WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 04 Haziran 2026

YARGITAY 10. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

10. Hukuk Dairesi         2024/2034 E.  ,  2024/6885 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2023/205 E., 2023/327 K.
KARAR : Kabul

Taraflar arasındaki 5434 sayılı Kanun kapsamında geçen fiili hizmet zammı süresi dikkate alınarak yaşlılık aylığı bağlanması ve yasal faizi ile birlikte tahsili gerektiğinin tespiti davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I.DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının Türk Silahlı Kuvvetleri - Hava Kuvvetleri Komutanlığında Subay - Uçucu Personel olarak görev yaptığı, davacının 01.07.1970 doğumlu olup harp okuluna giriş tarihinin 01.10.1987 tarihi olduğu, mecburi hizmet süresi dolduktan sonra 01.03.2007 tarihinde Türk Silahlı Kuvvetlerinden ayrıldığı, akabinde özel sektörde pilot olarak göreve başladığı, halen Türk Havayollarında görevine devam etmekte olduğu, davacının Türk Silahlı Kuvvetlerinde hizmet ettiği sürece 7 yıl, 9 ay, 1 gün FHZ nin 506 sayılı Kanun'un ek madde 39 a uygun olarak yaştan da geriye doğru düşülmesi ve emekliliğine karar verilmesi için 27.12.2017 tarihinde davalı Kuruma talepte bulunduğu, davalı Kurumun 16.01.2018 tarihli 20127946/884.126 sayılı cevabı ile emekli olmayacağı, 01.07.2019 tarihinde emeklilik için yaşının dolacağını belirttiği, 11.02.2019 tarihinde tekrar davalı Kuruma 506 sayılı Kanun'un ek madde 39 gerekçe gösterilerek 339520 tahsis no ile başvurulduğu, ancak davalı Kurumun 20127946-3866396 sayı ve 11.03.2019 tarihli yazı ile aynı şekilde cevap verdiği, 506 sayılı Kanun'un Ek Madde 39 a göre FHZ'nin yaştan düşülmediği, 506 sayılı Kanun'un Ek Madde 39 (4447-25.08.1999) "Bu Kanun'un Ek 5 ve Ek 6 ncı maddeleri gereğince sigortalılık süresince ilave edilen gün sayıları beş yıldan çok olmamak üzere bu Kanun'un 60 ve Geçici 81 inci maddelerinde belirtilen yaş hadlerinden indirilir." hükmü gereği yine sigorta başlangıcından aynı şekilde mevcut olmakla davalı tarafından bildirilen FHZ süresinin 506 sayılı Kanun'un Ek 39 uncu maddesindeki şartlarla hem yaştan hem de sigorta başlangıcından geriye götürülerek emeklilik tarihinin tespitinin gerekli olduğu, 3570 sayılı Kanunla 13.06.1989 tarihinden itibaren değiştirilen 3160 sayılı Emniyet Teşkilatı Uçuş ve Dalış Hizmetleri Tazminat Kanunu'nun 15 inci maddesi, 5510 Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 49 uncu maddesi, 506 sayılı Kanun'un 39 uncu maddesi hükümleri değerlendirildiğinde, davacının TSK Hava Kuvvetleri Komutanlığı ve sonrasında SGK'lı olarak çalıştığı sürelere ait fiili hizmet zammının hem sigorta başlangıcından hem de yaştan düşülmesi gerektiği iddiasıyla davacının Türk Silahlı Kuvvetleri - Hava Kuvvetleri Komutanlığı ve sonrasındaki çalışmaları karşılığında 7 yıl, 9 ay, 1 gün fiili hizmet süreleri zammının (FHZ), yıpranma payının, itibari hizmet sürelerinin gözönünde bulundurularak, 506 sayılı Kanun'un ek madde şartları ile yaş haddinden ve sigorta başlangıç tarihinden geriye götürülerek düşülmesine, emekliliğe hak kazandığı tarihin tespitine, davalıya ilk başvuru tarihi olan 27.12.2017 tarihinden itibaren birikmiş emekli aylıklarının bankalarca mevduata uygulanan en yüksek faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II.CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; 5434 sayılı Kanun'un 32 nci maddesinde sayılan görevlerde bulunan iştirakçilere hizmet müddetlerinin her yılı için maddede belirtilen sürelerin fiili hizmet sürelerine eklendiği, 08.09.1999 tarihinden önce göreve girenlerden Geçici 205 inci madde gereği en fazla 8 yıl, 08.09.1999 tarihinden sonra göreve başlayanlar için ise 39 uncu madde gereği en fazla 3 yılın emeklilik için aranan yaş hadlerinden düşüldüğü, 506 sayılı Kanun'a 4447 sayılı Kanun'la eklenen ek 5 ve 6 ncı maddeler gereği sigortalılık süresine ilave edilen gün sayılarının 5 yıldan çok olmamak üzere 506 sayılı Kanun'un mülga 60 ve Geçici 81 inci maddelerinde belirtilen yaş hadlerinden indirileceğinin hükme bağlandığı, söz konusu hüküm gereğince 506 sayılı Kanun'un mülga ek 5 inci maddesinde tabi çalışması olan sigortalıların 08.09.1999 ve 23.05.2002 tarihine göre sigortalılık süresinin tespitinde, bu tarihlere kadar olan itibari hizmet sürelerinin 3600 gün olup olmadığının dikkate alınmakta olduğu, şartın yerine gelmesi halinde itibari hizmet süresinin tümünün alınarak sigortalılık süresine ilave edilip aylığa hak kazanma koşullarının belirlenmekte olduğu tahsis talep tarihinde ise bu defa itibari hizmet süresinin tamamının alınarak sigortalılık süresinin yeniden hesaplanmakta olduğu, itibari hizmet süresinin en fazla 5 yıla kadar olan bölümünün yıl, ay, gün üzerinden hesaplanarak yaş haddinden indirildiği, buna göre T.C. Emekli Sandığı iştirakçiliği döneminde kazanılan fiili hizmet süresi zamlarının Emekli Sandığından emeklilikte ayrıca yaştan da düşülürken sigortalıların 506 sayılı Kanun'un ek 5 inci maddesi kapsamındaki itibari hizmet sürelerinin 5434 sayılı Kanun'a tabi aylığa hak kazanma koşullarında emeklilik için aranan yaştan düşülmesine imkan bulunmadığı, konunun bu çerçeveden değerlendirilmesinden gerek 506 sayılı Kanun'un ek 39 uncu maddesi gerekse 5434 sayılı Kanun'un 39 veya Geçici 205 inci maddesi gereğince ilgili kanunlar kapsamında geçen süreler için itibari hizmet süresi / fiili hizmet süresi zamlarının yaş hadlerinden düşülmekte olduğu, öte yandan mülga 2829 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesi gereğince kurumlara tabi çeşitli işlerde çalışmış olanların hizmet sürelerinin aynı tarihlere rastlamamak kaydıyla bu kanunlara göre aylık bağlanmasına hak kazanıldığında birleştirilmekte olup, 7 inci madde gereğince 4 üncü maddede belirtilen hizmet süreleri toplamına itibari hizmet süreleri ile primi ödenmemiş sürelerin katılmadığı, adı geçenin 4/a ve 4/c statülerinden herhangi birisinden aylık almadığı halde 37502.34 işyeri sicil numarası ile işlem gören Türk Havayolları A.