10. Hukuk Dairesi 2024/1653 E. , 2024/6886 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2023/40 E., 2023/362 K.
KARAR : Kısmen Kabul
Taraflar arasındaki 5434 sayılı Kanun kapsamında geçen fiili hizmet zammı süresi dikkate alınarak yaşlılık aylığı tahsisi ve aylıkların yasal faizleri ile davalı Kurumdan tahsili gerektiğinin tespiti davasında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının Türk Silahlı kuvvetleri bünyesinde subay (pilot) olarak çalıştığı, istifa ederek ayrıldığı, THY'den çalışmaya devam ettiği, hizmetlerinin birleştirilmesi ve yıpranmaya tabi fiili hizmet süresi tespit edilerek sigorta başlangıç tarihli ve yaş haddinden geriye çekilerek emeklilik tarihinin tespit edilmesi için Kuruma müracaat ettiği, Kurum tarafından fiili hizmet zammının hesaplanarak süresine eklendiği, hizmet başlangıcının geriye eksik çekildiği, yaş haddinden indirim yapılmadığı iddiasıyla fiili hizmet zammının sigorta başlangıç tarihinden geri çekilmesine, bulunacak emeklilik yaş haddinden de düşülerek emeklilik tarihinin 11.07.2018 olarak tespitine, bu tarihten sonra hak kazandığı aylıkların faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının istifa tarihine kadar 4/c kapsamında bu tarihten sonra 4/a kapsamında sigortalı olduğu, hizmetlerinin birleştirilmesi halinde fiili hizmet zammının eklenmesinin söz konusu olmadığı, yaş haddinden indirilecek sürenin yarısı olduğu, dava tarihinden sonra ki bir tarihin emeklilik tarihi olarak tespitinin mümkün olmadığı savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesi tarafından 27.11.2019 tarihli ve 2018/274 Esas, 2019/417 Karar sayılı karar ile 22.09.1971 doğumlu davacının sigorta başlangıç tarihi 15.10.1989 olup 3 yıl 10 ay 15 günlük fiili hizmet zammı süresi kadar geriye götürüldüğünde sigortalılık başlangıç tarihinin 01.01.1986 olacağı olduğu 506 sayılı Kanunun geçici 81/B - h bendi uyarınca yaşlılık aylığından faydalanması için yaşının 49 olması gerektiği, davacının yaş ve prim gün sayısı şartını taşıdığı, 3 yıl 10 ay 15 gün fiili hizmet süresi zammının yaş haddinden indirilmesi durumunda 22.09.1967 tarihine ulaşılacağından davacının yaş koşulunu 22.09.2016 tarihinde tamamlandığı, bu tarihten itibaren yaşlılık aylığına hak kazandığı, davacının yaşlılık aylığı tahsis talebi olan 11.07.2018 tarihinde prim ödeme günü sigortalılık süresi ve yaş koşulunu yerine getirdiğinden takip eden 01.08.2018 tarihinden itibaren yaşlılık aylığına hak kazandığının tespitine, hak kazandığı tarihten itibaren kuruma başvurup aylıklarını talep ettiği görüldüğünden hak kazandığı aylıkların yasal faizi ile birlikte ödenmesi gerektiğinin tespitine karar vermek gerektiği gerekçesiyle açılan davanın kabulü ile, davacının 3 yıl, 10 ay, 15 günlük fiili hizmet zammı süresinin sigorta başlangıç tarihinden ve yaş haddinden indirilmesi gerektiğinin tespitine, yaşlılık aylığı tahsis talebinde bulunduğu 11.07.2018 tarihini takip eden ilk ay başından itibaren aylık almaya hak kazandığının tespitine, bu tarihten itibaren hak kazandığı aylıkların yasal faizi ile ödenmesi gerektiğinin tespitine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin 27.11.2019 tarihli ve 2018/274 Esas, 2019/417 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesi tarafından 30.09.2021 tarihli ve 2020/166 Esas, 2021/1228 Karar sayılı karar ile İlk Derece Mahkemesince davacının davasının kabulüne karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı herhangi bir yön görülmediği, (sosyal güvenlik hakkına ilişkin olması nedeni ile yaşlılık aylığı bağlanmasına ilişkin davaların hak düşürücü süreye tabi bulunmadığı ve bilirkişi raporunda yapılan hesaplama hatalarının sonuca herhangi bir etkisinin bulunmadığı da gözetilmek sureti ile) gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. İlk Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin 30.09.2021 tarihli ve 2020/166 Esas, 2021/1228 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizce 28.12.2021 tarihli ve 2021/11763 Esas, 2021/16763 Karar sayılı ilamla aşağıdaki gerekçeyle Bölge Adliye Mahkemesi kararı kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur:
