10. Hukuk Dairesi 2024/2103 E. , 2024/2661 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/2079 E., 2023/2112 K.
KARAR : Karar verilmesine yer olmadığına
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bursa 1. İş Mahkemesi
SAYISI : 2021/177 E., 2022/276 K.
Taraflar arasındaki Kurum işleminin iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının, davalı şirkette 21.02.2011-06.04.2012 tarihleri arasında ....Pojesinde temizlik görevlisi olarak çalıştığını, davalı Kurumca 2013 yılında bu şirket hakkında yapılan inceleme sonucu düzenlenen rapora istinaden aralarında davacının da olduğu çok sayıda çalışan adına yapılan bildirimlerinin iptal edildiğini ve yaşlılık aylığının kesildiğini, ödenmiş yaşlılık aylıklarının da borç çıkarıldığını, Kurum işleminin dayanağı olan 03.06.2013 tarih ve 2013/EA/105 sayılı raporun eksik incelemeye dayalı olduğunu, davacının iptal edilen bildirimlerinin fiili ve gerçek olduğunu ileri sürerek Kurum işlemlerinin iptaline, davacının anılan tarihler arasında davalı şirkette çalıştığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince; konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının, dava açmadan önce Kuruma başvuru yaptığını, Kurum tarafından başlatılan takibe ilişkin icra dosyası istenmeden eksik inceleme ve araştırma ile hüküm tesis edildiğini, davacı taraf lehine yargılama giderine ve vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "... somut olayda; her ne kadar 03.06.2013 tarih ve 2013/EA/105 sayılı Rapora istinaden davalı şirkete ait .... sicil numaralı iş yerinden 21.02.2011-06.04.2012 tarihleri arasında davacı adına yapılan bildirimler ve buna bağlı olarak yaşlılık aylığı iptal edilmiş ise de, daha sonra 30.04.2019 tarih ve 2019/YÇ-034 sayılı denetmen raporuna istinaden iptal edilen hizmetlerinin davacıya yeniden kazandırılması ve böylece davanın konusuz kalması karşısında dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına hükmedilmesinde isabetsizlik bulunmamıştır.
Ancak; eldeki davanın açılmasından önce iptal edilen bildirimlerin yeniden geçerli sayıldığının davacıya bildirildiğini gösterir herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmaması, davalı Kurum tarafından da aksinin iddia ve ispat edilmemesi ve dolayısıyla davanın açılmasına davalı Kurumun sebebiyet verdiğinin belirgin bulunması karşısında yargılama gideri ile harç ve vekalet ücretinden davacının sorumlu tutulması ise hatalı olmuştur. ..." gerekçesiyle
"1- Bursa 1. İş Mahkemesinin 30.06.2022 tarih, 2021/177 E. 2022/276 K. sayılı kararının kaldırılmasına,
2- Konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına," dair karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı Kurum vekili özetle; Kuruma başvuru yapılmadığını, aleyhe vekalet verilmemesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, Kurum işleminin iptaline ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun)114, 115, 331 inci maddeleri, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 7036 sayılı Kanun'un 4 ncü maddesi,
3. Değerlendirme
1.11.09.2014 tarihli Mükerrer Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6552 sayılı Kanun'un 64 üncü maddesi ile 5521 sayılı Kanun'un 7 nci maddesinin üçüncü fıkra olarak “31.05.2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ile diğer sosyal güvenlik mevzuatından kaynaklanan uyuşmazlıklarda, hizmet akdine tabi çalışmaları nedeniyle zorunlu sigortalılık sürelerinin tespiti talepleri hariç olmak üzere, dava açılmadan önce Sosyal Güvenlik Kurumuna müracaat edilmesi zorunludur. Diğer kanunlarda öngörülen süreler saklı kalmak kaydıyla yapılan müracaata altmış gün içinde Kurumca cevap verilmezse talep reddedilmiş sayılır. Kuruma karşı dava açılabilmesi için taleplerin reddedilmesi veya reddedilmiş sayılması şarttır. Kuruma başvuruda geçirilecek süre zamanaşımı ve hak düşürücü sürelerin hesaplanmasında dikkate alınmaz.” eklenen hüküm 7036 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesinin 1 nci fıkrasında da aynen zikredilmiştir.
2.Dava şartları, Mahkemenin davanın esası hakkında yargılamanın devamı için gerekli olan şartlardır. Diğer bir anlatımla; dava şartları, dava açılabilmesi için değil mahkemenin davanın esasına girebilmesi için aranan kamu düzeni ile ilgili zorunlu koşullardır.
