10. Hukuk Dairesi 2024/1762 E. , 2024/2780 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
SAYISI : 2019/175 E., 2023/527 K.
HÜKÜM/KARAR : Kısmen kabul
Taraflar arasındaki hizmet tespiti davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı, davalılar vekilleri tarafından ayrı ayrı temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I.DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının 2005 yılında davalı ... Ltd. Şti' de çalışmaya başladığı ve iş akdinin nisan 2014 tarihinde işverence feshedildiği, davacının 2005-2014 yılları arasında kesintisiz olarak davalı işveren şirkette çalıştığı, davalının 2005 - 16.03.2012 tarihleri arası SSK bildirimlerinin yapılmadığı, 7 yıllık süre ile sigortasız çalıştırıldığı iddiasıyla 01.01.2005 - 16.03.2014 tarihleri arasında kesintisiz çalıştığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II.CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; hak düşürücü sürenin geçtiği, davacının sigortalılık süresinin 16.03.2012 - 10.04.2014 tarihleri arasında olduğu, 13.09.2011 tarihinden sigortasız işçi çalıştırıldığı ihbarı üzerine 02.05.2012 tarihinde yapılan denetimde işyerinde çalışanlardan Mustafa Kurtoğlu'nun işe giriş bildirgesinin süresi dışında verildiği, 2012/3 dönemine ait bordroda ismi kayıtlı kişilerden ..., ... ve ...'nün fiilen çalıştığı, davacının ücretli izinde olduğu beyan ve tespit edildiği, kamu düzenine ilişkin davada re'sen fiili çalışmanın araştırılması gerektiği, davanın açılmasında Kurumun kusuru bulunmadığı savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı işveren vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının şirkette 16.03.2012 - 10.04.2014 tarihleri arasında çalıştığı, daha önce çalıştığına dair belge sunamadığı, davacının 7 yıl gibi bir süre zarfında sigortasız çalışmasını beklemenin hayatın olağan akışına aykırı olduğu, 5 yıllık hak düşürücü sürenin sonunda dava açıldığı savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III.MAHKEME İLK KARARI
Mahkeme tarafından 21.04.2016 tarihli ve 2014/331 Esas, 2016/295 Karar sayılı kararla yapılan yargılama neticesinde, toplanan delillere ve tüm dosya kapsamına göre, davacının davalı ... San. Litd Şti'de 01.01.2009 - 16.09.2012 tarihleri arasında asgari ücret ile çalıştığı, 07.01.2016 tarihli bilirkişi raporunun yeterli, denetimne elverişli ve hükme esas alınması gerektiği gerekçesiyle davanın Kısmen Kabulü ile, davacının 01.01.2009 - 16.09.2012 tarihleri arasında davalı işyerinde çalıştığının tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine, karar verilmiştir.
IV.BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Mahkemenin 21.04.2016 tarihli ve 2014/331 Esas, 2016/295 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizce 25.03.2019 tarihli ve 2016/18491 Esas, 2019/2764 Karar sayılı ilamla aşağıdaki gerekçeyle Mahkeme kararı bozulmuştur:
"...Dava, 01.01.2005 - 16.03.2014 tarihleri arasındaki kesintisiz çalışmaların tespiti istemine ilişkin olup, mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüyle, davacının 01.01.2009 - 16.09.2012 tarihleri arasında davalı işyerinde çalıştığının tespitine karar verilmiştir.
Davanın yasal dayanağı 506 sayılı Yasa'nın 79/10. ve 5510 sayılı Yasa'nın 86/9. maddeleri olup, bu tür sigortalı hizmetlerin tespitine ilişkin davaların kamu düzeniyle ilgili olduğu ve bu nedenle de özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmesinin zorunlu ve gerekli bulunduğu açıktır. Bu çerçevede, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde re'sen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır.
Mahkemece, davalı işyerinin kapsam durumu belirlenmeden ve dava konusu 01.01.2005 - 16.03.2012 arası dönemdeki bordrolar celbedilmeksizin, taraf tanıklarıyla 2012/3 ve sonrasındaki bordrolarda isimleri bulunan tanıklar dinlenmek suretiyle hüküm kurulmuştur.
Mahkemece re'sen araştırma ilkesi çerçevesinde işyerinin kapsam durumu araştırılıp belirlenmeli, bordrolar getirtilip dava konusu tüm dönemi kapsayacak şekilde bordro tanıkları resen tespit edilerek kanaat oluşturmaya yetecek kadarı dinlenmeli, oluşacak sonuca göre bir karar verilmelidir.
