10. Hukuk Dairesi 2024/1982 E. , 2024/2970 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/1923 E., 2023/2129 K.
HÜKÜM/KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 21. İş Mahkemesi
SAYISI : 2015/943 E., 2021/281 K.
Taraflar arasındaki prime esas kazancın tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne ve duruşmanın düzenlendiği 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinde sayılı ve sınırlı olarak gösterilen hâllerden hiçbirine uymadığından, temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına ilişkin isteğin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I.DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının 16.11.2012 - 18.11.2013 tarihleri arasında davalı ... Tic. Ltd. Şti. unvanlı iş yerinde, üretim şefi olarak aylık 4.500,00 TL ücret karşılığında kesintisiz olarak çalıştığını, davacının iş akdinin 18.11.2013 tarihinde haksız ve geçersiz nedenle feshedildiğini ve primlerinin gerçek ücreti üzerinden ödenmediğini, primlerinin gerçek ücreti üzerinden yatırılması gerektiğinin tespitine, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davalıdan tahsilini talep ile dava etmiştir.
II.CEVAP
Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı şirket bünyesinde 16.11.2012 tarihinden 12.11.2013 tarihine kadar “Cnc Personeli” olarak çalışmıştır. Davacının dava dilekçesinde iddia ettiği pozisyonu gerçek dışıdır. Davacının iş akdi 4857 sayılı İş Kanun'un 25/II-h bendi gereği “işçinin yapmakla ödevli bulunduğu görevleri kendisine hatırlatıldığı halde yapmamakta ısrar etmesi” uyarınca feshedilmiştir. Davacının müvekkil şirket nezdindeki çalışma süresi boyunca SGK primlerinin reel ücretine göre eksik gösterildiği iddiasının da hiçbir dayanağı yoktur. Davacının SGK primleri usulüne uygun olarak, almakta olduğu ücret üzerinden yatırılmaktadır. Davacının son tarihli ücreti net 1.681,00- TL olup, ücret bordroları ve SGK kayıtları ile anlaşılacaktır. Davacının SGK primlerinin eksik yatırıldığına ilişkin iddiasının dayanağı yoktur, haksız davanın reddini talep ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasını talep ile savunmuştur.
Feri müdahil Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle: Davacının çalışmaları bakımından müvekkil kurum kayıtları esas olduğunu, davacının huzurdaki dava ile ileri sürdüğü iddiaları müvekkil kurum kayıtlarına eş değerde belgelerle kanıtlaması gerektiğinden davacının çalışma iddialarını salt tanık anlatımlarına dayalı olarak kanıtlamasına muvaffakatlarının olmadığını, hizmet akdiyle çalıştığı iddia edilen döneme ait belgelerin Kuruma verilip verilmediği yada çalışmaların Kurumca tespit edilip edilmediği araştırılması gerektiğini, asgari ücretten daha yüksek bir ücretle çalışıldığı iddiası karşısında HMK gereğince bu iddianın yazılı deliller ile ispatı gerektiğini, ücret konusunda dinletilen tanık beyanlarının, çalışıldığı iddia edilen işyerinin kapasite ve niteliği gözetilerek değerlendirilmesi gerekeceğini, ücret iddiasının tanık delili ile ispatlanmasına muvafakatlerinin bulunmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
III.İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk Derece Mahkemesi
yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV.İSTİNAF
A.İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf yoluna başvurmuştur.
B.İstinaf Sebepleri:
Davacı vekili özetle, delillerin değerlendirilmesinde mahkemece hataya düşüldüğünü, 2013 yılı performans zamları tablosunda davacının 2012 yılı net maaşının 2500 TL olduğunun açıkça belirtildiğini, Yargıtay kararlarından şirket içi yazışmaların delil niteliği taşıdığının kabul edildiğini maillerde açıkça maaşının SGK'ya bildirilen maaştan çok dava yüksek olduğunun görüldüğünü, emsal ücret araştırması sonuçlarının iddiaların desteklediğini, sanki senetle ispat zorunluluğunun hiçbir istisnası yokmuş gibi davanın reddedilmesinin hatalı olduğunu, şirket içi yazışmaların yazılı delil başlangıcı olduğunu beyanla kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
C.Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının hizmet cetveli incelemesinde 16.11.2012- 18.11.2013 tarihleri arasında .... sicli nolu.... Döküm Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti ünvanlı davalı işyerinde çalışmaları olduğu, Mahkemece emsal ücret araştırmaları yapıldığı tanıkların dinlendiği, banka hesap hareketlerinin getirtildiği, davalı işyeri defter ve belgelerinin bilirikişi marifetiyle incelendiği, taraflar delillerin toplandığı, davacının davalı işyerinde son aylık ücretinin 4500 TL olduğunun tespiti ile çalıştığı süre boyunca gerçek ücretinin tespitin talep ettiği, delil olarak şirket içi yazışmalar ve mailleri, 2012-2023 performans puan cetveli ibraz ettiği görülmüş ise de söz konusu belgelerin döküman niteliğinde olduğu Yargıtay'ın aradığı nitelikte yazılı delil ya da yazılı delil başlangıcı niteliğinde olmadığı, davalının imza ve koşullarının olmadığı HMK 200 maddesi gereği talep edilen ücretin ispata ilişkin delil olmadığından davacı vekilinin istinaf talebinin reddine karar verilmiştir.
