10. Hukuk Dairesi 2024/2081 E. , 2024/2730 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2023/363 E., 2023/475 K.
HÜKÜM/KARAR : Kısmen kabul
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde hizmet ve prime esas kazanç tespiti davasında davanın kısmen kabulüne dair verilen kararın taraf ve fer'i müdahil Kurum vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine dair verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalı ve fer'i müdahil Kurum vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilin davalı işverene ait Sitelerde bulunan mobilya ve dekorasyon imalat atölyesinde mobilya ustası olarak 15.10.2007-19.10.2012 tarihine kadar kesintisiz çalıştığını, bu süre zarfında müvekkilin ısrarla talep etmesine rağmen davalı işverenin çeşitli bahaneler üreterek hizmet bildiriminde bulunmadığını ve sigortasını yatırmadığın, ücreti düzenli ödenmediği için 19.10.2012 tarihinde haklı nedenle iş akdini feshettiğini belirterek, 15.10.2007-15-10-2008 tarihleri arasında 1.100,00 TL, 15.10.2008-15-10-2009 tarihleri arasında 1.200,00 TL, 15.10.2009-15-10-2010 tarihleri arasında 1.300,00 TL, 15.10.2010-15-10-2011 tarihleri arasında 1.400,00 TL ve 15.11.2011-19-10-2012 tarihleri arasında 1.500,00 TL ücretle çalıştığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı şirket vekili, derdestlik, yetki, husumet ve hak düşürücü süre gibi ilk itirazlarını sunduğunu ve zamanaşımı definde bulunduğunu, davacının talep ettiği dönemlere ilişkin 5 yıllık süre geçtiğini, davacının şirket nezdinde hizmet akdine tabi bir çalışmasının bulunmadığını, davalı şirketin mutfak dolapları imalatı yapan bir şirket olduğunu, davacının müvekkilin imal ettiği mutfak mobilyalarının montajını, taşeron olarak anlaşmak suretiyle yaptığını, müvekkil şirket ile davacı arasında işçi işveren ilişkisi bulunmadığını, davacının müvekkilin iş yerinde fiili çalışması olmadığı gibi her gün işe gidip gelmesi gibi bir durumunda söz konusu olmadığını, davacının davalı nezdinde çalıştığını iddia ettiği dönemlerde başka firmalarda montaj işini yaptığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Feri Kurum vekili, davanın 5 yıllık hak düşürücü süre yönünden reddi gerektiğini, ayrıntılı araştırma yapılması gerektiğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 30.04.2019 tarih, E.2015/144, K.2019/128 sayılı kararıyla; "Dosyadaki bilgi ve belgelerden, davacı vekili dava dilekçesinde davacının 15.10.2007-19.10.2012 tarihleri arası dönemde kesintisiz çalıştığı halde bildirimlerinin yapılmadığını belirterek hizmet tespiti talebinde bulunduğu, davacı adına davalı tarafından herhangi bir bildirim yapılmadığı, davalıya ait 1150433 06 sicil numaralı işyerinin 30.10.2007 tarihinde kanun kapsamına alındığı, davalıya ait işyerinden verilen dönem bordrolarının getirtildiği, bordrolarda işyerinden 2007/10-11, 2008/1-7, 2009/2-4. aylar arası (kısmi) bildirim yapıldığı, esnaf odasından gelen yazıda mobilya ustasının, 2007-2012 tarihleri arası aylık net 1.200,00 TL ücret alabileceğinin belirtildiği, kazanç sorgulama raporunda 2010 yılı itibariyle aylık brüt ücretin 1.072,00 TL olduğunun görüldüğü, kolluk aracılığıyla komşu işyeri tanıklarının tespit edildiği, davacı asil mahkememizdeki beyanında; 2007 yılının ramazan ayında davalıyla ait iş yerinde arkadaşı ...'la birlikte mobilya ustası olarak