WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 05 Haziran 2026

YARGITAY 10. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

10. Hukuk Dairesi         2024/2079 E.  ,  2024/3059 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/1188 E., 2023/2409 K.
HÜKÜM/KARAR : Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Samsun 3. İş Mahkemesi
SAYISI : 2017/182 E., 2017/363 K.

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde tespit davasında davanın reddine dair verilen kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile davanın reddine dair verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine dair verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ve davalılardan Kurum vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili, davalı Kurum tarafından 30.05.2016 tarih ve 30 sayılı rapor kapsamında yapılan incelemede ... adlı şahsın 08.05.2015-08.06.2015 tarihleri arasında Cumhuriyet Halk Partisi Samsun İl Başkanlığında çalıştığının tespit edildiğini öğrendiklerini, bu nedenle bir takım parasal cezalarında tatbik edildiğini, şahsın çalışmadığını bildiklerini, dolayısı ile kurumca yapılan tespitin hukuka aykırı olduğunu, gerçeği yansıtmadığını, bu nedenlerle ... 'in Cumhuriyet Halk Partisi Samsun İl Başkanlığında çalışmadığının tespit edilerek 30.05.2015 tarih ve 30 sayılı tespit kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı Kurum vekili, davada hak düşürücü süre geçtiğini, davacının belirtilen 08.05.2014 - 08.06.2015 tarihleri arasında davacı parti bünyesinde çalıştığının tespit edildiğini, davacıya kesilen idari para cezasının ve buna bağlı yapılan işlemlerin iptaline ilişkin davada 5510 sayılı Kanun'un 102 nci maddesi gereğince görevli mahkmenin idare mahkemesi olduğunu, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 24.10.2017 tarih, E.2017/182, K.2017/363 sayılı kararıyla; davanın konusu Kurumca düzenlenen tutanak ve idari para cezasının iptaline ilişkindir. İdari para cezasının iptaline ilişkin davada 5510 sayılı Kanun'un 102 nci maddesine göre; "İdari para cezaları ilgiliye tebliğ ile tahakkuk eder. Tebliğ tarihinden itibaren onbeş gün içinde Kuruma ya da kurumun ilgili hesaplarına yatırılır veya aynı süre içinde Kuruma itiraz edilebilir. İtiraz takibi durdurur. Kurumca itirazı reddedilenler, kararın kendilerine tebliğ tarihinden itibaren otuz gün içinde yetkili idare mahkemesine başvurabilirler. Bu süre içinde başvurunun yapılmamış olması halinde, idari para cezası kesinleşir." ifadesinin yer aldığı, 01.07.2016 tarihli itiraz gereğince 53 sayılı idari para cezası itiraz komisyonu tarafından itirazın reddine dair karar verildiği, davanın niteliği itibariyle idari para cezasına itiraza ilişkin olduğu, davada görevli mahkemenin idare mahkemesi olduğu, bu nedenle davanın konusu bakımından idari yargıda görülmesi uyuşmazlığın çözüm yeri idari yargı olmakla davanın usulden reddine" karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili, Mahkeamece davanın idari para cezasına itiraz olarak yanlış nitelendirildiğini, oysa davanın 30.05.2016 tarih ve 30 sayılı tespit kararının kaldırılması istemine ilişkin olduğunu bildirerek istinaf başvurusunda bulunmuştur.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 25.05.2018 tarih ve E.2017/4263, K.2018/2309 sayılı kararı ile "... Somut olayda uyuşmazlık, sosyal güvenlik denetim memurunca düzenlenen 30.05.2016 tarih ve TK.030 Sayılı raporun iptaline yönelik eldeki davanın açılmasında davacının korunmaya değer hukuki yararı olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.

Mahkemece "Araştırma inceleme raporunun" iptali isteminin dava şartı olan hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmesi gerekirken yazılı biçimde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu itibarla davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabul edilmesi ve 6100 sayılı H.M.K‘nun 353/1-b-2 maddesi gereğince kararın gerekçe yönünden kaldırılarak yeniden esas hakkında karar vermek gerektiği" gerekçesiyle;
"1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile 6100 sayılı HMK‘nun 353/1-b-2 maddesi gereğince Samsun 3. İş Mahkemesinin 24.10.2017 tarih ve 2017/182 Esas 2017/363 Karar sayılı kararının gerekçe yönünden kaldırılmasına,

2-Davanın 6100 sayılı HMK‘nun 114/1-h ve 115/2 maddeleri gereğince hukuki yarar yokluğu nedeniyle usülden reddine" karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. İlk Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

