WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 25 Haziran 2026

YARGITAY 10. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

10. Hukuk Dairesi         2024/1827 E.  ,  2024/4842 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2023/179 E., 2023/285 K.
KARAR : Karar verilmesine yer olmadığına

Taraflar arasındaki rücuan tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda davanın konusuz kalması nedeniyle davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

Mahkeme kararı, davacı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I.DAVA
Davacı Kurum vekili dava dilekçesinde özetle; Kurum sigortalısı Ramazan Mercan'ın 13.05.2014 tarihinde geçirdiği iş kazası sonucu vefat ettiği, ... sigortalının hak sahiplerine cenaze yardımı ödemesi ve iş kazası ölüm geliri bağlandığı iddiasıyla 5510 sayılı Kanun'un 21 inci ve 76 ncı maddesi, 4857 İş Kanunu'nun 2, 61 inci maddeleri uyarınca Kurum zararının müştereken ve müteselsilen davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II.CEVAP
1.Davalı T.C. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın yetkisiz ve görevsiz mahkemede açıldığı, Bakanlık aleyhine kusur atfedilebilecek herhangi bir karar bulunmadığından husumet nedeniyle davanın reddedilmesi gerektiği, dava konusu alacakların zamanaşımına uğradığı, davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağı, ödeme ve zararın mahiyetinin belli olmadığı, 5510 sayılı Kanun'da müteselsil sorumluluğa ilişkin herhangi bir hüküm bulunmadığından kısmi borcun bulunduğu sonucuna varılması gerektiği, 3213 sayılı Kanun'a göre herhangi bir sorumluluklarının bulunmadığı, Soma Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından aldırılan bilirkişi raporundaki tespitlerin çelişkili olduğu savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

2.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın zamanaşımına uğradığı, davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasının 6100 sayılı Kanun'a aykırı olduğu, davaya konu olayda Kurumu herhangi bir kusuru ve sorumluluğunun olmadığı, diğer davalı Soma Kömür İşletmeleri A.Ş. ile aralarında asıl-alt işverenlik ilişkisinin bulunmadığı, sigortalının davalı Kurumun işçisi olmadığı, ihale makamı oldukları, 4857 sayılı Kanun'un 2 nci maddesindeki şartların gerçekleşmediği, husumet itirazlarının bulunduğu, davacı Kurumun ilgili kuruluşu olduğu Bakanlığın da kusurlu bulunmasına rağmen bütün ödemelerin davalılardan istenmesinin müteselsil borçluluk ilkelerine aykırı olduğu savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