birlikte çalışmaya başladığını, davalı şirketin ortağı Ömer İlhan'ın işçiliklerini beğenince çalışmaya devam ettiklerini ve bunun üzerine davalıyla haftalık 250,00 TL ücretle anlaştıklarını mobilya sektöründe ücretin haftalık elden ödendiğini 1 yıl kadar haftalık 250,00 TL ücretle çalıştığını, daha sonra ücretin 300,00 TL ye çıkarıldığını ve 1 yıl kadarda yine haftalık 300,00 TL ye çalıştığını, ayrıldığında haftalık 400,00 TL ücret aldığını 2012/Ekim ayında işyerinden ayrıldığını, başlangıçta sigortanın yapılması konusunda davalıyla anlaştıklarını hatta davalının kendisine bana bir zaman dilimi verin yapacağım dediğini, ancak sigortasını yapmadığını, hatta arkadaşı ...'ın eşinin rahatsızlanması üzerine, tekrar sigorta yapmasını söylediklerini, bunun üzerine arkadaşı ...'ın sigortasını yaptığını ancak kendisininkini yapmadığını çalışma saatinin sabah 08:30 akşam 18:30 arası olduğunu götürü usulüyle çalışmadığını bizzat işverenin işlerini yaptığını, davalıdan kendi nam ve hesabına iş almadığını, belirttiği ... davalı tarafından dosyaya sunulan 1500,00 TL bedelli ve 20.06.2013 ödeme tarihli bononun şirket ortağı Ömer İlhan tarafından ... isimli şahıs emri havalesine düzenlendiği, ... isimli şahıs tarafından davacıya ciro edildiği ve davacı tarafından da Habil Türksoy isimli üçüncü bir şahsa ciro edildiği edildiği anlaşılmaktadır.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık çalışmanın niteliğinde ortaya çıkmaktadır. Çünkü davacı hizmet aktiyle çalıştığını, davalı ise davacının kendi nam ve hesabına yani taşeron olarak çalıştığını iddia etmektedir.
Somut olayda dönem bordroları kısmi olup uyuşmazlık konusu dönemi kapsamamaktadır. Yine dosyaya sunulan bono davacı adına değil dava dışı üçüncü bir şahıs adına şirket ortağı tarafından düzenlenmiş olup, bononun davacıya ciro edilmesi davacı ile davalı arasında herhangi bir borç-alacak veya ticari ilişkiyi göstermez. Yine bir kısım tanık beyanlarında davacının götürü ücretle çalıştığı belirtilmiş olup, götürü ücret önceden belirlenen bir işin yapılıp bitirilmesi karşılığında işçiye ödenmesi kabul edilen, işçinin zaman esasına göre ücret sisteminde olduğu gibi herhangi bir zaman ile bağlı olmaması belirlenen işi bitirdiği an kararlaştırılan ücrete hak kazanması, bitirilmesi gereken işin genellikle mesai süresi içerisinde yapılması halinde yetişmesinin pek mümkün olmadığı dolayısıyla fazla çalışmaya ve işçinin verimini artırmaya başlayan bir ücret ödeme şeklidir. Ücretin götürü ücret şeklinde belirlenmesi, sigortalının 506 ve 5510 sayılı kanundan doğan haklarını ortadan kaldırması mümkün değildir.
Tüm bu açıklamalar ışığında, davalı taraf her ne kadar davacının kendi nam ve hesabına çalıştığını belirtmiş ise de, işin davalıya ait iş yerinde yapılması, işin yapımında davalıya ait araç gereçlerin kullanılması, malzemenin davalı tarafından sağlanması, işin davalı şirketin ortakları ile birlikte yapılması ve ayrıca komşu işyeri tanıklarının birbirini doğrulayan beyanları ile özellikle komşu işyeri tanığı ...'un, davacının 6-7 yıl kadar düzenli olarak çalıştığını ve işyerinde imal edilen eşyaların boyama işini kendisinin yaptığını, işin davalı şirket adına gelip, ücretini de davalı şirket ortağından aldığına yönelik beyanları birlikte değerlendirildiğinde davacının hizmet aktiyle çalıştığı sonucuna varılmıştır.