V.TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; istinaf dilekçesinde belirttiği hususlar doğrultusunda temyiz talebinde bulunmuştur.
C.Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava; davacının davalı işyerinde 16.11.2012- 18.11.2013 tarihleri arasındaki hizmeti nedeniyle gerçek ücretinin tespiti istemine ilişkindir.
2.İlgili Hukuk
1-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 200 ve 202 inci maddeleri
2- 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunun 80 inci maddesinin birinci fıkrası
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilli tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle,
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden ilgiliye yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Üye ...'ın muhalefetine karşı, Başkan ..., Üyeler ..., ... ve ...'ün oyları ve oy çokluğuyla,
20.03.2024 gününde karar verildi.
KARŞI OY GERKEÇESİ
1. Çoğunluk ile aradaki temel uyuşmazlık prime esas kazanç tespiti için, aylık ücret tutarının 6100 sayılı HMK.’un 200 ve 202 nci maddelerinde belirtilen sınırları aştığı veya bordroların işçinin imzasını taşıdığı takdirde yazılı delille kanıtlanması gerekip gerekmediği” noktasında toplanmaktadır.
2. Daha önce Dairemizin 2020/11683 Esas, 2021/10353 Karar sayılı kararında yazılan karşı oy gerekçelerinde açıklandığı üzere;
Sigortalının prime esas kazancının tespitinde, mahkemece resen araştırma ilkesi ve delil serbestisi kapsamında her türlü delil toplanmalı, tarafların vazgeçmesi ve kabulü ile bağlı olunmadığı gibi salt tanık beyanları ile de yetinilmemeli, yukarda belirtilen 4857 sayılı İş Kanunu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu hükümleri uygulanarak sigortalının yaptığı işin özellikleri(vasıflı olup olmadığı), işyerindeki ve meslekteki kıdemi, meslek unvanı, yapılan işin niteliği, işyerinin özellikleri, emsal işçilere o işyerinde veya başka işyerlerinde ödenen ücretler, örf ve adetler dikkate alındığında kayıtlarda görünen ücretle çalışmasının hayatının olağan akışına uygun bulunup bulunmadığı da değerlendirilerek ilgili işçi ve işveren kuruluşlarından, sendikalardan, meslek odalarından emsal ücret araştırması yapılmalı, bu konuda açılmış işçilik alacakları davası var ve kesinleşmiş ise delil kabul edilmeli, dolayısı ile inandırıcı, ciddi deliller doğrultusunda ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonuca gidilmeli, ücretin işçinin yazılı onayı olmadan düşürüldüğü durumda ise yazılı muvafakati yoksa önceki yüksek ücreti esas alınarak prime esas kazanç saptanmalıdır.
3. Nitekim aynı hususlar Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 02.06.2020 tarih ve 2016/10-376 Esas, 2020/306 Karar, 09.07.2020 tarih ve : 2016/21-904 Esas, 2020/554 Karar ve 16.07.2020 tarih ve 2016/10-2141 Esas, 2020/585 Karar sayılı kararları ile kabul edilmiştir.
4. Diğer taraftan 6100 sayılı HMK.’un 199 uncu maddesi uyarınca “Uyuşmazlık konusu vakıaları ispata elverişli yazılı veya basılı metin, senet, çizim, plan, kroki, fotoğraf, film, görüntü veya ses kaydı gibi veriler ile elektronik ortamdaki veriler ve bunlara benzer bilgi taşıyıcıları bu Kanuna göre belgedir". Bu anlamda elektronik posta işyerinde iç yazışmalarda kullanılması ve çalışan ait olması halinde belgedir. Kısaca elektronik postanın gönderildiği kişi kesin bir şekilde belli ise bu elektronik posta delil olarak kabul edilmelidir.
5. Somut uyuşmazlıkta davacı üretim şefi olarak çalıştığını iddia etmiştir. Ücret ilgili sözleşme yoktur. Davacı vasıflı bir işçidir. Kamu düzeni ve resen araştırma ilkesine göre vasıflı işçi olan davacının prime esas kazancının emsal ücret araştırması ve her türlü delille kanıtlanması esastır. Bordronun senet vasfı yoktur. Prime esas kazancın tespiti yönünde yukarıda belirtilen esaslar ve Hukuk Genel Kurulu kararı uyarınca araştırma yapılmalıdır. Kaldı ki davacının sunduğu elektronik ortamda işyerinde iç yazışmada işveren yetkilisi ile davacının zamlı ücretin miktarı konusunda anlaştıkları ve miktarın belirtildiği görülmektedir. Bu iç yazışma bir yazılı delildir. Çoğunluk görüşü ile resen araştırma ilkesi ve kamu düzeni ilkesine aykırı olacak şekilde salt yazılı belge ile sınırlandırılarak kararın onanması gerekçesine katılınmamıştır.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!