3.Davalı Soma Kömür İşletmeleri A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın kısmi dava ve belirsiz alacak davası olarak açılamayacağı, dava açıldığı tarih itibari ile davacı Kurumun PSD miktarı belli olduğu, bunun dava dilekçesinde de belirtildiği, davalıların kusur oranı nedeniyle ne miktardan sorumlu olunacağı kısmı da yaptırdıkları bilirkişi raporu ile sabit olduğu, bu rapor davacı tarafından alındığı için hükme esas alınamayacağı, bu raporu kabul etmedikleri, davacının en azından belirleyebildiği kadar miktarda alacağını belirli hale getirmesi gerektiği yoksa şimdilik kaydıyla farazi bir miktar gösterilmesi hukuka aykırı olduğu, bu nedenle davanın öncelikle dava şartı yokluğundan reddi gerektiği, Kömür Ocağında gerekli tüm denetimler kamu kurumlarınca yapılmış ocakta herhangi bir eksiklik bulunmadığının bu kurumlarca tanzim edilen raporlar ile sabit hale geldiği, bu husus da şirketin herhangi bir kusuru bulunmadığı savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesi tarafından 25.02.2020 tarihli ve 2019/142 Esas, 2020/168 Karar sayılı karar ile davanın dayanağının 5510 sayılı Kanun'un 21 inci maddesinde "İş kazası ve meslek hastalığı, işverenin kastı veya sigortalıların sağlığını koruma ve iş güvenliği mevzuatına aykırı bir hareketi sonucu meydana gelmişse, Kurumca sigortalıya veya hak sahiplerine bu Kanun gereğince yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değeri toplamı, sigortalı veya hak sahiplerinin işverenden isteyebilecekleri tutarlarla sınırlı olmak üzere, Kurumca işverene ödettirilir. İşverenin sorumluluğunun tespitinde kaçınılmazlık ilkesi dikkate alınır.... iş kazası, meslek hastalığı ve hastalık, üçüncü bir kişinin kusuru nedeniyle meydana gelmişse, sigortalıya ve hak sahiplerine yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değerinin yarısı, zarara sebep olan üçüncü kişilere ve şayet kusuru varsa bunları çalıştıranlara rücû edilir." hükmü yer almakta olduğu, kazalının davalı Soma Kömür İşletmeleri A.Ş. tarafından işletilen yeraltı maden ocağında çalışırken 13.05.2014 tarihinde iş kazası geçirerek vefat ettiği, iş kazasının oluşumunda, kusurunun bulunmadığı, davanın kusura dayanılarak müteselsil tahsil istemi ile açılmış olduğu, tek bir olaya bağlı aynı haksız eylemden değişik hukuki nedenlerle sorumlu olanlardan her birinin, 6098 sayılı Borçlar Kanunu md. 61 ve 62 mucibince zarardan müteselsilen sorumlu tutulmaları gerektiği; Kurumca haksahiplerine yapılan cenaze masrafı ve bağlanan gelirler toplamının 5510 sayılı Kanun'un 21 inci maddesi uyarınca davalılardan talep edilebileceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 415,00 TL cenaze yardımı masrafının ödeme tarihinden itibaren işleyecek ve hesaplanacak yasal faizleriyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, bağlanan gelirlerin ilk peşin sermaye değerinden kaynaklanan 253.162,94 TL davacı Kurum zararının, davalılardan Enerji  ve  Tabii  Kaynaklar  Bakanlığı’nın (MAPEG) sorumluluğu 136.844,84 TL ile sınırlı olmak üzere; 22.05.2014 gelir onay tarihinden itibaren işleyecek ve hesaplanacak yasal faizleriyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebinin reddine karar verilmiştir.

