10. Hukuk Dairesi 2024/2007 E. , 2024/3311 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/3184 E., 2023/3364 K.
KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Denizli 6. İş Mahkemesi
SAYISI : 2023/1 E., 2023/280 K.
Taraflar arasındaki Tarım Bağ-Kur sigortalılığının tespiti davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I.DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 1996-2001 yılları arasında tütün üreticisi olarak yıllardır tarımda kendi adına ve hesabına çalışmasını sürdürdürdüğünü, ilgili yıllarda ziraat odası ve kooperatif üyeliği de bulunduğunu, emeklilik kapsamında SGK'ya gittiğinde ise ilgili yıllara ilişkin Tarım Bağ-Kur sigortalısı kaydının bulunduğu ancak ilgili yıllara ilişkin prim ödemelerinin yapılmadığı konusunda bilgi edindiğini, bilindiği üzere 1983 tarihinde yürürlüğe giren 2926 sayılı Kanun kapsamında tarımda kendi adına ve hesabına çalışanlarda 1994 yılından itibaren uygulanan; primlerin tevkif suretiyle ödeneceği uygulaması kapsamında, davalı Kuruma, tarım ürünleri teslim edilmiş, akabinde prim kesintilileri yapılarak hak edişini teslim aldığını ancak gelinen aşamada SGK verileri incelendiğinde, müvekkilden kesilen prim ödemelerinin Kuruma bildirildiği ancak ödemelerinin yapılmadığının görüleceğini, bu haliyle ürün bedellerinden prim kesintileri yapılmış olmasına rağmen, davalı Kurum Kanun'un kendisine yüklediği re’sen tescil mükellefiyetini yerine getirmediğini, 2926 sayılı Kanun kapsamında uzun yıllardır kendi nam ve hesabına sürekli tarımsal faaliyette bulunan müvekkil ile ilgili olarak, Tekel Genel Müdürlüğünce ürün bedellerinden prim tevkifatı yapmış olmasına rağmen, davalı Kurum müvekkilinin zorunlu Bağ-Kur sigortalılığını dikkate almamış ve Kanun'un kendisine yüklediği re’sen tescil mükellefiyetini yerine getirmediğini, bu nedenlerle müvekkilin Bağ-Kur zorunlu tarım sigortalısı olduğu 1998-1999 yıllarına için Tekel Genel Müdürlüğü tarafından yapılan ilk prim tevkifat tarihini takip eden aybaşından itibaren, Bağ-Kur zorunlu tarım sigortalısı olduğunun tespiti ile ilgili yıllara ilişkin sigorta kaydının tesciline, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin karşı yan üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II.CEVAP
1.Davalı ...Ş vekili cevap dilekçesinde özetle: davanın hak düşürücü süre yönünden reddi gerektiğini, dava konusu olayda 506 sayılı Kanun'un ilgili maddeleri gereği tespit ve tescil taleplerinin çalışıldığı iddia edilen sürenin sonundan itibaren 5 yıl içinde dava konusu edilmesi gerekmekte olup bu süreyi aşan şekildeki taleplerin değerlendirilemeyeceği açık şekilde düzenlenmiş olduğunu, bu sürenin niteliği itibariyle hak düşürücü süre olduğu, zamanaşımıyla ilgili durma ve kesilme nedenlerinin hak düşüm süresi bakımından geçerli olmadığı Yargıtay’ın yerleşik içtihadı haline geldiğini, 506 sayılı Kanun'un 79 uncu maddesinin açık düzenlemesi dikkate alınarak esasa girilmeden davanın hak düşürücü süre yönünden reddi gerektiğini, dava dilekçesindeki çalışma iddiasına konu olayda müvekkilin hukuki anlamda taraf veya işverenlik gibi bir durumu, konumu ve sıfatı bulunmadığını, davacının müvekkil Kuruma iddia edildiği şekli ile ürün satıp satmadığı satmış olsa bile bu sürenin ne kadar olduğu tartışmalı