WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 25 Haziran 2026

YARGITAY 10. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

10. Hukuk Dairesi         2024/211 E.  ,  2024/2776 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/2757 E., 2023/2941 K.
KARAR : Esastan Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Denizli 4. İş Mahkemesi
SAYISI : 2021/437 E., 2023/171 K.

Taraflar arasındaki hizmet tespiti davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I.DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı avukat ...'ın Denizli Barosu ilanlar sayfasına birlikte çalışacakları avukat meslektaş arandığı hususunda ilan verdiği, davacının 2021 yılının 8'inci ayında bu ilanı gördüğü ve davalı ile birlikte çalışmak üzere, iş görüşmesi yapmak amacıyla randevu alıp davalının ".... Mah. Saltak Cad. No:64 Daire:2 .../ Denizli" adresinde yer alan hukuk bürosuna gittiği, davalının özellikle erkek ve şehir dışı seyahat engeli olmayan bir avukat ile çalışmak istediği, bu çalışmanın sigortalı olacağını davacıya ifade ettiği, davalının işe başlama tarihini de yaklaşık iki hafta sonra 23 Ağustos 2021 Pazartesi günü olarak belirlediği, anlaşma gereği davacının hafta içi olmak üzere haftanın 5 günü 08:30 - 18:30 saatleri arasında sigortalı olarak işyerinde çalışacağı, öğle yemeğinin davalı tarafından ayarlanacağı, normal zamanlarda yemeğin ofiste yeneceği, öğle yemeği saatinde ofis dışında çalışılıyor olması halinde, yemek masraflarının doğal ve kanuni olarak davalı tarafından karşılanacağı, bunun yanında davacının davalıdan aylık 3.000,00 TL ücret alacağının kararlaştırıldığı, davalı ile davacı arasında yazılı bir iş sözleşmesi yapılmadığı, davacının davalının avukat olması sebebiyle kendisine olan saygısından dolayı sözünü senet olarak kabul ettiği, davacının 23 Ağustos 2021 günü adresinde fiilen çalışmaya başladığı, davalının işlerini yaptığı, 22.10.2021 tarihinde davalı ile yapılan anlaşma üzerine işten ayrıldığı, bu arada geçen yaklaşık 2 aylık süre içerisinde, davacının davalının adına sayısız dilekçe yazdığı, duruşma ve keşiflere katıldığı, davacının davalı tarafından düzenlenen ve farklı adliyelerdeki dosyalara sunulan yetki belgelerinin bulunduğu, davacının 23 Ağustos 2021 Pazartesi gününden 22.10.2021 Cuma (dahil) gününe kadar 60 gün boyunca çalışmasına rağmen davalı tarafından çalışan olarak bildirilmediği ve sigorta primlerinin ödenmediği, davacının 5510 sayılı Kanun'un 4/1-b bendi kapsamında sigorta kaydının SGK tarafından tutulduğu, bu nedenle davacının 4/1-b bendi kapsamında sigorta prim borcunun çıkarıldığı, davacının davalının bürosunda çalıştığının sabit olduğu, aynı büroda katip olarak çalışan ...'un davacı hakkında verdiği ifadesinden de davacının büroda çalıştığının anlaşılabileceği, davacının düzenli olarak yemek siparişi verdiği yerler, duruşmalara girdiği mahkemelerdeki duruşma zabıtları vs. deliller ile davacının davalının yanında çalıştığının tespit edilebileceği iddiasıyla davacının davalıya ait işyerinde 23.08.2021-22.10.2021 tarihleri arasında çalıştığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II.CEVAP