IV.İSTİNAF
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi tarafından 03.11.2020 tarihli ve 2020/1570 Esas, 2020/1511 Karar sayılı karar ile üretim aşamalarında davalı ... Genel Müdürlüğü tarafından bedelsiz olarak yükleniciye bırakılan makine ve teçhizatların da kullanılması, davalı ... Genel Müdürlüğü'nün kendisine sunulan iş programını veya projeyi yeterli bulunmaması halinde tespit edilen noksanlıkların davalı tarafından verilen süre içerisinde giderilmesi zorunluluğu, yüklenicinin çalıştıracağı işletme müdürü, proje mühendisi, vardiya daimi nezaretçisi, teknik nezaretçinin en az sayısı ve meslek kıdeminin davalı idare tarafından belirlenmesi, idarenin, uygunsuz davrandığı, görevlerini yerine getirmekte yetersiz olduğu kanısında olduğu veya işyerinde çalıştırılmasında sakınca gördüğü her kademe ve nitelikteki elemanların iş başından ve işyerinden uzaklaştırılmasını isteyebilmesi gibi tespitler karşısında anahtar teslimi olarak kabul edilemeyecek bir sözleşme ile kendisine olağan denetim sınırlarını aşacak şekilde yetkiler tanınmış olan davalı ... Genel Müdürlüğü'nün 4857 sayılı Kanun'un 2 nci maddesi gereğince asıl işveren, diğer davalı Soma Kömür İşletmeleri A.Ş.'nin ise alt işveren olarak kabul edilmesi gerektiği sonucuna varıldığı, 5510 sayılı Kanun'un 12/son hükmüne göre bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin bir işte veya bir işin bölüm veya eklentilerinde, iş alan ve bu iş için görevlendirdiği sigortalıları çalıştıran üçüncü kişiye alt işveren denir. Sigortalılar, üçüncü bir kişinin aracılığı ile işe girmiş ve bunlarla sözleşme yapmış olsalar dahi, asıl işveren, bu Kanunun işverene yüklediği yükümlülüklerden dolayı alt işveren ile birlikte sorumlu olduğu, davalı TKİ kurumunun asıl işveren sıfatını haiz olması nedeniyle alt işverenin tüm kusurlarından 5510 sayılı Kanun'un 12/son hükmü gereği müteselsilen sorumlu olduğu, mercii incelemesinden geçerek iş bu davalının asıl işveren olduğu kesinleşmiş bulunduğu, kaldı ki hükme esas alınan bilirkişi raporunda da açıkça ifade edildiği gibi iş bu davalının alt işveren ile aralarındaki sözleşmede hükümler bulunması nedeniyle denetim yetkisi bulunmasına rağmen onaylı projelerde bulunmayan kör baca çalışması (kara tumba yöntemi) şekline itiraz etmeyerek kusurlu davrandığı, yine ruhsat sahibi olan iş bu davalı denetim görevini ihmal ederek, iş kazası riskini artırma pahasına, teknik olanakların elverdiği üretim miktarından çok fazla üretim yapılmasına mani olmadığı, kendisi tarafından onaylı projede bulunmasına rağmen ikinci bir yol ile S panolarının yer yüzüne hava dönüşlerinin sağlanması için gerekli işlemin yaptırılmasını sağlamadığı, çok tehlikeli sınıfta bulunan işyerinde havalandırma, gaz izleme sistemi ve ocak bacasının analizi ile yangınla mücadele ve tahliye konusundaki eksikliklerin alt işveren tarafından giderilmesi için gerekli işlemleri yapmadığı ortada olmakla kusurlu kabul edilmesinde de herhangi bir hata bulunmadığı, dava dışı Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile davacının ayrı tüzel kişiliklerinin bulunması nedeniyle Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'nın kusurundan da davalıların sorumlu tutulmasında herhangi bir hukuka aykırılık söz konusu olmadığı, davacı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'nın ilgili kuruluş olarak devlet yapılanmasında teşkilatlanmasının tüzel kişiliklerin ayrı olması nedeniyle sorumluluk ilkesi açısından sonuca tesirinin bulunmayacağı, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 61 ve 62 hükümleri dikkate alındığında birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde, haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümlerin uygulanacağı açıkça ifade edilmiş olmakla iş bu davalının üçüncü kişi sıfatıyla sorumlu tutulmasında herhangi bir hukuka aykırılık söz konusu olmadığı, davacının teknik konu olan kusur durumuna ilişkin rapor alınacak olan iş bu davada belirsiz alacak davası açmasında herhangi bir hukuka aykırılık söz konusu değildir. Davacının dava açtığı tarih itibariyle kusur durumunu bilebilmesi kendisinden beklenir bir sonuç olmadığı, bu Bakanlığın teşkilat kanununda ve Maden Kanunu madde 29 da iş bu davalıya işçi sağlığı ve iş güvenliği ilkelerinin uygulanmasını denetleme ve denetim sonucunda yaptırım uygulama yetki ve yükümlülüğü verilmiş olmasına karşın yukarıda ortaya konulan eksikliklerin bulunmasına rağmen işletmenin üretimi iki katına çıkartacak şekilde çalışmasına izin vermekle kusurlu olduğu, gerekçesiyle istinaf başvurularının esastan reddine dair karar verilmiştir.

V.BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin 03.11.2020 tarihli ve 2020/1570 Esas, 2020/1511 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacı Kurum vekil ile davalılardan Enerji ve Tabi kaynaklar Bakanlığı Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü ve davalı ... Genel Müdürlüğü vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Dairemizce 07.03.2023 tarihli ve 2022/7356 Esas, 2023/2143 Karar sayılı ilamla aşağıdaki gerekçeyle Bölge Adliye Mahkemesi kararı ortadan kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur:

"...1.Dava açıldıktan sonra meydana gelen bir olay nedeniyle dava konusunun ortadan kalkması; eş söyleyişle tarafların, davanın esası hakkında karar verilmesinde hukuki yararının kalmaması halinde, bu olayın hükümde göz önüne alınması ve Mahkemenin, davanın konusuz kalması nedeniyle esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekir.

