10. Hukuk Dairesi 2024/2143 E. , 2024/6101 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/228 E., 2023/1173 K.
KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Gaziantep 1. İş Mahkemesi
SAYISI : 2018/148 E., 2021/81 K.
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen hizmet tespiti davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (kapatılan) 21. Hukuk Dairesince kararın bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince verilen kısmen kabul kararının Dairece onanması üzerine, davalı Kurum tarafından yapılan tavzih talebine ilişkin Mahkemece verilen ek karar davalı Kurum tarafından temyiz edilmiş, Dairece verilen ek kararın istinaf incelemesine tabi olduğu gerekçesiyle ilgili Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince verilen karar davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; davacının, davalı işyerinde 01.06.2001-21.08.2012 tarihleri arasındaki çalışmış olmasına rağmen kuruma sebepsiz ve dayanaksız olarak eksik bildirilen 1800 günlük çalışma süresinin davalılar tarafından tamamlatılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, davacının Kurum ve işyeri kayıtlarına aykırı iddiaları kabul etmediklerini, davacının müvekkili işyerinde aralıksız çalışmadığını, 02.05.2001-04.05.2001, 04.11.2004-31.05.2005, 24.09.2006-30.01.2006, 05.07.2006-30.04.2007, 08.08.2007-31.01,2009, 14.08.2009-20.12.2010 ve 02.02.2011-05.09.2012 tarihleri arasında aralıklı ve kesintili çalıştığını, çalışılan işbu sürelerin kuruma tam olarak bildirildiğini, işbu çalışmaları ile ilgili işe giriş bildirgelerinin davacının imzasını taşıdığını, bu nedenle işbu çalışmalardan fazla çalışma iddiasının ancak yazılı belge ile ispatlanması gerektiğini, davacının talebinin 5 yıllık hak düşürücü süreye uğradığını, davacının almış olduğu ücretin de kuruma tam olarak bildirildiğini beyan ederek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
2.Fer'i müdahil vekili cevap dilekçesinde özetle, Kurum kayıtlarının incelendiğinde davacının çalıştığını iddia ettiği işyerinde 04.11.2004 ile 31.05.2005, 24.09.2005 ile 30.01.2006, 05.07.2006 ile 30.04,2007, 08 08.2007 ile 31.01.2009 tarihleri arasında çalışmışlığının Kuruma bildirildiğini, davalı işyerinin mevsimlik işyeri olması durumunda ayın 30 günü çalışma olmasının söz konusu olmadığını, davacının tespitini istediği süreleri de kapsar bir şekilde 14.08.2009-20.12.2010 ve 02.02.2011-05.09.2012 tarihleri arasında 1010239.027 sicil sayılı davalı ile ilgisi olmayan başka bir işyerinde çalışmasının olduğunu, kurumun 07.03.2012 tarihinde davalı işyerinde denetim yaptığını, fiili denetim sonucunda çalışanlar arasında davacının isminin olmadığını, davacının ilk işe giriş bildirgesinin verildiği 04.11.2004 tarihinden önceki tespitini istediği sürelerin hak düşürücü süreye uğradığını, kayıtların aksinin ancak yazılı belgelerle kanıtlanması gerektiğini, 5 yıllık hak düşürücü sürenin de dikkate alınarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesi 08.03.2016 tarihli ve 2013/222 E., 2016/78 K. sayılı kararı ile tüm dosya kapsamı, toplanan deliller ve dinlenen tanık beyanlarının birlikte değerlendirilmesinde; gerek işbu tanıklar ile kurumlardan gönderilen belgelere istinaden işyerinde yapılan çalışmanın sezonluk olduğunun sabit olması, gerekse de dosyada mübrez olan ve davacının imzasını ihtiva eden işe giriş bildirgeleri ile çalışma tarihlerinin net bir biçimde belirtildiği iş sözleşmesi, istifa dilekçesi, ibranameler, kıdem ve ihbar tazminatı bordroları, tazminatların davacının banka hesabına yatırıldığına dair banka dekontları, ücret bordroları ve çalışma sürelerine yönelik diğer sair belgelerin bu husustaki müstakar Yargıtay içtihatları doğrultusunda dikkate alınması gereken ve bu suretle davacıyı bağlayan belgeler olarak kabul edilmesi ve bu belgelerin aksinin ise ancak eş değer yazılı bir belge ile ispat edilmesi gerektiğinden aksinin tanık beyanları ile çürütülemeyeceği dikkate alındığında, davacının çalışmasının sürekli olduğuna dair tanık beyanlarının tek başına yeterli olmadığından davacının talep ve iddiasını kanıtlayamadığı ve kurum kayıtları gibi çalıştığının kabul edilmesi gerekmiş ve davanın reddine dair karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay (kapatılan ) 21.Hukuk Dairesinin 26.04.2018 tarihli ve 2016/8804 E., 2018/4353 K. sayılı kararı ile "Somut olayda, davalı işverene ait olan işyerlerinin dönem bordrolarında kayıtlı bordro tanıklarının beyanlarına başvurulup davacı ve davalı tanıklarının beyanları arasındaki çelişkiler giderilmeden ve davacının imzasını inkar ettiği belgeler bakımından imza incelemesi yapılmadan sonuca gidilmesi hatalı olmuştur.