Fer'i müdahil Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; bu davada fer'i müdahil olarak bulundukları, mesnetten yoksun, haksız davanın reddine karar verilmesini diledikleri, davanın hizmet tespiti davası olduğu, davacının dava dilekçesinde 23.08.2021 - 22.10.2021 tarihleri arasında davalı avukata ait hukuk bürosunda avukat olarak fiilen çalıştığını, ancak sigortasının hiç yapılmadığını iddia ettiği, davacıya ait işe giriş ve çıkış bildirgesinin bulunmadığı, bu duruma göre davacının iddia ettiği sürelerde davalıya ait işyerinde çalıştığına dair yasal kayıt ve kanıt bulunmadığı, davacı şayet davalıya ait işyerinde çalıştığını ve hizmetlerinin Kuruma bildirilmediğini veya eksik bildirimde bulunulduğunu iddia etmekte ise bu iddiaların şüpheye yer kalmayacak şekilde ispatlanması gerektiği, davacının bu yerde kesintisiz ve ücret karşılığı fiilen çalışıp çalışmadığı hiçbir surette belli olmamakla birlikte fiilen çalıştığı ortaya çıksa bile hizmet akdine dayalı olarak mı çalıştığı yoksa farklı bir akde göre mi çalıştığının da sigortalılık kaydı bakımından önem arz ettiği, davacının fiili çalışma olgusunu şüpheye yer bırakmayacak şekilde kesin delillerle ispat etmesi gerektiği savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle haksız ve hukuka aykırı olan bu davayı kabul etmedikleri, ilk olarak davacı tarafın bu davayı açmasında hukuki yararının bulunmadığı, sebep olarak ise davacının davalının yanında iş sözleşmesi ile çalıştığını ileri sürerek hizmet tespiti talep ettiği tarihlerde Bağ-Kur kaydının bulunduğu, davacının o tarihlerde kendi nam ve hesabına bağımsız olarak çalıştığı, vergi kaydının bulunduğu, kendi nam ve hesabına dava aldığı, kendi nam ve hesabına zorunlu CMK müdafisi olarak savcılık ifadelerine ve ceza davalarına katıldığı, hatta kendi nam ve hesabına çalıştığı ve kendi faaliyet gösterdiği bir işyerinin olması sebebiyle serbest meslek makbuzuna sahip olduğu için avukatlık ve CMK hizmeti verdiği dosyalar için serbest meslek makbuzu kestiği, mevcut mevzuatımıza göre, aynı tarih dilimi içinde kişinin iki ya da üç farklı sigorta koluna bağlı olarak faaliyet gösteremeyeceği, bir kişinin aynı dönemde birden fazla sigorta koluna tabi olacak şekilde çalışması olmasına karşılık ülkemizde kural olarak “sosyal güvenlikte teklik ilkesi”nin geçerli olduğu, buna göre sigortalılık hallerinin çakışması durumunda kişinin tek bir sigorta kolundan sigortalılığının kabul edildiği, 5510 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesine göre, kişinin hiç 4/1-c bendine göre çalışması söz konusu değil ise (a) bendine (iş sözleşmesine tabi) veya (b) bendine (kendi nam ve hesabına tabi) göre çalışmalardan hangisi daha önce başlamışsa o çalışmaya dayalı sigortalılığın esas alınacağı, dolayısıyla davacı hizmet tespitini talep ettiği tarihlerde zaten kendi nam ve hesabına çalışan, vergi kaydı bulunan biri olduğu için bu davayı açmakta hukuki yararının olmadığı, davanın en başta usulden/hukuki yarar yokluğundan reddedilmesi gerektiği, dava şartı olan hukuki yararın davanın her aşamasında mahkeme tarafından kendiliğinden gözetilmesi gerektiği, kaldı ki Bağ-Kur kaydı bulunan bir kişinin aynı zamanda sigortalı olarak başka bir işyerinde çalışmasının da hayatın olağan akışına aykırı olduğu, bu iddiayı kabul etmemek kaydıyla, davacının bu şekilde çalışıyor olsa bile SGK'ya yönelik olarak gerçeğe aykırı beyanda bulunduğunun aşikar olduğu, davalının dava dilekçesinde