10. Hukuk Dairesi 2024/1922 E. , 2024/3727 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1590 E., 2023/2819 K.
KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 25. İş Mahkemesi
SAYISI : 2021/68 E., 2021/396 K.
Taraflar arasındaki yaşlılık aylığına hak kazandığının tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı Kurum vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili, müvekkilinin 3201 sayılı Kanun kapsamında borçlanma işlemi sonrasında yaşlılık aylığının bağlanmasını talep ettiğini, Çorum Sosyal Güvenlik İ1 Müdürlüğü tarafından çalışmasının sonlandırılması gerektiği belirtilerek yaşlılık aylıklarının bağlanmamasının hukuki dayanaktan yoksun bulunduğunu, uyuşmazlığın, davacının yurt dışında çalışıyor olması nedeniyle yaşlılık aylığının bağlanmamasından kaynaklandığını, ancak 2020 Haziran ayı itibariyle yurt dışında zorunlu sigortalılığa tabi olsa dahi kısa süreli çalışma olarak adlandırılan işlerde çalışanların aylıklarının kesilmeyeceğine ilişkin yasal düzenlemenin yapıldığını, kısa süreli işleri kapsayan bu düzenlemenin eşitlik ilkesinin bir gereği olarak tam zamanlı düzenlemeyi de kapsaması gerektiğini, Türk-Alman Sosyal Güvenlik Sözleşmesi'nin 4 üncü maddesi uyarınca, akit taraf vatandaşlarının eşit sayıldığını, davalı Kurumun yaşlılık aylığını kesmesine dair işleminin eşitlik ilkesine ve uygulamalara aykırı bulunduğunu, Türkiye'deki çalışmaları karşılığında emekli olduktan sonra yeniden çalışmaya başlayan kişilerin çalıştıkları ülkede bağlanan yaşlılık aylığı ve çalışmaların karşılığında ödenen ücret miktarı yönünden hiçbir sınırlama yapılmaksızın SGDP kesintisine tabi olarak çalışabilmesinin mümkün olduğunu, ancak sadece yurt dışı hizmet borçlanması yaparak Türkiye'de prim günü elde edenler yönünden SGDP ye tabi olarak yurt dışında çalışma imkanı tanınmadığını, yaşlılık aylığının iptal edilmesine dair Kurum işleminin çalışma özgürlüğü ilkesine aykırı olduğunu, halen Almanya'da yaşadığını, geçimini sağlayabilmek için çalışmak zorunda olduğunu belirtilerek tahsis talep tarihini takip eden aybaşından itibaren yaşlılık aylığı bağlanmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Kurum vekili, davacının 3201 sayılı Kanun kapsamında yaptığı hizmet borçlanması dikkate alınarak 17.04.2019 tarihli tahsis talep belgesi ile Kuruma yaşlılık aylığı talebinde bulunduğunu, ancak talep tarihinde yurt dışı çalışmalarının devam ettiği yönündeki beyanları nedeniyle aylık talebinin reddedildiğini, bilahare yurt dışı çalışmalarına son verdiğini beyan ederek 12.07.2019 tarihinde tekrar yaşlılık aylığı bağlanması için tahsis talebinde bulunduğunu ve bu talebine göre 01.08.2019 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlandığını, halen yaşlılık aylığı almakta olan davacının dava dilekçesinde Kurumun hangi işlemine itiraz ettiğini belirtmediğini, Kurum işleminin 2011/48 sayılı Genelge uyarınca yapıldığını, aylık bağlama şartlarının Kanun'un 6 ncı ve Yönetmeliğin 13 üncü maddesinde belirtildiğini, buna göre yurda kesin dönüş yapma koşulunun bulunduğunu, çalışmaya devam ederek işten ayrılmadan tahsis talebinde bulunanların bu taleplerinin dikkate alınarak aylık bağlanacağına dair bir hüküm bulunmadığını belirtilerek, açılmış olan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "... Dosya arasına alınan kayıt ve belgelerin incelenmesiyle; davacının 2015 yılında 3600+1800 gün olmak üzere toplam 5400 gün yurt dışı hizmet borçlanması yaptığı, 18.04.2019 tarihli dilekçe ile Kurumdan yaşlılık aylığı bağlanması isteminde bulunduğu, Çorum Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğünün 25.05.2019 tarihli yazı ile beyan ve taahhüt formunda yurt dışında çalışmanın devam ettiğinin beyan edilmesi sebebiyle davacının talebinin reddedildiği, davacının 12.07.2019 tarihli yaşlılık aylığı tahsis başvurusu üzerine Kurumca 01.08.2019'dan itibaren tarafına yaşlılık aylığı bağlandığı görülmüştür.