Öte yandan ücret talebine gelince, ücretle ilgili soyut beyanlar dışında, herhangi bir bilgi belge bulunmadığından davacının asgari ücretle çalıştığının kabul edildiği" gerekçesiyle;
"Davanın kısmen kabulüne kısmen reddine;
1-Davacının 30.10.2007-15.10.2012 tarihleri arası dönemde asgari ücretle kesintisiz çalıştığının tespitine,
2-Fazlaya ilişkin taleplerin reddine" karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı şirket, davacı ve fer'i müdahil Kurum vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı şirket vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel Mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkil şirket ile davacı arasında işçi işveren ilişkisi değil, iş sahibi - işi alan ilişkisi mevcut olduğunu, tanık beyanında da müvekkil şirket arasında hizmet akdine dayalı bir çalışma bulunmadığını belirterek, kararın istinaf incelemesi ile kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Feri müdahil Kurum vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel Mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, Mahkemece eksik inceleme ve araştırma yapıldığını belirterek, kararın istinaf incelemesi ile kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili istinaf ve istinafa cevap dilekçesinde özetle; Yerel Mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkilinin davalı şirkette çalışmasının 15.10.2007 – 19.10.2012 tarihleri arasında olduğunu, çalışma süreleri açısından taraflar arasında herhangi bir uyuşmazlığın bulunmadığını, bilirkişi raporundaki hesaplamaların mahkemece yok sayıldığını, ücretle ilgili soyut beyanlar dışında, herhangi bir bilgi belge bulunmadığından denilerek davacı müvekkilinin asgari ücretle çalıştığına yönelik karar verilmiş olmasının hukuka aykırı olduğunu belirterek, kararın istinaf incelemesi ile kaldırılmasını, talepleri doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmesini ve davalı taraf ve feri müdahil Kurumun istinaf başvurularının reddine karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 18.11.2021 tarih ve E.2020/634, K.2021/1802 sayılı kararı ile "Dosya kapsamı incelendiğinde; davalı şirketin Kanun kapsamına alındığı tarih ile şirketin faal olduğu dönemler gözetilerek hizmetin varlığının kabul edildiği, bordro ve kamu tanıklarının çalışmayı doğruladıkları nazara alındığında çalışmasının tespit edilmesine dair mahkeme kararında isabetsizlik olmadığı, dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, istinaf başvurularının esastan reddine" karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf ve fer'i müdahil kurum vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
Dairenin 28.04.2022 tarih ve E.2022/1641, K.2022/6636 sayılı kararında; "1) Mahkemece, hizmet tespiti talebi yönünden yapılan araştırmanın hüküm kurmaya yeterli olmadığı anlaşılmaktadır. Yapılması gereken iş; davacının vergi kaydının araştırılarak kendi adına bağımsız çalışması olup olmadığı ve Ankara 6. İcra Müdürlüğü'nün 2913/9358 sayılı icra dosyasında bulunan bononun davacı ile ilgisi belirlendikten sonra uyuşmazlık konusu husus, hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip; deliller hep birlikte değerlendirilip takdir edilerek, varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmesinden ibarettir.
... 2) Eldeki davada, ücretlerin banka kanalıyla ödendiği iddiası karşısında, banka kayıtları celbedilerek prime esas kazanç tespiti talebi yönünden karar verilmesi gerekirken, yukarıda öngörülen yönteme uygun inceleme ve araştırma yapılmaksızın davacının asgari ücret üzerinden çalıştığının tespitine karar verilmesi isabetsizdir. Diğer taraftan, davacının işçilik alacağı davası bulunması halinde ise buna ilişkin davanın neticelenip kesinleşmesi ve işverence sigortalıya ödemenin yapılması halinde sadece hizmetin gerçekleştiği son ayın prime esas kazancına dahil edilebileceği gözetilerek karar verilmesi gerekirken usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir." gerekçesiyle söz konusu karar bozulmuştur.
B.İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "... Somut olayda; davacı davalı işveren firmaya ait Siteler'de bulunan mobilya ve dekorasyon imalat atölyesinde mobilya ustası olarak 15.10.2007-19.10.2012 tarihleri arasında kesintisiz çalıştığını ve çalışmalarının kuruma bildirilmediğini beyanla, 15.10.2007-15.10.2008 tarihleri arasında 1.100,00 TL, 15.10.2008-15.10.2009 tarihleri arasında 1.200,00 TL, 15.10.2009 - 15.10.2010 tarihleri arasında 1.300,00 TL, 15.10.2010-15.10.2011 tarihleri arasında 1.400,00 TL ve 15.11.2011-19.10.2012 tarihleri arasında 1.500,00 TL ücretle çalıştığının tespitini talep etmiştir.