de bahsedildiği üzere "Sırakapılar Mah. Saltak Cad. No:64 K:1 D:2 ..../ Denizli" adresinde bürosu bulunmakta olup bu büroda avukatlık mesleğini icra ettiği, davacının bahse konu adrese gelip davalı ile görüştüğü, fakat bu görüşmenin herhangi bir şekilde bir işveren-işçi görüşmesi olmadığı, bu görüşmenin gider ortaklığı kapsamında olduğu, davacının Sarayköy'de bir bürosunun olduğu, ama orada çok iş yapamadığı, Denizli'de büro açmak niyetinde olduğu, ama şimdilik maddi gücünün buna olanak vermediği, büro kiralayacak, döşeyecek ekonomik gücünün olmadığı, geçici bir süreliğine davalının bürosunun bir odasını kullanıp kendi işlerini yapmak istediği, gerekirse giderlere ortak olarak katılabileceğini ve nakdi destek verebileceğini, gerektiği zaman kendisinin çok fazla dava dosyası olmadığı için kendi duruşmaları olmadığında davalının duruşma takvimi sıkışık ise onun duruşmalarına yetki belgesi ile girerek davalıya destek olabileceğini söyleyerek odayı kullanmak istediği, bu sırada davacının vergi kaydının Sarayköy'de devam etmekte olduğu, bu süre içerisinde davacı ile davalı arasında herhangi bir şekilde bir işçi-işveren ilişkisi veya bir işçi-işveren çalışması olmadığı, fakat zaman zaman davalının davacıya sıkıştığı konularda tecrübesi ile yardım ettiği, sıkış olduğu zamanlarda yine davacının avukat olarak takip ettiği kendi duruşmalarına girdiği, aynı şekilde davalının da sıkışık olduğu zamanlarda davacıdan yardım istediği ve davacının davalının duruşmalarına yetki belgesi ile girdiği, bu yardımlaşmaların hiçbir ücret karşılığında yapılmamış olup tamamen aynı büroyu kullanan iki meslektaşın birbirlerine karşılıksız yardımları neticesinde yapıldığı, ne davalının verdiği hukuki yardım ile girdiği duruşmalardan herhangi bir ücret talep ettiği ne de davacının girdiği duruşmalardan herhangi bir ücret talep ettiği, fakat bir süre sonra, davacının büroda çalışan başka bir personele hakaret ve onu tehdit ettiği, hatta taciz anlamına gelecek eylemlerde bulunduğuna dair davalıya şikayet gelince davalının bu olayları davacıya sorduğu, davacının, herkes herşeyi iddia edebilir, şeklinde bir cevap verdiği, davalının bir gün işyerine akşam saatlerinde geldiğinde mutfakta kırık seramik parçaları gördüğünde davacının bardak kırdığını öğrenmesi üzerine, davacıyı kırık parçalarını toplaması gerektiğini söyleyerek uyardığı, davacının ise bu konuşmadan kısa bir süre sonra kırdığı bardağın parçalarını toplamadan çıkıp gittiği, davalının ertesi gün işyerinde çalışan diğer kişilerle, Stj. Av. ..., yaptığı görüşmede, büro çalışanı ...'a hediye edilen, onun kişisel malı olan ve sadece onun tarafından kullanılan seramik bardağın davacı tarafından bilerek ve isteyerek kırıldığını ve kırık parçalarını temizleme işi ...'un işi denilerek özellikle kırık parçaların toplanmadığını öğrendiği, bu olaylar üzerine davalının davacı ile görüştüğü, bu olayların büroda huzuru bozduğunu ve buna kendi davranışlarının sebep olduğunu söyleyerek yarından itibaren odayı kullanamayacağını söylediği, hal bu iken Mahkeme tarafından kötü niyetli olarak haksız kazanç sağlamak isteyen davacının hukukunun korunmaması gerektiği, davacının davalının bürosunda kendi adına ve hesabına çalışmaya başlamasının akabinde yemek konusunda büronun ortak gideri olması nedeniyle