Yapılacak iş, davalı işveren tarafından dosyaya sunulan imzalı ücret bordrolarından ve imzalı diğer belgelerden imzası davacı tarafından inkar edilenler bakımından imzanın davacıya ait olup olmadığını belirlemek için imza incelemesi yaptırmak, imzaları davacıya ait olduğu tespit edilen ücret bordroları ile diğer belgelerde belirtilen dönemlerde davacının bu belgelerdeki kadar çalışmasının bulunduğunu ve ücretinin belirtilen kadar olduğunu kabul etmek, imzalı ücret bordrosu ve belge bulunmayan veya olup da imzaların davacıya ait olmadığı anlaşılan dönemlerde ise davacı ve davalı tanıklarının beyanları arasındaki çelişkiyi gidermek, davalı şirkete ait Gaziantep'te bulunan 1010283 sicil numaralı ve Adıyaman'da bulunan 1010239 sicil numaralı işyerlerinin dava konusu döneme ait dönem bordrolarını getirtip bordrolarda ihtilaflı dönemin tamamında kayıtlı ve tarafsız tanıklar saptanarak bunların bilgilerine başvurmak ve dinlenen tanıkların hizmet döküm cetvellerini Kurumdan getirtmek, bordolarda adı geçen kişilerin adreslerinin tespit edilememesi veya beyanları ile yetinilmediği takdirde, Sosyal Güvenlik Kurumu, zabıta, maliye, meslek odası aracılığı ve muhtarlık marifetiyle işyerlerine komşu işyerlerini tespit edip bu işyerlerinin uyuşmazlık konusu dönemde çalıştığı tespit edilen kayıtlı çalışanları, yoksa işyeri sahipleri araştırılıp tespit edilerek çalışmanın niteliği ile gerçek bir çalışma olup olmadığı yönünde yöntemince beyanlarını almak, davacının ücreti bakımından imzası davacıya ait olduğu anlaşılan belge ve bordrolardaki ücreti esas almak, davacının işsizlik sigortası ödemesinden faydalandığı ayları da dikkate almak ve gerçek çalışma olgusunu somut ve inandırıcı bilgilere dayalı şekilde ortaya koyduktan sonra davacının çalışmasının sürekli çalışma olduğu anlaşılırsa sonucuna göre karar vermekten ibarettir.." gerekçesiyle karar bozulmuştur.
3. İlk Derece Mahkemesinin 02.03.2021 tarihli ve 2018/148 E., 2021/81 K. sayılı ilamı ile bozma ilamına uyularak,tüm dosya kapsamı, toplanan deliller, SGK kayıtları, 05.01.2021 tarihli bilirkişi raporu ve tanık beyanları birlikte değerlendirildiğinde; davacının, davalı işverenliğe ait Kurumun 1010283.27.01 sicil numaralı dosyasında işlem gören işyerinde, 01.06.2005-23.09.2005 tarihleri arasında 113 gün, 01.02.2006-04.07.2006 tarihleri arasında 154 gün, 01.05.2007-07.08.2007 tarihleri arasında 97 gün daha; Kurumun 1010239.02.01 sicil numaralı işyerinde 21.12.2010-01.02.2011 tarihleri arasında 41 gün daha Kurum kayıtları ile çelişmeyecek şekilde hizmet akdine dayalı olarak sigorta primine esas kazancın alt sınırından çalıştığı, bu tarihler dışındaki taleplerinin tereddüte mahal vermeyecek şekilde ispat edilemediği anlaşıldığından, davanın kısmen kabul kısmen reddine dair karar verilmiştir.
