşanan” veya bunlara benzer ifadelere yer verilmemiş, sade olarak kaleme alınan metinle uygulama alanı genişletilmiştir. Maddede boşanma amacına-saikine yönelik herhangi bir düzenlemeye yer verilmediğinden, gerek Kurumca, gerekse yargı organlarınca uygulama yapılırken; eşlerin boşanma iradelerinin gerçekliğinin-samimiliğinin araştırılıp ortaya konulması söz konusu olmamalı, boşanmanın muvazaalı olup olmadığına ilişkin herhangi bir araştırma-irdeleme ve boşanma yönündeki kesinleşmiş yargı kararının geçerliliğinin sorgulaması yapılmamalı, özellikle, kesinleşmiş yargı organının verdiği karara dayanan “boşanma” hukuki durum ve sonucunun eşlerin gerçek iradelerine dayanıp dayanmadığının araştırılmasının bir başka organın yetki ve görevi içerisinde yer almadığı, kaldı ki, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nda “anlaşmalı boşanma” adı altında hukuki bir düzenlemenin de bulunduğu dikkate alınmalıdır. Şu durumda sonuç olarak vurgulanmalıdır ki, boşanma tarihi itibarıyla gerçek-samimi boşanma iradelerine sahip olan (evlilik birliği temelinden sarsılan) veya olmayan tüm eşlerin, maddenin yürürlük tarihi olan 01.10.2008 tarihinden itibaren her ne sebeple olursa olsun eylemli olarak birlikte yaşadıklarının saptanması durumunda gelirin-aylığın kesilmesi zorunluluğu bulunmaktadır.
4- Gelirin-aylığın kesilme tarihi ile Kurumun geri alım (istirdat) hakkının kapsamına ilişkin olarak; eylemli birlikte yaşama olgusunun gerçekleşme-başlama tarihi esas alınarak bu tarih itibarıyla gelir-aylık kesme veya iptal işlemi tesis edilip ilgiliye, anılan tarihten itibaren yapılan ödemeler yasal dayanaktan yoksun-yersiz kabul edilmeli, ancak, söz konusu madde 01.10.2008 günü yürürlüğe girdiğinden, eylemli birliktelik daha önce başlamış olsa dahi maddenin yürürlük günü öncesine gidilmemeli, başka bir anlatımla 01.10.2008 tarihi öncesine ilişkin borç tahakkuku söz konusu olmamalı, böylelikle açıklığa kavuşturulacak yersiz ödeme dönemine ilişkin olarak 5510 sayılı Kanun'un 96 ncı maddesine göre uygulama yapılmalıdır. İnceleme konusu 56 ncı maddede, “eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle” ibareleri yer aldığından, birden fazla evlilik ve doğal olarak birden fazla boşanmanın gerçekleşmiş olması durumunda, boşanılan herhangi bir eşle eylemli olarak birlikte yaşama durumunda madde hükmünün uygulanacağı gözetilmelidir.
5.Aynı Kanun'un 59 uncu maddesinin başlığı Kurumun denetleme ve kontrol yetkisi olup maddeye göre; "bu Kanunun uygulanmasına yönelik işlemlerin denetimi, Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurları eli ile yürütülür ...", maddenin 2 nci fıkrasında "Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurlarına görevleri sırasında tespit ettikleri Kurum alacağını doğuran olay ve bu olaya ilişkin işlemler, yemin hariç her türlü delile dayandırılabilir. Bunlar tarafından düzenlenen tutanaklar aksi ... oluncaya kadar geçerlidir..." şeklinde düzenlenmiştir.
6- Sonuç olarak; 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 56 ncı maddesinin ikinci fıkrasına dayalı açılan bu tür davalarda eylemli olarak birlikte yaşama olgusunun tüm açıklığıyla ve özellikle taraflar arasındaki uyuşmazlık konusu dönem yönünden ortaya konulması önem arz etmektedir. Bu aşamada, özellikle Anayasa'nın 20, 5510 sayılı Kanun'un 59 uncu, 100 üncü, 298 sayılı Seçimlerin ... Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanunu'nun 28 inci, 45 inci, 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu'nun 3 üncü, 45 – 53 üncü, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 32 nci, 01.10.2011 günü yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 6 ncı, 24 – 33 üncü, 189 uncu, 190 ıncı, 191 inci, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 6 ncı, 19 uncu, 20 nci, maddeleri ve diğer ilgili mevzuat hükümleri göz önünde bulundurulmak suretiyle yöntemince araştırma yapılmalı, tarafların göstereceği tüm kanıtlar toplanmalı, bildirilen ve dinlenilmesi istenilen tanıkların ifadeleri alınmalı, davacı ile boşandığı eşinin yerleşim yerlerinin saptanmasına ilişkin olarak; muhtarlıktan ikametgah senetleri elde edilmeli, ilgili Nüfus Müdürlüklerinden sağlanan nüfus kayıt örnekleri ile yerleşim yeri ve diğer adres belgelerinden yararlanılmalı, adres değişiklik ve nakillerine ilişkin bilgilere ulaşılmalı, özellikle ilgili Nüfus Müdürlüğünden adres hareketleri, tarihleriyle birlikte istenilmeli, ilgililerin su, elektrik, telefon aboneliklerinin hangi adreste kimin adına tesis edildiği saptanmalı, seçmen bilgi kayıtları getirtilmeli, varsa çalışmaları nedeniyle resmi-özel Kurum ve kuruluşlara verilen belgelerde yer alan adresler dikkate alınmalı, boşanan eşler 4857 sayılı Kanun hükümleri kapsamında yer almakta iseler adlarına ödeme yapılabilecek özel olarak açılan banka hesabı bulunup bulunmadığı belirlenmeli, boşanan eşlerin kayıtlı oldukları bölge-bölgeler yönünden kapsamlı Emniyet Müdürlüğü-Jandarma Komutanlığı araştırması yapılmalı, anılan mahalle-köy muhtar ve azalarının tanık sıfatıyla bilgi ve görgülerine başvurulmalı, böylelikle “boşanılan eşle eylemli olarak birlikte yaşama” olgusunun gerçekleşip gerçekleşmediği, toplanan kanıtlar ışığı altında değerlendirildikten sonra elde edilecek sonuca göre karar verilmelidir.