davalının daha önce sık sık yemek yediği "İnciraltı Ev Yemekleri" adlı işyerinden sipariş verildiği, bu işyerinden yemek söylenmesinin ve yine bahse konu işyerinden günün menüsünün davacının telefonuna gelmesinin davacının davalıya ait işyerinde işçi olarak, iş sözleşmesiyle çalıştığı manasına gelmeyeceği, bu şekilde bir delil ile hizmet tespiti talep edilmesinin de işçi-işveren ilişkisini ispatlamayı bırakın, yaklaşık ispat değerinde bile olmadığı, eğer gerçekten davacı bahse konu işyerinde iş sözleşmesiyle çalışıyor olsa idi davacının çalıştığı iddia edilen işyerinden her gün yemek söylemesi gerektiği, fakat davacının sunmuş olduğu delillere bakıldığı takdirde mesaj gelen her gün bahse konu işyerinden yemek siparişi vermediği, bu tarihlere bakıldığı takdirde;
25.08.2021, 27.08.2021, 28.08.2021, 30.08.2021,
02.09.2021, 03.09.2021, 07.09.2021, 11.09.2021, 16.09.2021, 18.09.2021, 23.09.2021, 25.09.2021, 27.09.2021, 29.09.2021, 02.10.2021, 06.10.2021, 08.10.2021, 12.10.2021, 13.10.2021, 15.10.2021 ve 16.10.2021 şeklinde olduğu, yani davacının sunmuş olduğu kayıtlara bakıldığında 42 günlük kayıt sunulduğu, kabul etmemek kaydıyla işçi olarak çalışan bir kişinin tam 21 gün yemek söylemediği, yemeğin çalıştığı işyerinden söylenmesi halinde bile bahse konu İnciraltı'ndan kendisi adına yemek söylemememsini anlamanın mümkün olmadığı, yani kayıtlara göre davacının tam 21 gün işyerinden yemek sipariş etmemiş ve başka bir yerden kendi ödediği ücret karşılığında yemek söylemiş olmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu, ileri sürülen diğer bir hususun ise davacının büroda bulunduğu esnada Denizli Barosu Gençlik Meclisi adaylarının büroya gelerek davacıyı ziyaret etmesi olduğu, söz konusu meclis adaylarının büroya gelmesinin de davacının davalının yanında iş sözleşmesiyle çalıştığına delil olmayacağı, bu ziyaretin seçimlere katılacak olan, mesleğinde 5 yılını ve 30 yaşını doldurmamış, oy kullanma yetisine sahip olan tüm seçmenlere yönelik yapıldığı, yani bu ziyaretin sadece sigortalı çalışanlara yönelik yapılmış bir ziyaret olmadığı, adayların büroda stajyer olarak çalışan ... r'e de ziyarette bulundukları, ayrıca adayları büroda sigortalı olarak çalışan ...'un davet ettiği ve adayların büroya gelerek gerekli ziyareti gerçekleştirdikleri, yani ne adayları davet eden kişinin davacı olduğu ne de bu adayların seçim dolayısıyla davacıyı ziyaret etmesinin davacının sigortalı olarak çalıştığının kanıtı olacağı, davalının vekil sıfatı ile avukatlık yaptığı dosya sayısının yüksek olması nedeniyle sadece davacıdan değil dışarıdan bir çok avukattan yardım aldığı ve herhangi bir karşılığı olmadan, ücret ödemeden, bazı avukatlara yetki vererek duruşmalara katılımlarını sağladığı, Denizli dahil olmak üzere başka şehirlerde de birçok avukat meslektaşına yetki verilerek duruşma konusunda karşılıksız yardım alındığı, Denizli içerisinde dahi Av. ... ve Av..... olmak üzere avukat meslektaşlardan yetki belgesiyle yardım alındığı, Denizli 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2018/595 Esas sayılı dosyasında, davacı tarafından davalıya duruşmaya katılması için yetki belgesi verildiği, davalının yetki belgesi ile davacının vekil olduğu davada 12.10.2021 tarihli duruşmaya S.S.Ç. ...'