Ş.'deki 2016 yılı 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12 ve 2017 yılı 1, 2, 3, 4, 5 inci dönem çalışmalarının, Sosyal Güvenlik Destek primi belge türü ile bildirildiğinin bu husustaki gerekli incelemelerin yapılarak bu çalışmaların tüm sigorta kollarına tabi belge türü olarak değiştirilmesi ve oluşacak prim farkının anılan işyerinden tahsilinin gerektiği savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesi tarafından 12.01.2021 tarihli ve 2020/71 Esas, 2021/12 Karar sayılı karar ile davacının 27.12.2017 tarihli tahsis talebi sırasında 5434 sayılı Kanun kapsamında 70221031 sicil numarasıyla 8115 prim ödeme gün sayısının bulunduğu, TSK'da muvazzaf subay olan davacının hizmetinin 5434 sayılı Kanun'un 32 nci maddesi kapsamındaki subay, yedek subay, astsubay, uzman jandarma ve uzman erbaşlar için belirtilen her 360 günlük hizmeti için 90 günlük fiili hizmet zammından yararlanması şeklinde olduğu, davacının 15.09.1991 tarihinden itibaren ilişiğinin kesildiği, 14.03.2007 tarihine kadar hava subayı olarak hizmetinin bulunduğu ve fiili hizmet zammının da 3 yıl, 10 ay, 15 gün olduğu, davacının sigortalılık başlangıç tarihi 01.10.1987 olmasına rağmen bu tarihin 01.07.1970 doğumlu olan davacı bakımından 18 yaşını doldurduğu 01.07.1988 tarihi olacağı, 01.07.1988 tarihinden 3 yıl 10 ay 15 gün geriye götürülerek 18.08.1984 tarihi olacağı, bu halde ise 506 sayılı Kanun'un Geçici 81 inci maddesinin B-C bentlerine istinaden emeklilik şartlarının 24.11.1983 - 23.05.1985 tarihleri arasında işe başlayan erkek sigortalılar bakımından 25 yıl sigortalılık süresi, 5225 gün prim ödeme şartı ve 48 yaş olması, davacının ise 5434 sayılı Kanun kapsamındaki hizmetlerinden sonra 506 sayılı Kanun kapsamında 3815 gün hizmetinin bulunması ve 2829 sayılı Hizmetlerin Birleştirilmesi Hakkındaki Kanun hükümleri çerçevesinde 1260 gün şartını da yerine getirmiş olması karşısında 01.07.1970 doğumlu olan davacının 3 yıl, 10 ay, 15 gün fiili hizmet zammının yaştan düşürülmesiyle doğum tarihinin 16.08.1966 tarihi olarak kabul edilebileceği ve 48 yaşını 16.08.2014 tarihinde doldurmuş olduğu, sigortalılık başlangıcının 01.07.1988 tarihi olmasına göre 25 yıllık sigortalılık süresinin 2013 yılında doldurmuş olduğu, yine 5225 gün prim ödeme gün sayısı toplamının 11930 gün olduğu, tüm bu tespitlere göre de davacının tahsis talebinde bulunduğu 27.12.2017 tarihi gözönüne alınarak 01.01.2018 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanması ve birikmiş aylıklarının ödenmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulü ile davacının fiili hizmet zammı süresi olan 3 yıl 10 ay 5 günlük fiili hizmet süresinin hem sigortalılık başlangıcı hem de yaş koşulunu geriye götürecek şekilde uygulanmasına ve 27.12.2017 tarihli tahsis talebine istinaden 01.01.2018 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı almaya hak kazandığının tespitine, 01.01.2018 tarihinden sonra birikmiş aylıkların hak kazandığı tarihten itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin 12.01.2021 tarihli ve 2020/71 Esas, 2021/12 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. Gerekçe ve Sonuç
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi tarafından 05.10.2022 tarihli ve 2021/431 Esas, 2022/2118 Karar sayılı karar ile istinaf yoluna başvuran taraf ve istinaf sebepleri dikkate alınarak yapılan istinaf incelemesine göre, her ne kadar "davacının 3 yıl 10 ay 15 günlük fiili hizmet zammı süresinin tamamının hizmet başlangıç tarihinden indirilmesine" karar verilmesi hatalı ise de İlk Derece Mahkemesi kararının sonucu (yaşlılık aylığı başlangıç tarihi) itibariyle usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin 05.10.2022 tarihli ve 2021/431 Esas, 2022/2118 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Dairemizce 03.03.2023 tarihli ve 2023/231 Esas, 2023/1972 Karar sayılı ilamla aşağıdaki gerekçeyle Bölge Adliye Mahkemesi kararı kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur:
"...mahkemece, davacının 5434 sayılı Yasanın 32. vd. maddeleri hükümlerince hak kazandığı 'fiili hizmet zammının' tahsis koşullarından olan yaş haddinden indirilmesine ilişkin kabul, 506 sayılı Yasanın Ek 39 uncu maddesi karşısında yerinde ise de, 5434 sayılı Yasada yer alan 'fiili hizmet zammının', iştirakçilerin görev yaptıkları süreler boyunca ve tam kesenek vermek suretiyle geçirdiği sürelere ilişkin olarak yapılan ek bir zam niteliğinde olduğu ve fiili hizmet süresine eklenmesi gerektiği, buna göre eklenen bu hizmetin, iştirakçilerin fiili hizmet süresini, emeklilik ikramiye miktarını ve emekli aylığı bağlama oranını artırdığı ve yaş haddinden de indirim sağladığı, 5434 sayılı Yasanın 11. kısmında 35 vd. maddelerinde ayrıca düzenlenmiş olan 'itibari hizmet' sürelerinin de, istekle emekliye ayrılmak için gerekli olan, kadınlarda 20, erkeklerde 25 hizmet yılının hesabı ve emekli ikramiyesinin hesaplanmasında bu sürenin dikkate alınmayacağı, ancak keseneklerin iadesinde, toptan ödeme yapılmasında ödenecek paranın ve aylık bağlanmasına hak kazanılması halinde bağlanacak aylığın oranının artmasına etki ettiği dikkate alınarak, 5434 sayılı Yasanın 32.vd. maddelerinde düzenlenmiş 'fiili hizmet zammının', 506 sayılı Yasadaki ve içtihadı birleştirme kararı gereğince sadece sigortalılık süresine eklenmesi gereken 'itibari hizmet' süresinden farklı bir kavram olduğu açıkça anlaşılmakta olduğundan, bu sürenin 506 sayılı Yasa kapsamında tahsise esas sigortalılığın başlangıç tarihinden geriye çekilmesi mümkün değildir. Başka bir deyişle, 5434 sayılı Yasa kapsamında hak kazanılan 'fiili hizmet zammının' kişilerin fiili hizmetine eklenmesi gerektiği söylenebilir ise de, birleşen hizmetler sonrasında, 506 sayılı Yasanın 60. ve Geçici 81. maddesindeki yaşlılık aylığı bağlanmasına ilişkin koşullar bakımından uygulama yapılırken, sigortalılık süresi yönünden, kişinin sigortalılık başlangıç tarihinden geriye doğru ekleme yapılması ile sigortalılık başlangıç tarihinin geriye çekilmesi suretiyle, ek bir sigortalılık süresine veya başkaca bir uygulama yapılmasına imkân vermediği hususu dikkate alınmalı ve buna göre tahsis koşulları yeniden irdelenmeli, sonucuna göre bir karar verilmelidir.