Dava, davacıya 18.04.2019 tarihli tahsis talep dilekçesine istinaden yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespiti istemine ilişkindir.
3201 sayılı Kanun gereğince borçlanan Türk vatandaşlarına yaşlılık aylığı bağlanabilmesi için yurda kesin dönülmüş olması, tahakkuk ettirilen döviz borcunun tamamının ödenmiş olması, borcun tamamının ödenmesinden sonra yazılı istekte bulunulması koşullarının hepsinin birlikte gerçekleşmesi gerekmektedir.
Tüm dosya kapsamı incelenip değerlendirildiğinde; dosya içerisinde bulunan davacının almaya sigortalılık sürelerini gösterir 17.06.2019 tarihli çalışma belgesine göre davacının yurt dışı çalışma ilişkinin 01.02.2019 da sona erdiği, aksine bir durumun varlığının Kurum tarafından ispat edilemediği, tahsis talep tarihinde davacının mezkur düzenlemede belirtilen yurda kesin dönüş koşulunu yerine getirdiği, 18.03.1969 doğumlu olan 19.10.1987 sigorta başlangıç tarihli 5407 gün prim ödemesi bulunan davacının 25 yıl, 5375 gün ve 50 yaş koşulunu 17.04.2019 tarihinde yerine getirmesi nedeniyle davacıya tahsis talep tarihini takip eden 01.05.2019 dan itibaren yaşlılık aylığı bağlanabileceği kanısına varıldığı" gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı Kurum vekili istinaf dilekçesinde özetle; Kurum tarafından yapılan işlemlerin mevzuata uygun olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında "... Dosyadaki kayıt ve belgelerden, yurt dışı borçlanması yapan davacının 17.04.2019 tarihli tahsis talebinin ekinde bulunan Beyan ve Taahhüt belgesinde, 'Yurt dışında yabancı bir ülke mevzuatına tabi çalışıyor musunuz?' sorusuna 'Evet' kutusunu işaretlemiş olduğu, Kurum tarafından Beyan ve Taahhüt Formunda, yurt dışında çalışmaya devam ettiğinin beyan edilmesi sebebiyle emeklilik işlemlerinin yapılabilmesi için çalışmanın sonlandırılmış olması gerektiğinden, dilekçeye işlem yapılmayıp tarafına aylık bağlanamayacağının bildirildiği, davacının 12.07.2019 tarihinde yeniden tahsis talebinde bulunduğu, bu defa Beyan ve Taahhüt belgesinde 'Yurt dışında yabancı bir ülke mevzuatına tabi çalışıyor musunuz?' sorusuna 'Hayır' kutusunu işaretleyerek cevap verdiği, Kurum tarafından 01.08.2019 tarihi itibariyle yaşlılık aylığının bağlandığı, 17.06.2019 çalışma belgesinde en son 'Pflichtbeitragszeit (Zorunlu prim süresinin)' 31.01.2019 - 01.02.2019 olarak belirtildiği anlaşılmaktadır.
Somut olayda, 'Yurt dışında yabancı bir ülke mevzuatına tabi çalışıyor musunuz?' sorusuna 'Evet' kutusunun işaretlenmiş olmasının tek başına çalışma ilişkisinin varlığına işaret etmediği, Almanya sigortalılık sürelerini gösterir 17.06.2019 tarihli çalışma belgesinden davacının yurt dışı çalışma ilişkisinin 01.02.2019 tarihinden sonra erdiğinin belirlendiği, yaşlılık aylığı şartlarını taşıyan davacının ilk tahsis talep tarihi olan 17.04.2019 tarihi itibariyle yaşlılık aylığına hak kazandığı anlaşıldığından Mahkemenin maddi vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve kanuna aykırılık bulunmadığı kanaatine varılmakla davalı Kurum vekilinin istinaf isteminin 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine" karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı Kurum vekili, istinaf dilekçesinde belirttiği gerekçelerle kararın bozulması ile davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, tespit istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370, 371 inci, 3201 sayılı Kanun'un 5 ve 6 ncı maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, dosyada yer alan tüm bilgi ve belgelerin incelenmesinde verilen hükmün yerinde olduğu anlaşılmakla davalı Kurum vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
03.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!