ın müdafisi sıfatıyla katıldığı ve bunun karışılığında herhangi bir ücret almadığı, yani sadece davacının davalının bazı davalarına yardım maksatlı ve ücretsiz olarak yetki belgesiyle katılmadığı, davalının da davacının bazı davalarına aynı şekilde katıldığı, davacının davalının işyerinde bir odada kendi mesleki faaliyetlerine devam ederken ekim ayında bir gün (davalının hatırladığına göre, Ekimin 24'ünde, yani 24.10.2021 tarihinde), Sarayköy'de bir okulda bazı öğrencilerin gıda zehirlenmesine uğraması sebebiyle 4 ayrı öğrencinin CMK kapsamında avukat olarak ifadesinde görev yaptığı, yani davacının hizmetlerinin tespitini talep ettiği tarihlerde kendi nam ve hesabına çalışmaya, dava almaya, duruşmalara girmeye devam ettiği, bir başka işverene tabi olarak çalıştığı, o kişiden maaş aldığını ileri süren birinin, kazandığı para sadece kendine ait olacak şekilde, kendi nam ve hesabına dava almasının, duruşmalara girmesinin, ifadeye girmesinin ve bu davalar/ifadeler için fatura/serbest meslek makbuzu kesmesinin mümkün olmadığı, davacının şehir dışına çıktığı duruşmalara giderken yolculuk esnasında trafik ihlallerinden dolayı adına kesilen trafik cezaları da hiçbir şekilde davalıyı ilgilendirmediği, davacı tarafından ileri sürülen başka bir iddianın ise davalının çalışanı olan ...'un davacı aleyhine yaptığı şikayet ile ilgili olarak verdiği ifadede davacı hakkında büro çalışanı olarak bahsetmesi olduğu, hizmet tespiti davasında en önemli delil olarak bordro tanığının kabul edildiği, ...'un ise hizmetlerin tespiti istenen tarih aralığında büroda sigortalı olarak çalışan tek kişi olduğu, bordro tanığının başkaca bir mecrada davacı hakkında çalışan olarak ifade vermesinin bu yargılamayı etkilemeyeceği ve bahse konu tanık ...'un Mahkemece dinleneceği, adı geçenin mahkemeye gelerek vereceği beyanlar neticesinde bu davanın haksız ve hukuka aykırı olduğunun açık bir şekilde ortaya konulacağı, bu nedenle davacının savcılık beyanı ile ilgili olarak ileri sürdüğü iddiaları kabul etmedikleri savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III.İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk Derece Mahkemesi tarafından; davacının sigortalı hizmet dökümünden davacının son olarak dava konusu dönemin öncesine rastlayan 04.06.2020 - 04.11.2020 tarihleri arasında.... sicil numaralı ve ... unvanlı işyerinden 5510 sayılı Kanun'un 4/1-a bendi kapsamında sigortalı hizmet bildirimlerinin yapıldığı, belirtilen tarihlerden sonra dava konusu dönem de dahil olmak üzere davacının 5510 sayılı Kanun'un 4/1-a bendi kapsamında veya başka bir statüde sigortalılık tescilinin bulunmadığı, davalı tarafın iddiasının aksine, davacının iddia konusu sigortalılık hizmetlerinin varlığının tespiti durumunda, bu hizmetlerinin tesciline engel oluşturacak nitelikte 5510 sayılı Kanun'un 4/1-b bendi kapsamında sigortalılık tescili söz konusu olmadığı, davalının işyeri tescil bilgilerine göre davalının işyerinde yapılan işin mahiyeti hukuk bürosu olarak kayıtlı olup işyeri, 02.02.2012 tarihinde Kanun kapsamına alındığı ve halen Kanun kapsamında olduğu, buradan hareketle, Kurum kayıtlarına göre davalıya ait işyerinin dava konusu dönemi de kapsayan tarihlerde var olduğu ve Kanun kapsamında bulunduğu, ilgili mahkemelerden celp edilen belgelerden, davacının adına davalının