Eklemek gerekirse, tahsis yapılmasına ilişkin eldeki davada, Kuruma başvuruda bulunulduğu tarih veya dava tarihi itibarıyla tümüyle oluşmayan tahsis koşullarının yargılama aşamasında gerçekleşmesi durumunda, özellikle, Anayasa’nın 141. maddesindeki, davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasının, yargının görevi olduğunu belirten hüküm, 6100 sayılı Kanunun 'Usul ekonomisi ilkesi' başlıklı 30. maddesinde yer alan, hâkimin, yargılamanın kabul edilebilir süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlü olduğu yönündeki düzenleme, sosyal koruma, dayanışma, sosyal denkleştirme ve zorunluluk ilkelerine dayanan sosyal sigortalar, bireyin onuru ile kişiliğinin geliştirilmesi için kaçınılmaz ekonomik, sosyal ve kültürel hakların doyurulması temeline dayanan sosyal güvenlik hukukunun ilkeleri dikkate alındığında, bütün şartların yerine getirildiği tarihi izleyen aybaşından itibaren aylığa hak kazanıldığının tespitine ilişkin hüküm kurulması, kuşkusuz, yargılama aşamasında gelir/aylık bağlama koşulları gerçekleşen sigortalı yönünden tahsis talep günü itibarıyla şartlar oluşmamakla Kurumun dava açılmasına sebep olan herhangi bir haksız işleminin de söz konusu bulunmadığı gözetilerek yargılama giderlerinin taraflar arasında paylaştırılıp vekil ile temsil olunan davalı Kurum yararına da avukatlık ücreti belirlenmesi gereği de bozma sonrası yapılacak yargılamada dikkate alınmalı ve buna göre bir karar verilmelidir.