Öte yandan davacı talebinin 01.01.2005 - 16.03.2014 tarihleri arasındaki döneme ilişkin olması karşısında ve dosyada 12.09.2012 tarihiyle ilgili bir belirleme bulunmamasına rağmen, hükmün 1. bendinde kabul edilen çalışmanın bitiş tarihinin 16.03.2012 yerine 16.09.2012 olarak yazılmasının maddi hataya dayalı olduğu kabul edilip mahallinde düzeltilmesi uygun görülmüştür.
Mahkemenin, yukarıda belirtilen eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı olarak, yazılı şekilde karar vermesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir..."
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkeme tarafından yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Davacı tanığı ...'in beyanında, davacının komşusu olduğunu, 2004 yılında çalışmaya başladığını, 2014 yılında işten ayrıldığını, davalı iş yerinde bulaşık-temizlik işlerine baktığını, son iki yıl sigortasının yapıldığını beyan ettiği; davacı tanığı ...'ın beyanında, davacıyı davalı işyerinde çalışırken gördüğünü, ancak ne zaman başlayıp ne zaman ayrıldığını, ne kadar çalıştığını bilmediğini beyan ettiği; bordro tanığı ...'in beyanında, 2005 yılından bu yana davalı yanında çalıştığını, davacının davalı yanında çalışmasının olduğunu, davacının bulaşıkçı olarak çalıştığını, işverenin iki farklı iş yerinin bulunduğunu, davacının bir dönem kesintisiz ve fiili çalışmasının olduğunu, ancak tarihleri tam olarak bilmediğini beyan ettiği; bordro tanığı ...'un beyanında, 2000 yılında davacının yanında çalıştığını, 2010 yılına kadar aşçılık görevi yaptığını, davacının 2000 yılından sonra çalışmaya başladığını, 2015 yılında davalı yanında yeniden çalışmaya girdiğinde davacıyı görmediğini, davacının bulaşıkçı olarak çalıştığını beyan ettiği; bordro tanığı ...'nın beyanında, 2010 yılında askere gitmeden önce davacı ile çalıştığını, askerden dönünce yaklaşık 3 yıl birlikte çalıştıklarını, kendisinin 2014 yılı Nisan ayından 2 ay sonra işten ayrıldığını, davacının kendisinden 7-8 ay önce işten ayrıldığını beyan ettiği; bordro tanığı ...'nün beyanında, 2005-2013 yılları arasında davalı bünyesinde çalıştığını, davacı ile birlikte yaklaşık 7 sene çalıştığını, kendisi ayrılmadan 1 sene öncesinde davacının işten ayrıldığını, bulaşıkçı olarak çalıştığını beyan ettiği; gerekli inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra dosyanın Sosyal Güvenlik alanında uzman bilirkişiye tevdiine karar verilmiş, bilirkişi tarafından dosyadaki tüm tanık beyanları irdelenerek hazırlanan rapor dosyaya sunulduğu; davacının ne kadar ücret üzerinden çalıştığı konusunda kesin ve net bir beyan bulunmadığı gibi buna ilişkin yazılı bir belge de sunulmadığı; bu nedenle davacının çalıştığı süre boyunca asgari ücretten daha yüksek bir ücret karşılığında çalıştığı kesin ve net bir şekilde ispat edilemediğinden asgari ücret ile çalıştığı sonucuna varmak gerektiği; davalı şirketin 1126804.06 sicil sayılı iş yerinin 06.04.2006 tarihinde yasa kapsamına alınmış olup iş yeri dönem bordrolarında tanık ... 'in 06.04.2006 tarihinde işe girişinin yapıldığı tespit edildiği; bordro tanıklarının işe başlama tarihleri dikkate alındığında ve ...a ait şahıs işletmesindeki çalışmaların bu işverene yönelik olarak tespiti istenmediğinden talep ile bağlı kalınarak davacının çalışma süresi davalı şirket yanında geçirdiği süre yönünden değerlendirildiği; tüm dosya kapsamı, dinlenen tanık beyanları, alınan bilirkişi raporu dikkate alındığında davacının 06.04.2006 - 16.03.2012 tarihleri arasında davalı şirket bünyesinde kesintisiz olarak hizmet akdine tabi bir şekilde asgari ücret ile çalıştığı sabit olmakla davanın kabulüne karar vermek gerektiği; her ne kadar kısa kararda 16.03.2014 tarihine kadar sigortalı olduğu yönünde hüküm kurulmuş ise de bunun sigortalı kaydının yapılmadığı 16.03.2012 tarihi olması gerektiği, söz konusu hatanın yazım yanlışından kaynaklandığı gerekçesiyle Davanın Kısmen Kabulü ile; davacı ...'in davalı ... Ltd. Şti. isimli 112.6804.06 numaralı işyerinde 06.04.2006 - 16.03.2014 tarihleri arasında asgari ücret üzerinden ve hizmet akdine tabi olarak çalıştığının tespitine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir. Hüküm fıkrası tashih edilerek 16.03.2014 tarihi silinerek yerine 16.03.2012 tarihi yazılmıştır.