ve ispata muhtaç olmakla birlikte böyle bir durum söz konusu olsa dahi bu durum müvekkil açısından hukuki anlamda bir işverenlik konumu vazetmediği gibi bu durum yasal olarak da müvekkile işveren sorumluluk ve yükümlülüğü yüklemediğini, davacı iddialarını kabul anlamına gelmemek kaydı ile bu iddia geçerli olsa dahi bu durum belki davacının çiftçi olarak Bağ-Kur (SGK ) ile serbest çalışan çiftçi anlamında Bağ-Kur /SGK'lı sayılmasını gerekeceği, böyle bir durumun müvekkil Kurum ile bir ilgisi de söz konusu olmadığını, nitekim 2926 sayılı Tarımda Kendi Adına ve Hesabına Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanunu uyarınca, davacı ve benzeri konumdaki sigortalıların sigortalılık kayıtlarının yapılmasında sorumluluğun, sigortalının kendisi, Sosyal Güvenlik kuruluşları ve muhtarlıkta olduğu göründüğünü, dolayısıyla müvekkilinin, davacının sigortalılık kaydının yapılması hususunda herhangi bir sorumluluğu da bulunmadığını, dava dilekçesindeki çalışma iddiasına konu olayda müvekkilin hukuki anlamda taraf veya işverenlik gibi bir durumu, konumu ve sıfatı bulunmadığını, bu nedenlerle davanın müvekkil açısından husumet nedeni ile de reddini savunmuştur.
2.Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı vekili tarafından, davacının zorunlu tarım sigortalısı olduğu 1998-1999 yılları için Tekel Genel Müdürlüğü tarafından yapılan ilk prim tevkifat tarihini takip eden aybaşından itibaren tarım Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespiti ile ilgili yıllara ilişkin sigorta kaydının tescili iptali istemiyle açılan davanın haksız ve yersiz açılmış bir dava olduğunu, davacının müvekkil Kurumun 7358105935 Bağ-no lu sigortalı olduğunun, davacının dosyasının tetkikinde, davacının 15.02.2021 tarihinde satmış olduğu ürünlerden Kurum adına yapılan kesintilere istinaden hizmet almak için müracaatta bulunduğunun görüldüğünü, davacının başvurusuna istinaden, yapılan inceleme sonucunda davacının 01.10.2008 öncesi tevkifat kesintisi olmadığının tespit edildiğini, davacı adına yapılmış olan tevkifat kesintileri doğrultusunda müvekkil Kurum tarafından işlem yapılmış olup mevzuat hükümlerine uygun olan bu işlem gereğince davacının talebinin kabulü mümkün bulunmadığını, bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
III.İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk Derece Mahkemesi tarafından; tespiti talep edilen tarihlerde yürürlükte bulunan 2926 sayılı Kanun m.2/b hükmüne göre aile reisi olmayan kadınların sigortalı sayılmayacakları, sonraki yıllarda yapılan kanuni düzenlemeler ile bu şart kaldırılmış ve Yargıtay uygulaması ile muafiyet belgesine istinaden kesinti yapılmamasının kişi aleyhine sonuç doğurmayacağı kabul edilmiş ise de bu husus ilk kesintiyi izleyen tarihlerdeki ürün satışları için geçerli olduğunu, özetle öncelikle kişiden prim kesintisi yapılmış olmalı, kesintiden sonraki tarihlerde muafiyet belgesine istinaden kesinti yapılmasa da davacı lehine değerlendirme yapılması gerektiği, somut davada davacıdan iddia edilen tarihlerde kesinti bulunmadığı, bu bağlamda sigortalılık tescilinin yapılmasının mümkün olmadığı göz önüne alınarak davanın reddine karar verilmiştir.
IV.İSTİNAF
A.İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf yoluna başvurmuştur.