"...mahkemece, 2829 sayılı Yasa kapsamında hizmetleri birleştirilen ve 506 sayılı Yasa kapsamında tahsis koşulları uyuşmazlık konusu olan, davacının 5434 sayılı Yasanın 32. vd. maddeleri hükümlerince hak kazandığı 'fiili hizmet zammının' tahsis koşullarından olan yaş haddinden indirilmesine ilişkin kabul, 506 sayılı Yasanın Ek 39'uncu maddesi karşısında yerinde ise de, 5434 sayılı Yasada yer alan 'fiili hizmet zammının', iştirakçilerin görev yaptıkları süreler boyunca ve tam kesenek vermek suretiyle geçirdiği sürelere ilişkin olarak yapılan ek bir zam niteliğinde olduğu ve fiili hizmet süresine eklenmesi gerektiği, buna göre eklenen bu hizmetin, iştirakçilerin fiili hizmet süresini, emeklilik ikramiye miktarını ve emekli aylığı bağlama oranını artırdığı ve yaş haddinden de 8 yıla kadar indirim sağladığı, 5434 sayılı Yasanın 11. kısmında 35 vd. maddelerinde ayrıca düzenlenmiş olan 'itibari hizmet' sürelerinin de, istekle emekliye ayrılmak için gerekli olan, kadınlarda 20, erkeklerde 25 hizmet yılının hesabı ve emekli ikramiyesinin hesaplanmasında bu sürenin dikkate alınmayacağı, ancak keseneklerin iadesinde, toptan ödeme yapılmasında ödenecek paranın ve aylık bağlanmasına hak kazanılması halinde bağlanacak aylığın oranının artmasına etki ettiği dikkate alınarak, 5434 sayılı Yasanın 32.vd. maddelerinde düzenlenmiş 'fiili hizmet zammının', 506 sayılı Yasadaki ve içtihadı birleştirme kararı gereğince sadece sigortalılık süresine eklenmesi gereken 'itibari hizmet' süresinden farklı bir kavram olduğu açıkça anlaşılmakta olduğundan, bu sürenin 506 sayılı Yasa kapsamında tahsise esas sigortalılığın başlangıç tarihinden geriye çekilmesi mümkün değildir. Başka bir deyişle, 5434 sayılı Yasa kapsamında hak kazanılan 'fiili hizmet zammının' kişilerin fiili hizmetine eklenmesi gerektiği söylenebilir ise de, birleşen hizmetler sonrasında, 506 sayılı Yasanın 60. ve geçici 81. maddesindeki yaşlılık aylığı bağlanmasına ilişkin koşullar bakımından uygulama yapılırken, sigortalılık süresi yönünden, kişinin sigortalılık başlangıç tarihiden geriye doğru ekleme yapılması ile sigortalılık başlangıç tarihinin geriye çekilmesi suretiyle, ek bir sigortalılık süresine veya başkaca bir uygulama yapılmasına imkân vermediği hususu dikkate alınmalı ve buna göre tahsis koşulları yeniden irdelenmeli, sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, mahkemece yazılı şekilde hüküm tesisi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Kabule göre de; aylıkların geç ödenmesi nedeniyle işleyen faizler bakımından, 5510 sayılı Yasa’nın 42. maddesinin 'Kurum, sigortalıya veya hak sahiplerine bağlanacak gelir, aylık veya toptan ödemeleri, gerekli belgelerin ve incelemelerin tamamlandığı tarihten itibaren en geç üç ay içinde hesap ve tespit ederek sonuçlarını yazı ile bildirir.' hükmü uyarınca, Kurum'un, yaşlılık aylığı tahsis tarihini takip eden 3 aylık sürenin sonundan itibaren faiz alacağı ile sorumlu tutulacağı nazara alındığında, mahkemece bu durumun dikkate alınmaması ve infazda tereddüt uyandıracak şekilde karar verilmesi de, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir..."
