WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 07 Haziran 2026

YARGITAY 10. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

10. Hukuk Dairesi         2024/199 E.  ,  2024/2211 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/853 E., 2023/1716 K.
KARAR : Kısmen kabul
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bulancak 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
SAYISI : 2020/145 E., 2021/403 K.

Taraflar arasındaki hizmet tespitine ilişkin davadan dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı vekili ve fer'i müdahil Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf istemlerinin ayrı ayrı kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili ve fer'i müdahil Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili, müvekkili olan davacının 15.05.2000 tarihi ile 02.02.2008 tarihleri arasında davalı ...'ya ait ... Eczanesinde işçi sıfatı ile çalıştığını, davacının bu çalışması esnasında işveren tarafından sigortalı yapıldığını ve sigorta primlerinin ödendiğini bildiğini, davacı iş akdi davalı tarafından sonlandırıldıkton sonra, kendisene ait SGK kayıtlarının incelenmesi sonucunda, işe giriş bildiriminin davalı tarafından 2001 yılının Ocak, Şubat ve Mart ayları haricinde ve askere gidip geldiği 15 aylık süre dışında 2004 yılı Ocak ayına kadar fiilen çalışmış olduğu dönemi kuruma bildirmediğini ve SGK primlerini ödemediğini tespit ettiğini, bu durumun davacının sigortalılık süresinin ciddi oranda eksik hesaplanmasına neden olduğunu, davalının tam çalıştığı halde geç bildirim yapılan ve eksik prim ödenen günlerinin sigortalık hizmetlerinden sayabilmesi ve eksik ödenen primlerin işverene tamamlattırılması için dava açma zaruretinin hasıl olduğunu bildirerek tüm bu nedenlerle davanın kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesi ile; davacının, müvekkili olan davalı tarafın yanında çalışmaya başladıktan çok kısa bir süre sonra (2-3 ay) askere gitmiş olduğunu, dava dilekçesinde iddia edildiği gibi davacının müvekkiline ait iş yerinde 15.05.2000'de başlayıp askerlik başlangıcına kadar süregelen bir çalışması olmadığını, zira davacının hizmet dökümündeki 30.11.2001 tarihli çıkış dikkate alındığında (yani işçi askerlik sebebiyle işten ayrıldığında) işe başladığını iddia ettiği tarihle (15.05.2000) bu çıkış tarihi (30.11.2001) arasında 15 aydan fazla bir süre olduğunu, askerliği öncesi davacının müvekkilinin yanında bu kadar uzun süreli çalışmadığını, davacının iddia ettiği gibi müvekkiline ait işyerinde işe başladıktan sonra en fazla 2-3 ay gibi bir süreyle çalıştığını, öte yandan yine davacının hizmet dökümündeki çıkış tarihlerinden olan 30.11.2001 ile ikinci giriş tarihi 11.03.2004 tarihi arasında yaklaşık 30 ay gibi bir süre olduğunu, askerlik hizmetinin 15 aylık bir dönem olduğunu dikkate aldıklarında diğer 15 aylık süre zarfında davacının işyeri ile bir iş ilişkisinin olmadığının açığa çıkacağını, yani davacının askerliği sonrası müvekkilinin yanında hemen işe başlamamış olup, (müteakiplik unsuru gerçekleşmemiş olup) hizmetinin mecburi hizmet nedeniyle (mecburen) kesilmiş olduğundan da söz edilemeyeceğinden (yani aralıksız çalışmış sayılamayacağından) davacının davalı işyerindeki askerlik öncesi çalışmasını, askerlik sonrası çalışmasına katılmaması gerektiğini, buna bağlı olarak da kabul etmemekle beraber davacının müvekkiline ait iş yerinde çalışmaya başladığını iddia ettiği 15.05.2000 tarihi ile 30.11.2001 tarihi arası çalışmasının hak düşürücü süreye uğradığını, davacının hizmet dökümündeki ikinci giriş tarihi olan 11.03.2004 sonrası çalışması ise 02.02.2008'de son bulduğunu, açılan davanın hizmetinin geçtiği yılın sonu olan 2008 senesi sonundan itibaren de dava tarihine kadar olan süre zarfında yine 5 yıllık hak düşürücü sürenin fazlasıyla geçtiğini bildirerek tüm bu nedenlerden dolayı davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Fer'i müdahil Kurum vekili ise açılan davanın beş yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmadığını, Kurum kayıtlarının aksinin tanık anlatımları ile ispatlanamayacağını bildirerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile değerlendirilen tanık beyanları çerçevesinde davacının davalı işverenlikte bu süreden fazla ve talep konusu dönemi kapsayacak şekilde çalıştığı mahkememizce kabul edilmekle, davacının davasının kabulü ile