(Kapatılan) 21'inci Hukuk Dairesinin 07.03.2019 tarih ve E.2018/4885, K.2019/1748 sayılı kararında; "Dosya içindeki kayıt ve belgelerden; davalı Kurum'a bimer başvurusu üzerine yapılan denetim sonucunda 30.05.2016 tarih ve 30 sayılı araştırma inceleme raporunun tanzim edildiği, dava dışı ...'in davacı bünyesinde çalıştığının rapor edildiği, söz konusu rapora dayanılarak davalı Kurum tarafından 03/06/2016 tarihli işlem ile davacıya 08.05.2015-08.06.2015 tarihleri arasında çalışmaya dair işe giriş, ek aylık prim hizmet belgesi ve işten ayrılış bildirgesinin bir ay içinde verilmesinin aksi taktirde kurum tarafından resen düzenleneceğinin bildirildiği, nitekim 03.06.2016 tarih ve -8003859 sayılı işlemle davacı tarafa 7.473,00 TL idari para cezası tahakkuk ettirildiği, idari para cezasının davacıya 17.06.2016 tarihinde tebliğ edildiği, idari para cezası karar evrakı ile 08.05.2015-08.06.2015 tarihleri arasında çalışmaya dair işe giriş, ek aylık prim hizmet belgesi ve işten ayrılış bildirgesinin bir ay içinde verilmesinin istendiği, davacı tarafça 01.07.2016 tarihinde davalı tarafa yapılan başvuru ile hem idari para cezasının iptali hem de 30/05/2016 tarih ve 30 sayılı rapora dayanılarak yapılan 08.05.2015-08.06.2015 tarihleri arasında çalışmaya dair işe giriş, ek aylık prim hizmet belgesi ve işten ayrılış bildirgesinin bir ay içinde verilmesinin istendiği işlemin iptalinin talep edildiği, Kurum tarafından yalnızca idari para cezasına itiraz olunduğu varsayımı ile 28/07/2016 tarih ve 53 karar sayılı komisyon kararı ile 30.05.2016 tarih ve 30 sayılı rapora istinaden verilen idari para cezasının 5510 sayılı kanunun 59 uncu maddesi gereğince "aksi sabit oluncaya kadar muteber" belgeye (Dava konusu rapora) dayanılarak verilmiş olması nedeniyle reddine karar verildiği, iş bu kararın davacı tarafa ne zaman tebliğ edildiği dosya kapsamı ile belli olmadığı, davacı taraf aleyhine davalı Kurum tarafından 08/08/2016 tarihli ve 011086341.55,18-47.10768147 sayılı işlem ile resen prim tahakkuku yapıldığı ve söz konusu toplam 1.018,52 TL'nin ödenmesinin talep edildiği, dava dışı ...'e ait hizmet döküm cetvelinin incelenmesinden davacı nezdinde 08.05.2015-08.06.2015 tarihleri arasında çalıştığının Kurum tarafından kayıtlara da işlendiği anlaşılmıştır.
...
Dava konusu olayda, davacının talebinin, “ 1- 30.05.2016 tarih ve 30 sayılı araştırma inceleme raporunun dayanak yapılarak Kurum tarafından tahakkuk ettirilen ek prim alacağı ile kurum işleminin iptali, 2- ...'in davacının yanında çalışmadığının tespitine karar verilmesine ilişkin olduğudur.

Mahkemece yapılacak iş; SGK İlkadım Sosyal Güvenlik Merkezi'nin idari para cezası konulu işlemi İdari Yargının görev alanına girdiği gözetilerek yargı yolu yokluğu sebebiyle davanın reddine karar verilmesidir.

Yine mahkemece; ...'in davacının yanında çalışmadığının tespiti ile aylık ek bildirge verilmesi, primlerin ödenmesine ilişkin Kurum işlemi için; 5510 sayılı Kanun'un 86/7 nci maddesi gereğince komisyon kararının davacıya usulünce tebliğ edilip edilmediği, tebliğ edilmiş ise süresinde dava açıp açmadığı, süresinde dava açılmış ise, gerekirse dava dışı Yılmaz Yüksel'in davaya dahil edilerek işin esasına girerek karar vermekten ibarettir." gerekçesiyle söz konusu karar bozulmuştur.