B. İlk Derece Mahkemesince İlk Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesi tarafından 12.10.2022 tarihli ve 2022/25 Esas, 2022/343 Karar sayılı kararı ile davacının sigortalılık başlangıç tarihinin 15.10.1989 olduğu, fiili hizmet zammı süresinin ise 3 yıl 10 ay 15 gün olduğu, sigortalı başlangıç tarihi dikkate alındığında 23.05.2002 tarihi itibariyle sigortalılık süresi 12 yıl 7 ay 8 gün olduğundan, 506 sayılı Kanunun Geçici 81/B-h bendine göre yaşlılık aylığı tahsis koşullarının 25 yıl sigortalılık süresinin bulunması, 51 yaşın doldurulmuş olması ve 5450 prim ödeme gün sayısının bulunması olduğu, dava konusu tahsis talebi tarihi (11.07.2018) itibariyle sigortalılık süresi ve prim ödeme gününe ilişkin yasal koşullar yerine getirilmekle birlikte 22.09.1971 doğumlu olan davacı yönünden 22.09.2022 tarihinde sağlanan yaş koşulunun, 3 yıl 10 ay 15 gün olan fiili hizmet süresinin (sigorta başlangıç tarihinden indirilmeyip sadece) yaştan indirilmesi halinde 07.11.2018 tarihinde sağlanmış olacağı, bu nedenle tahsis talebi tarihi (11.07.2018) ve dava tarihi (31.07.2018) itibariyle davacının yaşlılık aylığına hak kazanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
C. İkinci Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin 12.10.2022 tarihli ve 2022/25 Esas, 2022/343 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizce 13.11.2022 tarihli ve 2022/13466 Esas, 2022/15866 Karar sayılı ilamla aşağıdaki gerekçeyle İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur:
"...mahkemece, uyulan bozma ilamı sonrasında davacının istemi hakkında tahsis talebi tarihi (11.07.2018) itibariyle sigortalılık süresi ve prim ödeme gününe ilişkin yasal koşullar yerine getirilmekle birlikte 22.09.1971 doğumlu olan davacı yönünden 22.09.2022 tarihinde sağlanan yaş koşulunun, 3 yıl 10 ay 15 gün olan fiili hizmet süresinin (sigorta başlangıç tarihinden indirilmeyip sadece) yaştan indirilmesi halinde 07.11.2018 tarihinde sağlanmış olacağı, bu nedenle tahsis talebi tarihi (11.07.2018) ve dava tarihi (31.07.2018) itibariyle davacının yaşlılık aylığına hak kazanmadığı değerlendirilerek tahsis talep tarihi ve dava tarihi nazara alınarak sübut bulmayan davanın reddine dair karar verilmiş ise de, tahsis yapılmasına ilişkin eldeki davada, Kuruma başvuruda bulunulduğu tarih veya dava tarihi itibarıyla tümüyle oluşmayan tahsis koşullarının yargılama aşamasında gerçekleşmesi durumunda, özellikle, Anayasa’nın 141. maddesindeki, davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasının, yargının görevi olduğunu belirten hüküm, 6100 sayılı Kanunun 'Usul ekonomisi ilkesi' başlıklı 30. maddesinde yer alan, hâkimin, yargılamanın kabul edilebilir süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlü olduğu yönündeki düzenleme, sosyal koruma, dayanışma, sosyal denkleştirme ve zorunluluk ilkelerine dayanan sosyal sigortalar, bireyin onuru ile kişiliğinin geliştirilmesi için kaçınılmaz ekonomik, sosyal ve kültürel hakların doyurulması temeline dayanan sosyal güvenlik hukukunun ilkeleri dikkate alındığında, bütün şartların yerine getirildiği tarihi izleyen aybaşından itibaren aylığa hak kazanıldığının tespitine ilişkin hüküm kurulması, kuşkusuz, yargılama aşamasında gelir/aylık bağlama koşulları gerçekleşen sigortalı yönünden tahsis talep günü itibarıyla şartlar oluşmamakla Kurumun dava açılmasına sebep olan herhangi bir haksız işleminin de söz konusu bulunmadığı gözetilerek yargılama giderlerinin taraflar arasında paylaştırılıp vekil ile temsil olunan davalı Kurum yararına da avukatlık ücreti belirlenmesi gereği de bozma sonrası yapılacak yargılamada dikkate alınmalı ve buna göre bir karar verilmelidir..."