yetki belgeleri düzenlediği ve davacının söz konusu yetki belgelerine istinaden davalının yerine vekil veya müdafi sıfatıyla duruşma, keşif ve ifade alma işlemlerine katıldığı, ancak davalı, kendi işlerinin yoğun olması sebebiyle davacı da dahil olmak üzere avukat meslektaşlarından ücret veya başka bir menfaat karşılığı olmaksızın yardım aldığını ve bu kapsamda davacı da dahil olmak üzere avukat meslektaşlarının adına yetki belgeleri düzenlediğini savunduğu, bunun yanı sıra, olağan yaşam deneyimine göre, avukatların mesleki yardım ve dayanışma çerçevesinde, tanımadıkları meslektaşlarının yerine dahi yetki belgelerine istinaden geçici olarak bu tür yargılama işlemlerine katıldıklarının bilindiği, hal böyle olunca, davacının dava konusu dönemde davalının bürosunda bulunduğu da sabit olmakla, davalının yerine söz konusu yargılama işlemlerine katılmış olması, tek başına davacının davalının yanında hizmet akdine tâbi olarak çalıştığının kabulünü gerektirmediği, aynı şekilde, davacı tarafın sunduğu akıllı telefon uygulaması üzerinden yapıldığı anlaşılan yazışmalardan, davacının davalının bürosunda yaptığı birtakım işlerden söz edilmekte ise de söz konusu işlerin de hizmet akdine tâbi çalışma kapsamında yapıldığının kabulünü gerektirecek bir husus saptanmadığı, yine akıllı telefon uygulaması üzerinden yapılan yazışmalara göre, davacının davalıya ait büroda bulunduğu dönemde, buna yönelik olarak kurulduğu anlaşılan mesajlaşma grubuna dahil edilmesi ve davalıya ait bürodan yemek siparişlerinin verildiği işletmeden davacının da yemek siparişi vermiş olması, tek başına hizmet akdine tâbi çalışmaya kanıt oluşturmadığı, davacının fiili çalışma olgusunun var olup olmadığını tespite yarayacak resmi belge veya yazılı delil saptanmadığından fiili çalışma olgusunun tespiti bakımından yargılama sırasında dinlenen tanıkların beyanlarının irdelendiği, bordro tanığı İlkay'ın, davalının davacıya bürosundaki bir odayı verdiğini, davacının burada sadece kendi dosyalarıyla ilgilendiğini, bu dönemde davacının sadece yardım amacıyla davalının bazı duruşmalara katıldığını beyanla, davalının bu yöndeki iddialarını doğruladığı, tanığın, kollukta alınan 23.10.2021 tarihli ifadesinde geçen, davacının belirtilen tarihten bir buçuk ay önce büroda avukat olarak çalışmaya başladığı yönündeki ifadesine ilişkin olarak, ifade sırasında davacının büroda kendi adına bağımsız olarak çalıştığını belirttiğini, ancak ifade tutanağına davacının büroda çalışan avukat olarak geçtiğinin anlaşıldığını, bu yöndeki ifadenin şikayet konusuyla bir ilgisi olmadığından bu konunun üzerine düşmediğini, bunun düzeltilmesi için herhangi bir girişimde bulunmadığını beyan ettiği, tanığın bu yöndeki beyanlarının hayatın olağan akışına uygun olduğu, ayrıca tanığın kollukta alınan ifadesinde geçen ibarede, davacının büroda geçen çalışmasının niteliğine ilişkin herhangi bir değerlendirmenin geçmediği, davalıya ait büroda stajyer avukat olarak çalıştığı saptanan tanık ...'in, kendisinin 13.09.2021 tarihinde başladığında davacının ofiste olduğunu, Ekim ayının sonuna kadar da orada bulunduğunu, kendisinin büroda kimin nasıl çalıştığını bilmediğini, davacının davalının duruşmalarına gittiğini ve kendi adına zorunlu müdafilik işleri aldığını bildiğini, davalının tüm duruşmalarına