4. Dairemizin 23.12.2021 tarihli, 2021/8845 Esas, 2021/16492 Karar sayılı kararı ile karar onanmıştır.
5.Onama kararı üzerine davalı Kurum vekili tavzih talep etmiş, Mahkemece 05.09.2022 tarihli ek karar ile tavzih talebinin reddine dair karar verilmiş, davalı Kurum tarafından bu ret kararı süresinde temyiz edilmiştir.
6.Dairenin 13.02.2023 tarih ve 2022/12186 Esas -2023/1133 Karar sayılı kararı ile "Tavzih talebi üzerine verilen karar yeni bir karardır. Mahkemece daha önce verilen karar Dairemizin 23.12.2021 tarihli ilamı ile onanmıştır. HMK 373/4 madde de yer alan "Yargıtayın bozma kararı üzerine ilk derece mahkemesince bozmaya uygun olarak karar verildiği takdirde, bu karara karşı temyiz yoluna başvurulabilir" düzenlemesi uyarınca; ancak bu halde dosya temyiz incelemesi için Yargıtaya gönderilebilir.
Tavzih kararı yeni bir karar olduğundan istinaf incelemesine tabi olup, aidiyeti cihetiyle Bölg Adliye Mahkemesine gönderilmek üzere mahkemesine iadesine karar verilmesi gerekmektedir." şeklinde karar verilmiştir.
7.İade kararı üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin 27.10.2023 tarihli, 2023/228 Esas, 2023/1173 Karar sayılı kararı ile dosyanın tetkikinde, davacı vekili Av. ...'ın 03.12.2018 tarihinde UYAP kanalı ile vekillikten çekilme dilekçesi sunduğu, işbu vekillikten çekilme dilekçesinin davacı asile bizzat 03.12.2018 tarihinde kalemde tebliğ edildiği, Mahkemece davanın reddine dair verilen, 08.03.2016 tarihli, 2013/222 Esas ve 2016/78 Karar sayılı kararına davacı vekilinin süresi içerisinde temyiz itirazları neticesinde dava dosyasının Yargıtaya gönderildiği, Mahkemenin kararının, Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin 26.04.2018 tarihli, 2016/8804 Esas ve 2018/4353 Karar sayılı ilamı ile bozularak Mahkemeye iade edildiği, Mahkemece verilen 02.03.2021 tarih, 2021/8845 E, 2021/16492 K sayılı ilamının Yargıtay 10 HD. 2021/8845 E-2021/16492 K sayılı ilamı ile onanarak 23.12.2021 tarihinde kesinleştiği tespit edildiği, HMK.'nın 305/2 maddesinde "Hüküm fıkrasında taraflara tanınan haklar ve yüklenen borçlar,tavzih yolu ile sınırlandırılamaz, genişletilemez, değiştirilemez" hususu belirtilmiştir. Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, davalı Kurum vekilinin vekalet ücretine ilişkin tavzih talebinin konusu itibariyle istinaf (ya da İlk Derece Mahkemesi karar yılı itibariyle temyiz) sebebi olduğu, belirtilen Kanun maddesi ve yerleşik Yargıtay içtihatları ile olağan kanun yolu ile talep edilmesi gereken bir hususun tavzih yolu ile talep edilmesinin mümkün olmadığı neticeten İlk Derece Mahkemesince verilen kararın yerinde olduğunun anlaşıldığı, belirtilen gerekçe ile İlk Derece Mahkemesi kararının; dava dosyası kapsamında mevcut maddi delillere uygun, yasal ve hukuksal gerekçelere dayandığı, delillerin takdirinde herhangi bir isabetsizlik ve kamu düzenine aykırı bir halin varlığının tespit edilemediği, HMK'nın 353/1-b maddesinin (1) numaralı alt bendi uyarınca, davalı SGKB vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine kararverilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı Kurum vekili, kararın eksik araştırma ve inceleme sonucu verildiğini belirterek temyiz başvurusunda bulunmuştur.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık; davalı Kurumun kesinleşmiş gerekçeli kararın tavzihine ilişkin talebinin reddine dair İlk Derece Mahkemesi 02.03.2021 tarihli ek kararının bozulmasına ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile ilgili yasa maddeleri
3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle,
Davalı Kurum vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
30.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!