3. Değerlendirme
1-İncelenen dava dosyasında; davacının13.07.2011 tarihinde boşandığı, vefat eden babasından ve ilk eşinden dolayı ölüm aylığı almakta olan davacının, Kurum Denetmenince hazırlanan rapor ile davacının boşandığı eşi ile birlikte yaşadığının tespit edildiğinin belirtilmesi üzerine aylığının kesildiği ve ödenen aylıkların da borç tahakkuk ettirilerek davacıdan istendiği, davalı Kurum tarafından 22.08.2011-22.06.2015 tarihleri arası ödenen yersiz aylıkların tahsili için Samsun 3. İş Mahkemesinin 2016/334 Esas sayılı dosyası ile dava açıldığı, davanın kabulüne karar verildiği ve kararın istinaf edilmeksizin 28.03.2017 tarihinde kesinleştiği, yine davacı tarafından babasından dolayı bağlanan aylığın kesilmesine ilişkin Kurum işleminin iptali için açılan ve 22.08.0211-02.01.2015 tarihleri arası dönemi kapsayan aylıkların tekrar bağlanması ve kendisine ödenmesi istemli açılan Samsun 3. İş Mahkemesinin 2015/58 Esas sayılı dosyasında görülen davada, davanın reddine karar verildiği, kararın (kapatılan) Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin 15.06.2016 tarihli onama kararı ile kesinleştiği, iş bu kez davacının yeniden Kurum işleminin iptali istemli dava açtığı anlaşılmıştır.
2. Eldeki davada davacının talebinin 14.05.2018 tarihinden itibaren aylık bağlanması istemi olduğu, Mahkemece, davacı ve eski eşinin birbirine dava açması ve icra takibi yapmasının Kurumdan aylık almak amacı ile boşanan ve bu hali ile kamu Kurumunu aldatacı hareketlerde bulunan bir kimsenin yine aldatıcı şekilde eski eşine dava açması ve takip yapması olağan karşılanması gerektiği, davacı ile boşandığı eşi arasındaki telefon görüşmelerinin sıklığı, getirtilen telefon kayıtlarındaki adresler, dinlenen tanıklar ... ve ...'in ifadelerinin yönlendirmeye açık olduğunun ve çelişkili olduğunun kabulü ile hükme esas alınmadığı belirtilerek davanın reddine karar verildiği anlaşılmakla verilen karar eksik inceleme ve araştırmaya dayalıdır.
3.Mahkemece yapılması gereken iş; davacının boşandığı eşi ile yapılan telefon görüşmelerinin "içerik kaydı" olmadan tek başına birlikte yaşama olgusunu kanıtlamayacağı, dinlenen tanık anlatımlarında, davacı ile boşandığı eşinin birlikte yaşadıklarına dair beyanda bulunmadığı, davacının ve boşandığı eşinin talep konusu dönemde oturduğu tespit edilen adreslerinde varsa başkaca komşu, kapıcı, yönetici gibi tanık tespitinin yapılarak ve tespit edilecek komşu tanıkların ifadelerinin alınarak, dinlenen tanıklar ... ve ...'in ifadelerindeki varsa çelişkiler giderilmek suretiyle yeniden beyanlarına başvurulmalı, 31.12.2018 ve 08.04.2019 tarihli emniyet araştırma tutanaklarının aksine Mahkemece tarafların birlikte yaşadıklarının kabul edildiği, bu araştırma tutanaklarına itibar edilmemesi nedeninin açıklanmadığı, başkaca da araştırma ve inceleme yaptırılmadığı, ihtilaf konusu dönem içerisinde davacının nüfusta kayıtlı adreslerinde birlikte yaşama olgusunun gerçekleşip gerçekleşmediği toplanacak deliller ile birlikte taraflar arasındaki katılma payı alacağı ve icra takipleri de değerlendirilmek suretiyle, birlikte yaşama olgusu yukarıda açıklanan düzenlemeler ışığında da araştırılarak elde edilecek sonuca göre bir karar verilmelidir.
VI. KARAR
Açıklanan nedenlerle,
1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgilisine iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
24.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!