3.6100 sayılı Kanun'un 115 nci maddesinin 2 nci fıkrasındaki “Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder.” düzenleme gereğince, eksik olan bir dava şartı, belirli bir süre verilerek giderilebilecek ise hâkim tarafından eksikliğin giderilmesi için kesin süre verilmesi gerekir. Bu süre içinde dava şartı eksikliği tamamlanmaz ise dava, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddedilmelidir.
4.Diğer taraftan, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2011/10-642 E., 2012/38 sayılı kararında da vurgulandığı üzere, Medeni usul hukukunda hukuki yarar, mahkemeden hukuksal korunma istemi ile bir davanın açılabilmesi için davacının bu davayı açmakta (veya mahkemeden hukuksal korunma istemekte) bir çıkarının bulunmasıdır. Bu çıkarında karar verilene kadar sürmesi gerekir.
5.Davacının dava açmakta hukuk kuralları tarafından haklı bulunan (korunan) bir yararı olmalı, hakkını elde edebilmesi için mahkeme kararına ihtiyacı bulunmalı ve davacı mahkemeyi gereksiz yere uğraştırmamalıdır (Arslan, Ramazan; aktaran: Hanağası, Emel: Davada Menfaat, Ankara 2009, önsöz VII).
6.Hukuk Genel Kurulu’nun 24.06.1992 gün ve 1992/1-347 E., 1992/396 K. ve 30.05.2001 gün ve 2001/14-443 E., 2001/458 K. sayılı kararlarında da belirtildiği üzere buna hukuki korunma (himaye) ihtiyacı da denir (Rechts-schutzbedürfnis). Mahkemelerden hukuki himaye istenmesinde, himayeye değer bir yarar olmalıdır.
7. Mülga 1086 sayılı Hukuk Muhakemeleri Usulü Kanununun yürürlükte olduğu dönem içinde öğreti ve yargısal kararlar, dava açarken hukuki yararın bulunması gereğini, "dava şartı" olarak kabul etmiştir. Bu şart, "dava konusuna ilişkin genel dava şartlarından biri" olup, davanın esası hakkında inceleme yapılabilmesi ve esas hakkında hüküm verilebilmesi için varlığı gerekli olduğundan "olumlu dava şartları" arasında sayılmaktadır.
8.01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda öğreti ve yargısal kararların bu uygulaması aynen benimsenerek, davacının, dava açmakta hukuki yararının bulunması "Dava Şartları” başlıklı 114 üncü maddesinin 1 inci fıkrasının (h) bendinde açıkça dava şartları arasında sayılmıştır.
9.Bir davada, hukuki yarar ilkesinin dava şartı olarak gözetilmesinin, yargılamanın amacına ve usul ekonomisi ilkesine uygun olarak yargılama yapılmasına yarar sağlayacağı, her türlü duraksamadan uzaktır.
10.Davacının hukuki ilişkinin derhal tespitinde menfaatinin (hukuki yararının) varlığı için öncelikle, davacının bir hakkı veya hukuki durumu güncel (halihazır) ve ciddi bir tehlike ile tehdit edilmelidir. Bu tehdit çoğunlukla davalının davranışları ile ortaya çıkar.
11.Söz konusu bu tehdidin davacı için bir tehlike oluşturabilmesi, bu tehdit nedeniyle, davacının hukuki durumunun tereddüt içinde olmasına ve bu hususun, davacıya zarar verebilecek nitelikte bulunmasına bağlıdır (Hanağası, Emel: a.g.e., s.133 vd).
12.Belirtilen açıklamalar ışığında somut olaya dönüldüğünde, davacının 29.05.2015 tarihinde Kuruma başvurduğu, davanın 22.07.2019 tarihinde açıldığı, dava konusu uyuşmazlığın 11.06.2019 tarihinde giderildiğinin belirgin olduğu işbu davada, davacının yukarıda belirtilen şekilde dava açılmadan önce yöntemine uygun bir şekilde Kuruma başvurusunun bulunmadığı, 29.05.2015 tarihli başvurunun üzerinden geçen süre ve dava açılış tarihi dikkate alındığında dava açılmadan önce yeni bir başvuru yapılması gerektiği gözetilmelidir. Diğer taraftan uyuşmazlığın dava açılmadan önce giderildiği sabit olduğundan davanın hukuki yarar yokluğundan reddedilmesi gerekmektedir.
Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, yazılı şekilde karar tesisi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle,
Temyiz olunan, Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
13.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!