Eldeki dava bakımından ise, Mahkemece, davacı hakkında fiili hizmet zammı süresinin yaş haddinden indirilmesi gerektiğine ilişkin kabul ve uygulama yapılması yerinde ise de, davacı bakımından, fiili hizmet zammının sigortalılık süresine ilavesi ile bu aşamadan sonra tahsis şartlarından olan yaş şartının belirlenmesi suretiyle yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.

Kabule göre de; aylıkların geç ödenmesi nedeniyle işleyen faizler bakımından, 5510 sayılı Kanun'un 42 nci maddesinin “Kurum, sigortalıya veya hak sahiplerine bağlanacak gelir, aylık veya toptan ödemeleri, gerekli belgelerin ve incelemelerin tamamlandığı tarihten itibaren en geç üç ay içinde hesap ve tespit ederek sonuçlarını yazı ile bildirir.” hükmü uyarınca, Kurum'un, yaşlılık aylığı tahsis tarihini takip eden 3 aylık sürenin sonundan itibaren (örneğin 01.01.2019 tarihine göre 01.04.2019 tarihinden) faiz alacağı ile sorumlu tutulacağı nazara alındığında, mahkemece bu durumun dikkate alınmaması ve infazda tereddüt uyandıracak şekilde karar verilmesi de, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir..."