B.Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Bölge Adliye Mahkemesinin 15.11.2019 tarih ve 2019/1953 E., 2019/2291 K. sayılı kararı ile "... 5510 sayılı Kanun'un 86/7 nci maddesi gereğince komisyon kararının davacıya usulünce tebliğ edilip edilmediği kurumdan sorulmuş alınan yazı cevabından 28.07.2016 tarih ve 53 karar sayılı komisyon kararının davacıya 23 ağustos 2016 tarihinde tebliğ edildiği, davanın 1 aylık hak düşürücü süreden sonra açıldığı anlaşıldığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesinin kararının 6100 sayılı 353/1-b-2 maddesi gereğince gerekçe yönünden kaldırılarak, davacının davalı Kurumun 30.05.2016 tarih ve 30 sayılı araştırma ve inceleme raporu dayanarak Kurum tarafından tahakkuk ettirilen ek prim alacağı ile ilgili Kurum işleminin iptali istemi yönünden açılan davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine, davacının davalı Kurumun 30.05.2016 tarih ve 30 sayılı araştırma ve inceleme raporu dayanak yapılarak kurum tarafından tahakkuk ettirilen idari para cezasının iptali istemi yönünden açılan davasının ise yargı yolunun caiz olmaması nedeniyle usulden reddine karar vermek gerektiği" gerekçesiyle;
"1-Davacının istinaf başvurusunun kabulüne,
2-İlk Derece Mahkemesi hükmünün HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince kaldırılmasına,
3-Davacının davalı Kurumun 30.05.2016 tarih ve 30 sayılı araştırma ve inceleme raporu dayanak yapılarak kurum tarafından tahakkuk ettirilen idari para cezasının iptali istemi yönünden açılan davanın yargı yolunun caiz olmaması sebebiyle usulden reddine,
4-Davacının davalı Kurumun 30.05.2016 tarih ve 30 sayılı araştırma ve inceleme raporu dayanarak Kurum tarafından tahakkuk ettirilen ek prim alacağı ile ilgili kurum işleminin iptali istemi yönünden açılan davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine" karar verilmiştir.

C. 2'nci Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Dairenin 18.02.2021 tarih ve 2020/5598 E., 2021/1822 sayılı kararı ile "... 1) Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.

2)Husumet konusu, davanın her aşamasında ileri sürülebilir. Taraflarca ileri sürülmese dahi gerek mahkemece, gerekse Yargıtay’ca tarafların bu yönde bir savunmasının olup olmadığına bakılmaksızın kendiliğinden göz önünde tutulur. Eldeki gibi sigortalılık hizmetleri ve ücret tespitine ilişkin davalarda elde edilecek hükmün uygulayıcısı konumundaki davalı Kurum tarafından yerine getirilebilmesi için, husumetin doğru kimselere yöneltilerek davaya devam edilmesi gereklidir.

Eldeki davada, 5510 sayılı Kanun'un 86 ncı maddesi kapsamında kurumca dava dışı sigortalının davacıya ait işyerinde çalıştığının Kurum denetmen raporuyla tespiti üzerine re'sen tahakkuk ettirilen prim borcuna karşı açılan eldeki davada, sigortalı çalışmaları olduğu kurumca kabul edilen bu kişinin aslen davacı yanında çalışmadığı, bu nedenle Kurum denetmen raporunun iptali gerektiği iddiası ile eldeki davanın açıldığı, Bölge Adliye Mahkemesi'nce davanın reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.

Somut olayda, verilecek karar dava dışı sigortalının da prim talep edilen dönemler bakımından hak alanını etkileyecek olup, Mahkemece adı geçen sigortalının da HMK 124 üncü maddesi gereğince, davaya dahil edilmesi, savunma ve delillerinin toplanması ve sonrasında bir karar verilmesi gerekmektedir.

3) Davanın yasal dayanağı 5510 sayılı Kanun'un 86 ncı maddesi olup ”Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurlarınca, fiilen yapılan denetimler sonucunda veya işyeri kayıtlarından yapılan tespitlerden ya da kamu idarelerinin denetim elemanlarınca kendi mevzuatı gereğince yapacakları soruşturma, denetim ve incelemeler neticesinde veya kamu kurum ve kuruluşları ile bankalar tarafından düzenlenen belge veya alınan bilgilerden çalıştığı anlaşılan sigortalılara ait olup, bu Kanun uyarınca Kuruma verilmesi gereken belgelerin yapılan tebligata rağmen bir ay içinde verilmemesi veya noksan verilmesi halinde, bu belgeler Kurumca re’sen düzenlenir ve muhteviyatı sigorta primleri Kurumca tespit edilerek işverene tebliğ edilir. İşveren, bu maddeye göre tebliğ edilen prim borcuna karşı tebliğ tarihinden itibaren bir ay içinde, ilgili Kurum ünitesine itiraz edebilir. İtiraz, takibi durdurur. İtirazın reddi halinde, işveren kararın tebliğ tarihinden itibaren bir ay içerisinde yetkili iş mahkemesine başvurabilir. Yetkili mahkemeye başvurulması, prim borcunun takip ve tahsilini durdurmaz. Mahkemenin Kurum lehine karar vermesi halinde, 88 inci ve 89 uncu maddelerin prim borcuna ilişkin hükümleri uygulanır.” hükmü öngörülmüştür.