gidemediğini, kendisinin iş yoğunluğundan ve duruşma günlerinin çakışmasından dolayı davalının adına duruşmalara çıkan avukatlar olduğunu, davacıya herhangi bir ödeme yapılıp yapılmadığı hakkında bir bilgisinin olmadığını, ancak tarafların büronun giderlerine ortak olarak katıldıklarını beyan ettiği, aı geçen tanığın beyanlarına göre, tarafların gider ortağı olarak çalıştıklarına ilişkin bilgisinin görgüye dayalı olmadığı, tanığın davalının ve bordro tanığı İlkay'ın kendisine anlatıklarından bu konuda bilgi sahibi olduğu anlaşılmakla, tanığın bu hususa ilişkin beyanlarına değer verilmediği, öte yandan, tanığın, davacının davalının bürosundaki çalışmasının kendi adına ve hesabına bağımsız nitelikte veya hizmet akdine tâbi olduğunu tespite yarayacak somut bir beyanı olmadığı, tanığın kollukta alınan 26.10.2021 tarihli ifadesinde, davacı ve tanık İlkay ile aynı büroda çalıştıklarını belirtmekle birlikte, davacının çalışmalarının niteliğine ilişkin bir beyanda bulunmadığı, dava konusu dönemde davalı işyeriyle aynı binada avukatlık bürolarının bulunduğu saptanan tanıkların, davacıyı tanımadıklarını ve davacının davalıya ait büroda çalışıp çalışmadığını bilmediklerini beyan ettikleri, davacının da kendisinin tanıdığı ve iddia konusu çalışması hakkında bilgi sahibi olabileceğini düşündüğü komşu işyeri sahibi veya çalışanının var olduğuna bir beyanda bulunmadığı, belirtilen tespitler çerçevesinde, yargılama sırasında toplanan tüm deliller birlikte göz önüne alındığında, davacı, dava konusu dönemde geçtiği iddia edilen fiili çalışma olgusunun varlığını Yargıtay'ın içtihadında öngörüldüğü şekilde hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak şekilde yöntemince ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV.İSTİNAF
A.İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf yoluna başvurmuştur.

B.İstinaf Sebepleri:
Davacı istinaf dilekçesinde özetle; ilgili iş yerinin SGK kayıtlarına göre ...'a ait olduğu, bağlık sorunları nedeniyle yanında çalışacak Avukat ilanı verdiği, akabinde burada çalışmaya başladığı, iş yerinde çalıştığının yargılamada tanık olarak dinlenen ... ve ...'nin emniyet ifadelerinde imzaladıkları resmi belge olan tutanaklar ile sabit olduğu, fiili çalışma olgusunun davalı tarafından düzenlenmiş yetki belgeleri ve onun adına girdiğim duruşmalar ile sabit olduğu, davanın kabulü gerektiği, gerekçesiz bir şekilde reddedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu, tanık beyanı olmaksızın davanın kabul edilmesi gerektiği, davalı için duruşma ve işlere katıldığı günlerin tek tek sigorta ettirilmiş olması davanın en azından kısmi olarak kabul edilmesi gerektiği, yapılan işin ücretini alıp almadığının alacak davasının konusu olduğu, mahkemece delillerini toplamayı ihmal ettiği, yer alan çeşitli mahkemelerin delilleri vermediği, emniyet ifade tutanağı altında imzası bulunan kolluk görevlilerinin tanık olarak dinlenmediği, dosyaya tanık olarak getirdiği bir kısım kişilerin başka binalarda iş yeri sahibi ve/veya çalışan olduğu, ciddi bir tanık araştırması yapılmadığı, davacı asilin tanıklar hakkında suç duyurusunda bulunulması talebin reddine ilişkin ara kararını, 4 celse nolu duruşmada 4 numaralı bölümdeki "Davacı asilin komşu iş yerlerinin ve çalışanlarının tespit edilmesi için