B.İstinaf Sebepleri:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle: müvekkilin 1996- 2001 yılları arasında tütün üreticisi olarak yıllardır tarımda kendi adına ve hesabına çalışmasını sürdürdüğü, 2926 sayılı Kanun kapsamında Tarım Bağ-Kur'u bakımından ürün bedelleri üzerinde tevkifat yapma sorumluluğu Tekel Genel Müdürlüğü adına davalı ...Ş.'ye ait olduğu, doğrudan sorumlu olacağı, tarımsal faaliyetin varlığına ilişkin ihtilaf bulunmazken salt prim kesintisi yapılmadığından bahisle davanın reddi yönünde verilen karar acıkça usul ve Kanun'a aykırı olduğundan bahisle istinaf yasa yoluna başvurmuştur.
C.Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile SGK kayıtlarına göre 1997/05 ve 1998/07 dönemlerinde tevkifat yapıldığı fakat prim kesilmediği anlaşılmaktadır. Davacının 01.04.1997 tarihli tevkifat muafiyet belgesi bulunmaktadır. Muafiyet belgesine istinaden kesinti yapılmamasının aleyhe sonuç doğurmayacağı kabul ise de bu hususun ilk kesintiyi izleyen tarihlerdeki ürün satışı için geçerli olduğu, talep konusu dönemde ise kesinti bulunmadığından, dosyadaki yazılara, hükmün Dairece de benimsenmiş bulunan kanuni ve hukuki gerekçeleri ile dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden kanuna aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca davacı tarafın istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V.TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili istinaf sebepleri doğrultusunda temyiz isteminde bulunmuştur.
C.Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava devam eden tarımsal faaliyet ile teslim edilen tarımsal ürün bedellerinden yapılan prim kesintisine istinaden 2926 sayılı Kanun kapsamında Tarım Bağ-Kur sigortalılığının tespiti davasıdır.
2.İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile 2926 sayılı Tarımda Kendi Adına ve Hesabına Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 2, 7, 9, 10, 36 nci maddeleri ilgili hükümlerdir.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, dosyada yer alan tüm bilgi ve belgelerin incelenmesinde verilen hükmün yerinde olduğu anlaşılmakla davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Üye ...'ın muhalefetine karşı; Başkan ... ile Üyeler ..., ... ve ...'ün oyları ve oy çokluğuyla
27.03.2024 tarihinde karar verildi.
KARŞI OY GEREKÇESİ
I. TEMEL UYUŞMAZLIK
1.Çoğunluk ile aradaki temel uyuşmazlık 1998-1999 yılları tarımsal faaliyeti nedeni ile ürün teslimi yapan, ancak muafiyeti nedeni ile prim kesintisi yapılmayan davacının zorunlu tarım bağ-kur sigortalısı sayılıp sayılmayacağı" noktasında toplanmaktadır.
2. İlk Derece Mahkemecince yapılan yargılama sonunda, "Tespiti talep edilen tarihlerde yürürlükte bulunan 2926 sayılı Kanun m.2/b hükmüne göre aile reisi olmayan kadınların sigortalı sayılmayacakları, sonraki yıllarda yapılan kanuni düzenlemeler ile bu şart kaldırılmış ve Yargıtay uygulaması ile muafiyet belgesine istinaden kesinti yapılmamasının kişi aleyhine sonuç doğurmayacağı kabul edilmiş ise de bu husus ilk kesintiyi izleyen tarihlerdeki ürün satışları için geçerli olacağı" gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
3. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine ise Bölge Adliye Mahkemesince "Sgk kayıtlarına göre 1997/05 ve 1998/07 dönemlerinde tevkifat yapıldığı fakat prim kesilmediği, davacının 01/04/1997 tarihli tevkifat muafiyet belgesi bulunduğu, muafiyet belgesine istinaden kesinti yapılmamasının aleyhe sonuç doğurmayacağı kabul ise de bu hususun ilk kesintiyi izleyen tarihlerdeki ürün satışı için geçerli olduğu, talep konusu dönemde ise kesinti bulunmadığı" gerekçesi ile istinaf isteminin reddine karar verilmiştir.