44719180172 TC nolu davacı ...'nın davalıya ait 14276 sigorta sicil nolu ... Eczanesi isimli iş yerinde kuruma bildirilenler dışında;

-15.05.2000-31.12.2000 tarihleri arasında 225 gün,

-01.01.2001-31.12.2001 tarihleri arasında 260 gün,

-01.01.2002-07.12.2002 tarihleri arasında 337 gün olmak üzere toplam 822 gün daha 506 sayılı Kanun'a tabi olarak asgari ücretli sürekli ve kesintisiz bir şekilde hizmet aktine istinaden çalıştığının tespitine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili ve fer'i müdahil Kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemenin dosyadaki bilirkişi raporuna ve ek rapora itibar etmediğini, gerekçeli kararında açıklamadığını, mahkemenin tanık beyanlarının karara etki eden beyanlarında ne gibi bir uyum mevcut olduğunu açıklamadığını, tanık beyanlarından anlaşılacağı üzere çalışma olgusunun hiçbir duraksamaya yer bırakmayacak şekilde belirlenmesini de süreklilik ve kesintisizlik unsurunu sağlamadığını, müvekkiline aynı nitelikte bir davası derdest olan ...'un tanıklığına başvurulmasının hatalı olduğunu, bu tanığım davası kabul olsa dahi bordro tanığı olarak zaten dinlenebileceği üzerinden bir gerekçeye dayanan mahkeme kararına katılmalarının mümkün olmadığını, dosyada zaten bu tanık dışında birçok bordro tanığının bulunduğunu beyanla istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Fer'i müdahil SGK Başkanlığı vekili istinaf dilekçesinde özetle; 5 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiğini, dava yasal süresinde açılmadığını, davanın reddi gerektiğini, davacının da davasını resmi delil ve belgelerle ispat etmesi gerektiğini, kurum kayıtları yazılı belgeler olduğu için, şayet esasa girilecekse, davanın ispatında tanık ifadesi ile yetinilmemesi, bu ifadelerin resmi kurum ve işyeri kayıtlarıyla örtüşmesinin gerektiğini, davacının çalışmaları işe giriş bildirgesine, aylık ve 4 aylık bordrolara dayanılarak kuruma kısmi olarak bildirilmiş ise de bu çalışmanın işyerinde kesintili gerçekleştiğinin karinesi olduğunu, karinenin tersinin kurum belgelerine eşdeğer belgelerle ispatı gerektiğini, bu durumda tanık beyanlarına itibar edilmeyeceğini, davacının tespitini istediği sürelerle ilgili olarak bildirge ve ücret tediye bordolarında davacının imzasının olanların saptanması gerektiğini, hizmetin iddia edilen sürede işyerinin 506 sayılı Kanunun uygulama alanında bulunup bulunmadığı ile gerçekten var olup olmadığı, Vergi Dairelerinde, Esnaf ve Sanaatkar Sicilinde ve kanunla kurulu meslek kuruluşlarında kayıtlı olup olmadığının incelenmesi gerektiğini, çalışma koşullarının sürekli mi, kesintili mi, mevsimlik mi olduğu, başlangıç ve bitiş tarihleri ve alınan ücret konularında tanık beyanları değerlendirilirken bunların inandırıcılığı üzerinde durulmalı, verdikleri bilgilere nasıl vakıf oldukları, işveren ve işçilerle, işyerleri ile ilişkileri, bazen uzun yılları kapsayan bilgilerin uzun yıllar boyunca eksiksiz nasıl taşınabildiğini değerlendirilmeli, o işyerinde çalışan öteki kişilerle komşu ve yakın işyerlerinde bu yeri bilen tanıyan dahi dinlenerek tanık beyanlarının sağlığı denetlenmesi gerektiğini, yine seçilen tanıkların davacı ile birlikte çalışan ve kayıtlara geçmiş kişilerden seçilmesi gerektiğini, açıklanan hususlar yeterli ve gerekli bir araştırma ile ve deliller hep birlikte değerlendirilerek aydınlığa kavuştuktan sonra o çalışmanın sigortalı çalışma niteliğinde olup olmadığı ya da resen bu niteliğe kavuşup kavuşmadığı hususları üzerinde durulması gerektiğini, bu davaların kamu düzenine ilişkin olması sebebi ile mahkemenin savunmayı genişletmesi ve bundan sonra karar vermesi gerektiğini beyanla istinaf kanun yoluna başvurmuştur.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "davacının işe giriş bildirgesi 20.04.2001 tarihinde verilmiş olup 15.05.2000 tarihinden bu tarihe kadarki dönem yönünden dava tarihi itibarıyla hak düşürücü süre geçmiştir. İlk Derece Mahkemesince, hak düşürücü süreye tabi dönem yönünden kabul kararı verilmesi ve davacının dava dilekçesinde prime esas kazancının tespitini talep etmemesine rağmen ...26 uyarınca talep aşılarak prime esas kazancın da tespiti hatalı ise de söz konusu yanlışlıkların, Dairemizce, ...353/b-2 uyarınca yeniden yargılama yapılmadan ve duruşma açılmadan giderilmesi mümkün olmakla aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir" gerekçesiyle Davalının ve fer'i müdahilin istinaf başvurularının, HMK.'nın 353/b-2 maddesi uyarınca ayrı ayrı kabulü ile Bulancak Asliye Hukuk (İş) Mahkemesinin 18.05.2021 tarih, 2020/145 Esas ve 2021/403 Karar sayılı kararının kaldırılmasına,