yeniden kolluk araştırması yaptırılması talebinin gelecek celse zorla getirilmesine karar verilen tanıkların hazır bulunması durumunda beyanlarının alınmasından sonra değerlendirilmesine," ara kararını, 08.12.2022 tarihli 5 celse no'lu duruşmada 5. Numaralı bölümdeki "Celse arasında müzekkerelere ikmalen cevap verildiği takdirde duruşma günü beklenmeksizin davacı asilin bu celse sözlü olarak alınan beyanlarında geçen isimler de gözetilerek tespit edilecek kişiler arasından resen seçilecek yeterli sayıda kişinin tanık olarak beyanları alınmak üzere adreslerinin bulunduğu yerlere göre işlem yapılmasına," ve 6 numaralı bölümdeki "Davacı asilin talebine ilişkin olarak yapılan değerlendirmede adı geçen tanığın ifade tutanağında geçen kamu görevlilerinin dinlenmesinin eldeki davaya konu uyuşmazlığın çözümüne katkı sağlamayacağı, bu itibarla davacı asilin talebinin yerinde olmadığı değerlendirildiğinden davacının talebinin reddine," ara kararını, 28.02.2023 tarihli 6 celse no'lu duruşmada verilen 3 numaralı bölümdeki "Davacı asile önceki celse duruşma sırasında alınan beyanlarında geçen kişilerden kendisini tanıyan ve iddia konusu çalışmaları hakkında bilgi sahibi olabilecek kişileri bildirmesi için takdiren iki hafta süre verilmesine" ara kararlarının yerinde olmadığı kararlarını istinaf ettiği iddiasıyla İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

C.Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının HDC'sine göre, 04.06.2020 ile 04.11.2020 tarihleri arasında dava dışı ... unvanlı iş yerinde 4/1-a bendi kapsamında çalıştığı, sonrasında 5510 sayılı Kanun'un 4/1-a bendi kapsamında veya başka bir statüde sigortalılık tescilinin bulunmadığı, davacının çalıştığı süre içerisinde yetki belgelerine istinaden davalının yerine vekil veya müdafi sıfatıyla duruşma, keşif ve ifade alma şeklindeki yaklaşık yirmi işte temsil ettiği, söz konusu dönemde davalının işlerinin yoğun olması sebebiyle davacı dışında da Avukat meslektaşlarından yetki belgesine istinaden yardım aldığı, keza davalınında aynı şekilde, davacının verdiği yetki belgesine istinaden davacı adına duruşma takibinde bulundu, işlerin takibi ve yemek noktasın da mesaj kayıtlarının tek başına hizmet akdine dayalı bir çalışma olgusunu ispata yeter olmadığı, Mahkemece dinlenen tanık beyanlarının davacı iddiasını destekleyici mahiyette bulunmadığından, dosyadaki yazılara, hükmün Dairece de benimsenmiş bulunan kanuni ve hukuki gerekçeleri ile dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden kanuna aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V.TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı istinaf sebepleri doğrultusunda temyiz isteminde bulunmuştur.

C.Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, davacının davalı nezdinde hizmet akdine dayalı olarak 23.08.2021 - 22.10.2021 tarihleri arasında kesintisiz çalıştığının tespiti davasıdır.

2.İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 86 ncı maddesi ilgili hükümlerdir.

3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup dosyada yer alan tüm bilgi ve belgelerin incelenmesinde verilen hükmün yerinde olduğu anlaşılmakla temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin ilgilisinden alınmasına,

18.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.