Davaya konu somut olayda; uyuşmazlık, dava dışı ...'in davacıya ait işyerinde çalışıp çalışmadığı ve çalıştığına ilişkin kurum tespitinin yerinde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Mahkemece verilen kararın eksik araştırma ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı olduğu anlaşılmaktadır.

Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin davalar, kamu düzenine ilişkin olduğundan, özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi zorunludur. Bu bağlamda, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için,bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde, re’sen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır.

Somut olaya dönüldüğünde, öncelikle, davadışı sigortalının da davaya katılımı sağlandıktan sonra, işin esası araştırılmalı, bunun için de tespiti yapılan kişinin öncesi ve sonrasında devam eden çalışmalarının bulunup bulunmadığı araştırılmalı, ayrıca bununla yetinilmeyerek, tespiti yapılan davacıya ait işyerine komşu ve yakın işyerlerindeki işveren ve bordrolu çalışanlardan dava dışı sigortalının çalışmalarını bilecek durumda olanları kolluk vasıtası ile tespit edilmeli, aynı zamanda davacıya ait işyerinin kapsamı ve kapasitesi dikkate alınarak davacı yanında başka sigortalıların çalıştırıldığının Kurumdan gelen bordrolardan anlaşılması halinde bu kişilerden de dava dışı sigortalının çalışmasını bilecek durumda olanları dinlenmeli, bu tür davalarda geçerli olan resen araştırma ilkesi de göz önünde tutularak, yargılama sürecinde dinlenen tanık anlatımlarının değerlendirilmesinde, iş yerinin kapsamı, kapasitesi ve niteliği nazara alınmalı, böylece bu konuda gerekli tüm soruşturma yapılarak varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmelidir.

Diğer taraftan, Bölge Adliye Mahkemesi'nce davalı Kurumun 30.05.2016 tarih ve 30 sayılı araştırma ve inceleme raporuna dayanarak Kurum tarafından tahakkuk ettirilen ek prim alacağı ile ilgili kurum işleminin iptali istemi yönünden açılan davanın hak düşürücü süre nedeniyle dava reddedilmişse de; önceki bozma ilamında da belirtildiği üzere davacı tarafça 01.07.2016 tarihinde davalı tarafa yapılan başvuru ile hem idari para cezasının iptali hem de 30.05.2016 tarih ve 30 sayılı rapora dayanılarak yapılan 08.05.2015-08.06.2015 tarihleri arasında çalışmaya dair işe giriş, ek aylık prim hizmet belgesi ve işten ayrılış bildirgesinin bir ay içinde verilmesinin istendiği işlemin iptalinin talep edildiği, Kurum tarafından yalnızca idari para cezasına itiraz olunduğu varsayımı ile 28.07.2016 tarih ve 53 karar sayılı komisyon kararı ile 30.05.2016 tarih ve 30 sayılı rapora istinaden verilen idari para cezasının 5510 sayılı Kanun'un 59 uncu maddesi gereğince "aksi sabit oluncaya kadar muteber" belgeye (dava konusu rapora) dayanılarak verilmiş olması nedeniyle reddine karar verildiği, ortada ek prim alacağı ile ilgili bir karar bulunmadığı, yalnızca idari para cezası yönünden bir red kararı verildiği, bu red kararının davacıya 23.08.2016 tarihinde tebliğ edildiği, dava konusunun esası ile ilgili (çalışma ve prim yönünden) bir araştırma yapılmadığı anlaşılmaktadır.

Yapılması gereken iş, 5510 sayılı Kanun'un 86 ncı maddesi kapsamında bir idari prosedür bulunup bulunmadığının araştırılması ile varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmesinden ibarettir. " gerekçesiyle karar bozulmuştur.