V.TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı işveren vekili temyiz dilekçesinde özetle; yeterli araştırma yapılmadan hüküm kurulduğu ve davacının kimin nezdinde hangi zaman diliminde çalıştığı tespit edilmeden tüm zaman dilimi yönünden karar verildiği iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur.
Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; Kurum lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği, davacının fiili çalışmasının ispat edilemediği, resmi belge ibraz edilemediği, tanık beyanlarının yetersiz olduğu, davanın açılmasına Kurumun neden olmadığı iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur.
C.Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, davacının davalı nezdinde hizmet akdine dayalı olarak 01.01.2005 - 16.03.2014 tarihleri arasında kesintisiz çalıştığının tespiti davasıdır.
2.İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Kanunu’nun "Hükmün kapsamı" kenar başlıklı 297 nci maddesi şöyledir:
"(1) Hüküm “Türk Milleti Adına” verilir ve bu ibareden sonra aşağıdaki hususları kapsar:
a) Hükmü veren mahkeme ile hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin ad ve soyadları ile sicil numaraları, mahkeme çeşitli sıfatlarla görev yapıyorsa hükmün hangi sıfatla verildiğini.
b) Tarafların ve davaya katılanların kimlikleri ile Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, varsa kanuni temsilci ve vekillerinin ad ve soyadları ile adreslerini.
c) Tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri.
ç) Hüküm sonucu, yargılama giderleri ile taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının iadesi, varsa kanun yolları ve süresini.
d) Hükmün verildiği tarih ve hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin imzalarını.
e) Gerekçeli kararın yazıldığı tarihi.
(2) Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir."
2. 30.01.1950 tarihli ve 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 7 nci maddesinin ilgili 4 üncü fıkrası şöyledir:
"(Ek: 10.09.2014 – 6552/64 md.) Hizmet akdine tabi çalışmaları nedeniyle zorunlu sigortalılık sürelerinin tespiti talebi ile işveren aleyhine açılan davalarda, dava Kuruma resen ihbar edilir. İhbar üzerine davaya davalı yanında ferî müdahil olarak katılan Kurum, yanında katıldığı taraf başvurmasa dâhi kanun yoluna başvurabilir. Kurum, yargılama sonucu verilecek kararı kesinleştikten sonra uygulamakla yükümlüdür."
3. Değerlendirme
1.Usuli kazanılmış hak, davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrarı sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez ana ilkelerinden biri haline gelmiştir. Usulü müktesep hak, anlam itibariyle, bir davada, mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir.
2. Mahkemenin, Yargıtay’ın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usulü kazanılmış hak doğabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usulü kazanılmış hak gerçekleşebilir. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usulü kazanılmış hak oluşturur (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK).
3. Kazanılmış haklar “Hukuk Devleti” kavramının temelini oluşturan en önemli unsurlardandır. Kazanılmış hakları ortadan kaldırıcı nitelikte sonuçlara yol açan yorumlar Anayasa'nın 2.maddesinde açıklanan “Türkiye Cumhuriyeti sosyal bir hukuk devletidir” hükmüne aykırılık oluşturacağı gibi toplumsal kararlılığı, hukuksal güvenceyi ortadan kaldırır, belirsizlik ortamına neden olur ve kabul edilemez.
4. Yargıtay içtihatları ile kabul edilen usulü kazanılmış hak olgusunun, bir çok hukuk kuralında olduğu gibi yine Yargıtay içtihatları ile geliştirilmiş istisnaları bulunmaktadır. Örneğin Mahkemenin bozmaya uymasından sonra yeni bir içtihadı birleştirme kararı (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı YİBK) ya da geçmişe etkili yeni bir kanun çıkması karşısında, Yargıtay bozma ilamına uyulmuş olmakla oluşan usulü kazanılmış hak hukukça değer taşımayacaktır.