4. Kararın temyizi üzerine çoğunluk görüşü ile ilk derece ve Bölge Adliye Mahkemesinin gerekçesi benimsenerek, kararın onanmasına karar verilmiştir.
II. YASAL VE HUKUKİ DAYANAKLARI:
5. 17.10.1983 günlü, 2926 sayılı Tarımda Kendi Adına ve Hesabına Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanunu’nun iptali istenilen birinci fıkrasının (b) bendini de içeren 2. maddesi şöyledir:
“Kanunla veya kanunların verdiği yetkiye dayanılarak kurulan sosyal güvenlik kuruluşları kapsamı dışında kalan ve herhangi bir işverene hizmet akdi ile bağlı olmaksızın tarımsal faaliyette bulunan kimselerden,
a) 22 yaşını doldurmuş erkekler,
b) 22 yaşını doldurmuş aile reisi kadınlar,
Bu Kanuna göre sigortalı sayılırlar.
6. Bu hükümdeki kadın sigortalılar için aile resi olmama koşulu, Anayasa Mahkemesince eşitlik ilkesine aykırı olduğu ve herkesin sosyal güvenlik hakkına sahip bulunduğu gerekçesi ile 17.04.2007 tarih ve 2003/81 Esas, 2007/50 Karar sayılı kararı ile iptal edilmiştir.
Böylece tarımsal faaliyet yapma yeterli kabul edilmiş, ayrıca 4956 sayılı kanunla 2926 sayılı kanunun 2. maddesi iptal kararı doğrultusunda karar verilmeden önce değiştirilmiş, 5. madde ile de 2. madde kapsamına girenlerin 18 yaşını doldurdukları tarihi takip eden yılbaşından itibaren sigortalı sayılacakları belirtilmiştir. 5. Maddenin 2. Fıkrasında da açıkça sigortalı olmak hak ve yükümlülüğünden vazgeçilemeyeceği ve kaçınılamayacağı hükme bağlanmıştır. Anılan kanunun 7. maddesinde kayıt yaptırma zorunluluğu bulunmaktadır. O halde 2926 sayılı kanuna göre 24.07.2003 tarihine kadar 22 yaşını dolduranlar, bu tarihten sonra ise 18 yaşını dolduran ve tarımsal faaliyette bulunan kişiler zorunlu sigortalıdır.
7. Tarım Bağ-kur sigortalılığında muafiyet ise tarımsal faaliyet sonucu elde edilen ürün satışından sonra masraflar düşüldükten sonra kalan tutara göre hesaplanan aylık ortalama gelirinin, prime esas günlük kazanç alt sınırının otuz katından az olmasını ifade eder. Muafiyet 2926 sayılı kanun döneminde zorunlu sigortalılığı etkileyen bir unsur değildir. Zira 2926 sayılı Kanunun 6. Maddesinde muafiyetin sigortalılığı sona erdireceğine dair bir düzenleme olmadığı gibi sigortalı yapılmasına da engel bir kural da yoktur. Muafiyet üzerine sigortalı sayılmayacakları ilk defa 2011 yılında 5510 sayılı Kanunu'nun 6/1.ı madesi ile getirilmiştir.
III. SOMUT UYUŞMAZLIK
8. Dosya içeriğine ve kurum kayıtlarına göre davacının tarımsal faaliyet sonucu ürün tesliminden dolayı 1997/05 ve 1998/07 dönemlerinde tevkifat yapıldığı fakat prim kesilmediği, davacının 01/04/1997 tarihli tevkifat muafiyet belgesi bulunduğu anlaşılmaktadır.
9. Davacının tarımsal faaliyeti ve ürün teslimi uyuşmazlık konusu değildir. 2926 sayılı kanun hükümleri uyarınca zorunlu tarım bağ-kur sigortalısı kabul edilmesi gerekir. Sonuç itibari ile kararın bozulması gerektiğini düşündüğümden onama gerekçesine katılınmamıştır.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!