2.Dava tüm tarafları bakımından konusuz kalmadıkça inceleme yapılması ve uyuşmazlığın sonuçlandırılması gerekir.

3.Eldeki davada, dairemizin geri çevirme kararı sonrasında gelen cevabi yazılarda, davalılardan ... Genel Müdürlüğü tarafından 21.01.2021 tarihi itibari ile 7256 sayılı 'Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun' kapsamından faydalanarak 'Derdest, karara çıkmış ve henüz dava açılmamış 298 adet dosyaya ilişkin olarak peşin olarak ödeme kaydı ile yapılandırma' talebi üzerine, davacı Kurum hesaplarına 31.03.2021 tarihli makbuz ile 57.567.389,39 TL tutarlı bir ödemenin yapıldığı ve yapılan ödemelerin bu dava dosyasına konu edilen alacakların tümünü kapsadığının belirtilmesi karşısında, öncelikle dava konusunun devam edip etmediği hususunun belirlenmesi ile sonucuna göre bir karar verilmesi gereklidir.

4.Diğer taraftan yapılacak irdeleme ile davanın konusuz kaldığı sonucuna varıldığı takdirde, yapılandırmanın karşılıklı anlaşmayı içermesi, davacı Kurumun yapılandırmayı kabul ederek alacağın tamamını belirlemesi, 7256 sayılı Yapılandırma Kanununun ortak hükümler başlıklı 3. maddesinin 13/a fıkrasının son kısmındaki 'Borçlularca, bu kanun hükümlerinden yararlanılmak üzere davadan vazgeçilmesi halinde idarece de ihtilaflar sürdürülmez' ibaresi karşısında, Kurumun ihtilafı sürdürememesi ile aynı maddenin 13/ç fıkrasının 'Bu Kanun hükümlerinden yararlanılmak üzere vazgeçilen davalarda verilen kararlar ile hükmedilen yargılama gideri, avukatlık ücreti ve fer’ileri talep edilmez ve bu alacaklar için icra takibi yapılamaz. Vazgeçme tarihinden önce ödenmiş olan yargılama giderleri ve avukatlık ücretleri geri alınmaz' hükmü ile birlikte 4 üncü Maddesinin 6 ncı bendinin g alt bendi hükmünde yer alan '...Bu Kanunun yayımı tarihinden önce dava konusu edilmiş ve/veya mahkemece hükme bağlanmış ve kesinleşmiş olanlar dâhil olmak üzere icra takibi başlatılmış alacaklar için, borçlunun bu fıkra hükümlerinden yararlanmak üzere başvuruda bulunması hâlinde davalar ve/veya icra takipleri sonlandırılır. Bu kapsamda, tamamı ödenen alacaklara ilişkin yargılama giderleri ile icra masrafları ve vekâlet ücretleri karşılıklı olarak talep edilmez.' hükümleri birlikte değerlendirilerek, taraflar lehine yargılama giderlerine hükmedilmemesi gerektiği de dikkate alınmalıdır..."

B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkeme tarafından yukarıda tarih ve sayısı belirtilen karar ile davaya konu borcun ödenmesi nedeniyle 7256 sayılı Yapılandırma Kanununun ortak hükümler başlıklı 3 üncü maddesi de nazara alınarak konusuz kalan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

VI.TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; 7256 sayılı Kanun hükümlerinde Kurum tarafından açılan davalarda lehlerine yargılama gideri ve vekalet ücreti hükmedilmeyeceğine ilişkin düzenleme bulunmadığı iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur.

C.Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, iş kazası sonucu ölen sigortalının hak sahiplerine bağlanan gelirlerden oluşan Kurum zararının rücuen tahsiline ilişkindir.

2.İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 21 inci maddesi ilgili hükümlerdir.

3. Değerlendirme
1.Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

06.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.