B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "... Dairemizce dosyanın esasa kayda yapılarak bozma ilamında belirtilen hususlara dair eksikler tamamlanmış, SGK'dan ekli yargıtay ilamı doğrultusunda davacının itirazı üzerine ek prim alacağı ile ilgili de ( çalışma ve prim yönünden ) verilen bir karar olup olmadığı araştırılarak varsa davacıya tebliğine dair tüm belgeler ve karar talep edilmiş, gelen cevabi yazıda " prim borcu tebligatına ilişkin işverenin herhangi bir itirazının bulunmadığının belirtildiği " anlaşılmıştır. SGK'dan yargılama aşamalarında gelen 31.03.2022 tarihli yazı cevabı ve ekindeki evraktan işveren tarafından 01.07.2016 tarihli 9304939 Sayılı itiraz dilekçesinin yeniden incelenerek prime itiraz ile ilgili komisyon kararı alınarak 29.03.2022 tarih 42843525 Sayılı ile işverene tebliğe çıkarıldığı anlaşılmış, yazı cevabı ekinde prime itirazla ilgili 28.03.2022 tarihli komisyon kararının da ekli olduğu tespit edilmiştir.

Dairemizce yapılan yargılamada ayrıca dava dışı sigortalı ... davaya dahil edilerek bordolu tanıkların beyanları da alınmıştır.

Dosya kapsamında bulunan tüm evrak ve deliller açılan dava doğrultusunda değerlendirilmiş olup, somut vakada dava konusu yapılan 30.05.2016 tarihli 30 sayılı tespit kararı ile ilgili tüm kurum işlemlerinin kurumdan celp edildiği, kurum işleminin içeriğine bakıldığında, davacı hakkında 5510 sayılı Kanun'un 102 nci Maddesi kapsamında işlem yapılmasına karar verildiği, belirtilen madde düzenlemesine bakıldığında " idari para cezaları ilgiliye tebliğ ile tahakkuk eder. Tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde kuruma yada ilgili hesaplarına yatırılır veya aynı süre içinde kuruma itiraz edilebilir. İtiraz takibi durdurur. Kurumca itirazı reddedilenler kararın kendilerine tebliğinden itibaren 30 gün içinde yetkili idari mahkemesine başvurabilirler. Bu süre içinde başvurunun yapılmamış olması halinde idari para cezası kesinleşir. " ifadesi yer almaktadır. Davacının 01.07.2016 tarihli itirazı gereğince 53 sayılı İdari Para Cezası itiraz komisyonu tarafından itirazın reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.

Dava konusu idari para cezasına itirazı inceleme ve karar bağlama görevi idare mahkemesine aittir. Görev konusu kamu düzeni ile ilgili olup mahkemelerce resen gözetilmesi gerekir. Bu nedenle davacı tarafından dava konusu yapılan 30.05.2016 tarihli 30 sayılı tespit işlemi ile idari para cezasına yönelik kurum işleminin görev yeri idari yargı yolu olduğundan bahisle görev yetkinin idari yargı yoluna ait olması sebebi ile yargı yolu caiz olamadığından davacının iş bu talebi açısından HMK madde 115/2 gereği davanın usulen reddine karar vermek gerektiği;

... Davaya konu komisyon kararının incelenmesinde; dahili davalı edilen ... adlı şahsın 08.05.2015-08.06.2015 tarihleri arasında Samsun CHP İl Başkanlığında çalıştığının tespitinin yapıldığı, ancak dosya kapsamının incelenmesinde; denetmen raporunda tanık beyanlarına dayalı bir tespit bulunmadığı, sadece bir kısım kargo evrakının davacı tarafça alınmış olması nedeniyle sonuca gidildiği, bu durumun hizmet akdiyle çalıştığına dair herhangi bir delil ile desteklenmediği anlaşılmakla davanın bu yönüyle de kabulü gerekmiştir." gerekçesiyle;

Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kamu düzeni nedeniyle kabulü ile yukarıda belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.2 hükmü gereğince kaldırılmasına,

1-Uyuşmazlığın çözümünün İdari Yargı'nın görev alanına girdiği gözetilerek 6100 sayılı H.M.K'nın 114/1-b maddesine göre dava şartı olan "Yargı yolunun caiz olmaması" nedeniyle davanın usulden reddine,

2-Çalışma ve prim yönünden yapılan itirazın kabulü ile, 28/03/2022 tarih ve 30 sayılı prim itiraz komisyon kararının iptaline" karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı Kurum vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili, davanın hizmet tespitinin iptaline yönelik olduğunu, dava konusunun hatalı değerlendirildiğini, hükmün eksik araştırmaya dayalı olduğunu, davanın kabulü gerektiğini beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir.

Davalı Kurum vekili, davanın reddi gerektiğini, delillerin hatalı değerlendirildiğini beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, dava dışı sigortalının davacıya ait işyerinde çalışmadığının tespiti ile Kurum işleminin iptaline ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371; 5510 sayılı Kanun'un 59, 86 ve 102 nci maddeleri.

3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında temyiz sebeplerine göre bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı ve davalı Kurum vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine,

21.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.