D. İlk Derece Mahkemesince İkinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesi tarafından yukarıda tarih ve sayısı belirtilen karar ile davacının sigortalılık başlangıç tarihinin 18.10.1989 olduğu, 11.07.2018 tarihinde yaşlılık aylığı tahsis talebinde bulunduğu, tahsis talebi tarihi itibariyle toplam 11.473 prim ödeme gününün bulunduğu, 22.09.1971 doğumlu olan davacının tahsis tarihi itibariyle yaşının 46 yıl 9 ay 19 gün olduğu, 506 sayılı Kanun'un Geçici 81/B-h bendine göre yaşlılık aylığı tahsis koşullarının, 25 yıl sigortalılık süresi, 51 yaş ve 5450 prim ödeme günü şeklinde olduğu, tahsis tarihi itibariyle davacı yaş koşulu dışındaki şartları taşıdığı, yaş koşulunun ise 22.09.2022 tarihinde gerçekleşeceği, davacının yaşından 3 yıl 10 ay 15 gün olan fiili hizmet zammı düşüldüğünde yaş koşulunu 07.11.2018 tarihinde tamamladığı, bu nedenle takip eden 01.12.2018 tarihinden itibaren yaşlılık aylığına hak kazandığı, öte yandan tahsis yapılmasına ilişkin eldeki davada, Kuruma başvuruda bulunulduğu tarih veya dava tarihi itibarıyla tümüyle oluşmayan tahsis koşullarının yargılama aşamasında gerçekleşmesi durumunda, konuya ilişkin yasal mevzuat ve Yüksek Mahkeme'nin yerleşik içtihadı gözetilerek yargılama giderlerinin taraflar arasında paylaştırılıp vekil ile temsil olunan davalı Kurum yararına da avukatlık ücreti belirlenmesi gereğinin de bozma sonrası yapılacak yargılamada dikkate alınması ve buna göre bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile, davacının 3 yıl 10 ay 15 gün fiili hizmet süresinin, sigorta başlangıç tarihinden geri çekilmesi ve yaş haddinden indirilmesi gerektiğinin tespitine, davacının 3 yıl 10 ay 15 günlük fiili hizmet süresinin, sigorta başlangıç tarihinden geri çekilmesi ve yaş haddinden indirilmesi neticesinde emeklilik tarihinin (emekliliğe hak kazanıldığı tarihin) 07.11.2018 olduğunun tespitine, davacının emekliliğe hak kazandığı 07.11.2018 tarihini takip eden ay başından (01.12.2018) tarihinden itibaren 506 sayılı Kanun kapsamında yaşlılık aylığı bağlanması ve 01.03.2019 tarihinden itibaren başlamak üzere hak edilen yaşlılık aylıklarına yasal faiz işletilmesi gerektiğinin tespitine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
VI.TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; fiili hizmet zammı süresinin sigorta başlangıç tarihinden geriye çekilemeyeceği, Kuruma başvuru şartının yerine gelmediği, hak düşürücü sürenin geçtiği, tespit ve alacak isteminin tek dava olarak görülemeyeceği, Kurum aleyhine vekalete hükmedilmemesi gerektiği iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur.
2.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; bilirkişinin davacının hukuki durumunu yanlış belirlediği, davacının yaşlılık aylığı tahsisi için 50 yaşına tabi olduğu, davacının başvuru tarihinde tahsis koşullarını taşıdığı, benzer durumda olan kişilerle farklı uygulama oluşturulduğu ve adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur.
C.Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, 5434 sayılı Kanun kapsamında geçen fiili hizmet zammı süresi dikkate alınarak yaşlılık aylığı tahsisi ve aylıkların yasal faizleri ile davalı Kurumdan tahsili gerektiğinin tespiti davasıdır.
2.İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun Geçici 7 ile 40; 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu'nun 31 ilâ 36 ve Geçici 205; 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun Geçici 81, Ek 5, Ek 6, Ek 39 ve Geçici 81 ile 2829 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumlarına Tabi Olarak Geçen Hizmetlerin Birleştirilmesi Hakkında Kanun'un 4 ve 8 inci maddeleri ilgili hükümlerdir.
3. Değerlendirme
1.Temyiz olunan nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen kararın, bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
24.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!