Vergi kaydı incelendiğinde, davacının 01.01.2009 - 31.12.2009 tarihleri arasında kendisine ait gayrimenkulün alınıp satılmasın faaliyetinde bulunduğu, davacı vekilinin 22.12.2022 tarihli celsede Gelir İdaresi Başkanlığının mükellefiyet kayıtlarının resen oluşturulduğunu, 2009 yılında davacının taşınmaz sattığını, banka kredi başvurusunda talep edilen miktarın tapuya bildirilen satış bedelinden daha yüksek olduğu için Vergi dairesininde yüksek bedel üzerinden bir mükellefiyet kaydı oluşturduğunu, yapılan kaydın ticaret veya iş ile alakalı olmadığını beyan etmesi karşısında davacının kendi adına bağımsız çalışmasının olmadığı yönünde kanaat oluştuğu, Ankara 6. İcra müdürlüğünün 2013/19358 Esas sayılı icra dosyasında ise Anılan bononun, senedin davacıya yönelik olarak davalı işveren Şirket sahibi .... tarafından davacının emri havalesine değil, dava dışı .....'ın emri havalesine keşide edilmesi, ... ve ilk ciranta olan dava dışı ...' ın emri havalesine keşide edilen bononun, bu kişi tarafından davacıya ciro edilmesinin ve davacının da ciranta olarak icra takip alacaklısı.... ciro etmesinin davacı ile ... ve.... arasında bir alacak-borçlu ya da ticari ilişki bulunduğu, bunlar arasındaki anılan ilişkilerin uyşmazlık dönemi dışında 2013 yılında söz konusu olan ilişkiler olmasına istinaden davadaki uyuşmazlıkla bir ilgilendirmenin mümkün olmadığı, Bonoda belirtilen 1.500,00 TL alacağın, ödeme tutarının, 15.11.2011-19.10.2012 tarihleri arasında çalıştığını iddia ettiği aylık ücret olan 1.500,00 TL ücret tutarı ile aynı olmasının, bono bedelinin aylık ücret tutarı ile ilişkili olduğu izlenimini vermesi, Bono tanzim tarihi olan 13.01.2013 tarihi ile bono bedelinin ödeme tarihi olan 30.06.2013 tarihinin davacının tespitini talep ettiği 15.10.2007-19.10.2012 tarihleri arası uyuşmazlık dönemi dışında olması hususları birlikte değerlendirildiğinde, davcı ile davalı şirket sahibi ve yöneticisi Ömer İlhan arasında anılan bono yönünden bir ticari ya da üst işveren-alt işveren ilişkisi olduğu kabulüne imkan bulunmadığı kanısına varıldığı, davacı vekilinin el yazısı ile doldurmuş olduğu ve ibraz ettiği defter incelendiğinde A5 boyutlu kareli defterin haftalık olarak günü güne davacı tarafından el ürünü olarak tükenmez kalemle tutulduğu, davacının 15.12.2008-23.10.2012 tarihleri arası dönemde düzgün ve her Cumartesi günü peşi sıra olmak üzere kesitisiz olarak alması gereken ve aldığı haftalık ücretleri yazdığı, Defterde haftalık ücretin 15.12.2008- 01.05.2010 tarihleri arası dönemde 250,00 TL, 02.05.2010-20.10.2012 tarihleri arasında ise 300,00 TL olarak kaydedildiği, tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde davacının, davalı iş yerinde 30.10.2007-15.10.2012 tarihleri arasındaki dönemde; 30.10.2007-01.10.2011 tarihleri arasında asgari ücret ile 01.10.2011-15.10.2012 tarihleri arasında ise asgari ücretin 1,68 katı aylık brüt ücret ile çalıştığının tespiti yönünde";
"Davanın kısmen kabulü ile
1-Davacının davalı iş yerinde 30.10.2007-15.10.2012 tarihleri arasındaki dönemde; 30.10.2007-01.10.2011 tarihleri arasında asgari ücret ile 01.10.2011-15.10.2012 tarihleri arasında ise asgari ücretin 1,68 katı aylık brüt ücret ile çalıştığının tespitine,
2-Fazlaya ilişkin talebin reddine" karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde fer'i müdahil Kurum ve davalı vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Fer'i müdahil vekili, hükmün eksik araştırmaya dayalı olduğunu, davanın reddi gerektiğini, delillerin hatalı değerlendirildiğini beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir.
Davalı vekili, hükmün eksik araştırmaya dayalı olduğunu, davanın reddi gerektiğini, delillerin hatalı değerlendirildiğini beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, hizmet ve prime esas kazanç tespitine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371; 506 sayılı Kanun'un 77 ve 79/10 uncu, 5510 sayılı Kanun'un 80 ve 86/9 uncu maddeleri.
3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında temyiz sebeplerine göre bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı ve fer'i müdahil Kurum vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine,
14.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!