Davanın kısmen kabulüne kısmen reddine,

a-44719180172 TC no.lu davacı ...'nın davalıya ait 14276 sicil no.lu ... Eczanesi işyerinde,

20.04.2001-31.12.2001 tarihleri arasında 146 gün ve 01.01.2002-07.12.2002 tarihleri arasında 337 gün olmak üzere toplam 483 gün daha 506 sayılı Kanun kapsamında hizmet akdi ile çalıştığının tespitine, karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili ve fer'i müdahil Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili, istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması talep edilmiştir.

Fer'i müdahil Kurum vekili, istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması talep edilmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, hizmet tespitine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
506 sayılı Kanun'un mülga 79 uncu maddesinin ilgili fıkrası şöyledir:

"...Yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar, çalıştıklarını hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 (10 yıl 01.06.1994 tarih ve 3995 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesi ile 5 yıl olarak değiştirilmiştir) yıl içerisinde mahkemeye başvurarak alacakları ilam ile ispatlayabilirlerse, bunların mahkeme kararında belirtilen aylık kazanç toplamları ile prim ödeme gün sayıları nazara alınır..."

3. Değerlendirme
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, davalı vekili ve fer'i müdahil Kurum vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.

2-506 sayılı Kanun'un 79 uncu maddesinde bildirilmeyen hizmetlerle birlikte prime esas kazancında belirleneceği açık olup, Mahkemece bu hususun aksine değerlendirme yapıldığı, hizmet tespiti talebi içinde ne kadar prime esas kazançla ve ücretle çalıştığının tespitinin de yer aldığı dikkate alınmadan yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgiliye iadesine,

Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

05.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.