5. Usulü kazanılmış hakkın hukuki sonuç doğurabilmesi için; bir davada ya taraflar ya mahkeme ya da Yargıtay tarafından açık biçimde yapılmış olan ve istisnalar arasında sayılmayan bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş uyulması zorunlu olan bir hakkın varlığından söz edilebilmesi gerekir. (...nun 12.07.2006 tarih, 2006/4-519 Esas, 2006/527 Karar, 03.12.2008 tarih, 2008/10-730 Esas, 2008/732 Karar) Zira usulü kazanılmış hak ilkesi kamu düzeniyle ilgilidir. (09.05.1960 tarih, 21/9; 04.02.1959 gün 13/5 sayılı YİBK).
6. Somut olayda davacının, davalı işverene ait iş yerinden 16.03.2012 - 10.04.2014 tarihleri arasında 5510 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesinin 1 inci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı bildirimleri bulunmaktadır. Davacı davalıya ait iş yerindeki çalışmasının 01.01.2005 tarihinden itibaren 16.03.2014 tarihine kadar kesintisiz devam ettiğini iddia ederek eksik sürelerin tespitine karar verilmesini dava etmiştir.
7. Davacının 01.01.2009 - 16.09.2012 tarihleri arasında çalıştığının tespitine ilişkin Mahkemenin 21.04.2016 tarihli kararı davalı Kurum temyizi ile Dairemizin 25.03.2019 tarihli kararıyla bozulmuş ve Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda davacının çalışmasının 06.04.2006 tarihinden itibaren başladığına hükmedilmiştir. Dolayısıyla bozulan ilk kararın davacı tarafından temyiz edilmemesi nedeniyle davalı Kurum lehine oluşan usuli kazanılmış hakkın ihlal edildiği anlaşılmaktadır.
8. Öte yandan; 6552 sayılı Kanunun 11.09.2014 günü yürürlüğe giren 64 üncü maddesiyle 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanununun 7 nci maddesine eklenen 4 üncü fıkrasında, hizmet akdine tabi çalışmaları nedeniyle zorunlu sigortalılık sürelerinin tespiti talebi ile işveren aleyhine açılan davalarda, davanın Kuruma re'sen ihbar edileceği, ihbar üzerine davaya davalı yanında fer'i müdahil olarak katılan kurumun, yanında katıldığı taraf başvurmasa dahi kanun yoluna başvurabileceği belirtilmiştir.
9. 6552 sayılı Kanun ile ilgili olarak öncesinde Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulan hükümet teklifinde, söz konusu düzenleme 54 üncü madde olarak yer almış, izleyen 55 inci maddede “5521 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.” denildikten sonra “7 nci maddeye bu Kanunla eklenen dördüncü fıkra hükmü, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış olan davalarda da uygulanır.” hükmü Geçici 3 üncü madde olarak öngörülmüş, ancak yasalaşma aşamasında anılan Geçici madde çıkarılıp 6552 sayılı Kanunda bu türden düzenlemeye yer verilmemiştir. Bu nedenle davanın 6552 sayılı yasanın yürürlük tarihinden önce açılması nedeniyle Kurumun davalı sıfatını haiz olduğu gözetilmesi ve davanın kısmen reddedildiğine göre Kurum lehine vekalet ücreti ile yargılama giderine hükmedilmemesi ayrıca isabetsiz bulunmuştur.
10. Ayrıca...Yemek Sanayi Gıda Tarım Nakliye İnşaat Ticaret Limited Şirketi şeklindeki davalı işveren şirket unvanının karar başlığına eksik yazılması ve kısa kararda hüküm altına alınan çalışma sonu 16.03.2014 olduğu halde gerekçeli kararda tashih yoluna gidilerek 16.03.2012 olarak gösterilmesi isabetsizdir.
11. Mahkemece yapılacak iş, Sosyal Güvenlik Kurumu davalı olduğundan davanın kısmen dahi olsa reddi halinde Kurum lehine vekalet ücreti takdir edilmesi gereği ve davalı Kurum lehine oluşan usuli kazanılmış hakları gözeterek, davalı işveren unvanı karar başlığında düzeltilmek suretiyle oluşacak sonuca göre bir karar vermekten ibarettir.
12. Mahkemece, açıklanan maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan, Mahkeme kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren Mahkemeye gönderilmesine,
18.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!