B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesi tarafından yukarıda tarih ve sayısı belirtilen karar ile 2829 sayılı Kanun gereği, 506 sayılı ve 5434 sayılı Kanunlar kapsamındaki sigortalı hizmetleri birleştirilen davacının aylığa hak kazanma koşullarının tespitinde 3 yıl, 10 ay, 5 günlük fiili hizmet zammı süresinin yaş haddinden indirilmesinin kabulü doğrultusunda sigortalılık başlangıç tarihi 01.10.1987 tarihi olmasına rağmen bu tarihin 01.07.1970 doğumlu olan davacı bakımından 18 yaşını doldurduğu 01.07.1988 tarihi olduğunun kabulü doğrultusunda davacının 506 sayılı Kanun'un Geçici 81/B-j maddesine göre tahsis şartlarının 25 yıl sigortalılık süresi, 51 yaş, 5450 primi ödenmiş gün sayısı olduğunun dikkate alınarak 01.07.1970 doğumlu davacının 51 yaşını doldurduğu 01.07.2021 tarihinden 3 yıl, 10 ay, 5 günlük fiili hizmet zammı süresinin düşülmesiyle 26.08.2017 tarihinde yaşını doldurarak emeklilik müracaatında bulunabileceği değerlendirilmiş olup davacıya Bağcılar Sosyal Güvenlik Merkezine emeklilik aylığı bağlanması talebiyle başvurulan 27.12.2017 tarihini takip eden 01.01.2018 tarihi itibariyle emeklilik aylığı bağlanmasının gerektiği anlaşılmış davacıya tahsis tarihini takip eden ay başı olan 01.01.2018 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanması gerektiği, aylıkların geç ödenmesi nedeniyle işleyen faizler bakımından, 5510 sayılı Kanun'un 42 nci maddesinin “Kurum, sigortalıya veya hak sahiplerine bağlanacak gelir, aylık veya toptan ödemeleri, gerekli belgelerin ve incelemelerin tamamlandığı tarihten itibaren en geç üç ay içinde hesap ve tespit ederek sonuçlarını yazı ile bildirir.” hükmü uyarınca, Kurum'un, yaşlılık aylığı tahsis tarihini takip eden 3 aylık sürenin sonundan itibaren faiz alacağı ile sorumlu tutulacağı nazara alındığında 5510 sayılı Kanun'un 42 nci maddesi gereğince yaşlılık aylığı tahsis tarihini takip eden 3 aylık yasal sürenin sonundan itibaren hak kazanılan aylıkların faiz başlangıcının 01.04.2018 tarihi başlangıç kabul edilerek her bir ay için hak kazanılan tarihten itibaren yasal faizi ile davalı tarafından davacıya ödenmesine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulü ile davacıya tahsis tarihini takip eden ay başı olan 01.01.2018 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespitine, birikmiş aylıkların 01.04.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.

VI.TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının fiili hizmet zammından yararlanması için işin niteliğinin araştırılması gerektiği, Kurum işlemlerinin yerinde olduğu ve faiz yönünden kurulan hükmün yerinde olmadığı iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur.

C.Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, 5434 sayılı Kanun kapsamında geçen fiili hizmet zammı süresi dikkate alınarak yaşlılık aylığı bağlanması ve yasal faizi ile birlikte tahsili gerektiğinin tespiti davasıdır.

2.İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun Geçici 7 ile 40; 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu'nun 31 ilâ 36 ve Geçici 205; 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun Geçici 81, Ek 5, Ek 6, Ek 39 ve Geçici 81 ile 2829 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumlarına Tabi Olarak Geçen Hizmetlerin Birleştirilmesi Hakkında Kanun'un 4 ve 8 inci maddeleri ilgili hükümlerdir.

3. Değerlendirme
1.Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2.Davacının; sigorta başlangıç tarihinin 15.07.1988 olması nedeniyle 506 sayılı Kanun'un Geçici 81 inci maddesinin B bendinin "h" alt bendinde öngörülen yaşlılık aylığı tahsis şartlarına tabi olduğu halde hüküm gerekçesinde maddi hata ile Geçici 81 inci maddenin B bendinin "j" alt bendi hükümlerine tabi olduğundan bahisle hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.

3. Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca kararın düzeltilerek onanması gerekir.

VII. KARAR
Açıklanan sebeple;
1. Davalı Kurum vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine;

2. Temyiz olunan Mahkeme kararının; gerekçesinin, delillerin değerlendirilmesi bölümünün, 11 inci paragrafında yer alan "81/B-j" ibaresi silinerek yerine "81/B-h" yazılması;

Suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

3. Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

24.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.